Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

SON HABERLER

SÜT ÜRETİCİSİ ÖLÜYOR

Aydın'ın Yenipazar ilçesinde süt üreticileri, başta yem olmak üzere artan girdi maliyetlerine rağmen süt fiyatlarının beklenenin altında olması nedeniyle perişan olduklarını belirterek, yetkililerden sorunlarına çözüm bulmalarını istedi.
Yenipazar'da süt üreticileri, artan yem fiyatlarına rağmen süt fiyatlarının beklenen düzeyde olmamasına tepki gösterdi. Yemi kilosu 1 lira 60 kuruşa alırken, sütün litresini 1 lira 50 kuruşa sattıklarını belirten üreticiler, zarar ettiklerini söyleyerek, seslerini duyurabilmek için çiftliklerinin kapılarına 'Süt üreticisi ölüyor' yazılı pankartlar astı. Yenipazar ilçesinde süt üreticiliği yapan Mehmet Çerçevik, "Süt üreticileri birçok konuda ödün veriyor. Eşim hamileyken bile eşimin yanında değil hayvanımın yanında oldum. Atatürk'ün dediği gibi 'Köylü milletin efendisidir' ama şimdi milletin mağduru oldu. Ailecek çalışıp üretim yapıyor, ülkeye katkı sağlamak için çabalıyoruz. Ama artık süt üreticileri olarak dayanacak gücümüz kalmadı. Birçok üreticinin borcu var. Sütümüz, buzağımız para etmiyor. Hayvanlarımızı kesmek zorunda kalıyoruz. Bizler süt üreticileri olarak, hayvancılıkla uğraşan çiftçiler olarak bu çok önemli sorunumuza ilgililerce çözüm bulunmasını istiyoruz" dedi.

'MAĞDURİYETİMİZ GİDERİLMELİ'

"Aksi halde ekonomimiz zarara uğrayacak. Üreticiler üretmekten vazgeçip küsüyorlar. Küsen üreticilerin tekrar bu işe dönmesi çok zor. Büyüklerimiz bize çiftçiliğin ve hayvancılığın güzelliklerini anlatırdı. Bizler ise bugün çocuklarımıza, 'Bu işi yapmayın' diyecek duruma geldik. Litresi 2 lira 20 kuruş olması gereken sütün fiyatı bugün için 1 lira 50 kuruş. Bir an önce yetkililer tarafından mağduriyetimizin giderilip, gerekli düzenlemelerin yapılmasını istiyoruz. İlgililerin süt üreticilerine yardımcı olmalarını istiyoruz. Bu ülkede hayvancılık yok olmamalı. Bu ülke hayvancılık yönünden dışa bağımlı hale getirilmemeli."
Yem fiyatlarının artmasına rağmen süt fiyatlarında beklenen satış fiyatına ulaşılamamasından yakınan Yenipazar ilçesindeki süt üreticilerinden Tabir Yıldırım da, "Doların yükselmesiyle yem fiyatları arttı. Dolar düştü ama yem fiyatları çıktığı yerde kaldı. Biz üretim ve hayvanları seviyoruz ama kimsenin hayvan sevgimizden istifa ederek üzerimizden para kazanmasına izin vermeyiz" dedi.
 
16.11.2018
Devamı

Arazi Bankacılığı Geliyor

Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanan, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığınca hazırlanan "2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı"nda tarım, hayvancılık ve ormancılık ile ticaret ve bölgesel kalkınma konularında yürütülecek çalışmalara yer verildi. Programda öne çıkan 'Arazi bankacılığı' dahil çeşitli modellerle atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması amaçlanıyor. Arazi Bankacılığı bütün bölgelerde üretime katkı sağlaması  bekleniyor.
Gıda güvenliğini temin için ürün piyasalarında ve çiftçi gelirlerinde istikrar gözetilerek etkin stok yönetimi, üretim, pazarlama ve tüketim zincirinde kayıpların azaltılması, piyasaların düzenlenmesine ilişkin idari ve teknik kapasitenin güçlendirilmesi ve dış ticaret araçlarının etkin kullanılması sağlanacak. Sözleşmeli üretim ve arazi kiralama gibi yöntemlerle tarımsal işletmelerde ölçeklerin büyütülmesi, arazi edinimi uygulamalarının geliştirilmesiyle arazi bankacılığı dahil çeşitli modellerle atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması amaçlanacak.
Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde kurulan tarım bilgi sistemlerinin, diğer kurumların hizmetlerinde ortak kullanıma sunulabilecek olanlar da dikkate alınarak geliştirilmesine devam edilecek.
Bölgesel kalkınmayı hedefleyen 'Arazi Bankacılığında miras nedeniyle bölünen arazilerin envanterlerini çıkararak tarıma kazandırmak, yerli ya da yabancı yatırımcıya satmak ya da kiralamak şeklinde olacak. Üretime açılmayan atıl arazinin oranı ise yüzde 10'larda olduğu da öğrenildi.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum da açıklamasında Tarım ve Orman Bakanlığı ile ortak çalışmalar yaparak atıl hazine arazilerini kiralama projesinde 3 milyar 400 milyon hazine arazisini vatandaşlara kiralayacaklarını belirterek, "34 milyon metre kare araziyi de hayvancılık ve endemik bitkilerin yetiştirilmesi amacıyla yine vatandaşımıza kiralama projemiz var. Buna ilişkin tüm Türkiye'de çok yoğun bir başvuru var. Sivas'ta başvuru sayısı 600 kişi bu başvuru giderek artıyor. Burada hayvancılığın geliştirilmesi, endemik bitkilerin yetiştirilmesi ve hazine arazilerini daha önce kullanan vatandaşlarımızın Tarım Bakanlığımızın verdiği desteklerden faydalanması açısından bu proje Sivas için büyük önem arz ediyor. Bizde bunun takibini yapıyoruz" ifadesini kullanmıştı.
 
 
15.11.2018
Devamı

Pancar Çiftçisi Ürün Tesliminde Sorun Yaşıyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özelleştirilen şeker fabrikaların kapanma noktasına gelmesi dolayısıyla iktidarı ikaz ederek, işçilerin mağdur edildiğini, çiftçilerin ise ürünlerini götürdükleri fabrikalarda sorunlarla karşılaştığını belirtti. 
14 şeker fabrikasının satıldığını hatırlatan Gürer, “Burada çiftçilere ve işçilere verilen sözler vardı, mağdur edilmeyecekleri belirtiliyordu. Önce işçiler işinden oldu, şimdi de çiftçiler pancar hasadı yaptıktan sonra fabrikalara gittiklerinde sorunlarla karşılaşıyorlar. Kimi fabrikalarda çiftçilerin pancarları alınmıyor” dedi.  Kış şartlarının oluştuğu bu günlerde ürünlerini götürdükleri fabrikalarda farklı sorunlarla karışlaşan çiftçilerin, böyle giderse önümüzdeki yıl pancar ekimi yapamama durumuna gelebileceğine ifade eden Gürer, “Bu bağlamda, iktidarın konuya eğilmesini temenni ediyorum. Çünkü pancar çiftçisi yaşadığı koşullardan dolayı bizleri de arayarak büyük mağduriyet içinde olduklarını belirtiyorlar” diye konuştu.
‘Keşke yanılmış olsaydık’
Niğde Milletvekili Gürer, konuyla ilgili açıklamada ise, “Bilindiği gibi aralarında Bor Şeker Fabrikası’nın da bulunduğu 14 şeker fabrikası, özelleştirme kapsamında geçtiğimiz Nisan ayında satılmıştı. Satış sürecinde, Yetkililer tarafından yapılan açıklamalarda işçilerin ve üreticilerin sorun yaşamayacağı belirtilmişti. Ancak fabrikaların satılmasının ardından pek çok şeker fabrikasında işçiler işlerinden olurken, hasadın ardından fabrikaya şekerpancarı götüren çiftçiler de farklı sorunlarla karşılaştılar. Bazı fabrikalarda kantarın bozuk olması nedeniyle yüzlerce kamyon dolusu şeker pancarı fabrika önlerinde günlerce bekletildi. Biz özelleştirme sürecinde bu olumsuzlukların yaşanacağını öngörmüş ve uyarılarda bulunuştuk. Hatta Bor şeker fabrikasının önünde miting düzenleyerek, ‘bu fabrika özelleşirse kapanmasının da yolu açılır’ demiştik. Keşke yanılmış olsaydım ama yanılmadık” dedi. 
Çiftçi başvuracak yer bulamıyor
Çiftçi ürün tesliminde yaşadığı sorun dolayısıyla tarlada ürününü sökemediğini, fabrikaların belirlediği gün ve saatte belirlediği kadar ürün almadığını anlatan Gürer, “Kantar stoklamasında oluşacak fire ve ürün kaybını çiftçinin üstüne bırakıyor. Bu durum çiftçi için ciddî kayıp yaratıyor. Maddi kayıpların yanında söküm ve nakliyeden oluşan sorunlar çiftçiyi alternatif ürün arayışına yöneltiyor. Gelecek yıl bu nedenle pancar ekim alanları gerileyecek, süreç içinde pancar ekimi yapılmayabilir. Bu süreç NBŞ üreticilerine yarar” şeklinde konuştu. 
 
 
15.11.2018
Devamı

Tonya Süt Üretimi Durdurunca Sütler Yola Döküldü

Tonya tereyağının üretildiği süt fabrikasının ekonomik sorunlar nedeniyle üretime ara vermesine, ilçe sakinleri tepki gösterdi. Hayvancılıkla geçimini sağlayan Tonya sakinleri, fabrikanın önünde toplanıp, ellerinde kalan sütleri yere yola dökerek protesto etti. Fabrikada çalışan işçilerin de katıldığı eylem sırasında, Tonya-Vakfıkebir karayolu bir süre araç trafiğine kapandı. Olası bir taşkınlığı önlemek için özel harekât çevrede önlem aldı.
TRABZON'da, coğrafi tescilli Tonya tereyağının üretildiği süt fabrikasının ekonomik sorunlar nedeniyle üretime ara vermesine, ilçe sakinleri tepki gösterdi. Hayvancılıkla geçimini sağlayan Tonya sakinleri, fabrikanın önünde toplanıp, ellerinde kalan sütleri yere döktü.
Trabzon'un Tonya ilçesinde, 1974 yılında, kooperatifleşme girişimiyle kurulan 'Tonyakoop' adlı süt fabrikasında, ekonomideki son gelişmeler nedeniyle üretime ara verildi. Osmanlı Salnamesi'nde bahsedilen, 2017'deki 'Türkiye Kültür Oscarları Yarışması'nda birinci seçilerek, coğrafi işaretle tescillenen tereyağıyla ünlü ilçede, tarihi fabrikada üretime ara verilmesi üzüntüye neden oldu. Üretime ara verilmesi kararıyla yaklaşık 50 kişi işsiz kalırken, hayvancılıkla geçimini sağlayanların ürettiği sütler ise ellerinde kaldı. Tonya sakinleri, bölgenin önemli kuruluşlarından olan fabrikada üretime yeniden geçilmesini ve ürettikleri sütlerine talip çıkılmasını istedi. İşletmenin borcunun 12 milyon liraya ulaştığı öğrenilirken, fabrikanın akıbetinin ne olacağı ise ilçe sakinleri arasında merak konusu oldu.
SÜTLERİ DÖKÜP TEPKİ GÖSTERDİLER
Günde yaklaşık 30 ton süt işlenen fabrikada üretime ara verilmesiyle işsiz kalanlar ve ilçede geçimini hayvancılıkla sağlayan vatandaşlar, işletme önünde bir araya gelerek yaşananlara tepki gösterdi. 'Tepkisizliğe karşı tepki' yazılı dövizler taşıyan üreticiler, süt fabrikasında üretimin durdurulmasını, evlerinden kovalarla yanlarına getirdikleri sütleri işletme önündeki yola dökerek protesto etti. Fabrikada çalışan işçilerin de katıldığı eylem sırasında, Tonya-Vakfıkebir karayolu bir süre araç trafiğine kapandı.
'HAYVANCILIK BİTME NOKTASINA GELDİ'
Eylemciler adına konuşan Gıda Mühendisi Sevtap Kurt, ilçede hayvancılığın bitme noktasına geldiğini belirtti. Kurt, "Tonya halkının tek geçim kaynağı, tek tüten bacası Tonya ve Bütün Köyleri Kalkınma Kooperatifi'mizin son zamanlarda düştüğü bu durum içler açısıdır. Kooperatif mali sorunlar nedeniyle, tarihinde ilk kez 7 Kasım 2018 tarihinde üretime ara vermiştir. Süt üreticisi, kooperatiften alacağı süt parasını ve hayvanlarını beslemek için yem-kepek ihtiyacını alamamaktadır ve bu nedenle Tonya'da hayvancılık bitme noktasına gelmiştir" dedi.
'SAHTE ÜRETİMLERE YOL AÇAR'
Alınan kararla bölgede sahte üretimin yolunun açılacağını da öne süren Sevtap Kurt, "Kooperatifin 2 bin 731 ortağı, istihdam ettiği 50'ye yakın çalışanı vardır. Fabrikanın üretime ara vermesiyle ortaklar, çalışanlar ve Tonya Süt Mamulleri kullanan tüketiciler mağdur olmuştur. İlçemizin ve kooperatifimizin tescilli ürünü tereyağının üretilmemesiyle sahte üretimlerin önü açılmıştır. Kooperatifin üretime ara vermesi, belirtilen sebepler dışında, içerisinde bulunan makine ve ekipmanın ambalaj malzemelerinin kullanılmaz hale düşmesine yol açacaktır. Bu yüzden biz çalışanlar olarak ve tüm ortaklar adına kooperatifimizin bir an önce açılmasını temenni ediyoruz. Buradan bize yardımcı olmak üzere başta İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu'ya, akabinde Trabzon'daki vekillerimize ve bizi dinleyen herkese sesleniyoruz. Lütfen üretimimizi devam ettirmeye, Tonya'nın en büyük bacasını tekrar tüttürmeye yardımcı olun" diye konuştu.
'BU İNSANLIĞA SIĞIYOR MU?'
Kooperatif ortakları da üretimin durdurulmasına tepkilerini dile getirdi. Karayolunu trafiğe kapatan ortaklardan Fadime Akan, yaşananları kabullenmediklerini anlatarak şunları söyledi: "Süt satarak ortak oldum buraya. Atımız vardı, onu da satıp ortak olduk buraya. Şimdi satıyorlar fabrikayı, kapatıyorlar. Bu nereye sığıyor? Bunu vatandaşa gelsin anlatsınlar. Bir parça ekmeğimiz yoktur evde yemeye. Neden? 'Kalkınsın kooperatifimiz' diye buraya süt veriyoruz. 7'nci, 8'inci, 12'nci ay geliyor, 'Bunlar ne yiyor? diye neden sormuyor burada çalışanlar? 7'nci ayda aldığımız yem ile geldik bu zamana, şimdi süt parası alıp şeker almayı beklerken fabrikamız kapanıyor. Bu insanlığa sığıyor mu?"
'ÇARE MİLLETVEKİLLERİ'
Kooperatif Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sezgin de "Üretime ara vermek zorunda kalan fabrikamızın bir an önce üretime geçmesini güçlü bir ses ile duyurmak için buradayız. Bunun için çare yollar bellidir. Çare yolları bölgemizin milletvekilleridir" diyerek işletmenin üretime başlamasını istedi. Öte yandan, üreticilerin eylemi sırasında, polis ve özel harekât timlerinin de bölgede yoğun güvenlik önlemi aldığı gözlendi.
 
 
12.11.2018
Devamı

Solucan Gübre İle Organik Tarım

Gümüşhane'de organik tarımda verimi artırmak amacıyla başlatılan 'Solucan Gübresinin Üretiminin Yaygınlaştırılması' projesi kapsamında 5 yetiştiricinin başvuruları kabul edildi, küçük ölçekli tesislerde solucan gübresi üretimine başlandı.
Kentte, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (DOKAP) tarafından da desteklenen 'Solucan Gübresinin Üretiminin Yaygınlaştırılması' projesi, ilk kez uygulanmaya başlandı. Proje ile Şiran ilçesinde solucan gübresi üretim tesisi açıldı. İşletmeyi kuran Bayram Özel, sayısı 1 milyona ulaşan solucanlarla gübre üretimine başladı. Özel, tesisinde profesyonel bir şekilde organik ürünler üretmeyi hedeflediklerini söyledi.

'ÜRÜNLER DOĞAL TAT VE LEZZETİNE KAVUŞUYOR'

Solucan gübresinin verimliliği artırdığını belirten Bayram Özel, "DOKAP ve Tarım İl Müdürlüğümüz vasıtasıyla amatörlükten başlayıp, profesyonel sisteme geçiş yaptık. Elimizden geldiği kadar kimyasal gübreyi tamamen kaldırıp, organik sisteme geçebilmek için uğraşlar vermeye çalışıyoruz. Kendi ürünlerimiz üzerinde uygulama yaptık. Solucan gübresinin verimliliği artırdığını gördük. Bizim buradaki amacımız, eski sistemde olduğu gibi, yani geleneksel tarımda yakalanan tat, aroma ve lezzeti yakalayabilmek. Bölgemiz organik tarım bölgesi ilan edildi. Biz de buna öncü olmaya çalışıyoruz. Daha profesyonel üretim için devlet desteği her zaman şart" dedi.

'KİRLENMİŞ TOPRAĞI 1 YIL İÇERİSİNDE TEMİZLİYOR'

Çiftçilik yapan Hakan Suat Başer de, solucan gübresinin kendileri için büyük önemi olduğunu vurguladı. Başer, "1 dönüm arazi için 200 ile 300 kilo solucan gübresi yeterli oluyor. Bu gübrenin kokusuz ve doğal olması ortaya çıkan ürünün kalitesini artırıyor. Solucan gübresi ağır metallerle kirlenmiş olan toprağı 1 yıl içinde temizliyor, tarıma hazır bir hale getiriyor. Solucan gübresi hem katı hem de sıvı halde kullanılabiliyor" diye konuştu.
'VERİM, YÜZDE 50 ARTTI'

Avrupa'da solucan gübresinin 40 yıldır kullanıldığını belirten Başer, "Solucan gübresi 40 yıldır Avrupa'da kullanılıyor. Türkiye'de yeni yeni geçilen bu sistem, organik tarım için çok önemli. Solucan gübresini ilelebet sürdürmeyi ve bütün çiftçilerimizin kimyasal gübre yerine bu gübreyi kullanmasını tavsiye ediyorum. Solucan gübresiyle organik tarıma geçilecek. Bu gübre ile yüzde 40, yüzde 50 verim artışı sağlanırken, ilk yıldan 15 gün önce hasat sağlıyor. Bölgemizin iklim şartlarına bakıldığında ise solucan gübresi çok iyi bir seçenek" dedi.
 
12.11.2018
Devamı

Keskinoğlunda Konkordato Uzatıldı

Nakit sıkışıklığı nedeniyle iflas erteleme yerine getirilen konkordato başvurusu yapan tavukçuluk sektörünün önde gelen firmalarından Keskinoğlu'nun konkordato süresi 1 yıl daha uzatıldı.
Sözcü'den Derin Gökçe'nin haberine göre, Türkiye'nin köklü firmalarından Keskinoğlu tavukçuluk, konkordato süresini 1 yıl daha uzattı.
Şirketten yapılan açıklamada, "11 Haziran 2018 tarihinde ticari faaliyetlerimizi aralıksız devam ettirebilmek adına başvurduğumuz konkordato için şirketimize tanınan 5 aylık geçici mühlet, finansal tablolarımızın incelenmesinin ardından Akhisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin takdiriyle kesin süre olarak 12 ay daha uzatıldı" ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, "Bu sürede, devlet tarafından atanan komiser heyetinin yapacağı planlama doğrultusunda, alacaklılarımızla anlaşma yoluna giderek; geçtiğimiz 5 ay boyunca durdurulan ödemelerimizi yapmaya başlamayı hedefliyoruz" ifadeleri kullanıldı.
Daha önce konkordato sürecine dair mahkeme tarafından 3 ay geçici mühlet kararı verilen Keskinoğlu'nun 10 Eylül 2018 itibariyle geçici mühlet kararı 2 ay daha uzatılmıştı.
 
 
 
9.11.2018
Devamı

Genç Çiftçide Üretilen Mantarlar Gelir Kapısı Oldu

 Mersin'in Silifke ilçesine bağlı Arkum Mahallesi'nde, Tarım Orman Bakanlığının Genç Çiftçi projesinden faydalanarak kurduğu mantar serası Mehtap Göküş'ün gelir kapısı oldu. 
Yaklaşık 1 ay önce Tarım ve Orman Bakanlığının Genç Çiftçi projesinden faydalanarak 120 metrekarelik alanda 10 ton mantar kompostosu kullanarak mantarhane tüneli (Mantar Serası) kuran Mehtap Göküş (31), oluşan mantarlarını toplamaya başladı. Genç Çiftçi projesinden faydalanarak 27 bin TL'si hibe 60 bin TL'ye mal ettiği mantar serasından 3 ay gibi kısa bir sürede 3,5 ton ürün elde etmeyi hedefliyorlar. 
Kilosunu perakende 10 TL'den sattığını belirten genç çiftçi Mehtap Göküş, "Allah devletimize zeval vermesin. Genç Çiftçi projesi sayesinde mantar seramızı oluşturduk ve 1 ay gibi kısa bir sürede ürün elde etmeye başladık. Şu anda hasat ettiğimiz mantarlar kısa sürede tükeniyor. Amacım buradan elde ettiğimiz para ile bu işi daha da geliştirmek" dedi. 
Silifke Ziraat Odası Başkanı Cafer Doygun ve Tarım ve Orman İlçe Müdürü Yusuf Gün, Genç Çiftçi projesi kapsamında kurulan mantar serasını gezip üreticiyi ziyaret ettiler. 
Mantar serasında incelemelerde bulunan Başkan Doygun, "Çiftçimiz Mehtap Göküş Ziraat Odamızın öncülüğünde Genç Çiftçi projesine başvurdu. Projesi onaylanan çiftçimiz şu anda ürününü hasat etmeye başladı. Mantar üretimini ilk kez yaptığı için üründe yanmalar olmuş. Ziraat Odamız ve Tarım Orman İlçe Müdürlüğünün de destekleri ile daha da kaliteli ürünler elde ederek ekonomiye kazandıracağına inancımız tam. Üreticimize hayırlı ve bol kazançlar diliyorum" dedi. 
Mantar üretiminin bölgede alternatif ürün olarak yapılabileceğini belirten Doygun, "Özellikle iç piyasa mantar çok sık kullanılan bir gıda maddesi. Fiyatı ile de üreticisine kazandıran mantar üretimini çiftçilerimize tavsiye ediyorum. Bilgi almak ve üretim yapmak isteyen herkese Ziraat Odası olarak destek verebiliriz" dedi.
 
8.11.2018
Devamı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kırmızı Et Açıklaması Yerli Üreticiyi Sevindirmedi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  önceki gün Ak Parti grup toplantısındaki kırmızı ete yönelik açıklaması yerli üreticinin umudunu kaybetmesine neden oldu. Sektörün uzun bir zamandır sıkıntılı bir süreçten geçmesi yerli üreticiyi sektörden uzaklaşmasına neden oldu. Umutla çözüm bekleyen yerli üretici Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kırmızı et fiyatlarındaki artışın talepteki yükselişle ilgili olduğunu belirterek, "Biz bu fiyatları bir defa şöyle rantabl seviyeye düşürmek için gerekirse cari açığı bile düşünmeden ithale gider ve piyasayı biz balans ederiz" açıklaması yerli üreticiyi sevindirmedi.
Bu açıklamanın ardından edinilen bilgiye göre yerli üretici ithalata devam edildiği takdirde bizler üretimden çekiliriz. Tadı rengi kokusu olmayan etlerle bir ömür boyu yemek zorunda kalacağız. Ülkemizi seviyoruz. Yerli besici ve üreticiye sahip çıkılsın ithalattan vaz geçilsin. Üretim durursa ithalatla bir yere varılamayacağını herkesin bilmesi gerek. Denildi.
AK Parti TBMM Grup Toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Büyükbaş hayvan varlığımız 9,9 milyon adetten 16 milyon adedin üzerine, küçükbaş hayvan varlığımız ise 32 milyon adetten 44 milyon adedin üzerine çıktı. İnşallah kısa bir zamanda artık hayvan ithaline de ihtiyacımız olmayacak. Bütün bunlara rağmen et fiyatlarının ülkemizde yüksek seyretmesinin genel refah seviyemizin artması sebebiyle talepte yaşanan yükselişle ilgili olduğunu düşünüyorum. Biz bu fiyatları rantabl seviyeye düşürmek için gerekirse orada cari açığı bile düşünmeden ithale gider ve piyasayı balanse ederiz. İnşallah bu meseleyi de yeni dönemde kalıcı bir şekilde çözeceğiz" açıklamasında bulundu. 
 
 
7.11.2018
Devamı

Tarım ve Ormana 16 Yıldızlı logo

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yeni logosu, tarihte kurulmuş 16 Türk Devleti'ni temsil eden 16 yıldız taşıyor.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde Tarım ve Orman Bakanlığı olarak yeniden yapılandırılan ve Bekir Pakdemirli yönetiminde yoluna devam eden bakanlığın yeni logosu belli oldu. Yeniden yapılandırılan tüm bakanlıklarda olduğu gibi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yeni logosu, tarihte kurulmuş 16 Türk Devleti’ni temsil eden 16 yıldız taşıyor.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 24 Haziran seçimlerinden sonra resmen uygulanmaya başlanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kabinesinde, Tarım ve Orman Bakanlığı olarak yeniden yapılandırılmıştı.
Yeni yapılanmada ortadan kaldırılan Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın görev alanındaki orman ve su işleri ile ilgili kurumlar da, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesine alınmıştı. Böylece yeniden yapılandırılan Bakanlıkta ilk bakanlık görevine atanan isim de, Anavatan Partisi döneminin tanınmış siyasetçilerinden Ekrem Pakdemirli’nin oğlu Dr. Bekir Pakdemirli olmuştu.
Bakanlığın yeni logosu, “T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı” yazısının yanı sıra, 16 yıldızın çevrelediği amblemden oluşuyor. Amblemin ortasında Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden daha büyük boyuttaki ay yıldızın hemen üzerinde ise aynı kaynaktan çıkan üç ayrı yay şekli dikkat çekiyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı sitesindeki Kurumsal Kimlik sayfasında yeni logoya ilişkin henüz açıklayıcı bir ifade yer almazken, “Cumhurbaşkanlığı 1 Nolu Kararnamesi çerçevesinde T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı kurumsal kimlik çalışmaları devam etmektedir” ifadesine yer verildi.
 
 
 
 
7.11.2018
Devamı

Çiftçi Tarımı Terk ediyor

Tarımın başkenti olarak adlandırılan Antalya’da 2018 yılında yaklaşık 5 bin çiftçi ve yetiştirici üretimi bıraktı. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) İstihdam İzleme Bülteni tarım sektöründen turizm ve kamuya doğru yaşanan büyük göçü ortaya serdi. Tarımda yaşanan işgücü kaybının aksine, bu yıl Antalya, 48 bin işçiyle sigortalı ücretli çalışan sayısının en çok arttığı il oldu. Tarım ve hayvancılık sektörü temsilcileri, istihdamda üretimden tüketime ve hizmet sektörüne doğru yaşanan kaymayı değerlendirdi.
ARTAN MALİYETLER TARIMI BİTİRDİ
Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, yaklaşık 25 milyar dolarlık milli gelir üreten Antalya’nın bunun yüzde 10’unu tarımsal üretim, yüzde 20’sini de tarımsal ticaretle başardığını kaydetti. Türkiye’de 5’te 1 olan tarımsal istihdam payının Antalya’da 3’te 1 olduğunu belirten Çandır, “Ne yazık ki resmi rakamlar üretici kesiminin tarımdan el çektiğini bizlere gösteriyor. Başta üretim maliyetlerinin artması olmak üzere değişik sebeplerden dolayı çiftçi tarımsal üretimden kopuyor. Türkiye’nin turfanda ihtiyacının yüzde 60’ından fazlasını karşılayan, ekonomisi tarımla canlanan Antalya’da 5 bin çiftçinin tarımı terk etmesi bizlere şapkayı önümüze koyup bir kere düşünmemiz gerektiğini gösteriyor” diye konuştu.
Tarımsal üretimin 12 ay yapıldığı Antalya’da çiftçi sayısının azalmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiren Çandır, üretimden çekilen insanların hizmet sektörü ya da kamu gibi alanlara kaydığına dikkat çekti. Antalya’da tarımın yarattığı istihdamın önemini belirten Çandır, tarımdan kopan kesimin tekrar tarım sektörüne dönmek istemediğini vurguladı. Çandır, “Başta girdi maliyetleri olmak üzere tarımsal politikaların tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor. Üreticiyi üretimde tutacak politikalar bir an önce hayata geçirilmeli” diye konuştu. Çandır, Türkiye genelinde işsizlik oranını yüzde 2’nin üzerinde aşağı çeken tarım sektörünün itibarına tekrar kavuşturulması gerektiğini vurguladı.
FİNANSMAN VE MERA DESTEĞİ ŞART
Üretim yapanların azalmasına yem ve diğer maliyetlerinin başa çıkılamaz hale gelmesinin sebep olduğunu söyleyen Antalya Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeliha Öztürk, hayvan yetiştiricilerinin kilosu 80 liraya ulaşan yemi almaya gücü kalmadığını belirtti. Yetiştiricilerin finansman desteğine ihtiyacı olduğunu dile getiren Öztürk, özellikle küçükbaş yetiştiricisinin tarımsal kredileri kullanmada dezavantaj yaşadığını vurguladı. Meraların doğal üretim yapmak isteyenlere tamamen açılmasının sektörün devamlılığı için büyük önem taşıdığının altını çizen Öztürk, “Eskiden ithalatla çözülebilen kırmızı et krizi dövizdeki kur artışlarıyla artık çözüm olmamaya başladı. Üretimden başka çıkış yolumuzun olmadığını görerek sektörün finansman ihtiyacının çözülmesi gerekiyor. Tarım il müdürlüklerine, mera komisyonlarına ve devlet bankalarına büyük iş düşüyor. ‘Ben hayvan yetiştirmek istiyorum’ diyen her üreticiye finansman sağlanarak mera tahsis edilmeli” çağrısı yaptı.
Kent genelinde tarım üretimine dahil olan 170 bin çiftçinin bulunduğunu belirten Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, bölgede ekonomiyi ayakta tutan temel sektörlerden biri olan tarımın büyümesi için çiftçiyi yaşatmanın şart olduğunu söyledi. Çiftçilerin ve yılın 9 ayı göçebe hayatı yaşayan tarım işçilerinin yaşam şartların korunmasının üretimin sürmesi için büyük önem taşıdığını belirten Alp, “Girdi fiyatlarının çok yükseldiği bu dönemde tarımda üreticiden tüketiciye doğrudan bağ kuracak sistemler oluşturulmalı. Yaylalarda domatesten marula, salatalıktan bibere çok geniş yelpazede üretim yapılıyor. Çiftçiler, yevmiyeli işçiler ve aileleri buradan ekmek yiyor. Diğer sektörlere kayma olmaması için bunun sürmesini sağlamalıyız” açıklamasında bulundu.
SİGORTALI ARTIŞINDA BİRİNCİ
Çiftçi sayısının 61 ilde azaldığını saptayan TEPAV, tarımdan en büyük kaçışın Antalya’da yaşandığını belirledi. Tarımı terk edenlerin sayısının 5 bine ulaştığı Antalya, yüzde 11.6 ile çiftçi sayısı en hızlı azalan şehirler arasında sekizinci sıraya yerleşti. Tarım sektöründe yaşanan bu büyük kaçışa rağmen Antalya, sigortalı ücretli çalışan sayısının en çok arttığı il oldu. Antalya’da 2017’nin Temmuz ayından 2018’in aynı ayına kadar istihdama eklenen 48 bin yeni çalışanın 2 bin 739’u kamuda görevlendirildi. Kamu istihdamında Antalya 5’inci sıraya yerleşirken, birinciliği ise 8 bin 380 yeni kamu çalışanıyla Isparta elde etti. Isparta yüzde 32.4’lik oranla kamu çalışan sayısının en hızlı arttığı kent olurken, Antalya yüzde 3.8’le 11’inci sırada yer aldı.
 
 
 
 
7.11.2018
Devamı

Dergimiz hakkında en güncel bilgilere sahip olmak için lütfen e-Bülten listemize kaydolun

KURUMSAL

10 yılı aşkın süredir Türk tarımının ve Türk çiftçisinin sesi olan dergimiz, yayın hayatına başladığı günden beri Türk Tarım sektörünün öncüsü olmuştur. 

“Türk Tarımının Sesi” sloganıyla yola çıkan Anadolu İzlenimleri, 81 ilden on binlerce okuyucusuna ulaşarak, çiftçinin sorunlarına eğilmiş ve gündemi belirleyen bir pozisyonda yer almıştır.
Dergimiz, Atatürk’ün “Kılıç ve saban, bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima mağlup olmuştur.” sözünü kendine