banner14

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile başlayan savaş, gıda güvenliğini, gıda egemenliğini bir kez daha gündeme getirdi. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) gıda fiyatlarının yüzde 8 ile yüzde 20 oranında artacağına dikkat çekti. Yetersiz beslenen insan sayısının artacağını ve gerekli önlemler alınmazsa yoksulların gıdaya erişiminin daha da güç hale geleceği uyarısı yaptı.

Türkiye’de daha çok buğday ve ham ayçiçeği yağı üzerinden bu savaşın etkileri konuşuluyor. Gündeme çok fazla gelmese de asıl büyük sorun hayvancılıkta yaşanıyor. Yem hammaddelerinde fiyatlar artıyor. Artan yem fiyatları karşısında çiğ süt fiyatı sabit tutuluyor. Süt yem paritesi bir kez daha üretici aleyhine bozuldu. Çiğ süt üreticisi sattığı 1 litre çiğ süt ile 1 kilo yem alamaz hale geldi. Karkas et fiyatındaki yükselme ile birlikte inek kesimi, düve kesimi hızlandı.

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), ithal ettiği arpa ve mısırı üreticiye piyasa şartlarına göre daha ucuza veriyor. Fakat bundan yetiştiricilerin hepsi yararlanamıyor. Ayrıca hayvanlara sadece bu iki ürün yedirilmiyor. Bu nedenle verilen bu destek yeterli olmuyor.

Her Gün Zam Olmaz

Yem sanayicileri, dışarıdan ithal edilen yem hammaddelerinin fiyatı artınca, artık günlük zam yapmaya başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tarım Kredi Kooperatifleri’nin yemde yüzde 12 indirim yapacağını açıklamasından sonra önce yüzde 12 indirim yapıldı sonrasında yüzde 20’yi geçen zamlar oldu.

Tarım Kredi Kooperatifleri’nin buzağı başlangıç yemi Şubat sonunda 50 kiloluk çuvalı 214 lira 45 kuruştu. 10 Mart’ta 228 lira 73 kuruşa çıktı. Bir gün sonra 11 Mart’ta 240 lira 73 kuruş oldu.

Aynı dönemde sığır süt yemi standart 50 kiloluk çuvalı 193 lira 28 kuruştan 208 lira 61 kuruşa, 11 Mart’ta 220 lira 61 kuruşa yükseldi. Sığır süt yemi ekstra 50 kiloluk çuvalı 250 lira 28 kuruştan 10 Mart’ta 265 lira 77 kuruşa, 11 Mart’ta ise 277 lira 79 kuruşa çıktı. Sığır besi yemi standart 50 kiloluk çuvalı Şubat sonunda 187 lira 65 kuruştan satılırken, 10 Mart’ta 201 lira, 27 kuruşa, 11 Mart itibariyle 213 lira 27 kuruşa yükseldi.

Balıkesir bölgesi için geçerli olan bu fiyatlar peşin alındığında geçerli olan fiyat. Vadeli alındığında 90 güne kadar aylık yüzde 1.40 vade farkı uygulanıyor. Dökme yem siparişlerinde ise ton başına 30 lira indirim uygulanıyor.

Bu kadar rakamın özeti şu; Tarı Kredi Kooperatifleri’nde tonu 4 bin 300 liranın altında yem yok. Çeşidine, içeriğine göre tonu 5 bin 500- 6 bin liraya kadar yem var. Bu satırlar yazılırken bile yeni zam gelmiş olabilir. Bu nedenle yukarıdaki fiyatlar sadece yem fiyatındaki günlük artışları anlatmak için yazıldığını bilmenizi isterim.

Fiyatlar Artıyor Ama Üretici Sevinemiyor

 Karkas yani kemikli etin kilosu 80 lirayı buldu. Normal şartlarda üreticinin, yetiştiricinin, besicinin çok sevinmesi gerekirken artan fiyata üzülüyorlar. Fiyatın daha çok artmasından endişe duyuyorlar. Maliyetler, yem fiyatları dikkate alındığında karkas etin daha da yüksek olması gerekiyor. Fakat yetiştiriciler fiyat biraz daha artarsa kırmızı et ithalatının yapılmasından korkuyor. Bu nedenle sektör adeta ikiye bölünmüş. Karkas etin artması gerektiğini ve maliyetler nedeniyle zarar ettiklerini söyleyen de var. Fiyat daha çok artarsa yapılacak et ithalatı ile tamamen iflas edeceklerini düşünenler de var.

Aslında bir süreden beri besiciler kestikleri hayvanların yerine yenisini koyamıyor. Bu nedenle küçük de olsa, büyük de olsa çok düşük kapasite ile çalışıyor. Bu gelecek açısından en büyük risk.

Süt hayvancılığı yapanlar ise artan kırmızı et fiyatı nedeniyle düve, inek kesiminin artmasından endişe ediyor. Süt ucuz olunca süt inekleri, hayvancılığın geleceği olan düvelerin kesimi hızlanıyor. Bu nedenle süt yem paritesine uygun olarak çiğ süt alım fiyatının mutlaka 7 lira 40 kuruş seviyelerine çıkarılması ve yeme zam geldikçe, maliyetler arttıkça çiğ süt fiyatının güncellenmesi gerekiyor. Bunun için Ulusal Süt Konseyi acil toplanmalı.

İthalat Ucuz Değil Sadece Kolay

Türkiye, yem hammaddeleri bakımından yüzde 50’nin üzerinde dışa bağımlı. Yapılması gereken yem hammaddelerindeki dışa bağımlılığı ortadan kaldırmak. Yem üretimini artırmak. Çünkü bugün artık ithalat yapmak hem kolay değil hem de ucuz değil. Yem sanayicileri, tıpkı bitkisel yağ sanayicileri gibi Rusya’dan gelecek gemileri gözlüyor.

Türkiye yılda 1.5 milyon ton kepek ithal ediyor. Kepeğin en büyük 2 tedarikçisi Rusya ve Ukrayna. Savaş çıkmadan önce kepeğin tonu 190 dolardı. Şimdi 300 doların üzerinde. Üstelik ürün yok. Türkiye’nin, ham yağ taşıyan gemileri gibi, kepek gemileri de bekletildi. Sektör zor duruma düştü.

Tarımsal üretim artırılsa sadece bitkisel yağ, ekmek üretimindeki sorunlar çözülmeyecek yem sorunu da çözülür.

Ayçiçeği üretimini artırırsanız çekirdeği ülke içinde kırılarak hem yağ elde edersiniz hem de çekirdeğin kabuğundan posasından küspe elde ederek yem üretiminde değerlendirirsiniz.

Buğday üretimini artırırsanız ve un ihracatı için değirmenleriniz çalıştığında ortaya çıkan kepek yemde kullanılır.

Şeker pancarı üretimini artırırsanız işlenirken elde edilen melas yemde kullanılır. Arpa, mısır gibi ürünlerin üretimini artırırsanız doğrudan yem sorununun çözülmesine katkı sağlamış olursunuz.

Aksi takdirde çok pahalıya ithalat yaparsınız ve hayvanlarınıza yedirdiğiniz yemin fiyatı her gün artar. Yetiştirici yem alamaz duruma gelince hayvanını kesmek ve sektörden çekilmek zorunda kalır.

Üretim Seferberliğine İhtiyaç Var

Türkiye’nin ithalata değil, üretim seferberliğine ihtiyacı var. Bunun için üretimi artıracak önlemler alınmalı. Tohumdan başlanarak. Yem bitkileri üretimi desteklenmeli. Son olarak yapılan dekar başına 50 liralık destek dolaylı olarak yem sektörünü de etkileyecektir. Fakat yeterli değil, yem bitkileri üretimine de mutlaka ilave destekler sağlanmalı.

Sulama yatırımları tamamlanarak tarımsal sulama potansiyeli artırılmalı. Tarımsal sulamada suyun verimli kullanılması sağlanmalı. Yılbaşı gecesi sulama elektriğine yapılan yüzde 92 oranındaki elektrik zammı hemen geri alınmalı.

Mera hayvancılığının daha çok desteklenmesi ve mera alanlarının korunması, ıslahı, ot veriminin artırılması gerekir. İthal yeme dayalı hayvancılığın sürdürülebilir olmadığı artık görülmesi gerekir.

Özetle, Türkiye tarımsal potansiyelini değerlendirmek yerine tercih ettiği ithalat sevdasından derhal vazgeçmeli. Ülke genelinde başlatılacak üretim seferberliği ile kendi kendine yeterli hale gelebilir. Bugün buğdaydan bitkisel yağa, yemden bakliyata birçok üründe üretim odaklı politika ile Türkiye tarımdan zenginlik üreten, pandemiyi de savaşı da fırsata çevirebilir. Bunu yapmazsa yarın çok geç olacak ve bundan istisnasız herkes zarar görür.

Mehmet Çatakcı

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner17