CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında emeklilerden staj ve çıraklık mağdurlarına, taşeron işçilerden çiftçilere, esnaftan sanayicilere kadar toplumun birçok kesiminin yaşadığı ekonomik sorunları gündeme taşıdı.
Ekonomik politikaların toplumun geniş kesimlerini yoksullaştırdığını belirten Gürer, gelir dağılımındaki bozulmanın her geçen gün derinleştiğini ifade etti. Gürer, “İşçinin, çiftçinin, esnafın, memurun, emeklinin, engellinin sorunları her gün katlanarak artıyor. Bugün Türkiye’de 50 milyona yakın insan yoksulluk sınırının altında bir gelirle yaşamaya mahkûm ediliyor” dedi.
Emekliler için seyyanen zam çağrısı
Türkiye’de yaklaşık 17 milyon emeklinin bulunduğunu hatırlatan Gürer, emekli aylıklarının yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını söyledi.
“Ülkemizde 17 milyon emekli var. Emeklilerle ilgili yapılan düzenlemeler ve ortaya çıkan fiyat artışları, gıda enflasyonuyla birlikte raf fiyatları, para emeklinin cebine girmeden eriyor. Bu nedenle tüm emeklilere seyyanen en az 10 bin liralık bir artış yapılmasını sürekli olarak gündeme getiriyoruz. Şu anda emekli açlık sınırının altında bir ücretle yaşama mücadelesi veriyor.” ifadelerini kullanan Gürer, emekliler arasında intibak düzenlemesinin yapılmaması ve katsayı sistemindeki farklılıkların gelir adaletsizliğini artırdığını dile getirdi.
Emeklilerin büyükşehirlerde aldıkları maaşla kira dahi ödeyemediğini belirten Gürer, artan gıda, sağlık, ulaşım ve eğitim giderlerinin emeklileri daha da zor durumda bıraktığını ifade etti.
Kademeli emeklilik ve staj mağdurları gündemde
Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesinde kademeli geçiş uygulanmamasının yeni mağduriyetler oluşturduğunu belirten Gürer, “Bir günle 17 yıl kaybedenlerin varlığı düşünüldüğünde bu sürecin doğru yönetilmesi adına kademeli geçiş talep edenlerin sesi duyulmalı ve çözüm getirilmelidir.” dedi.
Staj ve çıraklık mağduriyetine de dikkat çeken Gürer, işe giriş tarihleri bulunmasına rağmen bu sürelerin emeklilik hesabına dahil edilmemesinin ciddi hak kayıplarına yol açtığını söyledi.
“Staj ve çırak olarak işe başlayan, işe başladığında Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kaza sigortası yapılan ve işe başlangıç tarihi tespit edilen kişiler, 18 yaşın altında oldukları gerekçesiyle yaşlılığa esas sigorta kapsamına alınmıyor. Böyle olunca 34 yıla varan hak kayıpları yaşıyorlar. Staj ve çırakların primleri de ödenerek bu süreçlerinin emekliliğe sayılması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Taşeron işçilere kadro talebi
Kamuda taşeron uygulamasının tamamen sona erdirilmesi gerektiğini dile getiren Gürer, farklı düzenlemeler nedeniyle kadro hakkından yararlanamayan çok sayıda taşeron işçinin bulunduğunu belirtti.
“Taşeronla ilgili yapılan düzenlemenin dışında kalan, hizmet alım sözleşmesine takılan, KİT’lerde ve farklı bakanlıklarda taşeron olarak çalışanlar var. Bunların da kadro hakları verilmelidir. Kamuda taşeron uygulaması sona erdirilmelidir.” diyen Gürer, belediye şirketlerine geçirilen işçilerin de özlük hakları ve tayin konusunda mağdur edildiğini söyledi.
Tarımın borcu 1,4 trilyon lirayı aştı
Tarım sektöründeki borç yükünün her geçen gün büyüdüğünü ifade eden Gürer, tarım kesiminin bankalar ve finans kuruluşlarına olan borcunun 1 trilyon 439 milyar 81 milyon liraya ulaştığını açıkladı.
Bu borç yükünün üreticiyi icralarla karşı karşıya bıraktığını belirten Gürer, artan akaryakıt ve üretim maliyetlerinin çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını söyledi.
Üretici ile tüketici arasındaki fiyat makasının giderek açıldığına dikkat çeken Gürer, aracılık sistemi ve ithalata dayalı politikaların hem üreticiyi hem de tüketiciyi olumsuz etkilediğini ifade etti.
Çiğ süt ile raf fiyatı arasındaki fark büyüyor
Çiğ süt tavsiye fiyatının uzun süredir 24 lira 30 kuruş seviyesinde kaldığını hatırlatan Gürer, buna karşın market raflarında süt fiyatlarının 100 liraya yaklaştığını belirtti.
“Bir yıl boyunca hayvanını besleyen, bakımını yapan, ahır ve yem giderleri artan üretici ne yapıyor? Hayvanını kestiriyor. Bu durum daha fazla ithalata ve daha fazla fiyat artışına dayanıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Sanayi de ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya
Ekonomik sorunların yalnızca dar gelirli vatandaşları değil, sanayi sektörünü de etkilediğini ifade eden Gürer, geçen yıl yaklaşık 7 bin şirketin konkordato ilan ettiğini söyledi.
“Yalnızca işçi, esnaf, emekli ve engelli sorun yaşamıyor. Bu ülkenin sanayisi de sorun yaşıyor. Sıkı para politikası adı altında boğazı sıkar hâle gelmiş bir ekonomik anlayışla Türkiye’nin yoksulluğunun aşılması olası değildir.” dedi.
“Çözüm üreticiyi koruyan politikalarda”
Konuşmasının sonunda ekonomik sorunların çözümü için kamucu, planlı ve üretimi esas alan politikalara ihtiyaç bulunduğunu vurgulayan Gürer, “Sistem doğru işlememekte, sorunlar üretmektedir. Bu sorunları üreten sistemlerden arınmak gerekiyor. Kamucu, planlı, öngörülebilir, kooperatifçiliğin de içinde yeniden düzenlendiği, üretenin de tüketenin de mağdur olmayacağı ve ülkenin kaynaklarının doğru kullanılacağı politikalara ihtiyaç var.” ifadelerini kullandı.