Türk Tarımı ve Sürdürülebilir Gerçeklik

23 Şubat 2021 Salı 11:35
2 Okunma
Türk Tarımı ve Sürdürülebilir Gerçeklik

Türkiye'nin tarım politika ve uygulamalarını, birçok eksiklik ve hatalara rağmen, genel olarak olumlu değerlendiriyorum. Ancak bu aşamada şu değerlendirmeyi yaparken bile, karşı karşıya kaldığımız zorluklar var. Maalesef Türkiye'de tarım ve gıda sektörü aşırı düzeyde siyaset ve ideolojiye alet ediliyor.
Bu anlamda çok ciddi bir bilgi kirliliği söz konusu. Dolayısıyla popülizm ve ajitasyon penceresinden bakıldığında asla sağlıklı bir analiz ve değerlendirme yapmanız mümkün olamıyor. Oysa Türk tarım sektörü bütün yapısal ve konjonktürel sorunlarına rağmen son dönemde büyük bir dönüşüm geçirdi ve hâlâ bu süreç tamamlanmış değil, devam ediyor.

Bunu çok geniş anlamda, 'buğday' ekonomisinden 'süt' ekonomisine geçiş yapıyor diye adlandırabiliriz. Bunu yaparken, buğday gibi çok stratejik ve önemli bir ürünümüzü küçümsediğim anlaşılmamalı. Ama bir dönem Türkiye'nin en değerli tarım ürünü buğday iken, artık en değerli ürün süt haline geldi. Bu aslında dünyada da böyle. Artık tarım ve gıdada, teknolojiye dayalı mekanizasyonun da desteğiyle, yüksek katma değerli ürünler stratejik hedef konumunda ele alınıyor. Öyle de olmalı zaten...

POTANSİYEL ÇOK BÜYÜK
 
Diğer ülkelerden ayrışma konusuna gelince; Türkiye tarımsal hasıla itibarıyla dünyada ilk 10 ülke arasında. Yukarıda sadece başlığını verdiğim, "Yapısal ve konjonktürel sorunlar" açısından konuya girilirse, ciddi sıkıntılarla yüz yüze olduğumuz bir gerçektir. Ancak Türkiye'nin dünya tarım liginde bulunduğu yer de aslında büyük bir başarı olarak görülmeli.
 
Çünkü tarım ve gıda sektörü performansı bakımından, Türkiye'nin önünde olan ülkelerin hemen hepsi hem yüzölçüm hem de ekilebilir tarım alanları ve nüfus yönünden Türkiye'den çok daha fazla. Türkiye'nin buna rağmen ortaya koyduğu performansı takdir etmemek mümkün değil. Çok özetle, Türkiye'nin özellikle komşu ülkelerden farkı çok güçlü bir üretim potansiyeline sahip olmasıdır. Anadolu coğrafyasının 300 milyon insanı besleyecek bir üretim yapısı ve çeşitliliğini içermesi de bilinen bir ekonomik olgudur.

GIDA SANAYİ
 
Gıda güvenliği yönünden Türkiye'nin güçlü yanı, giderek etkinliğini ve üretim kapasitesini yeni teknolojiler ile birlikte artıran gıda sanayiidir. Bir yandan yeterli ham madde avantajı ve diğer yönden hızlı modernleşmenin yanı sıra ihracat performansını giderek yükselten Türk gıda sektörü bir güvence oluşturuyor. Ancak asıl avantaj tabii Türkiye'nin büyük tarımsal üretim gücüdür.
 
Gıda güvenliğinin zayıf yönleri ise, tarım sektöründe kayıt dışılığın hâlâ ciddi oranda varlığını koruyor olması, son dönemde önemi daha iyi anlaşılan ambalajlı gıda ürünlerinin tüketimi konusunda yeterli tüketici bilincinin olmaması ve gıda imalat sanayiinde faaliyet gösteren işletmelerin büyük çoğunluğunun çok küçük ölçekli olmaları şeklinde sayılabilir.

KENDİNE YETERLİ OLMA
Bir ülkenin tarım ve gıdada kendine yeterli olup olmaması çok tartışmalı bir konudur. Bir yönüyle bakarsanız, dünyada kendine yeterli ülke yoktur, olması da beklenemez. Söz gelimi dünyada en tarım ve gıda ürünü ihraç eden ilk 2 ülke olarak ABD ve Hollanda aynı zamanda çok ciddi miktarda ithalat yapan ülkelerdir. Fakat diğer yandan bunlar, yukarıda da altını çizdiğim üzere, fazlasıyla siyasi ve ideolojik açıdan istismar edilir olmaya başladı. Bizim esas ihtiyacımız tarım ekonomisini tartışmak olmalı. Ekonomik akıl ve analiz ile birlikte güncel rakam ve istatistiklere dayalı değerlendirmelere ihtiyacımız çok fazla. Ama biz özellikle sosyal medya ve kamuoyunda tarım ve gıda alanında bilgiye dayalı fikirler ile tartışmak yerine ısrarla içi boş sözler söylemeye devam ediyoruz. Başka bir ifadeyle tarım ve gıdada akıl almaz bir bilgi kirliliği ile karşı karşıyayız.
 
Şimdi son soru ile birleştirerek değerlendirmek istiyorum; Türkiye'nin tarımsal hasıla itibarıyla zaten dünyada ilk 10'da olması bize bu hususta çok net bir resim çiziyor. Yani Türkiye 193 ülkeye 1827 çeşit tarım ve gıda maddesi ihraç eden bir ülke. 
 
Bu elbette çok önemli ve sevindirici. Ancak halihazırda 20 milyar dolara ulaşan ihracat rakamı da sahip olunan potansiyelin çok altında kalan bir performans şeklinde kabul edilmeli. Türkiye bu rakam ile daha fazla devam edemez. Tarım ve gıda ihracatı tam anlamıyla bir politika tercihi olarak sadece Tarım ve Orman Bakanlığının değil Hükümet gündeminde ele alınarak bir yol haritası hazırlanmalıdır. Daha önce 2023 yılı için belirlenen 40 milyar dolarlık hedefe ulaşılması mümkün görünmüyor. Öyleyse yeni ve gerçekçi hedef ne olmalıdır? Bu mutlaka ve hemen tartışılarak karara bağlanmalı diye düşünüyorum.

SORUNLARDA GERÇEKÇİ OLMAK
 
Diğer yandan şahsen, tarım sektörü için "Sürdürülebilir gerçeklik" biçiminde tanımladığım bir kavram var. Türkiye, kamuoyunda genel kabul görmüş fikirlerin aksine, tarım ve gıdada kendine yeterli bir ülkedir. Ayrıntıya girmiyorum ama rakamlar apaçık ortada. Bitkisel ve hayvansal üretim sürekli artıyor.
 
Bu çerçevede, "Sürdürülebilir gerçeklik" de çok kısaca şu anlama geliyor; artık bu sektörde, 'üretimi artıralım', 'tarımı destekleyelim' ve/veya benzeri söylemler yerine Türk tarımının mevcut yapısını olduğu gibi kabul etmek ve "Sürdürülebilir gelişme ve dönüşüm"ü bu kabul üzerine inşa etmek gerekiyor. Bu konunun uzun bir ayrıntısı var, ben çok somut bir örnek vererek tamamlamak istiyorum.
 
Türk tarımı milyonlarca küçük çiftçi ailesinin varlığına dayanıyor. Burada stratejik önemi olan husus, küçük çiftçileri tek tek desteklemek değil, "Küçük çiftçilik sistemi"ni bir bütün olarak ele almak ve "Sürdürülebilir gerçeklik" anlayışı esasıyla makro tarımsal politikalar geliştirmek ve uygulamaktır.

TARIM SAYIMI
 
Son olarak, Tarım Sayımı konusu üzerinde de durmak isterim. En son 2001 yılında yapılmış olan Tarım Sayımının bir an önce gerçekleştirilmesinde büyük fayda olacaktır. Tarım ve gıda sektörünün yenilenmiş ve güncelleştirilmiş veriler üzerinden ele alınması, yakın ve uzun vade için ulusal ekonomi açısından da önemli sonuçlar doğuracaktır.

MUTLAKA İHRACAT
 
Türkiye tarım ve gıda ihracatına özel bir önem vermeli, Ar-Ge ve yüksek teknolojiye dayalı tarım ve gıda sanayii ihracatında hayli avantajlı ve rekabetçi bir ülke olma gücümüzün çok fazla olduğu gerçeği mutlaka göz önüne alınmalıdır...

BÜYÜK HEDEF 'AKILLI TARIM ÜLKESİ' OLABİLMEK
 
Son tahlilde, Türkiye'nin asıl vizyonu, "Akıllı Tarım Ülkesi" (Smart Ag-Country) hedefine ulaşmak olmalıdır.
 
Bence dünyada bugüne kadar sadece iki ülke, ortaya koydukları politika öncelikleri, seçenekleri ve uzun vadeli planlamalar ile "Akıllı Tarım Ülkesi" konumuna erişmeyi başarabilmişlerdir. Bunlar Hollanda ve Yeni Zelanda'dır. Üçüncü ülke neden Türkiye olmasın? Bunu mutlaka tartışmalıyız...

İsmail UĞURAL
Tarım Gazetecileri ve Yazarları
Derneği Başkanı

 
 

Son Güncelleme: 19.04.2021 12:53
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner4