Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Hepimiz Aynı Geminin Yolcularıyız

Ulusal Süt Konseyi (USK) 5. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Hayvancılık Genel Müdürü Dr.Durali Koçak, üretici ve sanayicilere “Hepimiz aynı geminin yolcularıyız” diye seslendi, “Sektörün önü açık” mesajı verdi.
Süt sektörünün tüm taraflarını çatısı altında toplayan Ulusal Süt Konseyi (USK) 5. Olağan Genel Kurulu, 12 Aralık’ta Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kampüsündeki Atatürk toplantı salonunda yapıldı.
İlk olarak USK’yı oluşturan Kamu Alt Grubu, Üretici Alt Grubu, Sanayici Alt Grubu ile Araştırma Kuruluşları, Meslek Odaları ve STK Alt Grubu delege seçimlerinin gerçekleştirildiği genel kurul, yeni atanan Hayvancılık Genel Müdürü Durali Koçak, Genel Müdür Yardımcıları Burhan Demirok ve Salih Çelik ile Et ve Süt Kurumu (ESK) Genel Müdürü Osman Uzun’un katılımıyla yapıldı.
Ulusal Süt  Konseyi  başkanlığında iki dönemi doldurduğu için mevzuat gereği aday olmayan USK Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, genel kurulu açılış konuşmasında, ana kuruluş sebeplerinden birisi çiğ süt maliyetini, yem, fiyatlarını, işçilikleri göz önünde tutarak çiğ süt tavsiye fiyatını belirlemek olan Konseyin, geride kalan dört dönem boyunca, çiğ süt fiyatını belirleyip tavsiye fiyatı uygulamaya çalıştığını söyledi. Çallı, şöyle devam etti:
“Bu dönemlerde konjonktürün getirdiği sıkıntılar olmuştur ama her zaman üreticinin lehine olan işler yapmaya çalıştık, üreticinin zarar etmeyeceği bir fiyatı belirlemeye çalıştık.
Konseyimizin tavsiye niteliğinde çiğ süt fiyatını belirlemenin dışında çalışmaları da var. Uluslararası Karşılaştırmalı Çiftlik Veri Ağı (IFCN) toplantılarında, dünyada süt üreticiliği nasıl yapılıyor görüyoruz. USK olarak Uluslararası Sütçülük Federasyonu’nun (IDF toplantılarına da katılıyoruz. Dünya sütçülüğünün nerede olduğunu, kendimizin nerede olduğunu görme fırsatımız oluyor.”
“Hepimiz aynı geminin yolcularıyız”
Konuşmasına, süt sektörünün tam paydaşlarının salonda olduğunu belirterek başlayan Hayvancılık Genel Müdürü Dr. Durali Koçak ise USK’yı hiç kimsenin küçümsememesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Taraf ifadesi doğru olmayabilir ama tarafları bir araya getirmek çok önemli. Hepimiz anı geminin yolcularıyız. Birbirimize o kadar bağımlıyız ki, kim önce, kim sonra bu bile tartışılabilir. Üreticinin, sanayicinin, onlara rehberlik eden akademisyenlerin ve kamunun bir arada olduğu bir yapı burası. Eleştiriler olabilir. Her zaman daha iyiyi yapmanın yolları vardır. Ama bu kurumu küçümsemek doğrul değil.
“Sorumluluk bilene aittir”
Şunu hepimizin kabul etmesi lazım. Her insanın sorumluluğu vardır. Bizler, bu sektörde sorumluluğu en ağır olan grubu oluşturuyoruz. En başta ben sorumluyum, çünkü benim sektörüm. Ailemize, kurumumuza, ülkemize karşı sorumluluğumuz var. Ama bir de ekmek parası kazandığımız sektör sorumluluğumuz var. Önce bunu kabul etmemiz lazım.
Önceki tarım bakanlarımızdan Sami Beyin (Sami Güçlü) ifadesidir; ‘Sorumluluk bilene aittir.’ Bilmiyorsa, cahil bilmiyor dersiniz. Kim biliyorsa, sorumluluk bilene aittir. Sorumluluk makamında olup da kendi sorumluluğuna müdrik olmamak olmaz. Birbirimizi doğru bilgilendirmemiz lazım. Şimdi sorumluluk makamındayız. Bu bir emanet iştir, ne kadar devam eder bilmem ama sorumluluğumuzu yerine getireceğiz.
“Bir tarafta sağ kolum, bir tarafta sol kolum”
Üreticiler, sanayiciler; bir tarafta sağ, bir tarafta sol kolum var. Hangi birinden vazgeçebiliriz? Ne ondan ne bundan… Sayın Bakanımızın dediği gibi, yapılacak olan, oturacağız masanın etrafına, her taraf düşüncelerini aktaracak, ortak aklı işleterek en doğruyu herkesin menfaatine olacak şekilde bulacağız. Eğer ortak aklı işletirsek, daima doğruya ulaşacağımızdan, doğru kararlar alacağımızdan hiç şüphem yok.
“Sektörün önü açık”
Son zamanlarda biraz sanki çok sıkıntılı, zor bir dönemden geçiyoruz gibi bir algı oluştu. Sıkıntısız dünya, problemsiz sektör yok. Hele canlıyla uğraşıyorsanız, süt işinde iseniz, bunu en iyi siz anlarsınız. Sorunlar çok, ona itirazım yok, ama konjonktürel olarak sıkıntılı olsa da bu sektörün önü açık. Bir üründe arz talebi karşılamıyorsa, fiyat bakımından, gelecek bakımından o ürünün önü açıktır. Bu sektörün ürettiği ürünlerle ilgili arzın talebi karşılamadığını görüyoruz. Bu, sektörün önünün açık olduğunu göstermektedir. Moralinizi bozmayın derim.”dedi.
 
 

"İthalat Yerli Üretimi Bitirir"

Sincan Hayvancılık Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Birol Mermer, "Et ithalatı devam ettiği sürece yerli üretim bitecektir" dedi.

Sincan Hayvancılık Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Birol Mermer, "Et ithalatı devam ettiği sürece yerli üretim bitecektir. Binlerce hayvan üreticisi büyük zararlar ile sektörden çekilmek zorunda kalacaktır" dedi.

Mermer, Ankara'nın Sincan ilçesinde faaliyet gösteren besicilerle Sincan Hayvancılık Bölgesi'nde bir basın toplantısı düzenledi. Mermer, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca hazırlanan ve 7 Ekim tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan "Sığır Eti İthalatında Sağlık ve Teknik Şartların Belirlenmesine İlişkin Tebliğ" ile kemiksiz et ithalatına izin verilmesine tepki gösterdi.

Türkiye'nin 1980 öncesinde et ve canlı hayvan ihracatçısıyken şimdi ithalatçı konumuna geldiğini belirten Mermer, son 15 yılda Türkiye'nin refah seviyesinin artmasından dolayı et tüketim miktarında bir artışın yaşandığını kaydetti.

Besicilerin yeni yatırımlar ile üretim miktarını artırmış olmalarına rağmen, et üretiminde yıllık 150 bin ton civarında açığın ortaya çıktığına dikkati çeken Mermer, "Biz besiciler olarak, Sayın Cumhurbaşkanımıza buradan seslenmek istiyoruz; mevcutta olan et açığının direkt karkas ve lop et ithalatı ile karşılanmak istenmesi hayvancılık sektörüne onarımı imkansız zararlar vermektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Mermer, 2010'da et ithalatının çözüm olarak düşünüldüğünü ancak yerli üretimin bitme noktasına geldiğinin görülmesi üzerine bundan vazgeçildiğini hatırlatarak, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının şu an aynı yanlışı tekrarladığını savundu.

"Biz de ucuz et sağlamak istiyoruz"

"Tüketicilerimize ucuz et sağlamayı bizler de arzu ediyoruz ancak ülkemizdeki hayvan besleme maliyetleri ile biz üreticilerin ithal et ile rekabet etme şansı yoktur" diyen Mermer, şöyle konuştu: 

"Yöneticilerimiz şu an kısa süreliğine piyasaya ucuz et sürüp yerli üretimi kökten bitirmek mi yoksa yerli üretimi de destekleyerek et arzının milli imkanlarla sürdürülebilirliğini sağlamak mı istiyor? Bunun kararının verilmesi gerekiyor. Şu anki et ithalatı devam ettiği sürece yerli üretim bitecektir. Binlerce hayvan üreticisi büyük zararlar ile sektörden çekilmek zorunda kalacaktır. Bunun için besicilerin kısa vadede çözüm önerisi, et açığının karkas et ithalatı ile değil, besilik hayvan varlığının artırılarak sağlanması, uzun vadede ise et ırkı damızlık üretiminin desteklenerek arttırılmasıdır."

Mermer, üreticilerin mağdur olmaması için piyasaya sürülen ithal et fiyatının 1,5-2 lira artırılarak, "haksız rekabetin önlenmesini" istedi.

Kırmızı Et Üreticilerinden Ankara'ya Yürüme Kararı

Et ve Süt Kurumu’nun besilik danaları maliyetinin altında kendilerinden alırken şimdi bir de ithal eti marketlerde satmaya hazırlanması üzerine et üreticileri harekete geçti. Bu şartlarda üretimden çekilebileceklerini belirten üreticiler, sorunlarını dile getirmek üzere Ankara’ya yürümeyi planlıyor.

Antalya’da ette ithalatın artırılmasına tepki gösteren et üreticileri, Et ve Süt Kurumu’nun da kırmızı et fiyatını düşürmek için, market zincirlerinde reyon kiralayacağını duyurmasının ardından, üretimin biteceğini açıkladı. Kırmızı Et Üreticileri Birliği Antalya Şube Başkanı İlhan Ayhan, “Bakanlığımıza deriz ki, gerekirse etin ithalatını siz yaparsınız, biz üretimden çekiliriz. Bu konuda genel merkezimizle ciddi bir çalışma yürütüyoruz, Ankara’ya yürüyeceğiz” diye konuştu.

Kırmızı Et Üreticileri Birliği Antalya Şube Başkanı İlhan Ayhan, et fiyatının ithalatla terbiye edilemeyeceğini kaydederek, ithal etin sadece günü kurtaracağını dile getirdi. Asıl çözümün, üreticinin eti ucuz imal etmesi olduğunu vurgulayan Ayhan, “Bugünkü şartlara göre üretici 55 TL’ye yem, yüksek fiyattan saman alıyor, bunlar da göz önünde bulundurulmalı” dedi. Ayhan, limuzin, şarole, angus gibi et bakımından verimli ırkların yaygınlaştırılması gerektiğini de kaydetti.

‘Üretici, danasını kestiremiyor’

İthal et alımının besiciliği de yok ettiğine dikkat çeken Başkan Ayhan, “Üreticinin danası var, kestiremiyor. Et ve Süt Kurumu, üreticiye 23 bin TL fiyat veriyor, dananın üreticisine maliyeti 28 bin TL, bu intihar. Maliyetin altında üretimin devam etmesi mümkün değil, özellikle de genç yaşta besici bu sene zarar ederse seneye yapmaz” dedi.

‘Üretimden çekilmeyi düşünüyoruz’

Devletin et fiyatını düşürmek için ithal et alımını çoğaltmasıyla birlikte Et ve Süt Kurumu’nun marketlerde reyon kiralayarak ucuz et satacağını duyurmasının çok yanlış olduğunu dile getiren Ayhan, “30 yılda üç kez aynı oyun oynandı, üçü de olmadı. İthal bağımlısı olup çıkacağız, böyle giderse üretimden çekilmeyi düşünüyoruz. İthal etin üretimizi zayıflattığı günden itibaren genel merkezimizle istişare içindeyiz, farklı şehirlerdeki birlikte Ankara’ya yürüyeceğiz. Bakanlığımız farklı bir opsiyon getirmezse deriz ki, siz ithalatınızı yaparsınız, biz üretimden çekiliriz” ifadelerine yer verdi.

‘İlerisi iyice karanlık’

Antalya Ticaret Borsası Meclis Üyesi ve Sönmez Et’in sahibi üretici Ata Sönmez de dünyada et fiyatlarının düşük olmasına rağmen Türkiye’de yüksek olmasını su yoksunluğuna bağladı. Sönmez, “Bizim su kaynaklarımız yeterli olmadığı için mera olmuyor, mera olmazsa besicilik, ucuz et olmaz. Batı bölgelerinde mera alanları hep imara açıldı. Etin fiyatının yüksek olmasının; birinci nedeni susuzluk, ikinci nedeni imar. Doğuda da PKK olayı nedeniyle gerginlik var ve bu da hayvancılığı etkiliyor. Oradaki meralara hayvan çıkaramıyorlar. Eskiden doğuya tedarikçi diyorduk, şimdi dışarıdan alıyoruz” dedi.

Et ve Süt Kurumu’nun ucuz et satabilmek için bulunduğu girişimlere de değinen Sönmez, “Bu proje daha çok etin ithal edileceği anlamına gelir, böylece üretim biter. Üretici ucuz et fiyatına etinin fiyatını düşüremez, ilerisi iyice karanlık” açıklamasında bulundu.

Torba yasa, meralara sanayi yatırımı riskini artırıyor

Meralarda sanayi yatırımının önünü açacak hükümlerin kamuoyu tepkisi üzerine Üretim Reformu Paketi’nden çıkarılmasının ardından, benzer hükümler geçtiğimiz hafta TBMM’ye gönderilen 130 maddelik torba yasaya konuldu. Tasarının 61’inci maddesi ile endüstri bölgeleri, organize sanayi bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri, serbest bölgeler ile sanayi sitesi ve bunların ilave alanları için mera vasfının değiştirilmesi durumunda ödenecek olan ot bedelinden muafiyet getirilmesi öngörülüyor.

Aynı tasarının 53’üncü maddesinde ise Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu kapsamındaki uygulama alanlarında yer alan tarım arazilerinin, tarım dışı amaçlarla kullanım talepleri hakkında, 5403 sayımı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümlerinin uygulanması hükme bağlanıyor. Maddede, tarım arazilerinin zorunlu sebepler olması halinde tarım dışı amaçla kullanılabileceği ifadesi yer alıyor.

Yeterli tonaj gelirse, et fiyatları aşağı iner

Market zincirlerinde Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) reyon kiralayarak et satacağına dair yapılan açıklama perakendecilerden olumlu karşılık buldu. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın geçtiğimiz günlerde Et ve Süt Kurumu’nun ülke genelinde yaygın market zincirlerinde reyon kiralayarak kıyma ve kuşbaşı et satacağını söylemişti. Türkiye Perakendeciler Fedarasyonu Başkanı Mustafa Altunbilek, “Gelen etin menşeini bilmesek bile ESK etiketli ürünleri marketlerimizde satmak istiyoruz” dedi.

Gıda Perakendeciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Songör de ESK karkas et getirip, yeteri tonajı piyasaya verirse fiyatlarda geri çekilme olacağını, ancak yeterli tonaj yakalanamaz ve talep karşılanmazsa fiyatların şimdikinden de yukarı çıkacağını söyledi.

İndirimli vergi dönemi bitiyor, köyde yaşamak zorlaşıyor

2012 yılında çıkarılan ve büyükşehirlerin sayısını artıran yasal düzenleme ile birlikte tüzel kişiliği sona erdirilen köylerde, yasayla getirilen indirimli vergi ve su kullanım dönemi bu yıl bitiyor. Öte yandan, hayvan varlığı yetersiz olan Türkiye’de, hayvan sayısı artırılması yerine, Büyükşehir Yasası ile birlikte, köylerde hayvan yetiştirme de fiilen yasaklanıyor.

Büyükşehir Yasası ile birlikte köylerde daha önce ücretsiz olarak kullanılan sular için sayaç takılması öngörülmüştü. Ancak yasanın 32’nci maddesiyle birlikte bu yerlerde içme ve kullanma suları için alınacak ücret beş yıl süreyle en düşük tarifenin yüzde 25’ini geçmeyecek şekilde belirlenmesi hükme bağlanmıştı. Köylerde indirimli tarife üzerinden su kullanılmasını öngören madde, 31 Aralık 2017 tarihinden itibaren yürürlükten kalkacak ve buralarda artık normal tarife üzerinden bu bedeli alınacak.

Hayvan yetiştirme yasaklanıyor!

Büyükşehir Yasası köylerin mahalleye dönüştürülerek belediyeye bağlanmasıyla birlikte, küçük çapta hayvancılık yapan köylülerin de ahırlarını şehir dışına taşımaları zorunluluğu ortaya çıktı. Artık mahalleye dönüşen köyler, 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu’na tabi oldular. Bu kanun, ilçe merkezlerinde hayvan yetiştirilmesini yasaklarken, kenar mahallelerde en fazla iki hayvan yetiştirilmesine izin veriyor. Ayrıca hayvanların yerleşim yeri içinde otlatılması ve sulanması da yasaklanıyor.

Prof.Dr. Gülçubuk: Köyde yaşamanın maliyeti arttı

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Bülent Gülçubuk, bu düzenlemeyle birlikte köyde yaşamanın maliyetinin arttığını belirterek, bunun da göç hareketleriyle somut şekilde ölçülebildiğini aktardı. Köye ait çayır, mera, otlak gibi taşınmazların da belediyelere geçtiğine dikkat çeken Gülçubuk, bazı yasalarla sınırlama getirilse de düzenlemenin mera ve otlakların, tarım dışı amaçla kullanımını kolaylaştırdığının, bazı belediyelerin yasa ile getirilen su indirimini bile kullandırmadığının altını çizdi.

‘Kasaplar için de haksız rekabet’

ESK’nın ithal eti marketlerde satma planını değerlendiren Türkiye Ziraatçiler Derneği Başkanı Hüseyin Demirtaş şöyle dedi: “Kasaplar ne yapacak? Onlara da haksız rekabet. Bu, yerli üreticiyi yok eder. Kırsalda çiftçiyi nasıl tutacağız? Her tarafta böyle oluyor. Bitkisel ürünlerde de böyle, hayvansal ürünlerde de… Rusya’da 2.38, ABD’de 2.30 olan mazot Türkiye’de 5 lira. Hayvan yemi 60 lira. Yonca 90 kuruş. Ne kadar dayanabilirsiniz? Küçük aile işletmelerine daha büyük sıkıntı olacak” dedi.

Süt Tozu Desteklemesinde Karmaşa!

Haziran ayında verilmeye başlanan süt tozu desteğinin bu gün itibariyle kaldırıldığı iddia edildi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, çiğ sütün değerlendirilmesine yönelik destekleme uygulama esasları kapsamında süt tozu üretiminde üreticiye destek verme kararı almıştı. Haziran ayından itibaren devam eden süt tozu desteklerinin kaldırıldığı iddia edildi.

Edinilen bilgilere göre, Türkiye’nin belirli bölgelerdeki Et ve Süt Kurumu (ESK) yetkilileri, İl Birliklerini arayarak sözlü olarak bilgi verdi. Buna göre ESK, süt tozu üretimi için aldığı sütü, bugün mesai bitiminden sonra almayacak.

Süt, 1.30 TL'den Ucuz Olursa Destekleme Devam Edecek

Et Süt Kurumu ve Hayvancılık Genel Müdürlüğü yetkilerinden edinilen bilgiye göre, sütün  1 lira 30 Kuruş’un altında satılması durumunda söz konusu bölgelere süt tozu desteğinin devam edeceği ifade edildi.

1 Ekim 2017’den itibaren 1 lira 40 kuruş olacak olan süt fiyatı göz önünde tutulursa, süt ve süt tozuna ilişkin fiyat karmaşası devam edecek gibi görünüyor.

Çiğ Süt Üreticisine Verilen Destek Kalkacak mı?

Çiğ süt arzının fazla olması, süt tozu üreticisine verilen destekleme kapsamına, 'süt tozunun doğrudan ihracatının desteklenmesi' hükmünün eklenmesini zorunlu kılmıştı. Süt tozuna ihracat yolunun görünmesi hem üreticiyi hem de sanayiciyi memnun etmişti.

Çiğ süt üreticisinin almayı beklediği desteklemeler 7 aydır yatırılmıyor. Bu gecikme akıllara, çiğ süt üreticisine verilen desteğin de mi kaldırılacağı sorusunu  getiriyor.

İhraç Fazlası Süt Tozu İç Piyasaya mı Sürülecek?

Geçtiğimiz günlerde Ulusal Süt Konseyi tarafından 1 lira 40 kuruşa çıkarılan süt fiyatını aşağı çekmek isteyen sanayicilerin, ihraç fazlası süt tozunu piyasaya sürerek süt fiyatını ucuzlatmak istediği üretici temsilcileri tarafından dillendirilmeye başladı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, süt fiyatını ucuzlatma politikasına karşı önlem alması gerektiğinin altı çizildi.

Süt Fiyatı Yeniden Belirlenmişti

Ulusal Süt Konseyinin, süt fiyatlarını tekrar görüşmek üzere toplanarak, 1 Ekim 2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere çiğ sütün referans fiyatını 1 lira 30 kuruştan, 1 lira 40 kuruşa çıkarması beklentileri karşılamamış, üreticileri memnun etmemişti.

Üreticiyi korumak amacıyla, süt fiyatının 1.30’un altına düşmesi durumunda Et ve Süt Kurumunun duruma müdahale edip sütleri toplayacak olması 'süt bulamıyoruz' diyen sanayicileri rahatsız etmişti. Sanayicinin bu şikâyetini dikkate alan ESK, alım-satım konusunda serbesti sağlayarak orta yolu bulmaya çalışmıştı.

10 Kuruşluk Zam Üreticiyi Memnun Etmedi

Ulusal Süt Konseyi, çiğ süt referans fiyatını litre başına 10 kuruş artırarak 1 lira 40 kuruşa çıkardı.

Ulusal Süt Konseyinin süt fiyatlarını tekrar görüşmek üzere toplanarak, 1 Ekim 2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere çiğ sütün referans fiyatını 1 lira 30 kuruştan 1 lira 40 kuruşa çıkarması üreticiler tarafından büyük tepkiyle karşılandı.

Üretici temsilcilerinin en az 1 lira 45 kuruş olmasını istedikleri çiğ süt fiyatı Ulusal Süt Konseyi toplantısında “fabrika teslimi” olmak üzere 10 kuruş artışla 1 lira 40 kuruş oldu.

Üreticilerle sanayiciler arasında devam eden süt fiyatı gerginliği, Ulusal Süt Konseyi’nin süt fiyatını yeniden belirlemek üzere düzenlediği toplantıda da gündeme gelerek, üretici temsilcileriyle bakanlık temsilcileri arasında gerginlik yaşandığı iddia edildi.

Artış çiftçiye yansımayacak

Ulusal Süt Konseyi tarafından belirlenen 1 lira 40 kuruşluk çiğ süt referans fiyatı “fabrika teslim fiyatı” olduğu için gerçekte üretici açısından artış olmayacak. Fiyata “fabrika teslim fiyatı” ibaresi eklenerek nakliye, soğutma primi ve diğer bazı kalemler fiyatın içine konuldu. Sanayicinin ödediği bazı giderler çiğ süt üreten çiftçiye yüklenmiş oldu. Dolayısıyla fiyat 10 kuruş artmış görünse de çiftçiye yansıtılmayacak.

Fiyat 1.30’un altına düşerse müdahale olacak

Eski düzenlemeye göre süt fiyatının 1.30’un altına düşmesi durumunda Et ve Süt Kurumunun duruma müdahale edip sütleri toplayacak olması “ süt bulamıyoruz” diyen sanayicileri rahatsız etmişti. Sanayicilerin bu şikâyeti sonucunda gevşetilen bu durum para kazanamayan üretici tarafından hayretle karşılanmıştı. Ulusal Süt Konseyi’nde sanayicilerin bu isteği kısmen karşılanmış oldu. Et ve Süt Kurumu fiyat 1.39’un altına düştüğünde müdahale edecek.

Fatura ile ödeme farklı olacak

Çiğ süt üreticilerinin temsilcileri yapılan 10 kuruşluk artışın çiftçiye yansıması olmayacağını iddia ederek: “Süt alanlar üreticiye çiğ sütün litresini 1 lira 40 kuruş olarak fatura edecek, ancak ödeme daha düşük olacak.” görüşünü savunuyor.

 
 

ESK Besilik Sığır İthalatı Yapacak

Et ve Süt Kurumu, Bakanlar Kurulu’nun verdiği yetki doğrultusunda besilik sığır ithalatı yapacak. İlk olarak Güney Amerika ülkelerinden ithal edilecek besilik sığırlar, başvuran yetiştiricilere yılbaşına kadar dağıtılacak.

Bakanlar Kurulu Kararı ile sıfır gümrükle 500 bin büyükbaş sığır ithalatı için yetkilendirilen Et ve Süt Kurumu (ESK), Güney Amerika’dan sığır ithal etmek için üreticilerden talep topluyor. Besilik sığırlar, kilo başına 3.95 dolardan ithal edilecek.

ESK’dan besilik sığır almak isteyen yetiştiricilerin 15-25 Ağustos tarihleri arasında şahsen başvurarak talepte bulunmaları gerekiyor.

Güney Amerika’dan besilik sığır ithalatı ile ilgili ESK’dan yapılan açıklamanın ayrıntıları şöyle: “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca belirlenen teknik ve sağlık şartlarına uygun olarak izin verilen Güney Amerika ülkelerinden besilik sığır ithalatı gerçekleştirilecek. Besilik sığırlar, etçi ve kombine ırkların saf veya melez erkekleri olacak. hayvan almak isteyen yetiştiricilerin 15-25 Ağustos 2017 tarihleri arasında Et ve Süt Kurumu iş yerlerine ‘Talep Formu’ imzalayarak bizzat başvurmaları gerekiyor. Talepler, 1 Ekim-31 Aralık 2017 tarihleri arasında teslim edilecek. Talepler, başvuru sırasına göre karşılanacak.”

İşletmeler kapasitelerinin yarısı kadar hayvan alabilecek

ESK’nın açıklamasına göre, yapılan başvurularda 40 ile 500 başa kadar kapasitesi olan işletmelerin talepleri kapasitelerinin yüzde 50’ si oranında karşılanacak. Ancak, 500-1000 baş arası kapasiteye sahip olup kendi imkânları ile ithalat yapamayan işletmeler kapasitelerinin yüzde 50’si oranında Et ve Süt Kurumu’na talep başvurusunda bulunabilecekler. Aynı gerçek veya tüzel kişilik adına aynı işletme numarasıyla birden fazla başvuru kabul edilmeyecek. Böyle bir durumun tespit edilmesi halinde sadece ilk başvuru dikkate alınacak.

Fiyat, kilo başına 3.95 dolar

Güney Amerika’dan ithal edilecek besilik sığırların 1 kilogram canlı fiyatı 3.95 dolar olarak belirlendi. Ödemede, teslim yeri tartımı esas alınacak. Besilik sığır talep eden yetiştiriciler her bir hayvan için 50 dolar ön ödeme/avans bedelini ESK hesaplarına yatırarak, buna ilişkin dekontu başvuru esnasında başvuru yapılan kombina müdürlüğüne teslim edilmesi gerekiyor. Sözleşme tarihinde; ön ödeme/avans bedeli, ödemeye esas toplam hayvan bedelinden düşülerek geriye kalan kısmın tamamı Kurum hesaplarına yatırılacak. Sözleşmeden imtina eden talep sahiplerinin kurum hesaplarına yatırdığı ön ödeme/avans miktarı Kurum tarafından gelir kaydedilecek.

İthal hayvanlar başkasına satılamayacak

ESK’nın açıklamasına göre, fiili ithalattan sonra ithal besilik sığırlar, talep sahipleri tarafından karantina işletmelerinde en az 21 gün süre ile karantinaya tabi tutulacak ve karantina sona erene kadar tüm sorumluluk karantina işletme sahibine ait olacak. İthal hayvanlar tesliminden kesime kadar geçen süre içerisinde bir başkasına devredilmeyecek veya satılamayacak. Talep sahipleri bununla ilgili Et ve Süt Kurumu’na taahhütname verecek.

Bakanlar Kurulu yetkisi Resmi Gazete’de

29 Temmuz 2017’de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile ESK’ya 31.12.2018 tarihine kadar geçerli olmak üzere, sıfır gümrükle 500 bin baş canlı büyükbaş, 475 bin baş canlı koyun ve keçi, 75 bin ton büyükbaş hayvan eti ile 31.12.2017 tarihine kadar geçerli olmak üzere 20 bin ton çeyrek karkas için ithalat yetkisi verildi.



Kaynak: www.dunya.com.tr