Deprem sonrası Hatay’da yürütülen rezerv alan ve yeniden imar uygulamaları tartışılmaya devam ederken, Hataylı Avukat Abdullah Özdemir sürece ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Özdemir, 6306 sayılı kanun kapsamında yapılan işlemlerin mülk sahiplerinin iradesini devre dışı bıraktığını savunarak, “devlet evinizi size yeniden satıyor” sözleriyle eleştirilerini dile getirdi.
“Mülk sahibinin onayı aranmadan tapular Hazine’ye devrediliyor”
Özdemir, rezerv alan ilan edilen mahallelerdeki uygulamaların mülksüzleşme tehlikesi yarattığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“6306 sayılı kanun ile rezerv alanı ilan edilen mahallelerdeki tapular hazineye devrediliyor. Mülk sahibinin onayı aranmadan bina arsası başka arsa ile birleştirilip yeni inşaat yapılabiliyor. Akabinde kura sistemi ile size o bölgeden veya başka yerden konut veriliyor. İnşaatın maliyeti ve müteahhitin hesaplanan karı size borçlandırma yöntemi ile rücu ediliyor. Yani devlet evinizi size yeniden satıyor. Ancak satın almak terimi buraya tam oturmuyor çünkü satın almak özgür irade ile gerçekleşir. Hatay’daki depremzedelerin özgür iradesi artık kalmamıştır.”
Özdemir, hükümetin bu yöntemi yeniden imarın yegâne yoluymuş gibi sunmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.
“Dolaylı mülksüzleştirme ile gözdağı veriliyor”
Uygulamalara itiraz edenlerin yalnız bırakıldığını belirten Özdemir, politik atmosferin Hatay halkında korku yarattığını ifade ederek şunları söyledi:
“Bu yöntemi yeniden imarın yegane şekli olarak sunan hükümet ve taraftarlarının da aksi görüşte olanları yalnız bırakarak dolaylı mülksüzleştirme ile göz dağı vermesi kabul edilemez. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yerel seçim öncesi söylediği oy yoksa hizmet yok anlamına gelen söylemi Hatay halkını korkutmuştur. Mülksüz kalma korkusudur bu. Yersiz yurtsuz kalmak basit bir korku değildir.”
“Şehrimizin kaderi ihale dosyalarına sıkıştırıldı”
Özdemir, Antakya’nın tarihî dokusu ve kültürel kimliğinin görmezden gelindiğini vurgulayarak, yeniden yapılanmanın ruhsuz bir TOKİ modeline dönüştüğünü söyledi:
“Şehrinin kaderi taşeron şirketlerin ihale dosyasına sıkışmıştır. Bu vaziyette bir halk taş taş üstüne koyuldu mu ona bakar. Gerisini pek düşünmez. Ama ben öyle bakmıyorum. Bir şehir yüzlerce yılda gelişir. Şehirler TOKİ projesi değildir.”
Antakya’nın kadim kültürüne de değinen Özdemir, şehrin kendine özgü sosyal yapısının kaybedildiğini vurguladı:
“Antakya evet yapı olarak köhnemiş bir şehirdi ama kültürü binlerce yıllık dostluk ve bir arada yaşama ile oluşmuştu. Komşuluk ahlakı; evleri dip dibe yapmaya aralarında tel örgüsü olmayan alçak duvarlar ile bölmeye müsaade etmişti. Sokaklar daracıktı karşıdan gelen komşuna selam vermeden geçme diye. Uzun çarşı lezzetleri öyle Michelin yıldızına ihtiyaç duymadan dünya çapında adını duyurmuştu. Türkçeleşmiş Arapça ile Arapçalaşmış bir Türkçe dili konuşuluyordu ama bu dil gönül diliydi. Yaşlılarımız yürürken çocukluğunda gezerdi. Bunlar göz ardı edilerek bir TOKİ şehri yapıldı.”
“TOKİ kazandı, biz kaybettik”
Sözlerinin sonunda “çıkıntılık yaptığım için özür dilerim” diyen Özdemir, Antakya’nın ruhunu kaybettiğini ifade etti:
“Sizin için duygu ve ruh önemli değil biliyorum ama Antakya’yı diğer Anadolu şehirlerinden ayıran bu duygu ve ruhtu. İşte hemşehrilerim özetle TOKİ kazandı biz kaybettik. Çıkıntılık yaptığım için de özür dilerim. Umarım herkes bir an önce evine kavuşur ve sonra yeni bir Antakya yaratma işini tekrar düşünürüz.”
Van Depreminde Uygulanan Model Hatay’da Neden İşletilmedi?
Edinilen bilgilere göre, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde Hatay’da az hasarlı, orta hasarlı ve ağır hasarlı olmak üzere toplam 3.282 ahır ve yem deposu (samanlık) zarar gördü. Az ve orta hasarlı yapıların bir kısmı yetiştiriciler tarafından kendi imkânlarıyla onarılarak yeniden faaliyete alınırken, çok hasarlı ve yıkılan pek çok hayvancılık işletmesi hâlâ çalışamaz durumda.
Hasar tazmin süreçlerinde ise yeni bir sorun ortaya çıktı. Yapıların büyük bölümünün ruhsatının bulunmaması nedeniyle kayıt altına alınamayacağı belirtilirken, buna karşın Hatay İl Tarım Müdürlüğü söz konusu yapıların bilgilerini 09.02.2024 tarih ve 1293889 sayılı yazıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığına resmi olarak bildirdi. Ayrıca bu işletmelerin birçoğunda AFAD hak sahipliği tescilleri yapılmış durumda ve bilgiler e-Devlet sisteminde de görülebiliyor.
Kaynaklar, Van depreminde benzer durumda olan ahır ve depoların, tapusuna veya ruhsatına bakılmaksızın, yalnızca Tarım Bakanlığı’nın kayıt sistemi (TÜRK-VET) kaydı esas alınarak yeniden yapıldığını hatırlatarak, Hatay’da aynı hassasiyetin gösterilmediğini belirtiyor. Hataylı yetiştiriciler, “aynı devletin farklı deprem illerine farklı uygulama yapması” nedeniyle mağduriyet yaşandığını ifade ediyor.