Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Dünya Gıda Günü'nde "Göç" Teması Öne Çıkıyor

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilcisi ve Orta Asya Alt Bölge Koordinatörü Yuriko Shoji, 16 Ekim'de kutlanacak Dünya Gıda Günü'nün bu yılki temasının "göç" olacağını belirterek, "Sürdürülebilir kırsal kalkınma, iklim değişikliğine uyum ve dayanıklı kırsal geçim kaynaklarına yatırım, mevcut göç sorununa karşı küresel cevabın önemli bir parçası" dedi.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü  (FAO) Türkiye Temsilcisi ve Orta Asya Alt Bölge Koordinatörü Yuriko Shoji, bu yıl "Göçün geleceğini değiştirin, gıda güvenliği ve kırsal  kalkınmaya yatırım yapın" sloganıyla kutlanacak Dünya Gıda Günü'ne ilişkin  açıklamalarda bulundu.

FAO'nun göç kavramını, nedeni, süresi ve isteğe bağlı olup  olmadığından bağımsız olarak her türlü hareketliliği belirtmek için kullandığını  dile getiren Shoji, söz konusu kavramın göçmen işçiler, mülteciler, sığınmacılar,  ülkelerinde yerinden olmuş kişiler ve iklim kaynaklı göçmenleri kapsadığını  bildirdi.

Shoji, dünyadaki hareketlilik nedeniyle bu senenin temasını göç olarak  seçtiklerini anlatarak, "Artan çatışmalar ve siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle  İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana insanlar daha fazla evlerinden kaçmak zorunda  kaldı. Göçe neden olan diğer önemli faktörler ise açlık, yoksulluk ve iklim  değişikliğiyle bağlantılı aşırı hava olaylarındaki artış." diye konuştu.

Göçün nedenleri ve etkilerinin FAO'nun açlıkla mücadele, gıda  güvenliğini sağlama, kırsal yoksulluğu azaltma ve doğal kaynakların  sürdürülebilir kullanımı gibi küresel amaçlarıyla yakından ilişkili olduğunu  belirten Shoji, FAO'nun kırsal alanlarda daha iyi koşulların oluşturulması ve  dayanıklı geçim kaynaklarını destekleme konusundaki deneyiminden dolayı kırsal  göçü azaltmada benzersiz bir role sahip olduğunu söyledi.

Shoji, sadece 2015'te 65,3 milyon insanın çatışma ve zulüm nedeniyle  zorla yerlerinden edildiğine ve 19 milyondan fazla kişinin de doğal afetler  nedeniyle evlerinden ayrılmak zorunda kaldığına işaret ederek, "Ortalama 26,4  milyon insan 2008-2015 arasında iklim veya havayla ilgili afetler nedeniyle  yerinden oldu." dedi.

Tarım ve kırsal kalkınmanın göçün temel nedenlerinden olan kırsal  yoksulluk, gıda güvensizliği, eşitsizlik, işsizlik ve doğal kaynakların tükenmesi  gibi sorunlara çözüm sunabileceğine dikkati çeken Shoji, "Sürdürülebilir kırsal  kalkınma, iklim değişikliğine uyum ve dayanıklı kırsal geçim kaynaklarına  yatırım, mevcut göç sorununa karşı küresel cevabın önemli bir parçası. Koşulları  iyileştirerek ve kaynak ülkelerde alternatif yaşam seçenekleri yaratarak felaket  göçlerinin temel nedenlerini çözmeye ve kaynak ile varış ülkeleri için göçün  kalkınma fırsatlarından yararlanmaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

Shoji, insanları ve topraklarını iklim değişikliği ve doğal afetlere  bağlı şoklardan kurtarmanın yolunun onları bunlara karşı hazırlamak olduğunu  aktararak, toprakların korunmasının önemli olduğunu ve onlara sürdürülebilir bir  şekilde toprak işleme ve ürün yetiştirmelerini sağlayacak "İklim-Akıllı Tarım"  tekniklerini öğreterek yardım ettiklerini anlattı.

GIDAYA ERİŞİM KAMP DIŞINDAKİ SURİYELİLER İÇİN DAHA ZOR

Geçen yıl yetersiz beslenen insan sayısının 815 milyona yükseldiğine  işaret eden Shoji, aşırı gıda güvensizliği ve dengesiz beslenme sorunlarının  çatışmaların kuraklık ve sel gibi doğal afetlerle birleştiği bölgelerde daha da  artma eğiliminde olduğunu, gıda güvenliğinin Sahraaltı AfrikaGüneydoğu ve Batı  Asya'nın bazı bölgelerinde gözle görülür biçimde kötüye gittiğini vurguladı.

Shoji, Türkiye'nin 3 milyondan fazla Suriyeliye ev sahipliği yaptığını  hatırlatarak, şöyle konuştu: "Türkiye'deki Suriyelilerin yaklaşık yüzde 10'u hükümet tarafından  kurulan geçici konaklama merkezlerinde kalıyor ve geri kalan kısım kendi  kaynakları ya da insani ve kalkınma yardımlarıyla kamp dışında yaşıyor. Dünya  Gıda Programı verilerine göre, kamplarda hane halklarının yüzde 94'ü 'kabul  edilebilir' gıda tüketimi düzeyine sahip olarak sınıflandırılmış. Ancak kampların  dışında ikamet eden Suriyelilerde bu oran yüzde 82. Bu durum, gıdaya erişimin  kamp dışında yaşayan Suriyeliler için daha büyük bir zorluk olduğunu gösteriyor."

Yeterli ve besleyici gıdaya ekonomik erişimin Suriyeliler için endişe  kaynağı olduğunu dile getiren Shoji, FAO'nun yeni projesiyle Türkiye'deki  Suriyeliler için istihdam fırsatları sağlayarak tarım sektörüne katkılarını  geliştirmeyi amaçladığını anlattı.

Shoji, FAO'nun "Türkler ve Suriyeliler İçin Tarımsal Mesleki eğitim Projesi"yle ŞanlıurfaAdanaMersinGaziantep ve Isparta gibi 5 ana tarım  ilinde, bölgelerin ihtiyaçlarına dayalı çeşitli tarımsal alanlarda Suriyelilerin  ve ev sahibi toplulukların mesleki becerilerin geliştirilmesini hedeflediğini  belirterek, "Projenin ilk aşamasında yaklaşık 900 kişiye istihdam olanakları  sağlamayı amaçlıyoruz. Proje ayrıca yaratılan istihdamla hane halkı gelirlerini  artırarak ve daha iyi yiyecek tüketimine katkıda bulunarak, Suriyeliler ve ev  sahibi topluluk arasındaki sosyal bütünlüğü de geliştirmeyi hedefliyor." diye  konuştu.

Büyümenin Yolu Kırsaldan Geçiyor

Küçük aile çiftçiliğinin desteklenmesini öneren Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, şehirleşmenin küçük ölçekli milyonlarca aile çiftliği için büyük zorlukları beraberinde getirdiğini bildirdi.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 9 Ekim’de açıkladığı Gıda ve Tarımın Durumu 2017 Raporu’na göre, gelişmekte olan ülkeler için kalkınmanın yolu kırsaldan geçiyor. Gelişmekte olan ülkelerde ekonomik büyümenin anahtarı uzun yıllar yoksulluğun sebebi olarak görülen kırsal bölgeler olduğu belirtilen raporda küçük aile çiftçiliğinin desteklenmesi isteniyor…

Gelişmekte olan ülkelerde gelecek yıllarda, işgücüne katılmaya hazır milyonlarca genç insanın yoksulluktan kurtulmak için kırsal bölgeleri terk etmesine gerek olmadığı belirtilen raporda: “Ancak daha genç ve kalabalık bir gezegenin beslenmesi ve istihdamına yardım etmek için kırsal bölgelerin potansiyellerini ortaya çıkaracak çok geniş ve köklü dönüşümler gerekiyor” bilgisine yer verildi.

Kırsal bölgelerin, gıda üretimi ile ilgili sabitlenmiş ekonomik büyüme için geniş bir potansiyel olduğu vurgulanan raporda özetle şu görüşlere yer verildi: “Dünyadaki yoksul ve aç insanların çoğunluğu bu bölgelerde yaşarken, 2030 kalkınma gündeminin başarıya ulaşması çoğu zaman ihmal edilen bu potansiyelin ortaya çıkarılmasına bağlı olacak. Bunu yapmak; geçimlik tarımda düşük verimlilik, birçok yerde sınırlı endüstrileşme, hızlı nüfus artışı ve şehirleşmeden oluşan oldukça zorlu bir bileşimin üstesinden gelmeyi gerektiriyor. Bunların hepsi gelişmekte olan milletlerin kendini besleme ve yurttaşlarını istihdam etme konularında büyük zorluklar oluşturuyor.”

Şehirlerin gıda talebi ve kırsala etkileri

Gıda ve Tarımın Durumu raporunda; kırsal ekonomilerde ihtiyaç duyulan dönüşümlerin, gıda sistemlerini çeşitlendirmek ve çiftlik dışı tarıma bağlı faaliyetlerde yeni ekonomik fırsatlar yaratmak için kentsel bölgelerde artan gıda talebini harekete geçirilebileceği ifade ediliyor.Raporda: ” Bu; işleyen veya arıtan, paketleyen veya taşıyan ve gıdayı depolayan, pazarlayan veya satan işletmelerin yanı sıra tohum, araç gereç ve gübre veya sulama veya diğer hizmetlere dair üretim girdilerini arz eden işyerlerini içeriyor. Kentlerdeki gıda pazarlarından gelen giderek artan talebin şu an ulusal gıda arzının yüzde 70’ine kadarını tüketiyor. Bu geniş kırsal nüfusa sahip ülkeler için bile geçerli.” bilgisine yer verildi.

Küçük aile çiftçiliği desteklenmeli

Şehirleşmenin bir taraftan tarım için “altın bir fırsat” sağlarken diğer taraftan küçük ölçekli milyonlarca aile çiftçileri için büyük zorlukları da beraberinde getirdiği belirtilen Raporda,daha fazla kar getiren pazarlar gıda üretiminin büyük ticari çiftliklerde yoğunlaşmasına; tedarik zincirlerinin büyük işleyiciler ve perakendeciler tarafından kontrol edilmesine ve küçük çiftlik sahiplerinin dışarıda bırakılmasına yol açabileceği uyarısı yapılıyor.

Küçük aile çiftçiliğinin önemine değinilen raporda, “Destekleyici kamu politikaları ve yatırımları; dönüştürücü ve adil büyümenin bir motoru olarak kentsel talebi dizginlemenin anahtarı olacaktır. Küçük ölçekli aile çiftçilerinin pazara katılımını garanti altına alacak tedbirler bu politikalarda çok sıkı şekilde yer almalıdır.” görüşü dile getirildi.

Üç eylem planı önerisi

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Gıda ve Tarımın Durumu 2017 Raporu’nda önerilen 3 eylem planı ise şöyle:

Birincisi; küçük ölçekli üreticilerin kentsel gıda talebini karşılamaya tamamen katılabilmelerini garanti altına alacak birtakım politikaların devreye sokulmasını içeriyor. Arazi kullanım haklarını güçlendirecek, tedarik sözleşmelerinde eşitliği sağlayacak veya krediye erişimi iyileştirecek tedbirler başlıca birkaç seçeneği oluşturuyor.

İkincisi; kırsal ve kentsel pazarları birbirine bağlayacak gerekli altyapının oluşturulması. Birçok gelişmekte olan ülkede kırsal yollar, elektrik nakil hatları şebekeleri, depolama imkanları ve soğuk taşıma sistemlerinin eksikliği; kentlerdeki taze sebze, meyve, et ve süt ürünlerine talebi çiftçilerin avantajlarına çevirmelerine büyük bir engel teşkil ediyor.

Üçüncüsü ise, mega kentlerin kırsal-şehirsel ekonomilere daha iyi bağlanmalarını değil, aynı zamanda daha küçük, kentsel alanların dışında daha yayılmış bir örgüyü kapsıyor. Rapor küçük kentsel merkezlerin daha fazla gözden kaçmış gıda pazarlarını temsil ettiğinin altını çiziyor. Gelişmekte olan ülkelerde kent sakinlerinin yarısı 500 binden daha düşük nüfuslu şehir ve kasabalarda yaşıyor.

Kırsalın stratejik önemi 

Rapor; canlı gıda sistemleri inşa etmek ve özellikle küçük ve orta ölçekli şehirler gibi kentsel alanlara bağlı tarımsal sanayileri desteklemek için kırsal bölgelere politika desteği ve yatırımı hedeflemenin stratejik bir hamle olacağını vurguluyor; öyle bir girişimin neden kırsal bölgelerde istihdam yaratacağı, daha fazla insanın yerinde kalmasını sağlayacağı ve insanların gelişimine katkıda bulunacağının önemine dikkat çekiyor.rapora göre, dönüştürülen kırsal ekonomiler insanların yer değiştirmesine yol açan tüm baskıları çözen her derde deva bir ilaç olmayacak, ancak ihtiyaç duyulan işlerin çoğunu üretecek ve göçü, bir zorunluluk olmaktan çıkarıp bir seçeneğe dönüştürmeye katkıda bulunacak.

Küçük şehir ve kasabaların kırsal için önemi

FAO Genel Direktörü General José Graziano da Silva raporun önsüzünde “Bu durum politika yapıcılar ve planlamacılar tarafından çok sık ihmal edilmiştir: Küçük şehirlerin ve kasabaların bölgesel ağları kırsal insanlar için referans noktasıdır—bu ağlar, buradaki insanların tohumlarını satın aldığı, çocuklarını okula gönderdiği, sağlık ve diğer hizmetlere ulaştığı yerlerdir.” diye yazdı.

FAO Genel Direktörü “Politika yapıcılar; küçük şehirlerin ve kasabaların kırsal-şehir bağlantısına aracılık etmek ve küçük ölçekli çiftçilere ürünlerini pazarlamak ve ekonomik büyümenin faydalarından pay almaları için daha fazla fırsatlar sağlamada harekete geçirici olumlu bir rolleri olduğunu kabul etmeli.” diye ekledi.

Temel veriler:

 Kırsal dönüşüm 1990’lardan bu yana gerçekleşiyor; bu tarihten itibaren kırsalda yaşayan 750 milyon ilave insan günlük kişi başı 3,1 Amerikan Doları olan makul yoksulluk sınırının üstünde gelire sahip.

 1960’ta gelişmekte olan ülkelerin nüfusunun yüzde 22’si (460 milyon insan) şehirlerde ve kasabalarda yaşarken bu oran 2015’te yüzde 49’a (3 milyar insan) yükseldi.

 Gelişmekte olan ülkelerin kırsal nüfusu 1960 (1,6 milyar insan) ile 2015 (3,1 milyar insan) arasında yaklaşık 1,5 milyar arttı.

 Güney Asya’da 1 milyon ve Sahra Altı Afrika’da 2,2 milyon genç insan 2010 ile 2015 yılları arasında iş piyasasına girdi.

 Nüfusu 5-10 milyon arasında olan büyük şehirler ve nüfusu 10 milyondan fazla olan mega kentlerin sakinleri dünyanın kent nüfusunun sadece yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor.

– Gelişmekte olan ülkelerde çoğu kentsel alan görece küçüktür. Kentsel nüfusun yaklaşık yüzde 50’si bu da 1,45 milyar insan demek—nüfusu 500 binden düşük şehir ve kasabalarda yaşıyor.

 Bugün dünya nüfusunun yaklaşık yarısı nüfusu 500 binden az şehirlerde veya onu çevreleyen kırsal alanlarda yaşamaktadır.

 Küresel olarak küçük kentsel alanlar günümüzde kentsel gıda talebinin yaklaşık yüzde 60’nı teşkil ediyor.

 2030 yılına gelindiğinde dünyanın az gelişmiş bölgelerindeki kentsel nüfus 4 milyar olacak.
Bu kent sakinlerinin yüzde 80’i Afrika, Asya ve Latin Amerika’da yaşıyor olacak.

– 2030’da dünya kent nüfusunun çoğunluğu 1 milyondan düşük nüfuslu şehirlerde bulunacak; bunlardan yüzde 80’i 500 binden düşük nüfuslu şehirlerde yaşayacak.

 Sahra Altı Afrika’daki kentsel gıda pazarının değeri 2010-2030 yılları arasında büyük ihtimalle 4 kat artarak 313 milyon Amerikan dolarından 1 trilyon Amerikan dolarına ulaşacak.

 Doğu ve Güney Afrika’da gıda pazarından alışveriş yapan şehirli tüketicilerin payı şimdiden yüzde 52 ve bunun 2040 yılında yüzde 67’ye yükselmesi bekleniyor.

Küresel gıda fiyatları ağustosta düştü

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünce (FAO) gıda fiyat endeksinin ağustosta bir önceki aya göre yüzde 1,3 düştüğü bildirildi.

FAO'dan yapılan açıklamaya göre, küresel gıda fiyatlarının düşmesinde tahıl hasadının bol olacağı tahminleri etkili oldu. FAO gıda fiyat endeksi geçen ay temmuza göre yüzde 1,3 azalarak 176,6 puan seviyesine geriledi. Bu durum, tahıl fiyat endeksinin yüzde 5,4 gerilemesinden kaynaklandı.

Küresel tahıl üretim tahmini 2 milyar 611 milyon ton olarak belirlenirken bu seviye tüm zamanların rekoru olarak kayıtlara geçti. Bunun gerçekleşmesi halinde küresel tahıl stokları da 2018 sezonunun kapanmasıyla tüm zamanların en yüksek değerine erişecek.

Pirinç üretim miktarı da dünya genelinde yıl sonunda yeni bir rekora ulaşacak.

Fiyatlarda düşüş, stok ve ticarette artış

Gıda fiyatlarının ağustosta düşmesiyle üç aydan beri süren yükselişin sona erdiği kaydedilen açıklamada, "Buna rağmen uluslararası pazarlarda tahıl, bitkisel yağ, süt ürünleri, et ve şekerden oluşan beş ana gıda maddesinin fiyatları ve ticareti takip edilerek belirlenen endeks geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 6 yükseldi." değerlendirmesinde bulunuldu.

Açıklamada, tahılların yanı sıra et fiyatlarının da geçen ay yüzde 1,2 düştüğü, şeker fiyatlarının ise Brezilya, Tayland ve Hindistan gibi önde gelen üreticilerin hasat beklentileri ve Çin ile Hindistan'ın koyduğu yüksek gümrük tarifelerinin gölgesinde gerçekleşen zayıf uluslararası talebin etkisiyle yüzde 1,7 gerilediği belirtildi.

Öte yandan açıklamada, ağustosta bitkisel yağ fiyatlarının yüzde 2,5, süt ürünleri fiyatlarının yüzde 1,4 arttığı belirtildi.

Dünya tahıl stoklarının 719 milyon tonla yeni bir rekor kıracağı ifade edilen açıklamada şunlar kaydedildi:

"Bu da sezon açılırken zaten en yüksek değerine ulaştığı noktadan yüzde 2'lik bir artış anlamına geliyor. Rusya'daki buğday ve Brezilya'daki mısır stoklarının da belirgin şekilde artması bekleniyor. Dünya tahıl ticaretinin yüzde 2'nin üzerinde genişleyerek 403 milyon tona varması bekleniyor ki bu da yeni bir rekor demek. Çin, Brezilya, Avrupa Birliği, İran ve Meksika'dan beklenen sağlamlaştırıcı ithalat talebinin etkisiyle FAO'nun son öngörüsü bir öncekinden 8 milyon ton daha yüksek gerçekleşti."

10 Yıl Boyunca Gıda Fiyatları Düşük Seyredecek

OECD ve FAO’nun Tarımsal Görünüm Raporu’na göre küresel gıda emtia fiyatları gelecek 10 yıl boyunca düşük seviyelerde kalmayı sürdürecek.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), talepte yavaş büyümenin etkisiyle küresel gıda fiyatlarının düşük seyredeceği tahmininde bulundu.

OECD ile FAO’nun ortaklaşa hazırladıkları 10 yıllık Tarımsal Görünüm Raporu’na göre, küresel gıda emtia fiyatları geçmiş yıllarda yaptığı zirvelere kıyasla gelecek 10 yıl boyunca düşük seviyelerde kalmayı sürdürecek. Bu durum, yükselen bazı ekonomilerde talep büyümesinin yavaşlayacağı beklentisi ve biyoyakıt politikalarının pazarlarlar üzerindeki azalan etkisinden oluşacak.

Hububat stoklarının son on yılda 230 milyon metrik ton ile ikmali ve diğer birçok emtia stoklarının bol oluşu şu an neredeyse 2007-2008 gıda fiyat krizinden önceki seviyelerine gerileyen küresel fiyatların artmasını sınırlandırmaya yardım edecek. Talepte yavaş büyümenin etkisiyle küresel gıda fiyatları düşük seyredecek.

Kişi başı gıda talebi büyük ölçüde yatay seyredecek. Sadece bazı gelişmiş ekonomiler buna istisna olabilecek. İlave kalori ve protein tüketiminin 10 yıl boyunca bitkisel yağ, şeker ve süt ürünlerinden gelmesi beklenirken et için talep büyümesi yavaşlayacak.

Ortalama kaloriye erişim 2026’da en az gelişmiş ülkelerde günde kişi başı 2 bin 450 kilokaloriye ulaşacak, gelişmekte olan diğer ülkelerde ise günde 3 bin kilokaloriyi geçecek.

Verimlilik mahsul üretimini artıracak

Mahsul üretiminde artış özellikle yüksek ürün veriminden sağlanacak. Mısır üretimindeki artışın yüzde 90’ının verim artışından, yüzde 10’nun ise ekim alanının genişlemesinden gelmesi bekleniyor. Et ve süt ürünlerindeki artış ise hayvan sürülerindeki genişlemeden ve hayvan başına daha yüksek verimden sağlanacak. Süt üretim artışı önceki 10 yılla kıyaslandığında hızlanacak ve bu büyük ölçüde Hindistan ve Pakistan’dan gelecek.

Raporun öngörülerine göre, su ürünleri yetiştiriciliği, balık sektöründe büyümede baskın olacak ve çiftlik balık üretimi raporda analiz edilen bütün emtialar içinde en hızlı büyüyen protein kaynağı olacak.

Yaş Çayda Beklenen Taban Fiyat Açıklaması!

Çaykur Genel Müdürlüğü'nde konuyla ilgili açıklama yapan Bakan Faruk Çelik, üreticiye yaş çay için 2 lira taban fiyat ve 13 kuruş da destekleme primi olmak üzere kilo başına 2.13 lira ödeme yapılacağını söyledi. Yaş çaya geçen yıl 1.77 lira taban fiyat, 13 kuruş da destekleme pirimi olmak üzere 1.90 lira ödeme yapılmıştı.

Çay tarımı yapan bölgeler

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Rize, Artvin, Trabzon ve Giresun illerinde yaklaşık 830 bin dekar alanda 1 milyon üretici aile tarafından yapılan yaş çay tarımında yıllık 1 milyon ila 1 milyon 200 bin ton arasında değişen miktarda ürün elde ediliyor. Üretilen yaş çay, 151’ i özel sektör, 46’sı ÇAYKUR’ a ait fabrikalarda işlenerek yılda ortalama 200 ila 230 bin ton arasında kuru çay elde ediliyor.

Nohut Ramazanda Cebinizi Yakacak!

Türkiye'deki tüm markalar için fiyat ve rekabet araştırma hizmetleri sunan, basılı ve online fiyat verilerini araştırıp takip eden BrandZone, Ramazan ayı zam şampiyonu gıdaları belirledi. Verilere göre, Nisan ayında kilosu 9,6 TL'den satılan nohudun fiyatı Ramazanın gelmesiyle birlikte 12,3 TL'ye çıktı. Nohut fiyatlarında bir ayda yüzde 28,1 zam yaşandı. Ramazan'la beraber fiyatı artan ikinci gıda yüzde 16,5'lik artışla sucuk oldu. 225 gram sucuğun fiyatı nisan ayında 10,9 TL iken Ramazan ayıyla birlikte 12,7 TL'ye yükseldi. Fiyatı artan üçüncü gıda ise; yüzde 13'lük artışla siyah zeytin oldu. Nisan ayında kilosu 11,5 TL'ye satılan siyah zeytinin fiyatı Ramazan ayında 13 TL'ye yükseldi.

Ramazanın gelmesiyle bakliyat fiyatları arttı

Ramazan ayının gelmesiyle birlikte gıdada yaşanan fiyat artışlarını değerlendiren BrandZone Kurucu Ortağı Cem Köz, "Nisan ayı fiyatlarıyla karşılaştırma yaparak, bazı gıda kalemlerine zam yapıldığını görebiliyoruz. En çok fiyat artışı ise bakliyatta yaşandı" diye konuştu.

Unun fiyatı düşüşte

Verilere göre gıdada en fazla düşüş yüzde 8,5 ile un fiyatlarında yaşandı. Buna göre 5 kiloluk unun fiyatı 9,4 TL'den 8,6 TL'ye geriledi. Fiyatı en çok düşen ikinci gıda yüzde 5'le zeytinyağı oldu. Bir litre zeytinyağının kilosu nisan ayında 17,9 TL iken Ramazan ayında 17 TL'ye düştü. Fiyatı en çok düşen üçüncü gıda ise yüzde 4,2 ile margarin oldu. 500 gram margarinin fiyatı nisan ayında 4,8 TL iken Ramazan'da 4,6 TL'ye geriledi.

Çay Üreticisi Taban Fiyatın Belirlenmesini İstiyor!

Doğu Karadeniz’de yaklaşık 204 bin aileyi ilgilendiren yaş çay alım kampanyasında yaş çay hasadına başlandı. ÇAYKUR’A bağlı 46 yaş çay fabrikasında hazırlıkların tamamlandığı ancak hava sıcaklığının mevsim normallerinin altında olmasının hasat toplamayı olumsuz etkilediği belirtiliyor.

Doğu Karadeniz Bölgesi'nde Rize ağırlıkta olmak üzere Trabzon ve Artvin illerinde 2017 yılının ilk yaş çay hasadına başlandı.

Geçtiğimiz günlerde yaş çay alımlarına başlayacağının duyurması ile yaş çayı toplama olgunluğuna erişen çay üreticileri bahçelerine girdi. Ancak çay fiyatlarında taban sınırının belirlenmemesi üreticide endişe yaratmaya başladı.

Yağışların yeterli olduğunu belirten üreticiler, Sezonun verimli geçeceğini düşünüyor. Henüz taze olan çay havaların tamamen ısınmasıyla tamamen toplanmaya başlanacak. Hava şartlarının hasat toplamaya tam manasıyla uygun olmaması nedeniyle henüz hasada başlanmadı. Geçtiğimiz yıl üretici kg fiyatının 2 TL’nin altında olmasını talep etmişti. Ancak bu yıl hasadın ve satışların başlamış olmasına rağmen taban fiyatının belirlenmemiş olması üreticinin endişelerini artırıyor.

Rize Ziraat Odası Başkanı Nevzat Paliç ise yaptığı açıklamada, "Sezonun verimli geçmesini diliyoruz. Havalar biraz soğuk gittiği için çay hasadı biraz gecikti. Şu anda da çok taze. Ancak havaların iyi gitmesi ile birkaç günde tamamen toplanacak olgunluğa ulaşır. Çay taban fiyatı henüz belirlenmedi. Ancak ülke şartlarını da göz önüne alarak kilo başına 2 20 fiyat verilmesinin uygun olacağını düşünüyoruz. Çay, Rizeli’yi ilgilendirdiği kadar ülkemiz için de altın değerindedir. Üreticimiz yağmur çamur demeden tarlasına girip hasadını yapıyor bu anlamda dileğimiz üreticinin mağdur edilmemesidir" ifadelerini kullandı.

FAO Raporu: 'Global Gıda Fiyatları Nisan Ayında 1,8 Geriledi'

Global gıda fiyatları nisan ayında 1,8 puan düşüş göstererek geriledi. 168 puana geriledi gerileme kaydedilirken, fiyatı artan tek ürün ise yüzde 1,7 ile et oldu.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından hazırlanan küresel gıda fiyatları endeksi nisan ayında yüzde 1,8 düşüş gösterdi.

FAO’dan yapılan açıklamaya göre, global gıda fiyatları endeksi 168 puan oldu.

Endeks 2017 Şubat ayında 2015 yılı Şubat ayından bu yana en yüksek seviyesini görmüştü.

Öte yandan endeks geçen yıla göre yüzde 10 yukarıda bulunuyor.

Raporda ana hatlarıyla şunlar sıralandı: 

– Tahıl fiyatları endeksi yüzde 1,2 düşüşle 146,0 puan oldu.

– Yağ fiyatları endeksi yüzde 3,9 düşüşle 161,1 puana geldi.

– Süt fiyatları endeksi yüzde 3,3 düşüşle 183,6 puan oldu.

– Et fiyatları endeksi yüzde 1,7 artışla 166,6 puana geldi ve tek artış gösteren ürün grubu oldu.

– Şeker fiyatları endeksi yüzde 23,3 düşüşle 233,3 puana geldi.

– Şeker fiyatları endeksi 12 ayın en düşük seviyesine geldi.

KAYNAK: dunya.com

Tarla Domatesi Çıkmadı Fiyatlar Uçtu

Son günlerde fiyatı 8-10 lira arasında değişen domatesin fiyat artışına neden olarak tarla mahsullerinin henüz piyasaya çıkmamış olması gösteriliyor. Tarla domatesi çıkana kadar da bu fiyatların düşmeyeceği ifade ediliyor.

Geçen yıl seralara çok ekilen domatesler ucuz fiyattan alıcı bulduğu için bu yıl ser domatesi üretiminde yüzde 30 düşüş yaşanmıştı. Geçen yıla oranla daha az ekilen sera domatesine birde don olayı eklenince fiyat artışı kendisini gösterdi. Hem üretici hem de tüketici tarla mahsullerinin çıkmasını ve fiyatların düşmesini bekliyor.

Fiyatları haziran ayına kadar yüksek

Sebze fidesi üreticisi olan Rıdvan Temizkan, “Biz yıl 20 milyon adet fide ürettik. Domates ekimi bu sene yüzde 30 azaldı. Geçen yıl çok ekilen domates fiyatları dibe vurdu. Bu da üreticileri farklı ürünler ekmeye sevk etti. Antalya’da bin dönüm sera dondan zarar gördü. Seralarda sezon sonu olması eklenince fiyatlar tavan yaptı. Domates fiyatlarının düşmesi tarla mahsulünün çıkmasına bağlı. Domates tarlada haziran ayı gibi çıkmaya başlar. Bu zamana kadar fiyatlar bu seviyelerde seyreder” dedi.

KAYNAK: İHA

Domates Pazarda da Pahalı!

Rusya’ya domates satmak için yürütülen politikalarla birlikte , iç piyasada fiyatlar bazı pazarlar reyonlarında 8 ila 10 lira arasında değişiyor.

Pazarcılar fiyat artışını ihracatın artmasına bağlarken; ihracatçılar iklim şartlarından dolayı fiyatın arttığını ifade ediyor.

En son Türkiye’den Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek başkanlığında içinde Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin de olduğu bir heyet Rusya’ya giderek domates ihracatı konusunu da ele aldı.

Rus ambargosunun en aza indirilmesini hedefleyerek geçtiğimiz günlerde Rusya’ya giden heyet, bilhassa turunçgil ihracatında hamle yapılacağını belirmişti. Görüşmelerde domates konusunu da gündeme getireceklerini ifade etmişlerdi. İç piyasada domates fiyatlarının artması beraberinde fiyat artışının neden olduğunun gündeme gelmesine neden oldu.

Üreticinin kârı tüketicin cebini yakıyor

Pazar yerlerinde esnaf, fiyat artışını domatesin kalitesine bağlıyor. Bunun yanı sıra Suriye ve Irak’a yapılan ihracat göz önünde tutularak, üreticilere pazar imkânı sağladığından iç piyasaya sürülen ürünlerin yüksek fiyattan satılmasının nedeni oluyor.

Pazarcılar fiyatın yüksek olmasından şikâyet ediyor. Fiyatın yüksek olması, tüketiciyi ya domatesten uzak tutuyor ya da az miktarda satın alarak ihtiyacı kadarını karşılama yoluna sevk ediyor.
 

Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi %0,98 Azaldı

TÜİK 2017 yılı Mart ayında tarım ürünleri üretici fiyat endeksinin %0,98 azaldığını açıkladı.
 
Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım–ÜFE), 2017 yılı Mart ayında bir önceki aya göre %0,98 azalış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %6,96, bir önceki yılın aynı ayına göre %12,70 ve on iki aylık ortalamalara göre ise %4,33 artış gösterdi.

Bir önceki aya göre değişim; tarım ve avcılık ürünlerinde %0,54, ormancılık ürünlerinde  %3,03 ve balıkçılıkta %12,93 azalış gerçekleşti.
 
Ana gruplarda bir önceki aya göre değişim; çok yıllık bitkisel ürünlerde %5,81 azalış, tek yıllık bitkisel ürünlerde %0,75 ve canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde ise %0,33 artış gerçekleşti.
 
Alt tarım gruplarından; çeltik %1,83, tahıllar, baklagiller ve yağlı tohumlar %0,70 artış gösterirken, turunçgiller %6,28, canlı kümes hayvanları ve yumurtalar %3,01 ve lifli bitkiler %2,09 azalış gösterdi.