Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Kışın Patlıcan Yemeyin

Sağlıklı yeme içme konusunda kamuoyuyla paylaştığı görüşleri ve kaleme aldığı kitaplarla yankı uyandıran Prof. Dr. Canan Karatay, bir kanala konuk oldu. Soruları yanıtlayan Prof. Karatay, insanların doğal besinleri tüketmesiyle olası hastalıkların önüne geçebileceğini kaydetti.
Karatay, mevsiminde yetişen sebzelerin tüketilmesi gerektiğine işaret edekek "Kışın patlıcan tüketmeyin" diye konuştu.
Karatay'ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

"MISIR ŞURUBU TOZ ŞEKERDEN 7 KAT DAHA FAZLA ZARARLI"

Şekerli ve gazlı içecekler alkol kadar değil; alkolden daha zararlı. Çünkü 3 yaşındaki, 5 yaşındaki çocuklara verildiği için bunu söylüyorum. Kota falan değil tamamen yasaklanması lazım. Beyaz şekerin bütün hücrelere etkisi var. Mısır şurubu şekerin vücuda normal şekerden 7 kat daha fazla zararı var. Anneler çocuklara şekeri kesinlikle vermemeli. Madem çocuklara tatlı bir şey verecek, biraz meyve suyu verebilir.

"HAMİLEYKEN ŞEKERLİ SU TESTİ YAPMAK KESİNLİKLE YASAKLANMALI"

Gebelik şekerini tespit etmek için şekerli su veriyorlar, hatta kutularla mısır şurubu veriyorlar. Bu yanlıştır ve yasaklanması lazımdır. Doğru olan hamileliği anladığımız andan itibaren, açlık bir kan tahliliyle ortaya çıkabiliyor zaten. Teşhis koyulabiliyor. Bu da erken doğumlar, sakat doğumlar, 3 aylık bebekte yetişkin diyabet hastalıkları çıkıyor. Anne de mahvoluyor, çocuk da mahvoluyor.

"HAMİLELİK ANNE VE BABAYNIN YAŞADIĞI ORTAK SÜREÇTİR"

Anne ve babalarının 6 aylık hamilelikte kendilerini toparlamaları lazım. 6 ay en erken. Yurt dışında 3 ay diyorlar. Anne baba idrarda iyot baktıracaklar, şeker baktıracaklar. Birlikte baktıracaklar.

"ÇOCUKLARINIZA KÖY YUMURTASI BULUN VERMELİSİNİZ"

İnsan vücudunun yüzde 60'ı sudur, yüzde 20'si hayvansal proteindir, yüzde 19'u yağdır. Yüzde 1'den aşağısı karbonhidrattır. Siz karbonhidrat yükleyeceksiniz. Çocuklarımıza yumurta vereceğiz. Köy yumurtası bulacaksınız. Serbest gezen tavukların yumurtalarını bulacaksınız. Yumurtayı haşlayıp, çocuklarınıza vereceksiniz.Milli Eğitim Bakanlığı okullardaki kantinleri yasaklamalıdır.

"BENİM HAYATIM YAĞ YEMEKLE GEÇTİ! DÖNERDE TRANS YAĞ OLMAMALI"

Dönerde yağ kısıtlaması olmaz. Yalnız trans yağ kullanılmayacak. Benim hayatım yağ yemekle geçti. Bütün yemeklerin lezzeti yağdan gelir. O uzun yaşayan insanlar hayatları boyunca Trabzon yağı yemişler. Tavuk döner diye bir şey olmaz. Çünkü tavuklar süni yemle besleniyorlar. Yağlar bozulmamış, işlenmemiş, tahşiş edilmemiş olarak vücuda girecektir.

"YÜKSEK KOLESTROLDAN KORKMA! KAN ŞEKERİNDEN KORK!"

Kolestrol diye bir hastalık yok. Kollestrolu çıkaran hekimler değil ilaç firmalarıdır. İyi kolestrol, kötü kolestrol diye bir şey yok. Kolestroldan korkmayın. Kolestrolu olan hanımlar ve beyler daha uzun yaşıyorlar. Çok büyük bir tıp yalanı uyduruldu. Yüksek kolestrolden korkmayın. Karaciğeri yağlandıran kan şekerinden kork! Kolestrol yağ değil hormondur.

"KOLESTROL VÜCUTTAKİ YANGINI SÖNDÜRMEYE GİDEN HORMONDUR"

İtfayie arabaları giderler. Yangını onlar mı çıkarırlar? Hayır. Onlar yangını söndürmeye giderler. İşte vücutta da çıkan yangını söndürmeye giden kolestrollerdir. Kötü şeker vücutta trigliseriti yükseltir. Beyaz şekerden, tatlılardan, gazlı içecekleri ağzımıza koyduğumuz anda kan şekeri yükselir. Bu dolaşıma karıştığı anda bütün hücreleri bozar.

"TANSİYON YÜKSEKLİĞİNDEN ÇEŞİTLİ KANSERLERE KADAR"

Trigliseritler 22 tür hastalık üretiyor. Tansiyon yüksekliği, kan yağlarının altüst olması, damar tıkanıklığı, damar sertliği ve kanserler. O halde tehlikeli olan kolestrol falan değil trigliserittir.

"KIZARTMA YİYORSANIZ, SİGARA İÇİYORSANIZ BİTTİ ZATEN!"

Yağlar margarin olduğu anda trans yağ olur. Zeytinyalğ çok sağlıklıdır, ama işlem gördüğü zaman trans yağdır. İşlenmemiş, doğal gıdalara yönelinmelidir. İnsan vücudunu okyanus ve uzay gibi düşünün. Bir tek kolestrol tek başına zararlı olamaz. Sigara içiyorsanız, kızartma yiyorsanız, fabrikadan çıkan her şeyi yiyorsanız bitti zaten... Ev yoğurdu, köy yumurtası hakiki besinlerdir. Ekmek besin değildir, sizi kandırıyor. Ekmek yediğiniz için acıkıyorsunuz.

"GÜNÜMÜZDEKİ EKMEKLER HİBRİT BUĞDAYDAN İMAL EDİLİYOR"

Şimdiki buğday eski buğday değil. Un fabrikalarına gönderilen buğday cüce buğdaydır. Bunlar hibrittir. Fazla ürün alalım diye hibrit yapılmışlar. O yüzden çok tehlikelidir. Buğdayda bulunan glutenin antikoru var. Fabrikadan gelen buğdayda çok büyük katkı maddeleri var. Pankreasa insülün salgılatıyor. Sizi acıktıran o. Acıktırdıkça yiyorsunuz, yedikçe acıkıyorsunuz. Bu ekmek firmaları için bulunmaz bir pazar.

"YUMURTA, KIRMIZI ET, YAĞ, YOĞURT VÜCUDA FAYDALIDIR"

Mısır şurubu şekeri ekmekte de var. Nişasta bazlı şeker. Karaciğeri 7 kat daha fazla yağlandırıyor. Şeker uyuşturucuur, kokain gibi bağımlılıktır. Benim söylediğim yeni şeyler değil. Büyüklerimizin uyguladığı şeylerdir. Yumurta sağlıklıdır, yasaklayamazsınız. Kırmızı et, tam yağlı peynir, tam yağlı yoğurt vücudumuzun ihtiyacıdır.

"GÜNDE İKİ ÖĞÜN SAĞLIKLIDIR ÜÇ ÖĞÜN HASTALIKTIR"

24 saat içinde ilk yediğimiz öğün kahvaltıdır. Sık sık yemek değil, acıkınca yiyeceksiniz. Acıkmayı bekleyceksiniz. İbn-i Sina söylemiş, iki öğün sağlıklı, üç öğün hastalıktır. Hz. Muhammet de aynı şeyi söylüyor. Çünkü insan vücudu ona göre programlanmıştır. Siz sürekli yerseniz hormonlar şaşırır. Siz mutlu olacağım diye ona buna saldırıyorsunuz.

"İDEAL BİR SABAH KAHVALTISI NASIL OLMALADIR?"

Kaçta kalkarsanız kalkın doğal yağ, doğal fındık fıstık, doğal yumurta yerseniz açıkmayacaksınız. Arada çok bol su içeceksiniz, Türk kahvesi de içebilirsiniz. Sonra acıkınca vücut 'artık ben hazırım bana besin gönder' diyecektir. Yumurta yiyin, az pişmiş olacak. Bir gün omlet, bir gün rafadan, bir gün kayısı gibi yiyeceksiniz. Kalori hesabı yapılmayacak. Kalori hesabı tehlikelidir. Tereyağında kırılmış yumurta, doğal peynir. Turp yiyebilirsiniz.

"YEMEKTEN SONRA İÇİLEN SEBEP KRONİK KANSIZLIK SEBEBİDİR"

Yumurta, yoğurt, süt, fındık, fıstık çok önemli. İlle marketten bir şey almak mecburiyetinde değiliz. Çay yeni çıkmış bir alışkanlıktır. Geçmişte böyle bir şey yoktu. Seneler önce kahve içilirdi. Ben çaya karşı değilim. Ama yemek yedikten sonra hemen içilmemelidir. 4 saat sonra içilmelidir. Hemen içilmeli kronik kansızlık sebebidir. Demir eksikliğine yol açar.

"PATLICAN HABERİ YAPMAYIN! PATLICAN YERİNE YUMURTA YİYİN"

Mevsiminde ne varsa onu yiyin diyorum. Oturup da ocak ayında patlıcan yemeyin diyorum. Doğal olduktan sonra aşırıya kaçmamak kaydıyla meyve yenebilir. Elma, portakalın kurtlusu, organik, doğal olanını yiyebilirsiniz. Diğerlerinde tarım zehri var. Medya kışın patlıcan haberi yapmasın. Peki ne yiyeceğiz derseniz. Yumurta yiyin. Yaz ayında güneşin en dik, gölgenin en kısa olduğu zamanında 20 dakika durursanız faydası çok fazla.

"HAYVANSAL YAĞLAR TÜKETMEDEN İNSAN BEYNİ ÇALIŞMAZ"

Suç duyurusunda bulunurken bana hakaret ediliyor. Suç duyurusu savcılığa yapılır. Tabipler Birliği savcı olarak çalışıyor. Tabipler Birliği demesi gerekir ki, "Bu bizi ilgilendirmez savcılığa başvurun" demesi lazım. Veganlık, vejetaryenlik aynı değil. Veganlar tamamen insan doğasına aykırı oluyor. Yalnız baklagillerle, kuruyumeşle besleniyorlar. Doğal sağlıklı hayvansal yağların ve hayvansal proteine ihtiyacı var insanın. Hayvansal yağ olmadan beyin çalışmaz.
(Habertürk)
 
 

Umutla Beklediğimiz 2019 İlk Ayı

2018 yılında Ülke olarak zor günler geçirdik. 2018 yılında 2019 yılından güzel dilek ve temennilerle beklentilerimiz, dualarımız da bu yönde oldu. Ülkemizin doğusunda tabiri caizse kar, kış, kıyamet derken batısında ise sağanak yağışlarla birlikte sel baskınları sonucunda ekili tarım arazileri seralar ve tarımdan elde ettiğimiz birçok ürünler sular altında kaldı.
Türkiye’nin örtü altı üretim üssü olan illerden Adana, Hatay ve Mersini sular seller basarak yetiştirilen tarımsal ürünler sularla birlikte yok oldu. Bir diğer taraftan örtü altı üretim üssü olan Antalya’da ise domates, patlıcan, kabak ve salatalık fiyatlarının yanında yeşillik olarak tabir edilen, roka, dereotu, maydanoz, yeşil soğanın fiyatları da ciddi şekilde yükseldi. Özellikle hale erken saatlerde, az miktarda gelen yeşil soğan yok satıyor. Kilosu 15 liraya kadar alıcı bulan yeşil soğanı üretici yetiştiremiyor. Örtü altı yetiştiriciler yeşil soğanın üretiminin zahmetli olması nedeniyle seraların sadece kenarlarına az ekildiğine dikkat çekiyorlar. Adana, Hatay, Tarsus ve Mersin’de bazı yeşillik ekili tarım alanlarının selden zarar görmesi nedeniyle Antalya’da az miktarda yetiştirilen yeşillikler ise değer kazandı.
Sonuç olarak hem üretici hem de tüketici 2019 yılına iyi başlamadı. Henüz 2019 yılının ilk ayındayız. Bizleri önümüzde bekleyen koskoca bir On Bir ay var. Hem üreticilerimiz hem de Tarım ve Hayvancılık sektörümüzün bütün paydaşları 2019 yılından umutla güzel şeyler bekliyor. Temennimiz şudur ki Tarım ve Hayvancılık sektörü bu sıkıntılı günleri atlatarak huzur ve refaha kavuşmasıdır.
 
 

2017'nin Zam Şampiyonu Domates

 Aralık ayının zam şampiyonu patlıcan olurken, domates yılın zam şampiyonu oldu.Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aralıkta aylık bazda yüzde 0,69, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 1,37 artış gösterdi. Yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 11,92, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 15,47 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, aralık ayı itibarıyla 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında, tüketici fiyatları yüzde 11,14, yurt içi üretici fiyatları yüzde 15,82 arttı. Aylık bazda TÜFE yüzde 0,69, Yİ-ÜFE 1,37 artış gösterdi. TÜFE, aralıkta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 11,92, Yİ-ÜFE ise yüzde 15,47 arttı.
BEKLENTİLERİN ÜZERİNE ÇIKTI
Orta Vadeli Program’a (OVP) göre TÜFE’nin yıl sonunda yüzde 9.5 olacağı öngörülüyordu. Ekonomistlerin ise 2017 aralık ayı enflasyon beklentilerinin ortalaması yüzde 0,51 olmuştu. Ekonomistler yıllık enflasyonun yüzde 11,73’e yükseleceğini öngörmüştü. TÜFE 2016 aralık ayında yüzde 1.64, Yİ-ÜFE ise 2.98 olarak gerçekleşmişti. 2016 yılında yıllık bazda TÜFE yüzde 8.53, Yİ-ÜFE ise yüzde 9.94 olarak gerçekleşmişti.
FİYATLAR DOĞU’DA ARTTI
TÜİK verilerine göre, aralıkta yıllık bazda fiyatlar ülke genelinde yüzde 11,92 artış kaydetti. Aralıkta yıllık bazda fiyatların en fazla arttığı bölge yüzde 13,59 ile “Van, Muş, Bitlis, Hakkari” oldu. En az artış ise yüzde 11,10 ile “Ankara” bölgesinde görüldü.
ZAM ŞAMPİYONU ‘DOMATES’
Geçen yıl gıda ve alkolsüz içecekler grubunda en yüksek fiyat artışı yüzde 71,1 ile domateste gerçekleşirken, bu ürünü yüzde 67,5 ile limon, yüzde 44,4 ile mandalina, yüzde 43,7 ile antepfıstığı takip etti. 2017’de 10 gıda ürününün fiyatı gerilerken, en fazla fiyat düşüşü yüzde 22,8 ile sarmısakta görüldü. Tüketici fiyatları bazında Aralık 2017’de en yüksek fiyat artışı, yüzde 23,10 ile patlıcanda görüldü. Geçen ay fiyatı en fazla düşen ürünlerin başında ise yüzde 17,03 ile portakal geldi.