Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

TVHB Konsey Başkanı Eroğlu;"Tarım Şurası İhtiyaç Üzerine Yapılır İyi Gitmeyen Düzeltilmesi Gereken Bir şeyler Var"

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konsey Başkanı Ali Eroğlu 6Temmuz Dünya Zoonoz günü dolayısı ile bir basın açıklaması yaptı. Başkan Eroğlu basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Milli Birlik ve Eylül ayında yapılması planlanan Tarım Şurasına değindi.

Eroğlu Milli Birlik Projesine yönelik Şunları kaydetti.

Miili Birlik Projesi'nde Yapılanma Yanlış 

“Tarımda Milli Birlik Projesine ilk açıklama yapan STK’yız. Bu projenin hedefleri itibariyle doğru olduğunu, kaliteden üretici, tüketici, kaliteli ucuz ürüne ulaşma. Bunlara baktığınız zaman bunlar doğru. Ama yapılanmanın yanlış olduğunu beyan ettik. Türkiye’de tarıma ve hayvancılığa atak yaptırabilecek ve hedeflere ulaşılabilecek bir yapı yok tam tersi bir kaos oluşturabilecek bir yapı kurulmuş.” Dedi.
Tarım Şuarasına yönelik ise şu sözlere yer verdi.

"Tarım Şurası İhtiyaç Üzerine Yapılır İyi Gitmeyen Düzeltilmesi Gereken Birşeyler Var"

“Türkiye’de üçüncü tarım şurası olacak. Daha öncede 90’lı yıllar, 2004 ve şimdi olmak üzere üç kez yapıldı. Tarım şurası bir ihtiyaç üzerine yapılır. İyi gitmeyen, düzeltilmesi gereken bir şeyler var. Gerek ulusal gerek ise uluslararası alanlarda yapılaması gerekenler olduğu düşünüldüğü için yapılması isteniyor. Olumsuzluğa neden olan sepeleri ortadan kaldırabiliyorsanız olumlu sonuçlara ulaşırsınız. Bu şuranın gündeme getirilmesini olumlu buluyoruz. Hayvancılıkta etkin bir STK olduğumuzdan çalışma gruplarının içinde yer almak istedir. 17 çalışma grubu kurulacak. Bunlara başvuru yaptık. Biz de birliğimiz adına katılacak isimleri sunduk.” Dedi.



6 Temmuz Dünya Zoonos’la ilgili ise başkan Eroğlu Şunları söyledi.
“Fransa’da kuduz bir köpek tarafından ısırılan 9 yaşındaki Joseph ölümü beklerken, Louis Pasteur mucizevi aşısını uygulayarak Joseph’in hayatını kurtardı. 6 Temmuz 1885 yılında kuduz aşısının başarı ile kullandığı bu güne ithafen bu tarih zoonotik hastalıklara dikkat çekmek ve bilinçli olmayı teşvik etmek için Dünya Zoonoz Günü olarak anılıp kutlanmaktadır.
Dünya Zoonoz Günü, Dünya Sağlık Örgütü( WHO), Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Birleşmiş Milletler Sistemi Influenza Koordinasyon (UNSIC)  gibi Uluslararası kuruluşlar tarafından kabul edilip desteklenmektedir.
Zoonoz; “Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalık” demektir. Zoonotik hastalıklar,  bakteriyel (%41,4), viral (%37.7), paraziter (%18,3) ve mantar (%2) enfeksiyonları olarak geniş bir yelpazeye sahiptir.

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerle dünya küçülmüş, ancak buna karşılık dertler büyümüştür. İnsan ve hayvan popülasyonlarındaki artarak büyüme, hızlı şehirleşme, çiftçilik sistemlerindeki hızlı değişme, çiftlik hayvanları ve yaban hayatının daha yakın entegrasyonu, ormanlara zarar verilmesi, ekosistemlerdeki değişiklik, hayvan ve hayvansal ürünleri ticaretinin küreselleşmesi, global çapta ticaret ve seyahatlerin artması, terörizm ile istikrarsız yönetimler gibi sebeplerle insanlık çözüm gerektiren çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Dünyadaki küçülme hastalıkların hızla yayılmasına sebep olmuş, bu yüzden Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Domuz Gribi gibi daha birçok sınır aşan zoonotik hastalıkları Dünyada bilmeyen kalmamış, küresel krizlere sebep olarak zamanla küreselleşen zoonotik hastalıklar maalesef küresel tehlike ve tehdit haline gelmiştir. Zoonozlar tüm kıtaların problemidir. Ancak bu hastalıkların %80’i düşük ve orta gelirli ülkelerde görülmektedir.
Yapılan araştırmalarda Dünya üzerinde her yıl 2 milyar vaka olduğu ve 2,7 milyon insanın zoonotik hastalıklardan öldüğü tahmin edilmektedir. İnsanlarda görülen hastalıkların %61’i hayvansal kökenlidir. Bunlar arasında Kuş Gribi, Kırım-Kongo kanamalı ateşi, BSE, SARS, MERS, Ebola, Nipah virüsü, Batı Nil Virüsünün sebep olduğu hastalıklar sayılabilir. Yeni oluşan patojenlerin (Ebola, Batı Nil, Kuş Gribi)  % 75’i hayvanlardan insanlara geçmektedir. Gıda kaynaklı hastalıkların %90 dan fazlası hayvansal gıdalardan kaynaklanmaktadır. Her yıl 5 yeni insan hastalığı ortaya çıkmaktadır ve bunun 3’ü hayvan orijinlidir. Dünyada biyo-terörizm amacıyla kullanılan hastalık etkenlerinin %70’ten fazlası hayvansal kökenlidir.
 
Zoonotik hastalıkların global bilançosu; Her yıl 8 milyar Euro hayvansal üretim kaybı, küresel üretimin yaklaşık %20’si, her yıl 21.5 milyar Euro değerinde ölen çiftlik hayvanı ve her yıl 43 milyar Euro insan sağlığı için yapılan masraflar.
 
Ülkemizde, Dünyadaki 200’ün üzerindeki zoonotik hastalığın ortalama 5/2’sine rastlanmaktadır. Bu hastalıklar çok çeşitli olup, bulaşma yollarının basitliği ve etkileri bakımından oldukça da yüksek tehlike arz etmektedir.
Ülkemizde ve Dünyada, Sağlık Bakanlığı’nın tehlikeli görüp ihbarını mecbur kıldığı 50 hastalıktan 26’sı hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklardır. Ülkemizde halen en çok rastlanan zoonotik hastalıklar olarak Brusella (Malta humması), Şarbon, Salmonellozis, Tüberküloz, Kırım Kongo Kanamalı ateşi, Tokzoplazma ile Kuduz hastalığı sayılabilir. Bakteriyel ve viral zoonozlar yanında paraziter zoonozlarda vardır. Bunlar arasında en yaygın olanı kist hidatik ya da halk deyimiyle kist hastalığıdır.
 
Dünya zoonoz gününün amacı ise, günümüz insanı ve gelecek nesiller için ciddi anlamda tehlike arzeden, giderek küresel bir tehdit haline gelen zoonozlara karşı insanları korkutmak ya da insan- hayvan ilişkisine negatif müdahalede bulunmak değildir.  Amaç, hepimizin refahı ve daha sağlıklı bir dünya vizyonunun gerçekleştirilebilmesi için, halk sağlığı stratejilerinde temel kabul gören, tıbbın en önemli ve uygulanabilir konusu olan koruyucu hekimlik kavramını hayata geçirmek için toplumu bilinçlendirmektir. Yine bu günün amacı; Zoonotik hastalıkların sürdürülebilir kontrolü ve eradikasyonu için kaynakların da birleştirildiği toplum işbirliğinin yapılmasının gerekliliğine dikkat çekmektir. 6 Temmuz’da Dünyaya hayvanları korumanın insanları korumak olduğunu hatırlatmak amaçlanmaktadır. Bu gün vesilesi ile Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Hayvan Sağlığı örgütü hastalıkların sınır tanımadığını, hiçbir ülkenin zoonoz tehlikesinden muaf olmadıklarını ve hazırlıklı olmaları gerektiği konusunda uyarmaktadır.

Dünyanın ve ülkemizin, hayvan -insan-ekosistem ara yüzünde enfeksiyöz zoonotik hastalıkların yıkıcı etkilerinin risklerini azaltmak ve tehditleri ele almak için işbirlikçi, uluslararası, sektörler arası, multidisipliner mekanizmalara, HAYVAN VE İNSAN SAĞLIĞI KONUSUNDA BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIMA, TEK SAĞLIĞA ihtiyacı vardır.
Tek Sağlık, zoonotik hastalıkların insan, hayvan ve çevre sağlığı ile uluslar arası ticaret ve ekonomi üzerine oluşturduğu global etkilere bağlı olarak gündeme gelmiştir. Tek sağlık, ortaya çıkan bulaşıcı hastalıklara odaklanan, insan, hayvan ve çevre ilişkileri bağlamında toplum sağlığına hizmet eden bir yaklaşım olmasının yanı sıra zoonotik hastalıklara yönelik multidisipliner veya disiplinler arası yaklaşımları destekleyen yükselen bir kavramdır. Bu konsept, hayvanlardan insanlara bulaşabilen ve küresel halk sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıkların kontrolünde, antibiyotik direnci ile mücadelede ve gıda güvenirliğinin sağlanmasında beşer hekimler, veteriner hekimler ve diğer sağlık personelinin bir arada çalışmasını gerektiren kavramdır.
Veteriner hekimlik, hayvan, insan ve çevre sağlığı alanlarıyla aynı anda çalışan tek meslek grubudur. Veteriner hekimler, hayvanlardan kaynaklanan hastalıkların tespiti, önlenmesi ve kontrolünde çok önemli bir rol üstlenerek, toplum sağlığını koruyan meslek mensuplarıdır.
 
Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının 'Tek Sağlık' yaklaşımını gelişmiş ülkelerde olduğu gibi benimsemelerini, mesleğimizin hayvan sağlığı ile refahını, toplum sağlığını ve çevreyi korumadaki hayati rolünü desteklemelerini, Bakanlık teşkilat yapılanmasının bu konsepte uygun hale getirilmesinin ülkemiz açısından önemli bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulamak istiyoruz.
 
Ülkemizde, ileri bir hayvancılık  ve  Zoonotik hastalıklara karşı başta koruyucu hekimlik olmak üzere yapılacak bütün çalışmaların başarıya ulaşması için Veteriner Otoritesinin yeniden kurulması gerekmektedir. Bu hastalıkların önlenememesinin temel nedeni veteriner hizmetlerini koordine edecek merkezi otoritenin olmamasıdır.
Önemine binaen veteriner hekimliği Avrupa Birliği başta olmak üzere gelişmiş ülkelerde bağımsız bir veteriner otoritesi tarafından yürütülmektedir. Ülkemizde ise maalesef bu anlamda bir veteriner otoritesi bulunmamaktadır. Mevcut organizasyon bütüncül olmayan parçalı, yetki ve sorumluluk kargaşası oluşturan bir durumdadır. Bu organizasyonla her yönü ile etkin, ileri bir veteriner hekimlik uygulaması mümkün değildir. Güçlü bir veteriner hekimliği teşkilatının oluşturulması ve yetkili kılınması halk sağlığı ve gıda güvenliliğinin de teminatı olacak, bu otorite ile sağlıklı nesiller hedefine ulaşılabilecektir.
Şu hususa dikkat çekmek isterim. Hayvancılığın gelişmiş olduğu ülkelerde bitkisel üretim mevcut hayvan varlığına ve hayvansal üretim hedeflerine göre planlanmaktadır. Tüm dünyada hayvancılık sektörü yönetimsel olarak veteriner hizmetleri merkezlidir. Yine gelişmiş ülkelerde tarım politikaları hayvancılık sektörüne göre planlanırken, yıllarca hayvancılık için tarım değil, tarım için hayvancılık modeli ve politikalarının tercihi ülkemizi hayvan ithal eden ülke konumuna sürüklemiştir
 
1983 yılında yapılan reorganizasyon ile Veteriner İşleri, Zirai Mücadele ve Teknik Ziraat Genel Müdürlükleri bir araya getirilerek konu bazlı yapılanma kaldırılarak yerine fonksiyonel bazlı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü ihdas edilmiştir. Bugün Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü olarak devam etmektedir. Bu yapı bir kırılma noktası olmuş, o günden bugüne bir türlü rasyonel, bütüncül, etkin, hızlı ve verimliliği yüksek bir hale gelememiştir. Bu yapı, uluslararası kurallara da uygun değildir.
 
Zoonotik hastalıklarla ilgili risk analizi yapılması, epidemiyolojik çalışmaların artırılması, entegre bir veri tabanının oluşturulması, tehditlerin önceden belirlenmesi, yeni ortaya çıkabilecek veya mevcut hastalıkların halk sağlığı tehdidi oluşturma boyutuna gelmeden önlenmesi ve kontrolüne yönelik faaliyetler için, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde etkin motivasyonu yüksek Veteriner Otoritesi ile Sağlık Bakanlığı bünyesinde Veteriner Halk Sağlığı Başkanlığı oluşturulmalıdır.

Dünya Zoonoz Gününün ülkemize, mesleğimize olumlu katkılarının olmasını umut ediyorum.

Bu yıl Dünya Zoonoz Günü bir farkındalık ortaya koyarak daha sağlıklı yarınlara vesile olsun diyorum.” Dedi.
TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali EROĞLU Veteriner Halk Sağlığı Başkanlığının kurulmasını istiyoruz. Zoonozdan bütün kıtalar muhatap olmaktadır. Orta gelir grubunda olan ülkelrede yüzde 80 oranında karşılaşılıyor. İşin birinci basamadğında vetereniyer hekimler var. Veteriner yapılanmasının iyi olması lazım. Bu şekilde halka bulaşmasının önüne geçilir. Zoonozlar küreselleşti mücadelesi de küresel boyutta olmalı. Halk sağlığının en önemli muhatabı belediyelerdir. 1398 belediyede 234 tanesinde hayvan barınağı veya hayvanların sığınacağı yer var. Bu durumun düzeltilmesi gerekir. Bilgi yönetimini başarmamız lazım. Kim neyi biliyor ve nerede görevlendirilmesi lazım. Bunun için uygun bir organizasyona ihtiyaç var. Hekimlikte üç basamak var. Hastalığa karşı koruyucu önlemlerin alınması. Koruyucu hekimlik. Hastalığın tanısını yapacak ve bulaşmanın önüne geçecek. Üç hastalığı tedavi edecek. Orta vadede bu hastalıkları bu şekilde ancak tedavi edebiliriz. Bütün bunları ön yargılardan uzak, meslek fanatizminden uzak bir şekilde gerekli tespitleri yaparak işlem yapmak lazım. Gıda terörü tüm insanlığı etkileyen bir terör haline geldi. Kentteki de kırsaldaki de aynı şeyin muhatabı olmaya başladı. Bu dünya için iyi bir şey değil. Bunu düzeltmemiz lazım.” dedi.
 
 

Tarıma Yeni Vizyon

Domates, Patates ve soğan fiyatlarındaki artışlar derken tanzim satışlar kuruldu. Tanzim satışlarının ardından da sebze ve meyve fiyatları gerilemeye başladı. Seçimlere doğru giderken; tarım ve hayvancılık sektörü öyle yâda böyle çok gündeme geldi. Hatta diyebilirim ki hiç gündemden düşmedi. Hem iktidar cephesi hem de muhalefet cephesi Tarım ve Hayvancılık sektörünü öyle ya da böyle dillendirdi.
Seçimler bitti. Tarımda Milli Tarım projesinden Milli Birlik Projesine doğru yöneldik. “Milli Birlik Projesi” içerisinde neler olacak sinyalleri hemen hemen her kesimden dillendiriliyor. Sektör ise ivedilikle sorunlara yönelik çözüm bekliyor. Çünkü Tarım ve Hayvancılık sektörü ayağa kalkmadan ne üretim ayağa kalkar. Ne de tüketim ile ilgili fiyatlar ’da bir istikrar yakalayabiliriz.
Hayvancılık sektörüne yönelik üreticinin gözü kulağı süt fiyatlarında idi. Ulusal Süt Konseyi ise geçtiğimiz günlerde Tarım ve Orman Bakanlığı binasında bir araya gelerek soğutulmuş sütün referans fiyatını belirledi. Buna göre soğutulmuş sütün referans fiyatı 2TL oldu.

Soğutulmuş sütün referans fiyatının 2TL olarak açıklanması süt üreticisi açısından güzel bir gelişme. Ancak öyle bir sorun var ki süt fiyatından ziyade Süte ve Et’e bağlı önemli olan yem fiyatları. Yem fiyatları üreticinin önünde büyük bir engel. Öncelikli olarak hükümetin ve bakanlık bürokratlarının yem fiyatlarına yönelik hızlı bir adım atması. Çünkü süt fiyatını artırıyoruz. Arkasından yem fiyatlarına ’da zam geliyor. Üreticin en büyük girdisi olan yem fiyatlarına bir çözüm üretilebilirse üretici ’de ürettiği üründen zarar etmeyecek. Bunun arkasından üretmeye devam edecek. Aynı zamanda her alanda üretim artacak. Böylelikle ne sütü ne eti ne de tarım ürünlerinde yükselen fiyatlar yerine gelişmeleri konuşacağız.

Tarım ve hayvancılık sektöründe bölgesel üretim ve bölgesel teşviklere geçmeliyiz. Ülke olarak tarımsal ürün alanında bütün planlamayı yaparak nerde ne ekilecek Ne kadar ekilecek ne kadarını ihraç ne kadarını iç piyasaya süreceğimizi ivedilikle gerçekleştirmek zorundayız.

Böylelikle Nohut, Mercimek, Domates, Biber Patlıcan, patates ve soğan gibi tüketicinin sürekli ihtiyaç duyduğu ürünleri hem yeterleri sayıda üretmiş olacağız. Hem de ihraç edeceğiz.
Bunları yaparsak hem üreticimizin yüzü, hem tüketicinin yüzü hem de Ülkemizin yüzü gülecek.
Gülen yüzler ve emeğini kazanalar bol olması dileği ile.

Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com

 

Bakan Mesaj verdi Mili Birlik Ramazan'dan Önce Açıklanacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye'nin 2023 tarım hedefleri politikasına ilişkin plan ve programlarını ramazan ayından önce açıklayacağını kaydetti.
TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un ev sahipliğinde TBMM Şeref Salonu'nda düzenlenen 23 Nisan resepsiyona katılan Bakan Pakdemirli, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye'de tarım alanında yapılacak çalışmalarla ilgili bilgi veren Pakdemirli, "Kolay çözülebilecek sorunları zaten çözüyoruz. Diğer sorunlar ile ilgili bazıları için bir sene, bazıları için iki sene, bazıları için ise üç sene sürecek programlar hazırladık. Her şey takvimlendirildi. Tarımda 2023 yılına kadar yapılacak her şey takvimlendirildi. Bu takvim hızlı bir şekilde işleyecek. Tarıma ilişkin 2023 vizyonumuzu ve bunun yol haritasını açıklayacağız. Bu programlarımızı ramazan ayından önce açıklayacağız." diye konuştu.
 
 

Milli Birlik Projesi Tanıtım Toplantısı İptal

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 25 Nisan'da yapılacağı açıklanan Tarımda Milli Birlik Projesi'nin tanıtım toplantısı ertelendi. Tarım sektörü temsilcileri kamuoyunda oluşan büyük tepki nedeniyle toplantının ertelendiğini söylüyor.
Projeyi hazırlayan ekip ise, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin  ailevi bir sorun nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü ve toplantının bu nedenle ertelendiği ifade ediyor. Projeyi hazırlayan ekip hafta başında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yetkililerle görüşerek sunum için yeni tarih ve içerik üzerinde görüşmeler yapacak.

Sektörden  ve bakanlıktan habersiz hazırlandı iddiası
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın projeyle ilgili sunum yapılmasını ertelemesinde tarım sektöründen gelen büyük tepkilerin etkili olduğu ifade ediliyor. Tarım sektörü temsilcilerinin verdiği bilgilere göre, Tarımda Milli Birlik Projesi hazırlanırken Tarım ve Orman Bakanlığı bürokratlarının, ziraat odalarının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Tarım Komisyonu Başkan ve üyelerinin, tarımla ilgili sivil toplum örgütlerinin, birlik ve kooperatiflerin hiçbirinin görüşü alınmadı. Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu'nun da bu çalışmadan haberdar olmadığı öğrenildi. Bakanlık bürokratları ve sektör temsilcileri, tarımda yapısal bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu ancak bunun sektörle birlikte hazırlanacak bir çalışma ile yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Tarımda Milli Birlik Projesi'nin sadece bir kaç firmanın çıkarlarına hizmet edeceğini iddia eden sektör temsilcileri, tarımda yapısal reform için üreticinin, çiftçinin, sektörün tüm kesimlerinin görüş ve önerileri doğrultusunda bir çalışma yapılmasını istiyor.

Projeye  büyük tepki var
Proje ilk olarak DÜNYA Gazetesi'nden Ali Ekber Yıldırım tarafından  17 Nisan 2019'da yayınlandıktan sonra Tarım ve Orman Bakanlığı bürokrasisinde, tarımla ilgili kurumlarda, sivil toplum örgütlerinde ve kamuoyunda büyük tepki gördü. Bir çok tarım örgütü, sivil toplum kuruluşu yazılı olarak bu projenin uygulanamayacağını açıklarken,  Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER)'ne de projenin uygulanmaması için çok sayıda şikayetin iletildiği biliniyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu tepkiler üzerine proje sunumunu ertelediği ifade ediliyor.
 
 

Tarıma Milli Holding Geliyor

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın hazırladığı “Tarımda Milli Birlik Projesi”nin ayrıntıları ortaya çıktı.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Tarımda Milli Birlik Projesi Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sunuldu. "Sağlıklı beslenme temel insan hakkıdır" ilkesinin öne çıkarıldığı projenin sunumunda "Tarımda Milli Birlik Projesi; herkesin sağlıklı beslenmesini makul fiyatlar ve hakkaniyetli bir değer zinciriyle sağlayarak ülkemizin uluslararası alanda rekabetçi bir güç olmasını merkeze alır" bilgisine yer verildi.

Dünya gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım, konunun ayrıntılarını kaleme aldı.
Tarımda bütüncül bir perspektifle yapısal reformlara ihtiyaç olduğu vurgulanarak israf, maliyetler, gıda enflasyonu ve adaletsizlik başlığı altında yapılan durum tespiti şöyle: "Tarladan sofraya kadar uzanan ürün değer zincirlerinde yüzde 50'ye varan israf ve verimsizlikler yaşanmaktadır. Ölçek problemi nedeniyle tarımsal maliyetler oldukça yüksektir. Plansızlık ve yetersiz veri nedeniyle gıda fiyatlarında suni dalgalanmalar ve fiyat artışları yaşanmaktadır. Değer zinciri kopuktur. Katma değer hakkaniyetli dağıtılmamaktadır."

YENİ DEĞER ZİNCİRİ: YALIN SİSTEM
Tarımda Milli Birlik Projesi'nde daha önce hiç konuşulmayan, Tarımda Milli Birlik Projesi neler getiriyor? Gündemde olmayan yeni bir sistemden söz ediliyor. "Yeni Değer Zincirimiz: Yalın Sistem" başlığı ile anlatılan bu sistem bir piramit şeklinde sunuluyor. Piramidin en altında çiftçiler, ormancılar ve balıkçılar yer alıyor. İkinci katmanda Milli Birlik Kooperatifi var. Milli Birlik Kooperatifi'nin oluşumu şöyle ifade ediliyor: "Bakanlık Taşra Teşkilatı ve Tarım Kredi Kooperatifi konsolide edilerek üreticilerin girdileri, toprak/su gibi kaynakları, üretim ve pazarlama ihtiyaçları makro planlama perspektifi ile organize edilecektir."
 
 

Milli Birlik Projesi 25 Nisan'da Açıklanıyor

 Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Milli Birlik Projesinin külliyede yapılacağını söyledi. Bakan Pakdemirli; Ben buradan ilk defa açıklıyorum. Yeni dönemde, 25 Nisan’da Külliye’de Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleri ile tarımda Mili Birlik Projemizi açıklayacağız. Bugüne kadar tarımı alt üst eden ve daha farklı bir bakış açısı ile bir tarımda önümüzdeki 5 yılı, 20 yılı ve 50 yılın haritası olabilecek, Cumhurbaşkanımızdan da ışığını aldığımız, Cumhurbaşkanımızın vizyonundan etkilenerek yazdığımız bir proje. İnşallah yeni dönemde tarımda her konuyu ele alacağız. Bütün bu konuları ele alırken de fındık gibi stratejik bir ürünü ele almamak olmaz." dedi.