NATO Zirve’sinde, Trump’ın korumalarına tek başına direndi…

36. NATO Ankara Zirvesi bitti. Ancak, yankıları sürüyor. Biri hariç, yaşanan pek çok olay kamuoyuyla paylaşıldı. Belki bir Gazeteci yazar diye bekledim. Ancak kimse yazmayınca benim de içinde olduğum, bana göre “skandal” bir olayı sizlere aktarmak istiyorum.

Abone Ol

Dünyanın birçok ülkesinde Gazetecilik yapan bir kişi olarak, Beyaz Saray’ın korumaları ile basın çalışanlarının dünyanın neresinde olursa olsun, “neler yapabileceğini” ortaya koyması açısından önemli bir deneyim oldu.

Zirvenin ikinci ve son günüydü.

Çalışmaların tamamlandığının işareti olan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin basın toplantısı ve en önemlisi “Ortak Deklarasyon”un yayımlanması bekleniyordu.

Saat 15.00 civarında Rutte’nin basın toplantısı anons edildi.

Zirveyi izleyen yerli ve yabancı 3 bin Gazetecinin ağırlandığı Millet Kütüphanesi’nin -2 katındaki en büyük salona indik.

Salon tamamen doldu.

Canlı yayın ekipleri, kameramanlar ve foto muhabirleri tripodları ile teknik altı yapı hazırlıklarını tamamladı.

Rutte, NATO Zirvesi için hazırlanan kürsüde basın toplantısını yaptı.

Rutte salondan çıkarken, ABD Başkanı Donald Trump’un da basın toplantısı yapacağı anons edildi. Ve gazetecilerin salondan ayrılmamaları söylendi.

500 Gazeteci salondan neden çıkarıldı?

Anonstan hemen sonra salona, Beyaz Saray basın bürosunun kadın çalışanları ile “Başkan” filmlerinden izlediğimiz, o dev gibi zenci korumalar daldı.

Rutte’nin basın toplantısı yaptığı kürsü kaldırıldı. Yerine, üzerinde ABD Başkanlık Arması olan yeni bir konuşma kürsüsü getirildi. Yerlere çömelen zenci korumalar, gazetecilerin görmemesi için perdeler gererek, sahnede montajlar yaptı.

Ardından 6 adet Amerika Bayrağı, kürsünün hemen arkasına, kameraların açısına göre ayarlanarak itina ile yerleştirildi.

Trump’ın basın toplantısı için sahne çalışmaları devam ederken, gazetecilerden salonu boşaltmaları istendi. Kamera ve Tripod dahil tüm ekipmanları ile çantalarını da yanlarına almaları anons edildi.

Salonda 500 gazeteci vardı. Tüm ekipmanlarını yerleştirmiş kontrollerini yapmış, Trump’ı bekliyorlardı.

İngilizce ve Türkçe anonslarla “acele etmeleri” istendi.

Salonun en ön kısmındaki koltuklarda “yer kapan” gazeteciler, yerlerini kaybedecekleri için itiraz etmeye kalktı.

Ancak, Amerikalılardan “hayır” cevabını aldılar.

Gazeteciler salonu boşaltmak istemedi. Ağır hareket ederek, salondan çıkmak için isteksiz davranmaya başlayınca Amerikalı görevliler, bu defa gazetecilere eşyalarını salonda bırakabileceklerini söyledi.

Salonu neden boşaltmaları gerektiğini soran gazetecilere ise Beyaz Saray görevlileri cevap bile vermedi. Amerikan filmlerinde izlediğimiz, Beyaz Saray koridorlarında yaşananlar Ankara’ya taşınmıştı.

Güvenlik önlemleri dahil hiçbir gerekçe gösterilmeden, 500 gazeteciye sadece “çıkın dışarı” anonsları yapıldı.

Ağır hareketlerle kapıya gidenler de acele etmeleri için arkalarından iteklenmeye başlandı.

Başından beri bu yaşananlara tepki gösterdim.

Salonda 500 gazeteci olduğunu söyledim. Neden çıkarıldığımızı sorgulamaya çalıştım. Dışarı çıkarılan gazetecilerin Rutte’nin basın toplantısında oturdukları yerlerini kaybedeceklerini söyledim.

Salondan çıkartılan, basın federasyonu başkanı Sinan Burhan’a müdahale etmesini, gazetecilere “sahip” çıkmasını söyledim. Ancak ondan da “Amerika, dünyanın sahibi” cevabını aldım.

Sahne Trump için hazırlanırken, 500 gazeteci dışarı çıkartıldı.

Salonda Gazeteci olarak sadece ben kaldım

Amerikalı korumalar ile Beyaz Saray basın görevlileri, benim de dışarı çıkmam için emirler yağdırıyordu.

“Neden?” diye sordum. Çıkmayacağımı ve burada kalacağımı söyledim.

Cep telefonu ile yaşananları kaydetmeye başladım.

Bana bağıran basın görevlisini çektim.

Kadın beyaz saray görevlisi biraz daha sinirlendi ve “Hepiniz çıkacaksınız” diye bağırmaya başladı. Bu sırada, bir Amerikalı koruma sırtımdan hafifçe iteklemeye başladı

Amerikalı beyaz saray görevlisi ile aramızda şu konuşma geçti:

“Siz kimsiniz, neden gazetecileri salonda çıkartıyorsunuz?” diye sordum.


Amerikalı kadın, “Fark eder mi?” diye cevap verdi.

Ardından “Ben Beyaz Saray görevlisiyim. Benimle tartışabilirsin veya gidebilirsin” dedi.

“Ben de gazeteciyim. Bu insanların hepsi da Gazeteci” diye cevap verdim.

Aynı Amerikalı “gidebilirsin” diye emir verdi.

Ben, “Hayır gitmiyorum. Burada kalacağım” dedim

Sert davranmıyor, sadece bağırıyorlardı.

Aynı Amerikalı, korumaların yanına gitti. Benim yaka kartımı gösterdi ve “This Guy” (Bu adam) diyerek beni işaret etti.

Yaka kartımın incelendiğini sanıyorum.

Salonda güvenlik araması yapılmadı

500 gazetecinin neden salondan çıkartıldığı anlaşılamadı.

Salon boşaldıktan sonra köpekli veya insanlı bir güvenlik taraması da yapılmadı. Sahne çalışmalarının görülmesi istenilmedi ise, Trump için kürsü ve bayrak değişimi ile diğer çalışmalar neden gazeteciler içerideyken yapılmaya başlandı.


Bir güç gösterisi miydi? Bilemiyorum.

Ama daha sonra yaşadıklarım sonucu, Trump ile birlikte seyahat eden, Amerikalı gazeteciler için salonun boşaltıldığını tahmin ediyorum.

Boşalan salona önce Amerikalı Gazeteciler alındı

Beni salondan çıkarmayı başaramayan Amerikalı görevliler, benimle uğraşmayı bıraktılar.

Gazetecileri salona tekrar almaya başladılar. Ancak toplu halde değil. Önce Amerikalı gazetecileri ve Trump’ın uçağında gelen medya kuruluşlarının temsilcilerini tek tek anons ederek içeri davet ettiler.

Dışarı çıkarılan gazeteciler kapının önünde bekletilirken, önce Amerikalı gazeteciler ve Trump'ın uçağında gelen medya kuruluşlarının temsilcileri tek tek anons edilerek salona çağrıldı.

Beyaz Saray’ın kadın görevlisi, “ismini okuduklarım, çağırdıklarım içeri gelsin” diyerek Amerikalı gazetecilere seslendi.

İsimlerini okuduğu CNN, CBS, NBC Washington Post, Reuters gibi Amerikalı medya kuruluşlarının muhabirlerini salona aldı.

Amerikalı gazetecilerin içeri girmesine engel olan kapıdaki diğer gazeteciler, “çekilin” diyerek yol açtılar.

Hiçbir Gazeteci bu duruma tepki göstermedi, itiraz etmedi.

500 gazetecinin salondan neden çıkarıldığı, salonun neden boşaltıldığı anlaşılmıştı.

Amaç, ABD Başkanı Trump’la seyahat eden Amerikalı gazetecileri en ön sıralara, Trump’ın görüş alanına girecek şekilde oturtmaktı. Çünkü, ABD Başkanı, basın toplantısı sırasında onlara soru sorma hakkı verecekti…

Amerikalı gazeteciler, basın toplantısını izleyecekleri en güzel yerlere yerleştirildi. Daha sonra diğer gazetecilerin salona girmelerine izin verildi.

Trump 2,5 saat bekletti

Gazeteciler, yeniden salona alındı. Sahne çalışmaları Trump için tamamlandı. Ancak ABD Başkanı’nın ne zaman salona geleceği, basın toplantısının saati belli değildi.

Trump’ı bekleme süresi, Mark Rutte’nin salondan ayrılmasından itibaren tam 2,5 saat sürdü.

Sonunda, sahneye çıkan ABD Başkanı her zaman olduğu gibi yüzünü bize dönerek “hazırola” geçti ve kafasını öne eğerek bizi selamladıktan sonra kürsüye çıktı.

Erdoğan için salon boşaltılmadı

ABD Başkanı Donald Trump’tan sonra aynı salonda basın toplantısı yapma sırası Cumhurbaşkanı Erdoğan’a geldi. Erdoğan için de sahne hazırlandı. Trump’ın kürsüsü kaldırıldı, Erdoğan’ın kürsüsü getirildi. Amerika Bayrakları yerine Türk Bayrakları konuldu.

Ancak tüm bu hazırlıklar 500 gazeteci rahatsız edilmeden, salon boşaltılmadan yapıldı.

{ "vars": { "account": "G-E7JE8FH3KL" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }