Sıra Bize Gelince Anladık Ki Herkesin Her Şeyine Koşulmazmış

İnsan, çoğu zaman iyiliğin karşılıksız olduğuna inanarak yaşar. Bir telefon geldiğinde koşar, bir ihtiyaç olduğunda el uzatır, bir sıkıntı duyduğunda kendi işini bırakıp başkasının derdine ortak olur. Çünkü bilir ki hayat, dayanışmayla güzeldir.

Abone Ol

Ne var ki zaman, bazen en sert dersleri sessizce verir.

Sıra bize geldiğinde, kapısını aşındırdığımız insanların birçoğunun ortada olmadığını görürüz. Dün bizim omzumuzda yükünü hafifletenler, bugün bizim yükümüzü görmezden gelir. İşte o an, insanın içini kıran yalnızlık değil; verdiği değerin aynı karşılığı bulamamasıdır.

Elbette yapılan her iyiliğin karşılığını beklemek doğru değildir. Ancak vefa, insan olmanın en temel erdemlerinden biridir. Bir "Yanındayım." demek, bazen saatlerce verilen emeğin karşılığı olabilir. Mesele maddi destek değil; hatırlanmak, önemsenmek ve yalnız bırakılmamaktır.

Hayatın en büyük öğretmenlerinden biri de tecrübedir. Ve tecrübe bize şunu fısıldar: Herkes için kendini tüketmek, fedakârlık değil; bazen kendi değerini unutmak demektir. Yardım etmek güzeldir ama sınırlarını bilmek de bir o kadar önemlidir. Kendini yok sayarak başkalarını var etmeye çalışmak, sonunda insanı tükenmişliğe götürür.

Belki de bu yüzden, "Sıra bize gelince anladık ki herkesin her şeyine koşulmazmış." cümlesi sadece bir serzeniş değil, hayatın içinden süzülmüş bir gerçektir. Bundan sonra iyilik yapmaktan vazgeçmek değil mesele; iyiliği hak edenle paylaşmayı öğrenmektir.

Çünkü insan önce kendine karşı sorumludur. Kendi huzurunu, sağlığını ve emeğini koruyabildiği sürece başkalarına da fayda sağlayabilir. Aksi hâlde, herkese yetişmeye çalışan ama sonunda kendine yetişemeyen birine dönüşür.

Hayat, kimin gerçekten yanında olduğunu en çok ihtiyaç duyduğunuz anda gösterir. O yüzden kırgınlıklar bazen bir son değil, doğru insanları tanımaya açılan yeni bir başlangıçtır.

{ "vars": { "account": "G-E7JE8FH3KL" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }