Üreten İflasa Tüketen Vitrine Bakıyor

Ulusal Süt Konseyi (USK), geçtiğimiz haftalarda merakla beklenen çiğ süt tavsiye fiyatını açıkladı: 1 Mayıs 2026 itibarıyla litre başına 24,30 TL. Rakam kâğıt üzerinde bir "güncelleme" gibi dursa da, ahırdaki gerçekler bu rakamın çok ötesinde bir yangını işaret ediyor. Açık konuşalım; bu fiyat üreticiye nefes aldırmak bir yana, sektörü topyekûn bir tasfiyeye sürüklemekten başka bir işe yaramayacak.

Abone Ol

Maliyet Çarkı Üreticiyi Öğütüyor

Bugün bir üreticinin sabah ezanıyla girdiği ahırda karşılaştığı tek şey inekleri değil; her gün katlanarak artan faturalar. Yem fiyatları artık bir gider kalemi olmaktan çıktı, başlı başına bir servet değerine ulaştı. Elektrik, mazot ve işçilik maliyetlerindeki durdurulamaz yükseliş, üreticinin elini kolunu bağlamış durumda.

Sektörde "1 kg süt satıp 1,5 kg yem alma" dengesi (süt/yem paritesi), artık ütopik bir hayalden ibaret. Üretici sattığı sütle hayvanının karnını doyuramıyor ki kendi evine ekmek götürebilsin.

"Neden Yapayım?" Sorusunun Ağırlığı

Şimdi iğneyi kendimize, çuvaldızı sisteme batıralım. Bu şartlar altında üretim yapmaya çalışan bir çiftçi, her sabah aynaya bakıp kendine şu soruyu soruyor: "Ben bu işi neden yapıyorum?" Zarar etmek için mi? Borç batağında boğulmak için mi? Yoksa sadece bir geleneği yaşatmak uğruna ömrünü tüketmek için mi?

Bu sorunun cevabı verilmediği sürece, hiçbir genç babasından bu bayrağı devralmayacak. Devralmıyor’ da. Babasının perişanlığını, emeğinin hiçe sayıldığını gören evlatlar şehirlere göç ederken; bizler "üretimi destekliyoruz" sloganlarıyla ancak kendimizi kandırırız. Sistem, üretime çekmeye çalıştığını iddia ettiği kitleyi, her geçen gün üretimden biraz daha soğutuyor.

Sıkıntı sadece fiyatla da sınırlı değil. Hayvan hastalıklarındaki artış ve buzağı ölümleri, geleceğin süt stoğunu da baltalıyor. Sağlıklı buzağı yetiştiremeyince, verimli süt inekleri damızlık anne sayıları bir bir azalıyor. Sonuç? Sanayicinin süt bulamadığı, arzın çöktüğü bir piyasa.

Denklem çok acı bir noktada düğümlendi: Üretici, maliyeti karşılayamadığı için ahırı kapatıyor, tüketici market rafındaki süt ürünlerinin sadece yanından geçebiliyor, alamıyor.

Eğer bugün üreticinin hakkı olan o "gerçek" maliyet rakamları masaya yatırılmazsa, yarın süt tozunu da, peyniri de dövizle ithal ettiğimiz bir geleceğe mahkûm olacağız.

Süt dökülürse kirlenir, ama üretici bu işten elini çekerse ülke aç kalır. 24,30 TL, üreticinin yarasına merhem değil, olsa olsa tuzdur. Karar vericilerin, üreticinin "Neden yapayım?" sorusuna verecek mantıklı bir cevabı kalmamıştır.

Milli ekonominin kalkınması milli üretimden geçer. Milli üretime reel destek verilir ise üreten iflas etmez. Tüketen ise vitrine bakmaz.

{ "vars": { "account": "G-E7JE8FH3KL" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }