Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

İsrail'in Beyhude Çabası'na Pabuç Bırakmayız

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba İsrail Tarım Bakanı Uri Ariel’in Twitter üzerinden yaptığı açıklamaya ilişkin sert yanıt geldi. Bakan Fakıbaba “Türkiye'yi, küçük bir devletin bu tür tehditlerle sindirmeye çalışmasının beyhude bir çaba olduğunu ve bu tür tehditlere pabuç bırakmayacağımızı İsrail'in bilmesi gerekiyor.” Dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, yaptığı açıklamada, İsrail Tarım Bakanı Uri Ariel'in, dün Twitter hesabından, "İsrail ve Filistin'e yönelik tutumu nedeniyle Türkiye'den gerçekleştirdikleri tarım ürünleri ithalatını durdurma talimatı verdiğine" ilişkin sözlerini değerlendirdi.

“Dünyanın çeşitli ülkeleriyle tarımsal ticari ilişkileri bulunan ve tarımda net ihracatçı olan ülkemizin İsrail gibi küçük bir ülkenin 'ithalatı dondurması'ndan çekinmesi asla düşünülemez. Ülkemizin tarımı, artık dünya piyasasında alternatif pazarlar bulma noktasında sıkıntı yaşamayan dinamik bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla Türkiye'yi, küçük bir devletin bu tür tehditlerle sindirmeye çalışmasının beyhude bir çaba olduğunu ve bu tür tehditlere pabuç bırakmayacağımızı İsrail'in bilmesi gerekiyor. Halkımız, mazlumların gür sesi olan Sayın Cumhurbaşkanımızın Filistin konusunda da yanındadır. Bizler Filistin davasını Türkiye'nin davası olarak görüyor ve Kudüs'ü kırmızı çizgimiz olarak değerlendiriyoruz. Hiçbir ekonomik kaygı, bizim Kudüs sevdamızın ve Filistinlilerin haklı davasını savunmamızın önüne geçemez. “dedi.
 
 
 

Veteriner Hekimlikte Uzmanlık Yönetmeliği

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba “Veteriner Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği” ilgili bir açıklama yaptı.
 
Bakan Fakıbaba uzmanlık eğitimi yönetmeliğine ilişkin şunları söyledi. “Hayvan hastalıklarıyla mücadele etmek ve hayvanların sağlıklı ortamlarda yetiştirilmesini sağlamak, hayvancılığımızın sürdürülebilirliği bakımından büyük önem taşıyor. Zaman ve mesai mefhumu gözetmeksizin hayvan hastalıkları konusunda hizmet veren veteriner hekimlerimiz, hayvancılığımızın yanı sıra ülkemiz ekonomisine de ciddi katkı sunuyorlar. Bu denli önemli görev yürüten veteriner hekimlerimizin çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve özellikle görevlerindeki ihtisaslaşmayla ilgili gerekli düzenlemelerin yapılmasına önem veriyor ve bu doğrultuda bazı çalışmalar yürütüyoruz.
 
Veteriner hekimlerimizin, mevzuattaki eksikliklerden dolayı uzmanlaşmalarıyla ilgili birtakım sıkıntıları vardı. Mevzuat düzenlemesi olmadığından, sahanın ihtiyacı olan uzmanlaşmış veteriner hekim sıkıntısı yaşanıyordu. Daha önce çıkarmış olduğumuz bir kanuni düzenlemeyle bu konuda ilk ciddi adım atılmıştı. Bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan “Veteriner Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği” ile bir önemli adım daha atmış olduk.
 
“Bu yönetmelik, ülkemizin ihtiyacı olan uzman veteriner hekimleri yetiştirmek amacıyla düzenlenecek uzmanlık eğitimini ve uzmanlık belgelerinin verilmesini ve Veteriner Hekimliği Uzmanlık Kurulunun yetki, çalışma usul ve esaslarını düzenliyor.
Önümüzdeki dönemde yapılacak diğer mevzuat değişikliği çalışmaları ve ilgili kuruluşlarla işbirliği içerisinde gerekli kurulları oluşturup ortaya koyacağımız faaliyetlerle veteriner hekimlikteki uzmanlaşmayı tamamen hayata geçireceğiz.” dedi
 
Böylelikle kamu ve özel sektördeki uzman veteriner hekim ihtiyacımızı karşılayacak, veteriner hekimlerimizin, uzmanlaşmayla beraber özlük haklarını daha iyi duruma getirmiş olacağız. Ayrıca sadece beşeri hekimlik, diş hekimliği ve eczalıkta olan “uzmanlık” statüsünün sağlanmasıyla veteriner hekimlik mesleğinin saygınlığına; hem halk nazarında hem de akademik anlamda katkı sunmuş olacağız. Uzmanlaşmayla, aynı zamanda verilen hizmetin kalitesini artıracak ve hayvan hastalıklarıyla mücadelemizi daha etkin kılacağız.
 
Hayvan hastalıklarıyla mücadele konusu, hayvan varlığımızın artırılmasıyla ilgili yürüttüğümüz çalışmalarda önemli konu başlıklarından birini oluşturuyor. Veteriner hekimlerimize getireceğimiz bu imkânla, bu mücadelemiz daha da güçlenecek ve hayvancılığımızın sürdürülebilir kılınmasına önemli katkı sağlamış olacağız.
 
Bakanlık olarak veteriner hekimlerimizin durumlarını iyileştirecek ve onların daha iyi şartlarda görev yapmalarını sağlayacak her türlü adımı atmaya devam edeceğimizi önemle belirtmek isterim.”dedi.
 
 

Bakan Fakıbaba: Üreticiye Ne Versek Azdır

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, dün Başbakan Binali Yıldırım'ın, 2,32 lira taban fiyat ve 13 kuruş destekleme primi ile kilo başına toplam 2,45 lira olarak açıkladığı yaş çay taban fiyatını değerlendirdi. Bakan Fabıkaba, "Üreticiye ne versek azdır "dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşre Fakıbaba, dün Başbakan Binali Yıldırım 'ın, 2,32 lira taban fiyat ve 13 kuruş destekleme primi ile kilo başına toplam 2,45 lira olarak açıkladığı yaş çay taban fiyatını değerlendirdi. Bakan Fabıkaba, "Üreticiye ne versek azdır "dedi.
Rize'de, Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nde, 2018 yılı yaş çay kampanya dönemi açılışı için düzenlenen törene katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak   Genel Müdürlük binasına gelişleri sırasında çiçeklerle karşılandı. Turkuaz halıda yürüyen Fakıbaba ve Bak, kuyruğa giren bürokratların tek tek ellerini sıktı.
 
 

Buzağı destekleri Bugün Ödeniyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, buzağı destekleme ödemelerine ilişkin bir açıklamayı yaptı. Bakan Fakıbaba yaptığı açıklamada “Buzağılar, sürülerin yenilenmesini sağlarken işletmeler için de büyük bir gelir kaynağıdır. Süt sığırcılığında toplam gelirin % 40’ını buzağı geliri oluşturuyor. Hayvancılığımız için böylesine öneme sahip buzağılarda yaşanan kayıplar, et ve süt miktarında da ciddi kayıplara neden oluyor.” Dedi.
 
 “Buzağılar, sürülerin yenilenmesini sağlarken işletmeler için de büyük bir gelir kaynağıdır. Süt sığırcılığında toplam gelirin % 40’ını buzağı geliri oluşturuyor. Hayvancılığımız için böylesine öneme sahip buzağılarda yaşanan kayıplar, et ve süt miktarında da ciddi kayıplara neden oluyor.
Dolayısıyla hayvancılıkta sürdürülebilirliği sağlamak bakımından buzağı kayıplarını önlemek ve hayvan hastalıklarıyla mücadele etmek amacıyla Bakanlıkça ciddi çalışmalar yürütüyoruz. Bu çerçevede 2018 yılını “Buzağı Kayıplarını Önleme Yılı” ilan ettik. Bu konuda farkındalık oluşturmak ve gerekli bilinçlendirmeyi sağlamak amacıyla 81 ilde toplantılar düzenliyoruz. Ayrıca hayvancılıkla ilgili işletmeleri, veteriner hekimlerimiz aracılığıyla devamlı kontrol altında tutuyor, onların bakım, sağlık, beslenme, barınma konularını birebir takip ediyoruz. Aşılama işlemlerini, aşı bedeli almadan yapıyoruz.
Bütün bu çalışmalarımızın yanı sıra üreticilerimize, buzağı kayıplarını önlemek amacıyla nakit hibe desteği sağlıyoruz. Bu kapsamdaki desteklerimizi; Türkvet’e kayıtlı, 120 günlük ve programlı aşıları yapılmış buzağılar için veriyoruz.
Bu doğrultuda 2018 yılı destekleme ödemeleri kapsamında ülke genelindeki 597bin yetiştiricimize, 2 milyon 509 bin baş buzağı için; 1 milyar 200 milyon TL’lik ödeme yapacağız.
Destek ödemelerini bugün saat 18.00’den sonra üreticilerimizin hesaplarına aktarmaya başlayacağız. Ödemeler, gelen icmallere ve TC kimlik numaralarına göre gerçekleştirilecek.
Bütün bu çalışmalarımızla buzağı kayıp oranını azaltıp, hayvancılığımızı daha da geliştireceğiz. Kurtardığımız her bir buzağıyla; üreticilerimize, ülke hayvancılığımıza ve ekonomimize hep birlikte güç katacağız.”
 
 

Kabalı Köyünde Tarlalar Birleşince Tersine Göç Başladı

Yozgat’ın Kadışehri İlçesi’ne bağlı Kabalı Köyü’nde 2009’da köylülerin sınırları kaldırıp tarlalarını birleştirmesi ile oluşturulan meyve bahçesi, kentten köye geri göç başlattı ve köyde işsizliği bitirdi. Projenin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Türkiye’nin 250 köyünde uygulanacağı belirtildi.
KAYMAKAM İLE MUHTAR BAŞLATTI
2009’da dönemin kaymakamı İsmail Şanlı’nın öncülüğünde köy muhtarı Hüseyin Ünal’ın girişimi sonucunda başlatılan proje ile köylüler ikna edilip araziler birleştirildi. Yaklaşık 600 tarlanın sınırlarının kaldırılmasıyla, 10 bin 920 dönümlük bir alan elde edildi. Projenin ilk etabında 5 bin dönümlük alana elma, armut, şeftali ve kiraz fidanları dikilerek meyve bahçesi oluşturuldu. Kamu, özel sektör ve vatandaş işbirliğiyle, bahçe 25 yıllığına bir şirkete kiralandı. Köylüler bir yandan arazilerinin kullanılması nedeniyle kira alırken, diğer yandan sigortalı olarak çalışmaya başladı. 70 kişi kadrolu olarak çalışırken, hasat zamanı işçi sayısı 650’ye çıktı. Öyle ki kadınlar asgari ücretle çalışıp evlerinin mutfak dolaplarını değiştirdi, çamaşır makinesi aldı, üniversite öğrencileri de harçlık biriktirdi. Refah seviyesi artan köyde çok katlı evler yükselirken, kente gidenler de geri döndü.
Bölgede kalkınma hamlesi başlatan proje, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın da dikkatini çekti. 2 ay önce meyve bahçesini ziyaret eden Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, projenin Türkiye’nin 250 köyünde uygulanması için çalışma başlattı. Projenin mimarı o dönemin kaymakamı ise TİGEM Genel Müdürü olarak atandı. Projenin mimarlarından köyün o dönem muhtarı olan Hüseyin Ünal, daha önce arpa, buğday ektikleri arazilerinin bölündüğü için 1 dönüme kadar küçüldüğünü ve zarar ettiklerini belirterek projeye başladıklarını söyledi. Özellikle yaşlı köylüleri güçlükle ikna ettiklerini ifade eden Ünal, “Çok sıkıntılar çektik ama zoru başardık. Köylü dikiminde, çapalanmasında, sürümünde çalıştı. Herkesin evine iş, aş geldi. İşsizliği köyümüzde çözdük, şehirden de göç alıyoruz. Köy nüfusu 150 kişi arttı” diye konuştu.
KADINLAR: KENDİMİZE GÜVENİMİZ GELDİ
Köylülerden Sevim Ünal da projeyle özellikle kadınların hayatının değiştiğini belirterek “Kadınlar kendileri çalışıp kazandıkları paralarla çamaşır makinesi aldılar, dolap yaptırdılar, otomobil alan, traktör alan var. Pek çoğu sigortalı oldu. 2-3 katlı evler yapıldı” dedi. Eşi ve çocuklarıyla projede çalışan Nürşan Ünal ise “Proje ile kendimize güvenimiz geldi. Evlerimizi yeniledik, içlerini dekore ettirdik, arabalarımızı aldık, şehirde evlerimiz var. Çocuklarımızın düğünlerini yaptık gayet rahatlıkla. Evler yapılıyor, tatil amaçlı gelenler var. Projenin yaygınlaşmasını tavsiye ederiz” ifadesini kullandı.
 
 

300 Koyun Desteğinde Öncelik Merası Olanlara

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, ‘Tarım Zirvesi’nde 300 koyun projesinin ayrıntılarını paylaştı. Proje kapsamında ilk yıl 500 bin anaç koyun dağıtılacağı bilgisini veren Fakıbaba, “Her üreticimize 300 koyun verilecek. Burada öncelik köydeki üreticinin şehre gitmesini engellemek, yani şehirdekini köye döndürmek değil. Ayrıca bu hayvanları dağıtırken merası olan bölgeler öncelikli olacak. Geldiğimiz günden beri ithalatı bitirmek için çalışıyoruz. Bu zamana kadar besiciliğe önem verilmiş çünkü daha fazla para kazandırıyor. Ancak biz üretici olursak bu işi başarabiliriz. Yetiştiriciliğe zaman ayırmalıyız” diye konuştu.
1 YIL SONRA 300 KUZU
Türkiye’nin acil, orta ve uzun vadede yapması gerekenler olduğunun altını çizen Bakan Fakıbaba, “Şu anda ithalat yapıyoruz diye haklı olarak bize kızanlar oluyor. Ancak elimizden geldiğince ithalata ihtiyaç kalmadan kendi ürünümüzü nasıl üreteceğiz onun mücadelesini veriyoruz. Bu yüzden ‘ana sayısını’ arttırmaya çalışıyoruz. Hesaplarını yaptık. Biz 300 anaç koyun verdiğimizde 1 yıl sonra 300 kuzu gelmiş olacak. Bu 300 kuzu yine üreticinin olacak. Bunu biz satın alacağız. Başka üreticiye vereceğiz. Veterinerlik masrafları, asgari ücret, sigortalarını biz karşılayacağız. Biz bunu hibe olarak vermiyoruz. Bu paraları satacağımız 300 koyundan çıkarmış olacağız. Üreticimiz hem sigortalı olacak hem de sürü sayısı artmış olacak. Üreticinin cebine 30-40 bin lira para kalacak” diye konuştu.
BU İŞİ BİLMEYENLER YAPTI
Dağıtılacak 500 bin anaç hayvanın ülke içinden karşılanabileceğini belirten Ahmet Eşref Fakıbaba, “İç piyasada fiyat yükselmesi halinde ithalat başlayacak. Bunu da mecburiyetten yapacağız. Geçmişte de bazı çalışmalar olmuş. Geçmişte işi bilmeyenlere hayvanlar verilmiş. Hiç bilmeyenler hayvancılık yapmaya başlamış. Ancak bunda başarılı olamamış. Bu yüzden bu işi bilenlerin yapması gerekiyor. Merası olan, ahırı olanlar bu işi yapmalı. Bu proje Türkiye’nin projesi olacak. Bu projede başarı sağlanırsa Türkiye başarı sağlamış olacak” ifadelerini kullandı.
DÜVE KREDİSİNİN YÜZDE 20’Sİ YEME
KENDİ üretimini yapamayan ülkelerin bağımsız olamayacağına dikkat çeken Bakan Fakıbaba, 250 bin düve alımı ile ilgili de bilgiler verdi. Düveleri mümkün olduğu kadar sıfır faizli kredilerle üreticiye vereceklerini ifade eden Fakıbaba, “100 bin liralık kredinin 80 bin lirası düveler için verilecek. Geri kalanı ise yem için ayrılacak. Yem olmayınca olmuyor. Üretici yemi alamayınca ya hayvanını satıyor ya da mezbahaya kesime gönderiyor” ifadelerini kullandı.
ETLİYE DE SÜTLÜYE DE ARTIK KARIŞACAĞIZ
KARS’ın gıda, tarım ve hayvancılığın beşiği olduğuna dikkat çeken Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, “Kars sadece tarım ve hayvancılık da değil turizmde de marka bir kent. Bu zirveyi düzenleyen Türkiye’nin iki markası olan Hürriyet ve Denizbank’a teşekkür ediyorum. Böyle bir zirvenin Kars’ta yapılması için öncülük yaptılar” dedi. Kars’ın yem bitkiciliğine uygun bir arazi yapısına sahip olduğuna vurgu yapan Bakan Arslan, “Hayvancılık yaparken sulama olmazsa olmaz. Eksik kalırsınız. Biz de buna uygun baraj yapımlarına devam ediyoruz. Amacımız arazileri sulamak. Daha fazla yem üretebilmek. Hayvancılık üzerinde katma değer oluşturmayı hedefliyoruz. Zaman zaman bu bölgede de söylenen bir söz vardır. ‘Etliye sütlüye karışma’ derler. Başkalarının size biçtiği ölçüye göre hareket edin, ses çıkarmayın demektir bu. Ancak biz artık ‘etliye de sütlüye de’ karışacağız.. Karışmak zorundayız, daha da iyisini yapmak zorundayız. Tarım ve hayvancılıkta ülke bekası için ülke insanın menfaati ne gerekiyorsa onu yapacağız”dedi.
 
 

Üç yüz Damızlık Koyun Projesi Heycanla Bekleniyor

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba’nın köyüne geri dönecek çiftçi ailelere 300 damızlık koyun ile asgari ücret üzerinden maaş verileceğini açıklaması bir çok ilde heyecana yol açtı. Ailelerin tekrar köylerine dönmenin hayalini şimdiden kurmaya başladı.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'nın “Köyden şehire gitme. Hem maaşını al hem kendi işinin patronu ol” projesi kapsamında köyüne geri dönecek ailelere 300 damızlık koyun ile bu koyunlara bakacak bir kişiye asgari ücret üzerinden maaş verileceğini açıklaması tüm Türkiye'de büyük ilgi uyandırdı.
Bakan Fakıbaba’nın 300 damızlık koyun açıklmasının ardından tüm gözler Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından projenin işleyişi hakkında gelecek bir açıklamayı bekliyor. Edinilen bilgiye göre 300 damızlık koyun projesinde İlgili kurumlar ise TİGEM ve Ziraat Bankası.  Bu projeden faydalanmak isteyen kişiler arsa, tarla gibi ipotek işlemlerini çözdükten sonra Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) ilgili kişilere teslimatları yapıcak. Ancak proje tam anlamı ile içeriği nedir? Nasıldır? Nasıl olacak? Soruları ise henüz netlik kazanmadı. Görülüyorki  projenin içeriği netlik kazanana kadar bir çok kişi heyacanla köyüne dönmenin ve ata mesleğini yapmanın sabırsızlıkla bekliyor.
 
 

Türkiye Et İhraç Edecek

GIDA Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba Şanlıurfa'da katıldığı 'IPARD-II 3. Çağrı İlan Tanıtım Programı'nda "Göreceksiniz belirli bir süre geçtikten sonra Türkiye et ihraç edecektir. Ziraat Bankası'yla anlaştığımız bir projede, 5 milyar lirayı sadece küçük ve orta işletmelere düve alımı için kullanacağız. 500 bin düve alacağız. Problemin nereden geldiğini ve nereden kaynaklandığını biliyoruz. Allah'ın izniyle bu sorunu çözeceğiz.”dedi.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın desteğiyle Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu'nun düzenlediği 'Kırsal Kalkınma Buluşmaları; IPARD-II 3. Çağrı İlan Tanıtım Programı', Şanlıurfa Arkeoloji ve Mozaik Müzesi'nde düzenlendi. Müze alanına kurulan çadırda yapılan tanıtıma; Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba'nın yanı sıra AB Türkiye Delegasyon Başkan Yardımcısı Büyükelçi Gabriel Munuera Vinals, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Hakan Kalender, milletvekilleri Mehmet Ali Cevheri ile Mehmet Aktyürek, Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Ekinci, bürokratlar ve çiftçiler katıldı.
GAP'ın ve tarımın başkenti olan Şanlıurfa'da böyle anlamlı bir toplantının gerçekleştirilmesinden dolayı yetkililere teşekkür eden Bakan Fakıbaba, bakanlık olarak kırsal kalkınmaya önem verdiklerini söyledi. Zeytin Dalı Harekatı'nı değerlendiren Fakıbaba, AB'nin bu harekata destek vermesinden dolayı memnuniyetini ifade etti. Türkiye'nin işgalci bir devlet olmadığını belirten Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba, şunları söyledi:
"Gerçekten Türkiye Cumhuriyeti hiçbir zaman işgalci bir devlet olmamıştır. Ama Türkiye Cumhuriyeti her zaman sınırlarını korumak ve ülkesine korumak adına her türlü girişimde bulunmayı, gözünü kıpmadan bu işe sahip çıkmayı, her zaman bir görev olarak kaydetmiştir. Bu bağlamda da ben özellikle Afrin'de şehit olan kardeşlerimize, askerlerimize Mehmetçiklerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Türkiye'nin kimsenin toprağında gözü yoktur. Ama bizim toprağımızda gözü olanın Türkiye gözünü çıkarır. Bunu herkesin bilmesi lazımdır."
'BİZİM YÖNÜMÜZ BATI'YADIR'
Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerine de değinen Bakan Fakıbaba, "AB standartlarını almak, hijyenini almak, çalışma standartlarını almak; gerçekten önemli bir alışkanlık olarak görüyoruz. Bizim yönümüz Batı'yadır. Eğer AB bizi kabul etmiyorsa onların bilebileceği bir iştir. Ama biz Batı'ya bakıyoruz. Standartlarımız AB standardıdır. Avrupa'nın en önemli dostu Türkiye'dir. Eğer Türkiye olmamış olsaydı, eğer Türkiye'ye komşu AB olmamış olsaydı, şu Suriye olayında Avrupa'daki durumu bile tahmin etmek istemiyorum. Çünkü bizdeki şu 3.5 milyon Suriyeli göçmen Avrupa sınırları içerisinde olacaktı. Bu da Avrupa'yı ne hale getirirdi, onu bilemiyorum. Ama Türkiye Cumhuriyeti bu 3.5 milyon insanı almış bağrına basmış ve onları kardeş olarak kabul etmiş, sofralarını onlara açmıştır. Biz onları seviyoruz. İnanıyorum ki onlar da bizi seviyordur."
'TÜRKİYE ET İHRAÇ EDECEK'
Türkiye hiçbir zaman et ithalatını hep kabul eden bir ülke olmadığını da vurgulayan Bakan Fakıbaba, şunları kaydetti:
"Göreceksiniz belirli bir süre geçtikten sonra Türkiye et ihraç edecektir. Ziraat Bankası'yla anlaştığımız bir projede, 5 milyar lirayı sadece küçük ve orta işletmelere düve alımı için kullanacağız. 500 bin düve alacağız. Problemin nereden geldiğini ve nereden kaynaklandığını biliyoruz. Allah'ın izniyle bu sorunu çözeceğiz. Bu projeye kadınlarımızın da sahip çıkmasını istiyorum. Türkiye bu projeler ve çalışmalar sayesinde AB'yi yakalayıp ve geçecektir. Bu konuda vatandaşlarımıza ben yürekten inanıyorum. İnşallah AB'yle yarış içerisinde kalacağız. Avrupa bize bakacak, biz de onlara. Kadınlarımıza yönelik pozitif ayrımcılık yapmaya devam edeceğiz."
Yapılan konuşmaların ardından kadın çiftçilere sertifikalarını veren Bakan Fakıbaba, daha sonra Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından çadırda açılan stantları gezdi.
 
 

Fakıbaba: Tarımda Büyük Gelişme Var

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba "Kim ne derse desin tarımda büyük gelişmeler var. Yıllara baktığımız zaman tarımda geldiğimiz çok önemli noktalar var. Yeterli mi? Yeterli değil. Gece gündüz demeden ben ve arkadaşlarımız ekip olarak, hükümet olarak ciddi bir şekilde çalışıyoruz" dedi.
Bakan Fakıbaba, 9. Tarım ve İnsan Fotoğraf Yarışması ödül törenine katıldı. Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü Basın Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen törende konuşan Fakıbaba, tarımın sadece bir avuç buğday veya boynu bükük bir ayçiçeğinden ibaret olmadığını belirterek, tarımın toprağa düşen bir damla suyun tohumla buluşmasıyla başlayan ve tüm canlılara ulaşan serginin adı olduğunu söyledi. Tarımın sanatında mahir olan insanın elleriyle tabiatın bir şekilde işlenmesi olduğunu dile getiren Fakıbaba, bu yüzden tarım ve insanın hayatın ta kendisi olduğunu kaydetti.
 "Kim ne derse desin tarımda büyük gelişmeler var"
Bakan Fakıbaba, her gittiği yerde mutlaka tarımın iyi örneklerini görmek istediğini anlatarak, "Oraya gittiğim zaman sadece Tarım Bakanı olarak değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir evladı olarak derim ki ne kadar güzel insanlar var, tarım o kadar ilerliyor ki, tarım o kadar güzel ellerde ki. Kim ne derse desin tarımda büyük gelişmeler var. Yıllara baktığımız zaman tarımda geldiğimiz çok önemli noktalar var. Yeterli mi? Yeterli değil. Gece gündüz demeden ben ve arkadaşlarımız ekip olarak, hükümet olarak ciddi bir şekilde çalışıyoruz. Fotoğraf sanatının bütün Türkiye'de tarım alanlarında yayılacağını görür gibiyim. Her biri ayrı bir hayat, ayrı bir hikaye, hepsi çok güzel çekilmiş fotoğraflar. Anı çok güzel yakalamışsınız. Sizleri, sanatçı arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Bu heyecanınızdan vazgeçmeyin ve fotoğraf makinenizi yanınızdan ayırmayın" diye konuştu.
"Keşke ben de fotoğrafçı olsaydım ve gittiğim her güzellikleri çekebilseydim" diyen Fakıbaba, "Dün Gaziantep'teydik. O kadar güzel bir çiftlik gezme imkanım oldu ki hayran kaldım. O çiftliğin sahibi beni gezdirirken o kadar mutluydu ki bunun izahı yok. Bu bir sevgi, bu bir aşk. Para kazanmak falan değil. Sadece ve sadece ürettikleri ürünleri, hayvanları gösteriyor ve ona o kadar büyük mutluluk veriyor ki, bana göre ondan daha fazla mutlu olabileceği bir şey yok. Ben o mutluluğu gözlerinde hissediyorum" ifadelerini kullandı.
"Herkesin et yemesini sağladınız"
Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Mehmet Akarca ise dün fotoğrafların panolara yerleştirilmesi sırasında fotoğrafları görme fırsatı yakaladığını belirterek, "Hakikaten uluslararası hangi yarışmaya girerse girsin ödül alacak çok fotoğraf var burada. Bu sergimiz, fotoğrafçılık alanında yepyeni bir nefes, yepyeni bir soluk getirdi. Sergiyi çok beğendim. Buraya kadar olan konuşmamı genel müdür olarak yaptım. Şimdi bir vatandaş olarak konuşuyorum. Az gelirli, orta gelirli insanları etle buluşturdunuz, herkesin et yemesini sağladınız. Bundan dolayı size müteşekkir olduğumu söylemek istiyorum" dedi.
Yarışmada dereceye giren fotoğrafçılara ödüllerini veren Bakan Fakıbaba, daha sonra dereceye giren fotoğrafların yer aldığı sergiyi gezdi.
 
 

103 Milyar Hibe Desteği Sağladık

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba, "Son 3 yılda 103 milyar hibe desteği sağlamışız. 2018'de 15 milyar Türk lirası tarımsal destek bütçe ayırdık. Hayvancılık desteğini 45 kat arttırdık. Hayvancılığı sıfır faizli kredi kapsamına aldık." dedi.
Fakıbaba, Ortadoğu Fuar Merkezi'nde (OFM) düzenlenen 8.Tarım Teknolojileri ve Hayvancılık Fuarı'nda tarım ve hayvancılığa ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Et ithal eden bir ülkeden ihraç eden ülke konumuna geleceklerini belirten Fakıbaba, "İthalatı kaldıracak olan biz değil sizsiniz. Bizim de imkanlarımız var. Bu imkanları kardeşiniz sizin ayaklarınız altına serecektir. Birlikte başaracağız." ifadesini kullandı.
İnsan neslinin devamı için "tarımın"olmazsa olmaz olduğunu vurgulayan Fakıbaba, şöyle devam etti:
"Dünyada ülkeler arası müthiş mücadeleler olmaktadır. Sudan'a gidiyorsun, Çin, Vietnam Amerika orada. Hani ambargo uyguluyordunuz? menfaatiniz olunca nasıl değişiyor. Sudan'ın topraklarını görünce Bizde oraya gidelim diyorlar, küresel ısınmanın nereye gideceğini de hesap ediyorlar. Biz sanayicilerimize inanıyoruz, yapacak çok işimiz var. Yapmak zorundayız. Büyük bir ülke olmak istiyorsak tarım, gıda, su enerji gibi stratejik sektörlerde önemli rol almak zorundayız. Bu yüzden öncelikle bu değerlere sahip çıkmalıyız. Sonrasında Ar-Ge ve yenilikçi anlayışla bu değerlerimizi geliştirmeliyiz. Yıllarca daha fazla ürün alabilmek için toprağımıza zehir verdik hala da devam ediyoruz . Ben ilk geldiğim günden beri şunu söyledim, çiftçi kardeşlerimizi bilgiyle buluşturmamız lazım. Çok gübre vermenin faydalı olmadığını anlatıyoruz. Çay bahçeleri artık betonlaşmış."
- Tarımsal desteklerimiz artarak devam ediyor
Fakıbaba, hükümet olarak tarıma verdikleri desteklerle birlikte tarımsal hasılatın 4,5 kat arttığını bildirdi.
Fakıbaba, şu görüşlere yer verdi:
"2002'de 37 milyarken 2016'da 161 milyara çıkmış. Son 3 yılda 103 milyar hibe desteği sağlamışız. 2018'de 15 milyar Türk lirası tarımsal destek bütçe ayırdık. Hayvancılık desteğini 45 kat arttırdık. Hayvancılığı sıfır faizli kredi kapsamına aldık. En yeni uygulamayla mazot maliyetinin yüzde 50'sini destek olarak üreticilerimize ödeyeceğiz. Yem bitkileri desteği 430 milyon civarındayken bunu yüzde 50 arttırdık. Yem ve mazot desteğini özellikle belirtmek istiyorum. Çiftçilerimizin uygun koşullarda kredi desteğini sağladık poliçe bedellerinin yüzde 50'sini tarım bakanlığı olarak karşılıyoruz Toplam 3,5 milyar prim desteği 4,5 milyar hasar tazminatı ödemişiz. Sulama desteği veriyoruz. Tarımsal Ar-Ge faaliyetlerine önem veriyoruz. Uluslararası son teknolojiye sahip ileri araştırma merkezleri kuruyoruz. Gen bankası kurarak çeşitliliğimizi koruma altına aldık."
Gaziantep'te tarımsal desteklerde artış olduğunu belirten Fakıbaba, fuarın da en güzel buluşlarla şenlendiğini kaydetti.
Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Adil Konukoğlu da fuarın en büyük amacının yapılan sistemlerin teknoloji ile tanışması, verimliliğin arttırılması ve en az 2-3 ürün alabilmenin yollarını araştırmak için ürünlerin çiftçilerle buluşması olduğunu söyledi.
Bölge çiftçisine ellerinden geldiğince yardımcı olmaya çalıştıklarını vurgulayan Konukoğlu, şunları ifade etti:
"Gaziantep Büyükşehir Belediyesi damızlık, tohum konusunda desteğini sağlıyor. Belediye başkanımızda, valimizde elinden geleni yapıyor. Bakanım siz şimdi tarım makinası üreten firmaları gezeceksiniz. KDV'yi dile getirecek. Üreticilerimizin hepsi yüzde 18 hammaddesini alıyor yüzde 8 satışını gerçekleştiriyor. Ya bu firmaların yüzde 8 ile hammaddesini almasına direkt yerli üreticiye aylık ödenmesi konusunda yardımcı olmamız gerekiyor. Şu anda ki firmalarımızın milyonlarca TL birikmiş KDV alacakları var. Yerli üretmeyip ithal ederseniz çok basit yüzde 8 ithal ediyorsunuz, yüzde 8 satıyorsunuz. Bu yerli üretimi mi ithalatı mı desteklemek biz bunu çözemiyoruz. Sizin desteklerinizi bekliyoruz. Bizim önerimiz şuydu, yüzde 18 direkt çiftçinin cebine konulsun, yüzde 8 olarak değil yüzde 18 olarak KDV'yi keselim, çiftçi faturayı alsın ziraat bankasına götürüsün. Yüzde 18'i cebine koysun. Diğer tarafta kredilendirilir. Hem çiftçimiz nakit almış olur hem de bu konuda yerli imalatçılarımızın teknolojilerini geliştirmelerinin daha çok ürün satmalarının önünü açmış oluruz."
Konukoğlu, kuraklık konusunda damlama sulamanın arttırılmasını istedi. Konukoğlu, et ithalatına da değinerek, Türkiye'nin eski güzel günlerine dönmesi için el birliğiyle çalışılması gerektiğini kaydetti.
 
 

2018’de Et İthalatı Yok

Ucuz et hamlesiyle fiyatları düşüren Bakan Fakıbaba, 2018’de karkas et ithalatı yapılmayacağını, canlı hayvan ithalatıyla üreticinin destekleneceğini açıkladı. Sektör ise, “Piyasa dengelendi. Karkas ete gerek yok” diyor
Geçen yıl kıymanın kilosunun 46 liraya kadar çıkması üzerine yurtdışından karkas eti thal edip piyasanın ateşini düşüren Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, piyasada fiyatlar dengelenince karkas et ithalatında frene bastı. Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba "Et ithalatını doğru bulmuyorum. Hatta en çok beni üzüyor ama mecbur kaldığımız zaman doğru işler yapmak zorundayız. 2018'de karkas et almayacağız. Direkt canlı hayvan alıp, kesimlerini burada yapacağız. 2018'i 'buzağılar ölmesin' yılı olarak ilan ediyoruz" diye konuştu. Fakıbaba, Sırbistan'dan et alındığı iddialarıyla ilgili ise "Sırbistan'dan şu ana kadar et alınmadı" dedi.

ÜRETİCİ ÖNÜNÜ GÖRÜYOR
Fakıbaba'nın bu yıl karkas et ithlatı yapmayacaklarını açıklaması sektörde memnuniyetle karşılandı. Karkas et ithalatının yüksek fiyatları regüle etmek için yapıldığını belirten Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç, "Piyasada fiyatlar dengelendi. Karkas ete gerek kalmadı" dedi. Ucuz et hamlesi sonrası piyasada rekabetin arttığını, market ve kasaplarda fiyatların düşme eğilimine girdiğini vurgulayan Tunç, "Gümrük vergilerinin de düşürülmesiyle piyasa rahatladı. Üretici de üzerindeki tedirginliği attı, artık önünü görebiliyor. Hükümet bu yıl 300 binin üzerinde besilik, 100 binin üzerinde damızlık hayvan ithalatı gerçekleştirecek" diye konuştu.

HAMLELER ÇOK YERİNDE
Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Başkanı Ahmet Yücesan ise, Türkiye'de 300 bin ton besilik hayvan açığı olduğunu ancak bakanlığın üreticiyi destekleyici hamlelerinin piyasada rahatlama yarattığını kaydetti.
Bundan sonraki hamlenin ülkedeki hayvan ırkını değiştirmek olduğunun altını çizen Yücesan, şunları söyledi: "Türkiye'de ağırlıklı olarak sütçü ırk var. Hem süt hem et verebilen verimli ırklara geçiş gerekiyor. Süt fazlalığı da bundan kaynaklanıyor. İthalat yapılırken buna dikkat edilirse et varlığı ve fiyat sıkıntısı çözülür."

2017'DE 36 BİN TON İTHAL EDİLDİ
Kasım 2017'de Et ve Süt Kurumu (ESK) yılsonuna kadar 350 bin büyükbaş hayvan ve 66 bin ton karkas et, bu yılın ilk 5 ayında ise 152 bin baş sığır ve 51 bin ton karkas et ithalatı hedefi açıklamıştı. 20 Temmuz-21 Aralık 2017 tarihleri arasında 150 bin büyükbaş ile 36 bin ton karkas et ithalatı yapıldı. Bakanlar Kurulu kararı ile ESK'ya verilen yetki çerçevesinde 2018 sonuna kadar kullanılabilecek ithalat kotası ise 140 bin büyükbaş, 295 bin küçükbaş ve 60 bin ton karkas eti içeriyor.
 

Bakan Fakıbaba: Tarım ve Gıda Ürünlerimiz 4 kat Arttı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba, TBMM Genel Kurulunda görüşülen bakanlığının bütçesi üzerine yaptığı konuşmada, tarım ve gıdanın insanoğlunun en eski uğraşı olduğunu ve her geçen gün öneminin ve stratejisinin artarak, hayati bir sektör haline dönüştüğünü belirtti. 
Bakan Fakıbaba, Dünya nüfusu hızla artarken tarıma elverişli arazilerin azaldığını, endüstri gelişip şehirler büyürken insanoğlunun gıdasını sağlayan toprağını ihmal ettiğini ve son yüzyılda ülkeler ve insanların sanayileşmenin peşinden giderek, paylaşma duygusunu unutarak bencilleşmeye de başladığını ifade etti.
Bugün, bir tarafta açlığın, diğer tarafta ise aşırı tüketimden gelen sağlık sorunları ve israfın bir arada olduğu dünyada yaşandığına dikkati çeken Fakıbaba, "Adaletsizliğin gıda paylaşımına fazlasıyla bulaştığı bu dünyamızda 2 milyar insan aşırı kilolu. Bunun da 650 milyonu obezite sorunlarıyla uğraşırken 800 milyon insan açlık çekiyor ve yılda 1 milyar 300 milyon ton gıda çöpe gidiyor. O nedenle, geldiğimiz günden beri hep 'israf eden iflas eder', 'tarım ve gıda sadece yiyeceğimiz değil, geleceğimizdir' diyoruz. Bu sebeple, tarımın siyaset üstü bir mesele olduğuna, ben de yürekten katılıyorum." diye konuştu.
Tarım ve gıda ürünleri ihracatımız 4 kat arttı
Bakan Fakıbaba, tarımsal hasılada 2005 yılından bugüne Türkiye'nin Avrupa liderliğinin devam ettiğine dikkati çekerek, "Tarım ve gıda ürünleri ihracatımız 2002-2016 döneminde 4 kat artmış, 3,7 milyar dolardan 16,2 milyar dolara çıkmıştır. Türkiye tarımsal dış ticarette net ihracatçı bir ülkedir. Son 15 yılda tarım ve gıda ürünleri dış ticaretinde toplam 58 milyar dolar ihracat fazlası verdik." dedi.
AK Parti hükümetlerinin daima çiftçinin yanında yer aldığını, devletin tüm imkanlarını tarım için seferber ettiğini belirten Fakıbaba, şöyle devam etti:
"2003-2017 döneminde üreticilerimize 103 milyar lira yani eski parayla 103 katrilyon lira destek ödedik. 2018 yılında ise 14,5 milyar lira destek vereceğiz. Bu destek tarıma sağladığımız nakit hibe kaynaktır. Bunun yanında ayrıca arazi toplulaştırma ve tarımsal sulama yatırımları, tarımsal kredi sübvansiyonları, müdahale alımları ve ihracat destekleri gibi birçok kalemde tarıma önemli kaynak sağlıyoruz, sağlamaya devam edeceğiz. 
 
 

Gıdayı Kontrol Eden Dünya’yı Kontrol Eder


Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı  Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin düzenlemiş olduğu Ticaret Borsalarını konsey toplanatısına katıldı. Bakan Fakıbaba toplantıda şu sözlere yer verdi."Ülkemizde, hasat dönemlerinde yaşanan ürün fiyatlarındaki düşüşler lisanslı depoculuk sistemi ile birlikte ortadan kalkacaktır. Ürün ihtisas borsalarının da devreye girmesiyle tarım piyasalarında fiyat istikrarının sağlanacağını düşünüyoruz" dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba,Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde gerçekleştirilen Ticaret Borsaları Konsey Toplantısına katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Fakıbaba, tarımın insanlık için önemli sektörlerden biri olduğunu dikkat çekerek, "Dünya nüfusu artarken, tüketim nedeniyle şehirlere göç artmakta, buna karşılık kullanılan tarım toprakları azalmaktadır. Her geçen gün daha az kişi, daha çok insanı beslemek için üretmek zorunda kalmakta, tarım ve gıda daha kritik hal almaktadır. Ülkemiz, üretim potansiyeli ve jeopolitik konumu itibariyle insanını beslemenin yanında bölgesel ihtiyacı sağlayacak güce sahiptir. Türkiye 'yi tarım ve hayvancılık bölgesinde üs, ticarette köprü, üretimde lider bir ülke olarak görüyoruz ve bunu hep birlikte yapacağımıza yürekten inanıyoruz. Hükümetlerimizde bu yaklaşımla tarımı hep öncelikli sektör olarak kabul etmiştir. Tarımın sorunlarına yönelik çok sayıda temel mevzuat düzenlemesi hükümetimiz döneminde yapılmıştır" açıklamasında bulundu

"Gıdayı kontrol eden dünyayı da kontrol eder" anlayışıyla çalıştıklarına dikkat çeken Fakıbaba, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Kendi gıdasını üretemeyen ülkeler bağımsız ülke olamaz. Bugün 39 ülkede gıdaya, 80 ülkede suya erişimde sorun yaşanmaktadır. Yaklaşık 800 milyon insan açlıkla mücadele etmektedir. Yaşanması muhtemel küresel kuraklık sebebiyle 2030 yılında 700 milyon insanın yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kalacağı tahmin edilmektedir. Diğer taraftan, açlık ve yoksulluğun hakim olduğu günümüzün dünyasında her yıl 1,3 milyar ton israf edilmektedir. Buna rağmen dünyada halen herkesi besleyecek tarım ürünü mevcuttur. Açlık çeken 800 milyon insanı besleyecek üretim söz konusudur. Ana sorun ise gıdaya erişim ve gelir dağılımı adaletsizliğidir. Bizim Türkiye olarak inancımız gereği bu tabloya kayıtsız kalmamız mümkün değildir. Onun için daha fazla çalışmamız gerekmektedir." Lisanslı depoculuğun önemine vurgu yapan Fakıbaba, "Tarımsal ürünlerin piyasaya arzı bir, iki ay içerisinde gerçekleşirken, bu ürünlere olan talep 12 ay süresince devam etmektedir. Bu durum hasat dönemlerinde, tarımsal ürünlerin düşük fiyattan işlem görmesine, dolayısıyla üreticilerin kazançlarının azalmasına neden olmaktadır. Dünyanın gelişmiş pek çok ülkesinde tarımsal ürünlerin arz talep dengesi lisanslı depoculuk sistemi ile çözüme kavuşturulmuş ve istikrarlı bir piyasa oluşturulmuştur. Ülkemizde, hasat dönemlerinde yaşanan ürün fiyatlarındaki düşüşler bu sistemle birlikte ortadan kalkacaktır. Ürün ihtisas borsalarının da devreye girmesiyle tarım piyasalarında fiyat istikrarının sağlanacağını düşünüyoruz. Ticaret borsalarına lisanslı depoculuk için önemli görevler düşmektedir. Türkiye de şu an faaliyet gösteren 113 ticaret borsası bulunuyor. 2016 sonu itibariyle 113 ticaret borsasının işlem hacmi 213 milyar Türk Lirası düzeyindedir. Ticaret borsalarının işlem hacimleri her geçen yıl artmaktadır. Lisanslı depoculuğa bakanlığımız da büyük önem ve destek vermektedir. Lisanslı depo yapımını özendirmekte ve TMO alımlarını lisanslı depolara yaptırmaktayız. Bu kapsamda, Cumhuriyet döneminin en büyük lisanslı depoculuk hamlesini hep beraber başlatmış bulunuyoruz. TMO'nun uzun süreli kiralama garantili depo yapım projesiyle hayata geçirilen 3.5 milyon ton kapasiteli lisanslı depoların yapımı devam etmektedir" diyerek sözlerini sonlandırdı.

Türkiye'de, tarımdaki sıkıntıların kaynağının yapısal olduğuna dikkat çeken TOBB Başkanı Rıfat HİSARCIKLIOĞLU, toplantıda yaptığı açıklamada, "Sistemin tamamını, bütüncül bir şekilde yeniden düşünmek gerekiyor. Tarım sektörüne, tarımsal desteklere, ticarete yeni bir bakış açısı kazandırmalıyız. Yüksek teknolojili ve inovatif üretim altyapısını geliştirmeliyiz. Tarım sektörünü küresel rekabete uyumlu hale getirmeliyiz. Yani sanayideki gibi tarım sektörünü de dönüştürmeliyiz. TOBB olarak, ticaret borsalarımızla birlikte, tarım ve hayvancılık sektörünü daha da geliştirecek, projeler ve çalışmalar yürütüyoruz. Borsalarımızdaki elektronik satış salonlarımızla, akredite laboratuvarlarımızla, canlı hayvan borsalarımızla ve lisanslı depolarımızla tarım ve hayvancılık sektörüne hizmet ediyoruz" diye konuştu. - 
 

Beş yüzbin Buzağı Et İthalatının Önüne Geçer

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Antalya’da düzenlenen Hayvan Hastalıkları ile Mücadele ve Hayvan Hareketleri Kontrolü Programı 2017 Değerlendirme Toplantısı'na katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba ilk olarak 10 dakikası basına açık olan toplantıyı, 'bizim gizleyeceğimiz bir şey yok' diyerek basına açık hale getirdi. Basın mensuplarının yerini almasıyla birlikte konuşmaya başlayan Fakıbaba, hayvan hastalıklarıyla mücadele ve buzağı ölümlerinin önüne geçebilmek için buzağı ölümlerini azaltmaya yönelik çalışma içerisine girdiklerini söyledi. 2018 yılında buzağı ölüm oranını yüzde 15'ten 5'e düşürmeyi hedeflediklerini açıklayan Fakıbaba, elde edilecek 500 bin buzağı kazancıyla Türkiye'nin et ithalinin önüne geçeceklerini kaydetti.
"HAYVANLARIN DÜKKANLARDA SATILMASINI VALLAHİ DOĞRU BULMUYORUM"
Hayvanların dükkanlarda satılmasını doğru bulmadığını söyleyen Bakan Fakıbaba, "Bugün bana soruyorlar, hayvanların dükkanlarda satılması doğru mu? Vallahi değil. Biz yaratılanı yaratandan dolayı seven bir mantalitenin değerleriyiz. Bir köle gibi hayvanı al sat, bunlar doğru bir olay değil ama bunları kapattığınız zaman da merdiven altında neler olacak o da doğru değil. Bunları oturup konuşmamız lazım. Yerel yönetimler bu konuda nasıl yardımcı olabilirler, acaba çiftlik hayvanlarını veteriner arkadaşların sağlığını yaptırtıp, aşılarını yaparak ailelere ücretsiz vermesi sunmak kaydıyla doğru olmaz mı" diye konuştu.
"BİR ÇOCUK ÖLÜMÜ NEYSE, BUZAĞI DA ÖYLE"
Bakan olarak yapılan tüm çalışmaları yakından takip edeceğini belirten Fakıbaba, tüm şehirlerde bakanlığa bağlı görevlilerin hayvan sağlığı ve ölümlerinin oranını düşürme konusunda yarışması gerektiğini vurguladı. Fakıbaba, "Hamile bir annenin bakımı neyse, düvenin bakımı da o, bir buzağının bakımı neyse, yeni doğan çocuğun bakımı da o. Bir çocuk ölümü neyse, buzağı ölüm oranı o. Esasında bir annenin takibi nasılsa bir gebe düvenin takibi de böyle. Farklı bir şey mi? Aynı, hiç değişen bir şey yok. Biz tek tek gebe düveleri takip edeceğiz, zimmetleyeceğiz" dedi.
"ABD YAPMIŞSA BİZ DE YAPARIZ"
Hayvan hastalıklarıyla mücadeleyi arttırıp, buzağı kaybını önlemek istediklerini kaydeden Fakıbaba, "Bunu Amarika yapmışsa, yüzde 2'lerdeyse, benim arkadaşlarım yapar, başarır bunu. Başarmaması için bir neden var mı? Yok. Biz ortada kalıyoruz, acaba yapsak mı, yapmasak mı diye. Küpeleri parasız veriyoruz, aşılar bedava ve veteriner arkadaşların alın teri olan parayı da artık biz kendimiz ödeyeceğiz. 2018 1 Ocak'tan itibaren başlıyor. En kutsal mesleklerden birisi olan veteriner hekim arkadaşlarım kimseyle muhatap olmadan hayvana bakacaklar, muayene edecekler, hastalıkları belirleyecekler, aşıları yapacaklar, çantalarını kapıp arabalarına binip evlerine gidecekler" diye konuştu.
BUZAĞI ÖLÜM ORANINDA HEDEF YÜZDE 5
Türkiye'de hayvancılığın problemlerini aşmak ve tedbirleri yüksek önem düzey uygulayacaklarını kaydeden Bakan Fakıbaba, bu konuda da 2018 hedefini açıklayarak, "Bu konuda ilk önceliğimiz etkili çalışmalar yaparak, buzağı ölümlerini sonlandırmak olacaktır. Sonlanmaz ama yüzde 5'e düşürür müyüz? Düşürürüz. 2018'de hedefi söylüyorum. Büyük işletmelerde değil, onlarda yüzde 1 veya 0 olabilir. ABD den iyiler ama küçük ve orta ölçekli işletmelerde bu oran yüzde 5 kabul edilebilir bir orandır. Şu anda bu oran Türkiye geneli yüzde 15 civarında. Bunu öncelikle yüzde 5'e indirmek, daha sonra da daha aşağıya çekmek olacaktır. Hayvan sayıları çalışmalarında, buzağı kaybını önlemede bir seferberlik başlatıyoruz. Tek başına ben bir şey yapamam hep birlikte bunu yapacağız" dedi.
"Sağlık Bakanlığı Gibi Olmalıyız”
Hayvan hastalıklarıyla mücadelede ve buzağı ölümleri konusunda sağlık Bakanlığı gibi olunması gerektiğini vurgulayan Bakan Fakıbaba, "Esasında sağlık bakanlığı gibi olmamız gerekiyor. sağlıkbakanlığı ne yapıyor? Buradan kutluyorum hem şimdiki Sağlık Bakanımızı hem de ondan önceki bakanımızı. Bir tek çocuk ölüm oranı olduğunda anında kaydediliyor. Bakan cep telefonundan nerede çocuk kaybı var, niye bu çocuk kaybı oldu, nasıl oldu, neden oldu onların araştırmasını yapıyor. Arkadaşlar ben de, sizler de bunu yapacağız. Çocuk ölüm oranları nasıl düştüyse, buzağı ölüm oranları ve anne ölüm oranları da düşecek" ifadelerini kaydetti.
"500 BİN BUZAĞI ET İTHALATININ ÖNÜNE GEÇER"
Buzağı ölümünün yüzde 5'e düşürülmesi durumunda 500 bin buzağı kar edeceklerini ve et ithalatının önüne geçilebileceğini ifade eden Fakıbaba, "Vatandaş diyor ki; 'et ithalatı ne zaman duracak? Bu ölümler durduğu zaman duracak. Dışarıdan almış olduğumuz hayvan sayısı 500 bin. Bunu biz yapacağız. Bu kabahat bizim. 500 bin yavru kayboluyor, bırakın et ithalatını bu yavru ya. Biz bu 500 bini kurtarabiliriz. Oraya gidiyoruz bizden et alın buraya gidiyoruz bizden alın deyip duruyorlar. Ayıptır. Yakışmıyor bize, şu koca ülkeye yakışmıyor. Biz eğer 750 binden 500 bini kurtaramıyorsak yazıklar olsun bize" şeklinde konuştu.
"İNEKLER KESİLMEYECEK"
İneklerin kesilmemesiyle ilgili gerekli talimatları verdiğini aktaran Fakıbaba, şunları söyledi:
"Arkadaşlarıma ineklerin kesilmemesiyle talimatı verdim, eğer insanlar mecburiyetten dolayı kesmek zorunda kalıyorsa ilk uçağa atlayıp bize geleceksiniz. Burada esasında her ilin sağlık bakanı sizsiniz. Damızlık değeri olan dişi hayvan kesiminin önlenmesi için, kesimhanelerin sık sık denetlenmesi ve kesimhanelerde görev yapan veterinerlerin bu konudaki hassasiyetlerinin takip edilmesi gerekmektedir. Eğer gerçekten altına deforme olmuş inek deyip gerçekten bir annenin ölümüne bir veteriner hekim imza atıyorsa o veteriner değildir. İtirazı olan var mı? Deforme olmamış, herhangi bir hastalığı falan yoksa sadece ve sadece hayvanı kesimhanede buna bir ad uydurayım diyerek imza atıyorsa o veteriner hekim değildir, onun diplomasından şüphe, onun hayvana olan sevgisinden, milli duygularından şüphe duyarım. Çünkü o hayvan benim için önemlidir, çünkü o hayvan bana 10 tane yavru getirecek, en az 7 hayvan getirecektir. Ben o hayvanı nasıl kestiririm?"
Son olarak Bakan Fakıbaba, "31 Aralık 2017'ye kadar benim hayvan mevcudiyetim elimde olacak ve aslanlar gibi çıkacağım TÜİKe senin rakamların yanlıştır diyeceğim. Tarım bakanlığı bir malvarlığını bilemiyorsa, iş yapıyorsunuz ama sermayenizi bilmiyorsunuz. Ne kadar üreteceğim, ne kadar ithal edeceğim, fiyat nasıl olmalı. 3 sene sonraki projeksiyon nedir, bunları bilmeden hayvan sayısını, buzağı, koçu tekeyi bilmeden nasıl yapacaksınız. Ortada sayı yok. TÜİK başka bir şey söylüyor, ben başka bir şey söylüyorum" diyerek, işletmelerin 31Aralık 2017'ye kadar kayıt yaptırmaları gerektiğini söyledi.
 
 

Çiftçi İcralık

CHP Niğde Milletvekili ve KİT Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine yanıt veren Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, tarım kredi kooperatiflerine borçlarını ödeyemeyen çiftçi sayısının 6 bin 609 olduğunu açıkladı.
Çiftçilerin uygulanan yanlış politikalar yüzünden yaşayamaz duruma geldiğini ifade eden Gürer, ‘Bu rakamlar tarımın bitirildiğinin kanıtıdır’ dedi.
CHP Niğde Milletvekili ve KİT Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına; borçlu çiftçiler ve ÇKS’ye kayıtlı çiftçi sayılarıyla ilgili iki ayrı soru önergesi yöneltti. Ömer Fethi Gürer, önergesinde, “Tarım Kredi Kooperatifi tarafından kredi alarak ödeyemediği için takipte olan çiftçi sayısı kaçtır? Takipteki çiftçilere uygulanan faiz nedir? Vadesi geçmiş, idari takibe alınmış, borçları ödeyemediği için icra uygulanan çiftçi sayısı kaçtır?” şeklindeki sorulara yanıt istedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye genelinde vadesi geçmiş, idari takibe alınmış, borçları ödeyemediği için icra uygulanan çiftçi sayısı 6 bin 609 olduğunu açıkladı. Tarım Kredi Kooperatiflerince, icra takibinde olan ortaklar da dâhil olmak üzere, Kooperatiflere vadesi geçen borçlarını ödeme istek ve gayreti içerisinde olan ortaklarına, borçlarını ödeyebilmelerini teminen ödemede kolaylığı sağlandığını belirten Bakan Fakıbaba, “Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan kredilerin geri dönüş oranları da önemli seviyede artmıştır. Türkiye genelinde kredi geri dönüş oranı 2002 yılında % 71 iken, 2016 yılında % 97,3'eyükselmiştir” dedi.
 
 

Bakan Fakıbaba; 1milyon yerli besi Hayvanına destek vereceğiz


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba Anadolu İzlenimleri Dergisi Genel Yayın Koordinatörümüz Muhammet Oluklu’nun sorularını TBMM yanıtladı. Bakan Fakıbaba;   Yem fiyatları ve süt konusunu değerlendirirken yetiştiriciyede müjdeler verdi. Bakan Fakıbaba “Ne kadar ot o kadar et ve süt tarım böyle birşey bazen çok zarar ediyorsunuz bazen kar ediyorsunuz ama necitede biz piyasayı regüle ediyoruz.”dedi. Bakan  Fakıbaba,  küçük aile işletmelerine destek vereceklerine değinirken; aile işletmelerine yönelik desteklerin en geç 1 ocak 2018 e kadar tamamlanmış olacağını söyledi.

Sayın Bakanım yem fiyatlarına son bir kaç ayda yüzde yüz zam söz konusu bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Biz zatan dışardan yapmış olduğumuz ithalatla arpaları 770 kuruştan kapıya kadar getiriyoruz. Şuanda arpa fiyatları 930-940 kuruşa satılıyor ama bizim arpayı getirmediğimizi düşündükleri  anda bir bakıyorsunuz 1,10 kuruşa çıkmış. Biz ihtiyaç olan yerlere TMO aracılığı ile 770 kuruştan kapılarına arpa teslim ediyoruz. Bu nedir piyasayı regüle etme olayıdır. Biz bu regülasyona devam edeceğiz. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak ette yaptığımız regülasyonun aynısını yem bitkilerinede ihtiyaç duyuldukça  fiyatlar normale binene kadar yapmaya devam edecektir. Hiç bir kimse stokçuluğa fırsatçılığa kalkışmasın.  Bu fiyatları artıran fırsatçılardır. Hiç bir zaman stokçulara fırsatçılara meydan vermeyeceğiz.
Sayın Bakanım Kasaplar federasyonun  kasaplara yönelik Kırmızı et çağrısını nasıl değerlendirirsiniz?
Önemli olan insanların bütçelerine yönelik uygun neyi almak istiyorlarsa onu almalarıdır. Bu onların takdiridir.  Ben kasap kardeşlerimi de seviyorum. Olabilir ama biz yerliyi korumak adına kısa zamanda özelikle küçük aile işletmelerine  yönelik destek vereceğiz.
Sayın Bakanım küçük aile işletmelerine yönelik nasıl bir destek vereceksiniz?
Küçük aile işletmelerine yönelik özelikle 50 başa kadar aile işletmelerine destek vereceğiz. Bu destek en geç 1 ocak 2018 e kadar hayata geçmiş olacak. Yaklaşık olarak 1 milyon besi hayvanına destek verileceğini tahmin ediyoruz. 50 başın altındaki yetiştirici yüzde 80 oranında bu önemli bir rakam  demek ki küçük hayvan işletmelerinin hayvancılıkla  iştigal edenlerinin  yüzde 80 ini desteklemiş olacağız. Bildiğiniz gibi TBMM plan ve Bütçe komisyonunda 2018 yılına yönelik bütçemiz geçti ancak bütçede bir artışa gitmedik buna rağmen fedekarlık böyle bir şey bir yerlerden  kesip öbür yerleri yamamak.
Sayın Bakanım Organize hayvancılık ve süt ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Organize hayvancılıkla ilgili çalışmalar devam ediyor.  Ne kadar ot o kadar et ve süt. Tarım öyle bir şey bazen zarar ediyorsunuz bazen kar ediyorsunuz  ama neticede biz piyasayı regüle edecek çözümler  bulmak zorundayız. Dedi.