Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

SON HABERLER

Hepimiz Aynı Geminin Yolcularıyız

Ulusal Süt Konseyi (USK) 5. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Hayvancılık Genel Müdürü Dr.Durali Koçak, üretici ve sanayicilere “Hepimiz aynı geminin yolcularıyız” diye seslendi, “Sektörün önü açık” mesajı verdi.
Süt sektörünün tüm taraflarını çatısı altında toplayan Ulusal Süt Konseyi (USK) 5. Olağan Genel Kurulu, 12 Aralık’ta Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kampüsündeki Atatürk toplantı salonunda yapıldı.
İlk olarak USK’yı oluşturan Kamu Alt Grubu, Üretici Alt Grubu, Sanayici Alt Grubu ile Araştırma Kuruluşları, Meslek Odaları ve STK Alt Grubu delege seçimlerinin gerçekleştirildiği genel kurul, yeni atanan Hayvancılık Genel Müdürü Durali Koçak, Genel Müdür Yardımcıları Burhan Demirok ve Salih Çelik ile Et ve Süt Kurumu (ESK) Genel Müdürü Osman Uzun’un katılımıyla yapıldı.
Ulusal Süt  Konseyi  başkanlığında iki dönemi doldurduğu için mevzuat gereği aday olmayan USK Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, genel kurulu açılış konuşmasında, ana kuruluş sebeplerinden birisi çiğ süt maliyetini, yem, fiyatlarını, işçilikleri göz önünde tutarak çiğ süt tavsiye fiyatını belirlemek olan Konseyin, geride kalan dört dönem boyunca, çiğ süt fiyatını belirleyip tavsiye fiyatı uygulamaya çalıştığını söyledi. Çallı, şöyle devam etti:
“Bu dönemlerde konjonktürün getirdiği sıkıntılar olmuştur ama her zaman üreticinin lehine olan işler yapmaya çalıştık, üreticinin zarar etmeyeceği bir fiyatı belirlemeye çalıştık.
Konseyimizin tavsiye niteliğinde çiğ süt fiyatını belirlemenin dışında çalışmaları da var. Uluslararası Karşılaştırmalı Çiftlik Veri Ağı (IFCN) toplantılarında, dünyada süt üreticiliği nasıl yapılıyor görüyoruz. USK olarak Uluslararası Sütçülük Federasyonu’nun (IDF toplantılarına da katılıyoruz. Dünya sütçülüğünün nerede olduğunu, kendimizin nerede olduğunu görme fırsatımız oluyor.”
“Hepimiz aynı geminin yolcularıyız”
Konuşmasına, süt sektörünün tam paydaşlarının salonda olduğunu belirterek başlayan Hayvancılık Genel Müdürü Dr. Durali Koçak ise USK’yı hiç kimsenin küçümsememesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Taraf ifadesi doğru olmayabilir ama tarafları bir araya getirmek çok önemli. Hepimiz anı geminin yolcularıyız. Birbirimize o kadar bağımlıyız ki, kim önce, kim sonra bu bile tartışılabilir. Üreticinin, sanayicinin, onlara rehberlik eden akademisyenlerin ve kamunun bir arada olduğu bir yapı burası. Eleştiriler olabilir. Her zaman daha iyiyi yapmanın yolları vardır. Ama bu kurumu küçümsemek doğrul değil.
“Sorumluluk bilene aittir”
Şunu hepimizin kabul etmesi lazım. Her insanın sorumluluğu vardır. Bizler, bu sektörde sorumluluğu en ağır olan grubu oluşturuyoruz. En başta ben sorumluyum, çünkü benim sektörüm. Ailemize, kurumumuza, ülkemize karşı sorumluluğumuz var. Ama bir de ekmek parası kazandığımız sektör sorumluluğumuz var. Önce bunu kabul etmemiz lazım.
Önceki tarım bakanlarımızdan Sami Beyin (Sami Güçlü) ifadesidir; ‘Sorumluluk bilene aittir.’ Bilmiyorsa, cahil bilmiyor dersiniz. Kim biliyorsa, sorumluluk bilene aittir. Sorumluluk makamında olup da kendi sorumluluğuna müdrik olmamak olmaz. Birbirimizi doğru bilgilendirmemiz lazım. Şimdi sorumluluk makamındayız. Bu bir emanet iştir, ne kadar devam eder bilmem ama sorumluluğumuzu yerine getireceğiz.
“Bir tarafta sağ kolum, bir tarafta sol kolum”
Üreticiler, sanayiciler; bir tarafta sağ, bir tarafta sol kolum var. Hangi birinden vazgeçebiliriz? Ne ondan ne bundan… Sayın Bakanımızın dediği gibi, yapılacak olan, oturacağız masanın etrafına, her taraf düşüncelerini aktaracak, ortak aklı işleterek en doğruyu herkesin menfaatine olacak şekilde bulacağız. Eğer ortak aklı işletirsek, daima doğruya ulaşacağımızdan, doğru kararlar alacağımızdan hiç şüphem yok.
“Sektörün önü açık”
Son zamanlarda biraz sanki çok sıkıntılı, zor bir dönemden geçiyoruz gibi bir algı oluştu. Sıkıntısız dünya, problemsiz sektör yok. Hele canlıyla uğraşıyorsanız, süt işinde iseniz, bunu en iyi siz anlarsınız. Sorunlar çok, ona itirazım yok, ama konjonktürel olarak sıkıntılı olsa da bu sektörün önü açık. Bir üründe arz talebi karşılamıyorsa, fiyat bakımından, gelecek bakımından o ürünün önü açıktır. Bu sektörün ürettiği ürünlerle ilgili arzın talebi karşılamadığını görüyoruz. Bu, sektörün önünün açık olduğunu göstermektedir. Moralinizi bozmayın derim.”dedi.
 
 
13.12.2017
Devamı

Hibe Edilen Hayvanlar Standartlara Uymayınca Hayvanlar İade Edildi

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde, Genç Çiftçi Projesi kapsamında hibe edilen danalar, çiftçiler tarafından kabul edilmedi. Hayvanların sözleşmeye aykırı olarak cılız ve piyasa fiyatının çok altında olduğunu belirten çiftçiler, durumun düzeltilmesini istedi.
Şanlıurfa Tarım Kredi Kooperatifi Bölge Birliği Müdürlüğü tarafından Kızıltepe hayvan pazarında teslim edilmek üzere getirilen danalar, İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık müdürlüğü bünyesinde kurulan komisyon ile yetiştiriciler tarafından kontrol edildi. Hayvanların proje şartnamesi ve hayvan alım sözleşmesi standartlarına uygun olmadığı, hayvanların çok zayıf ve cılız olduğu ve ırk özelliği taşımadığı gerekçesiyle tutanak tutulup teslim alınmadı.
Çiftçiler ile Şanlıurfa Tarım Kredi Kooperatifi Bölge Birliği Müdürlüğü yetkilileri arasında hararetli tartışmaların yaşadığı gözlemlendi. Tarım İlçe Komisyonunun tutanak tutması, çiftçilerin de danaları teslim almaması nedeniyle hibe edilen hayvanlar geri gönderildi.
"Bunları kabul etmiyoruz"
Devletin kendilerine 15 bin TL değerinde dana verdiğini ama gelen danaların bu değerde olmadığını öne süren Habip Akgün, "Bize gönderilen hayvanlar 6 bin değerinde. En iyilerini seçerseniz en fazla 7 bin TL eder. Devletimiz bize bir fırsat tanımış.İnsan hayatında ancak bir defa alabilir. Ben bu gece heyecandan yatamadım. devletimiz bize güzel hayvan verecek diye. Ama bize gelen öyle değil. Devlet bu hayvanlar için 15 bin TL ödeme yapıyor yalnız çiftçilere ulaşan sadece 6-7 bin TL değerinde. Eğer bu paranın devlete kalacağını bilsem aldığıma dair imza atarım, devletime kalsın ama öyle bir şey yok. Bu para aracılara kalıyor. 15 genç çiftçiyiz. Biz bunları kabul etmiyoruz. Almadığımıza dair tutanak tutup imzaladık. Bunlar bizim üzerimize 3 seneye kadar ipotektir. Bunları beslesek de bir kâr alamayız. Onun için Fakıbaba’dan yardım bekliyoruz." dedi.
Çiftçilerden Hamdullah Baran ise Batı ve Doğu bölgelerinde hibe edilen hayvanların eş değer olmadığını, Doğu'ya değeri düşük hayvanların verildiğini iddia etti.
Yaptıkları sözleşmeye göre danaların yurt dışından getirilmesi gerektiğini ancak danaların Kars’tan getirildiklerini ve gerekli ırkı taşımadıklarını savunan Mehmet Ali Bayram, durumun düzeltilmesini talep etti.
"Genç çiftçilerimiz mağdur olmayacak, kendilerine belirtilen şartlarda danalar teslim edilecektir"
Kızıltepe İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yetkililerinden konuya ilişkin alınan bilgilere göre çiftçilerin mağdur edilmeyeceği belirtildi.
Yetkililer, "Her bir genç çiftçiye 30 bin TL değerinde hibe desteği verildi. Bunun yarısı inşaat, kalan diğer yarısı ise hayvan desteğidir. Gelen hayvanlar çiftçilere teslim edilmeden önce İlçe Tarım bünyesinde kurulan komisyon tarafından kontrol ediliyor. Çiftçiler kabul etse bile komisyonun yaptığı kontrollerde hayvanlarda belirtilen şartlar bulunmasa kabul etmiyoruz. Bugün gelen danaların yetiştiriciler ve komisyon tarafından müştereken kabul edilmediği yönünde rapor tutuldu ve gelen danalar geri gönderildi.  Bu konuda genç çiftçilerimiz mağdur olmayacak, kendilerine belirtilen şartlarda danalar teslim edilecektir.” ifadelerine yer verdi. Kaynak: İLKHA




 
11.12.2017
Devamı

Ekonomi On bir nokta bir Büyüdü

Türkiye İstatistik Kurumu ( TÜİK), üçüncü çeyrek büyüme rakamlarını açıkladı.Buna göre türkiye ekonomisi Temmuz-Ağustos-Eylül aylarını kapsayan üçüncü çeyrekte yüzde 11.1 oranında büyüdü. 
Türkiye'nin bu oranla Hindistan ve Çin'i geride bıraktığı bildirildi. 
Gayrisafi yurtiçi hasılayı oluşturan faaliyetler incelendiğinde 2017 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre tarım sektörü toplam katma değeri %2,8, sanayi sektörü %14,8 ve inşaat sektörü %18,7 arttı.
Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri ise %20,7 arttı.
Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2017 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %9,6 arttı.Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre %1,2 arttı.
 
 
11.12.2017
Devamı

Üretici Birlikleri Kapanmanın Eşiğinde


Enflasyonun üzerinde artış gösteren tarımsal ürün fiyatları Türkiye'nin gündemine otururken, sektörden soruna kalıcı çözüm için cumhuriyet ile yaşıt olan kooperatiflerin ve üretici birliklerinin güçlendirilmesi, çiftçi örgütleri marketler zinciri kurulması önerisi yapıldı.
Bir taraftan bu öneriler gündeme gelirken Türkiye’de üretici birlikleri ise bakanlığın tutumundan dolayı kan kaybetmeye ve kapanmaya doğru gidiyor. 2016 yılında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının almış olduğu bir kararla bilindiği gibi desteklemeler birliklere değil üretici hesaplarına yatırılmıştı. O günden bugüne gelinen noktada birlikler ve kooperatifler kapanma noktasına geldi. Oysaki bu birlik ve kooperatifler üreticinin temsilciliğinin yanı sıra üretisicine girdi maliyetlerini düşürme noktasında ucuz ürün temini gibi bir çok konuda hizmet veriyordu. Ayrıca çalıştırdığı ziraat mühendisi, veteriner hekim, veteriner teknikeri gibi bir çok kişiyide istihdam ederek hem ülke kalkınıyordu hemde istihdam sahaları genişliyordu. Bugün gelinen noktada üretici birlikleri kapanmanın eşiğinde. Üreticinin temsilciğini yapan bu örgütlere bir çözüm yolu getirilmesse 1995 yıllarında temelleri atılan bir çocuk gibi gelişip ülke menfaatine üretim,yatırım ve iş istihdamı sağlayan bu örgütler kapandığında tarım’da, hayvancılıkta ve bitkisel üretimde başlanan noktaya geri dönülecektir.
Öte yandan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanılığının son günlerde küpeleme, aşılama gibi konularda bedelsiz yapacağız gibi  açıklamalarında hem üreticiyi hemde bu alanda üreticisine uzun yıllardır bu alanda hizmet vermeye çalışan sivil toplum örgütlerini tedirgin ediyor ve akla şu soru işaretleri getiriyor. Bakanlık üretici birliklerini gözdenmi çıkarıyor? Bakanlık üretici birliklerinin kapanmasınımı istiyor? Oysaki bugün Avrupa’da bu konular tam tersi. Avrupa’da  üretici birlikleri üreticisin ürettiği üründen tutunki bir çok konuya kadar  devlet eliyle yaptırılıyor umuyorizki üretici birliklerine  biran önce bir çözüm yolu bulunurda eskiden olduğu gibi hem üretim hem istihdam hemde girdi maliyelerinin düşürülmesi konusunda bir misyon görevi gören  bu birliklerin  önünü açarlar.
 
8.12.2017
Devamı

Türkiye’de 306 Tarım Satış Kooperatifi, 324 Bin Üreticiye Hizmet Götürmekte

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, 38 türde, yaklaşık 7 milyon ortağı olan 56 bin kooperatife hizmet sunduklarını belirterek, "Kooperatiflerin aynı bakanlık çatısı altında toplanması gerekiyor.
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi 38 türde, yaklaşık 7 milyon ortağı olan 56 bin kooperatife hizmet sunduklarını belirterek, "Kooperatiflerin aynı bakanlık çatısı altında toplanması gerekiyor. Kooperatifleri daha hızlı ve verimli hale getirebilmek adına Türkiye bunu başarabilmeli." dedi.

Tüfenkci, Ankara Ticaret Odası (ATO) Kongre ve Sergi Merkezi'nde düzenlenen 2. Türkiye Kooperatifler Fuarı'nın açılışında, 4 gün sürecek organizasyonun kooperatifçilik sektöründe bilgi ve deneyimlerin paylaşılması için fırsat sağlayacağını söyledi.

Türkiye'deki kooperatifçiliği geliştirmek, uluslararası alanda benzer kuruluşların birbiriyle iletişim kurmalarını sağlamak için fuarın önemli olduğunu ifade eden Tüfenkci, yaklaşık 40 ilden, tarımdan hediyelik eşyaya, sigortadan gıdaya, kredi kefaletten lojistiğe kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren 100'den fazla kooperatif ve üst kuruluşun fuarda bir araya geldiğini bildirdi.

Tüfenkci, kooperatifçiliğin merkezinde "insan" ve "topluma hizmet" anlayışı olduğuna işaret ederek, Türkiye kooperatifçiliğini güvenilir, verimli, etkin ve sürdürülebilir ekonomik girişimler yapısına ulaştırmak için gayret gösterdiklerini dile getirdi.

Bakanlık olarak, tarım satış, kredi ve kefalet, motorlu taşıyıcılar, tüketim, küçük sanat, üretim ve pazarlama kooperatifleri başta olmak üzere 38 türde yaklaşık 7 milyon ortağı olan 56 bin kooperatife doğrudan ve dolaylı hizmet sunduklarını anlatan Tüfenkci, "Ülkemizde bu kooperatiflerin 3 bakanlık çatısı altında örgütlendiğini görüyoruz. Kooperatiflerin aynı bakanlık çatısı altında toplanması gerekiyor. Kooperatifleri daha hızlı ve verimli hale getirebilmek, yeknesaklığı sağlayabilmek ve yönetim bütünlüğünü oluşturabilmek adına Türkiye bunu başarabilmelidir." diye konuştu.

"Kooperatifler yerel kalkınmanın anahtarı"

Tüfenkci, kooperatiflerin sermayenin tabana yayılması noktasında yerel kalkınmanın anahtarı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: 

"Kooperatifler aynı zamanda küçük işletmeleri büyük işletmelere dönüştürerek bulundukları bölgenin sanayisinde söz sahibi olabilmektedir. Türkiye 'nin 500 büyük sanayi kuruluşu arasında Konya Şeker, Kayseri Şeker, Trakyabirlik, Marmarabirlik, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğinin iştiraki Gübretaş gibi pek çok kooperatifle iştirakleri yer alıyor. Kooperatiflerin önünü açmak istiyoruz. İnanıyoruz ki kooperatifler, dayanışmanın sembolü olduğu gibi ticari işletmelerdir. Üyelerin kar elde edeceği işletmeleri oluşturmak önemli."

Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatif Birlikleri Merkez Birliğinin de ülke ekonomisine önemli katkıları olduğunu belirten Tüfenkci, bu alanda yeni finans modelleri üzerinde çalışılması gerektiğini söyledi.

Tarım satış kooperatifleri 6 bin kişiye istihdam sağlıyor"

Tüfenkci, tarım satış kooperatiflerinin ise ürün ticareti ve tarıma dayalı sanayinin gelişmesine öncülük ettiğine dikkati çekerek, "Ülkemizde 306 tarım satış kooperatifi, 324 bin üreticiye hizmet götürmekte ve yaklaşık 6 bin kişiye de istihdam sağlamaktadır. Bu kooperatiflerimiz kuru üzüm, kuru incir, zeytin, zeytinyağı ve gül gibi ürünlerde gerçekleştirdikleri ihracatla ülkemize önemli döviz girdisi sağlamaktadır. Bu ürünlerde birliklerimiz tarafından zaman zaman 100 milyon dolar seviyesinde ihracat yapılmaktadır." ifadesini kullandı.

"Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı"nı güvenilir, verimli, etkin ve sürdürülebilir ekonomik girişimler niteliğini kazanmış bir kooperatifçilik yapısına ulaşma hedefiyle 2012'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde kamuoyuna açıkladıklarını ve çalışmaları tamamladıklarını anlatan Tüfenkci, 2018'de yeni bir eylem planı için çalışmalar yapacaklarını bildirdi.

Tüfenkci, Kurumlar Vergisi Kanunu'nda yapılan son değişikliklerle kooperatiflere iktisadi işletme kurulması şartıyla muafiyetleri bozulmadan ortak dışı işlem yapabilme imkanı getirildiğini hatırlatarak, yanlış uygulamalara sebep olan demirbaşların satımının ortak dışı işlem sayılmayacağına, kooperatiflerin elde ettikleri kazancın ve bunun ortaklara dağıtılmasının muafiyeti kaldırmayacağına ilişkin de düzenlemeler yapıldığını belirtti.

Ortak dışı işlem yapma düşüncesinde olan ve katıldıkları diğer kurumlardan elde ettikleri kazancı ortaklarına dağıtmak isteyen kooperatiflerin de muafiyetleri korunarak ticari hayatta önlerinin açılmasını sağladıklarını dile getiren Tüfenkci, kooperatiflerin ilgili kurumdan izin almak kaydıyla tütün işleme tesisi kurabilmelerine ve ticaretini yapabilmelerine de imkan tanıdıklarını kaydetti.
 
 
8.12.2017
Devamı

Havza Bazlı Destekleme Modeli Başlıyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından çalışmaları yürütülen "Türkiye Milli Tarım Destekleme Modeli" kapsamındaki havza bazında desteklenecek ürünlerin dağılımı belirlendi.
Bitkisel üretim faaliyetlerinin planlanması, toprakların boşa ekilmemesi, üretilen ürünlerin elde kalmaması ve arz talep dengesizliğinin yaşanmaması için hayata geçirilecek bu model ile belirlenen 941 tarım havzasının ürün listeleri 18 Temmuz 2017 tarihli mükerrer Resmi Gazetede yayınlandı. Konuya ilişkin bir açıklama yapan Van Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü İbrahim Görentaş, piyasada ihtiyaç fazlası ürün ekildiğinde çiftçilerin pazarda karşılık bulamadığını ve bu durumdan dolayı üreticilerin mağduriyet yaşadığını belirtti. Havza bazlı üretim modelinin faydalarından bahseden İl Müdürü Görentaş, Havza Bazlı Destekleme Modeli sayesinde sadece ihtiyaç olan ve yöreye uygun olan ürünün ekileceğini ve üreticilerin pazar sorunu yaşamayacağını kaydetti. Ekim yapacak çiftçilerin kendi ilçeleri için Bakanlık tarafından belirlenmiş olan ürünleri ekmeleri gerektiğini ifade eden Görentaş, “Çiftçilerimizin havza bazlı üretim modeli kapsamındaki ilimiz ekolojisine uygun ürünleri ekmeleri durumunda, ilgili tüm desteklemelerden azami şekilde yararlanacaklar. Çiftçilerimizin bu konuda il ve ilçe müdürlüklerinden detaylı bilgi alabilirler. Van ili sınırları içerisinde desteklenecek ürünler Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yayınlanmıştır” denildi.
8.12.2017
Devamı

İzmir'deTarım Konulu Resim Şiir Yarışması

 İzmir Ticaret Borsası (İTB) ve İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile düzenlenen "Çocuk Gözüyle Tarım" konulu resim yarışmasına İzmir ili genelindeki resmi ve özel ilkokul kurumlarında öğrenim gören tüm birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileri katılabilecek. Yarışmanın şu ana kadar gördüğü ilgiden memnuniyet duyduklarını belirten İTB Başkanı Işınsu Kestelli, "Çocuklarımıza tarımın ve toprağın değerini anlatmak, tarım sevgisini aşılamak amacıyla yola çıktığımız 'Toprak ve Çocuk' programımız kapsamında düzenlediğimiz faaliyetler sayesinde topraktan, tarladan, bahçeden uzaklaşan çocuklarımıza yeşili, toprağı, tarlayı sevdirmek ve onlara tarımla iç içe bir yaşam felsefesi aşılamak istiyoruz" dedi.
"Çocuk Gözüyle Tarım" konulu resim yarışmasına katılmak için son başvuru tarihi 15 Aralık 2017. Yarışmaya gönderilen ve sergilenmeye uygun bulunan eserler ise yarışma sonrasında İzmir Ticaret Borsası binasında ziyarete açılacak ve derece alanlara tablet, mini tablet, fotoğraf makinası, MP4 çalar gibi ödüller verilecek.
 
 
 
7.12.2017
Devamı

Gıdayı Kontrol Eden Dünya’yı Kontrol Eder


Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı  Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin düzenlemiş olduğu Ticaret Borsalarını konsey toplanatısına katıldı. Bakan Fakıbaba toplantıda şu sözlere yer verdi."Ülkemizde, hasat dönemlerinde yaşanan ürün fiyatlarındaki düşüşler lisanslı depoculuk sistemi ile birlikte ortadan kalkacaktır. Ürün ihtisas borsalarının da devreye girmesiyle tarım piyasalarında fiyat istikrarının sağlanacağını düşünüyoruz" dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba,Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde gerçekleştirilen Ticaret Borsaları Konsey Toplantısına katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Fakıbaba, tarımın insanlık için önemli sektörlerden biri olduğunu dikkat çekerek, "Dünya nüfusu artarken, tüketim nedeniyle şehirlere göç artmakta, buna karşılık kullanılan tarım toprakları azalmaktadır. Her geçen gün daha az kişi, daha çok insanı beslemek için üretmek zorunda kalmakta, tarım ve gıda daha kritik hal almaktadır. Ülkemiz, üretim potansiyeli ve jeopolitik konumu itibariyle insanını beslemenin yanında bölgesel ihtiyacı sağlayacak güce sahiptir. Türkiye 'yi tarım ve hayvancılık bölgesinde üs, ticarette köprü, üretimde lider bir ülke olarak görüyoruz ve bunu hep birlikte yapacağımıza yürekten inanıyoruz. Hükümetlerimizde bu yaklaşımla tarımı hep öncelikli sektör olarak kabul etmiştir. Tarımın sorunlarına yönelik çok sayıda temel mevzuat düzenlemesi hükümetimiz döneminde yapılmıştır" açıklamasında bulundu

"Gıdayı kontrol eden dünyayı da kontrol eder" anlayışıyla çalıştıklarına dikkat çeken Fakıbaba, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Kendi gıdasını üretemeyen ülkeler bağımsız ülke olamaz. Bugün 39 ülkede gıdaya, 80 ülkede suya erişimde sorun yaşanmaktadır. Yaklaşık 800 milyon insan açlıkla mücadele etmektedir. Yaşanması muhtemel küresel kuraklık sebebiyle 2030 yılında 700 milyon insanın yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kalacağı tahmin edilmektedir. Diğer taraftan, açlık ve yoksulluğun hakim olduğu günümüzün dünyasında her yıl 1,3 milyar ton israf edilmektedir. Buna rağmen dünyada halen herkesi besleyecek tarım ürünü mevcuttur. Açlık çeken 800 milyon insanı besleyecek üretim söz konusudur. Ana sorun ise gıdaya erişim ve gelir dağılımı adaletsizliğidir. Bizim Türkiye olarak inancımız gereği bu tabloya kayıtsız kalmamız mümkün değildir. Onun için daha fazla çalışmamız gerekmektedir." Lisanslı depoculuğun önemine vurgu yapan Fakıbaba, "Tarımsal ürünlerin piyasaya arzı bir, iki ay içerisinde gerçekleşirken, bu ürünlere olan talep 12 ay süresince devam etmektedir. Bu durum hasat dönemlerinde, tarımsal ürünlerin düşük fiyattan işlem görmesine, dolayısıyla üreticilerin kazançlarının azalmasına neden olmaktadır. Dünyanın gelişmiş pek çok ülkesinde tarımsal ürünlerin arz talep dengesi lisanslı depoculuk sistemi ile çözüme kavuşturulmuş ve istikrarlı bir piyasa oluşturulmuştur. Ülkemizde, hasat dönemlerinde yaşanan ürün fiyatlarındaki düşüşler bu sistemle birlikte ortadan kalkacaktır. Ürün ihtisas borsalarının da devreye girmesiyle tarım piyasalarında fiyat istikrarının sağlanacağını düşünüyoruz. Ticaret borsalarına lisanslı depoculuk için önemli görevler düşmektedir. Türkiye de şu an faaliyet gösteren 113 ticaret borsası bulunuyor. 2016 sonu itibariyle 113 ticaret borsasının işlem hacmi 213 milyar Türk Lirası düzeyindedir. Ticaret borsalarının işlem hacimleri her geçen yıl artmaktadır. Lisanslı depoculuğa bakanlığımız da büyük önem ve destek vermektedir. Lisanslı depo yapımını özendirmekte ve TMO alımlarını lisanslı depolara yaptırmaktayız. Bu kapsamda, Cumhuriyet döneminin en büyük lisanslı depoculuk hamlesini hep beraber başlatmış bulunuyoruz. TMO'nun uzun süreli kiralama garantili depo yapım projesiyle hayata geçirilen 3.5 milyon ton kapasiteli lisanslı depoların yapımı devam etmektedir" diyerek sözlerini sonlandırdı.

Türkiye'de, tarımdaki sıkıntıların kaynağının yapısal olduğuna dikkat çeken TOBB Başkanı Rıfat HİSARCIKLIOĞLU, toplantıda yaptığı açıklamada, "Sistemin tamamını, bütüncül bir şekilde yeniden düşünmek gerekiyor. Tarım sektörüne, tarımsal desteklere, ticarete yeni bir bakış açısı kazandırmalıyız. Yüksek teknolojili ve inovatif üretim altyapısını geliştirmeliyiz. Tarım sektörünü küresel rekabete uyumlu hale getirmeliyiz. Yani sanayideki gibi tarım sektörünü de dönüştürmeliyiz. TOBB olarak, ticaret borsalarımızla birlikte, tarım ve hayvancılık sektörünü daha da geliştirecek, projeler ve çalışmalar yürütüyoruz. Borsalarımızdaki elektronik satış salonlarımızla, akredite laboratuvarlarımızla, canlı hayvan borsalarımızla ve lisanslı depolarımızla tarım ve hayvancılık sektörüne hizmet ediyoruz" diye konuştu. - 
 
7.12.2017
Devamı

Tarım Kredi'de Görev Değişimi

 Tarım Kredi Kooperatifleri Yeni Genel Müdürü Fahrettin Poyraz görevi teslim aldı. POYRAZ görev devir tesliminde şu sözlere yer verdi. Ulusal güvenlik anlamında en önemli kurumlarımızdan bir tanesi Tarım Kredi Kooperatifleri ve ona bağlı şirketlerdir. Bunun farkında olmamız lazım. Eğer bugün Türkiye dimdik ayakta duracaksa, güçlü olacaksa; gıda güvenliği noktasında güçlü olmak zorunda. Bunun alt yapısını hazırlamak ve bu sistemi işler vaziyette tutmak zorunda. Bu çalışmayı sadece kendisi için değil, ülke coğrafyası ve mümkünse tüm dünyada da ulaşabildiği her alanda başarmak zorunda. Bu bağlamda kurumumuzun öneminin farkında olmamız gerekiyor.” dedi.
Gelecek nesillere üreten ve güçlü bir Türkiye bırakmak zorunda olduklarını vurgulayan Poyraz,  65. Hükümet’in öncelik verdiği sektörlerin başında tarım ve hayvancılığın geldiğini söyledi. Poyraz, tarımın dünyada ve ülkemizde artan önemine dikkat çekerek sözlerini; “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğini yaptığı “Milli Tarım Projesi’ni bu anlamda önemsiyorum. Dünyada 7 milyardan fazla insan yaşıyor, bunların beslenmesi gerekiyor. Su, ekmek, gıdanın olmaması durumunda dünyanın halini hayal bile edemeyiz. Bu haliyle birçok ülke kendi kendine yetemiyor. Yeni bir dünya hayal edebilirsiniz ama gıdasız hayal edemezsiniz. Bugün dünyada 34 ülke gıda, 80 ülke ise su sıkıntısı çekiyor. Bütün bu sıkıntılar bizde yok. Önce şükredeceğiz, elimizdekinin kıymetini iyi bileceğiz. Ardından da yarınımızı şimdiden görüp, hesap edip tedbir alacağız. Hazine değerinde verimli topraklarımız var ama bu yetmez. Alın teriyle sulanmayan hiçbir toprak bereketini sofraya taşıyamaz. Sofranın bereketini arttırmak için çalışacağız” diye sürdürdü.
“Adı konmamış bir mücadele içindeyiz”
Kamuoyunun Tarım Kredi Kooperatiflerinden yeterince haberdar olmadığını ifade eden Poyraz, “Kurumumuz nasıl algılanıyor. Öneminin kim, ne kadar farkında. Bu noktada karar vericiler, yöneticiler tarafından masaya yatırılması gerekiyor.” dedi. Tarım Kredi Kooperatiflerinin kuruluşundan bu güne kadar emeği geçenlere teşekkür eden Poyraz şunları söyledi: “Daha yapacak çok işimiz var. Adı konmamış bir mücadele içindeyiz. Türkiye şu anda dünyanın en büyük ve güçlü ülkeleri arasında yer almak durumunda. Bu mücadele sırasında Tarım Kredi Kooperatifleri tüm teşkilatlarıyla birlikte üzerine düşeni yapmak zorundadır. Çok köklü ve geleneklerine bağlı bir kuruluşuz. Ancak bu geleneklerin geleceği inşa etme noktasındaki çabaları engellememesi gerekiyor” dedi.
“Bu kurumun mesuliyetinin ağır olduğunun farkındayım”
Tarım Kredi Kooperatiflerinin 5 milyon çiftçiye, aynı zamanda da gıda arzı noktasında 80 milyon insana ulaşma kapasitesine sahip bir kurum olduğunu ifade eden Genel Müdür Poyraz, kurumun inanılmaz bir çalışma alanına sahip olduğunu ve artık bu alanı beraber işleyeceklerini kaydederek; “Üzerimizde bir beklenti var ve bu beklentiyi çalışmalarımızla hayata geçirmemiz gerekiyor. Türkiye eğer 2023 hedeflerine ulaşacaksa, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden birisi olacaksa; Tarım Kredi Kooperatifleri de bu süreçte üzerine düşeni yapacak. Ve inşallah şimdikinin bir kaç katı büyüklüğe ulaşarak hem tarım sanayisi hem de vatandaşa ulaşma anlamında sorumluluklarını yerine getirecektir” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin en birikimli kadrolarının Tarım Kredi Kooperatiflerinin bünyesinde olduğunu vurgulayan Poyraz konuşmasını; “Hep birlikte başarılı işlere imza atacağız. Kurum çalışanları olarak herhangi bir aksaklık görüyorsanız, bize ulaştırmanız yeterli. Sistemin içinde olan sizlerin önerilerinizi her zaman dinlemeye hazırız ve her zaman sizlere kapımız açık. Bize deli dolu çalışanlar lazım, bu vatan için memleket için kendini feda edebilecek çalışanlar lazım. Biz görev süremiz boyunca bu bayrağı daha ileriye taşımaya çalışacağız. Emaneti üstlendik, bu kurumun mesuliyetinin ağır olduğunun farkındayım. Tek taraflı bir yönetim anlayışından çok, birlikte yönetim ve tecrübeleri paylaşma anlamında bir çalışma ortamı oluşturabilirsek daha başarılı olacağımıza inanıyorum. Sözlerime son verirken, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Başbakanımız Sayın Binali Yıldırıma,  Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Sayın Ahmet Eşref Fakıbaba’ya, Yönetim ve Denetim kurulu üyelerimize bize olan inançları ve güvenleri için ayrı ayrı teşekkür ediyorum.” sözleri ile sonlandırdı.
 
 
7.12.2017
Devamı

Türkiye'nin Su Ürünleri Üretiminde Kat Ettiği Mesafe Alkışlanabilir Düzeyde

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Nevzat Birişik, Türkiye'nin su ürünleri üretiminde kat ettiği mesafenin alkışlanabilir düzeyde olduğunu belirterek, "Bugün kırmızı et ithal ediyoruz ama beyaz et yani balık ve kanatlı eti ihraç ediyoruz." dedi.
Elazığ'da Rezervuar ve Göllerde Ağ Kafeslerde Balık Yetiştiriciliği Bölgesel Eğitimi Programı düzenlendi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Birişik, bir otelde düzenlenen programda yaptığı konuşmada, Elazığ'ın son 15 yılda kat ettiği mesafe ile iç sularda farklı su ürünleri yetiştirerek ülke açısından önemli bir merkez haline geldiğini vurguladı.
Su ürünleri üretimini yıllar itibarıyla katlayarak arttıran Elazığ'ın su ürünleri ihracatı yapan bir sektöre sahip olduğuna dikkati çeken Birişik, "Tüm dünyada elde edilen su ürünleri miktarının yüzde 70’i avcılıktan, yüzde 30’u yetiştiricilikten geliyor. Türkiye’de ise yüzde 50’si avcılıktan, yüzde 50’si yetiştiricilikten geliyor. Bu da yaklaşık olarak yılda 500-600 ton ediyor. Dolayısıyla içeride 300 ton civarında üretim yapıyoruz. Bu rakam gelecek yıllarda hızla değişecek ve çok büyük bir kısmı yetiştiricilikten gelecek." diye konuştu.
Birişik, Türkiye'nin su ürünleri yetiştiriciliğinde büyük bir tecrübeye sahip olduğunu ve bu tecrübeyi yurt dışından gelen kursiyerlerle paylaştıklarını dile getirdi.
Su ürünleri yetiştiriciliğinde ülkenin son 10 yılda büyük bir gelişme sağladığını vurgulayan Birişik, "Türkiye'nin su ürünleri üretiminde kat ettiği mesafe alkışlanabilir düzeyde. Bugün kırmızı et ithal ediyoruz ama beyaz et yani balık ve kanatlı eti ihraç ediyoruz. Tabii burada önemli olan bunu sürdürebilir kılmak." ifadelerini kullandı.
Elazığ Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Özkan Özbay ise eğitim programı ile Orta Asya ve Kafkas ülkeleri arasında su ürünleri ve su kaynaklarının sürdürülebilirliği konusunda mevcut deneyimlerin paylaşılmasını öngördüklerini söyledi.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından desteklenen eğitim programına Azerbaycan, Ukrayna, Kırgızistan, Tacikistan, Gürcistan, Özbekistan, Ermenistan, Kazakistan ve Türkmenistan'dan 25 kursiyer katıldı. A.A
 
 
6.12.2017
Devamı

Dergimiz hakkında en güncel bilgilere sahip olmak için lütfen e-Bülten listemize kaydolun

KURUMSAL

10 yılı aşkın süredir Türk tarımının ve Türk çiftçisinin sesi olan dergimiz, yayın hayatına başladığı günden beri Türk Tarım sektörünün öncüsü olmuştur. 

“Türk Tarımının Sesi” sloganıyla yola çıkan Anadolu İzlenimleri, 81 ilden on binlerce okuyucusuna ulaşarak, çiftçinin sorunlarına eğilmiş ve gündemi belirleyen bir pozisyonda yer almıştır.
Dergimiz, Atatürk’ün “Kılıç ve saban, bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima mağlup olmuştur.” sözünü kendine