Yazı/Engin VAROL
Yüz yıllardır birçok medeniyeti ve kültürü barındırmış bu toprakların, çeşitli bölgelerinde yetiştirilen ve işlenen ürünlerin yerelde benimsenmesi ve devamlılığının sağlanması için verilen büyük bir emek var. Tüketici, ekonomik geçim sıkıntısı bir yana, pazarda “bu ürün ata tohumu mu?” diye soruyor. Cevap “hayır” olunca da o ürünü almak istemiyor.
Sadece devlet veya üretici nezdinde değil, tüketici aşamasında bile bazı gelenekler sahiplenilip, korunmak isteniyor. Çünkü tüketici, gelenekten gelen o ürünün kendisine sağlık aşılayacağını biliyor.
Coğrafi işaret
Coğrafi işaret; özelliği olan, üretimi desteklenen yerel ürünleri ve üreticileri korumak üzerine kurulmuş bir yapıdır. Coğrafi işaretin ana gerekçesi, üreticiyi korumanın yanı sıra özellikli ürünleri de korumak amaçlıdır. O ürünün orijinalliğini tescil eder. Üreticinin korunması da bu ürünlerin istikrarlı biçimde üretilmesini sağlamak içindir.
Bu işaret o ürünün farklı ve tek olmasıyla ilgilidir. Farklı olması ise tüketicinin nezdinde tek ve ayırt edici olduğu algısını yerleştirir. Ülkemizin önde gelen ürünlerinin, lokal alanda coğrafi işaretle korunması ve tüketici için de güven sağlaması önemlidir.
Peki ya yurt dışında?
Bu topraklarda yetişen ürünler sayesinde yaratılan gastronomik harikaları sahiplenmek isteyen birçok ülke var.
İmamı olmayan Hristiyan bir ülkenin, imam bayıldı yemeğini, milli yemek olarak sahiplenmesi gibi.
Ya da Türk mutfağının başında gelen ve örnek gösterilebilecek önemli yiyeceklerden Tarhana’yı, “Trahana” diye yine milli yiyecek şeklinde sahiplenilmesi gibi.
Milli değerler çerçevesinde ülke içerisinde sahiplendiğimiz bu bağlılığın, uluslararası çapta da genişletilmesi lazım. Osmanlı’dan gelen tarım ve tarım sayesinde keşfedilmiş zengin mutfak kültürünün, diğer ülkeler tarafından sahiplenme arzusunun önüne geçilmesi gerekiyor.
AB, 38 ürünü tescil etti
TÜRKPATENT Başkanı Durak yaptığı açıklamada, “Ulusal düzeyde 1995–2023 yılları arasında toplam 1639 coğrafi işaret tescili yapıldı” bilgisini verdi. Bu sayı uluslararası düzeyde daha düşük seviyede.
Temmuz 2025 itibariyle AB’de tescil edilmiş Türkiye kökenli coğrafi işaretli ürün sayısı 38’e ulaştı.
Tescil edilen ürünlerimiz:
72 ürünümüz ise AB’den onay bekliyor. Bunlar arasında dünyaca ünlü lezzetler de yer alıyor.
Antep fıstığı, Maraş çöreği, Tonya tereyağı, Erzurum su böreği, İpsala pirinci, Bursa kestane şekeri, Amasya çiçek bamyası, Hopa hamsili ekmeği, Urla sakız enginarı, Kilis zeytinyağı, Hatay kaytaz böreği, Adana şalgamı, Milas çekişge zeytini, Sinop kestane balı, Kayseri sucuğu, Şanlıurfa keten köyneği fıstığı, Kayseri mantısı, Manisa sultani çekirdeksiz üzümü, Fethiye kaya inciri, Antep lahmacunu, Oğuzeli nar ekşisi, Muğla çam balı, Gaziantep muskası, Denizli kekiği, Erzurum civil peyniri, Erzurum küflü civil peyniri, Delice doğal kaynak tuzu, Afyonkarahisar manda yoğurdu, Afyon kaymağı, rakı, Kütahya Pazarlar kirazı, Gaziantep bulguru, Tavas yanık koyun yoğurdu, Geyve ayvası, Tavas baklavası, Taraklı uğut tatlısı, Denizli çalkarası üzümü, Denizli leblebisi, Buldan kestanesi, Kale biberi, Polatlı soğanı, Beypazarı kurusu, Ayvalık zeytinyağı, Bilecik şerbetçi otu, Gaziantep koruk ekşisi, Uşak helvası, Kapıdağ mor soğanı, Avşa ada karası üzümü, Karacadağ pirinci, Sinop lakerdası, Nizip nanesi, Sivas pastırması, Yenice ıhlamur balı, Erzincan Üzümlü sarucu, Çukurova pamuğu, Kahramanmaraş bertiz kabarcık üzümü, Şanlıurfa peyniri, Bergama tulum peyniri, Nizip zeytinyağı, Şanlıurfa sadeyağı, Amasya misket elması, Akkuş şeker fasulyesi, Kırklareli hardaliyesi, Düzce kestane balı, Edirne beyaz peyniri, Salıpazarı kestane balı, Van otlu peyniri, Çeşme damla sakızı, Oğuzeli kurutmalığı, Antep bülbül yuvası, Gaziantep dolangel tatlısı, Gaziantep şöbiyeti.
Peki Avrupa Birliği tescili bize ne sağlıyor?
AB tescili, bir fikri mülkiyet hakkıdır. Belirli bir coğrafi kökene sahip olan ve niteliklerini ve/veya itibarını bu kökene borçlu olan bir ürünün adını koruyor.
Örnek: Baklavanın başka bir ülke tarafından sahiplenilmesinin önüne geçiyor.
Antep Baklavasıyla başlayan bir süreç
Antep Baklavası, AB tarafından tescil edilen ilk Türk ürünü oldu. 2009’da AB tescil başvurusu yapıldı. 2013’de ise AB resmi gazetesinde onay yazısı çıktı ve koruma altına alındı.
Fırsatı kaçıran Yunan lobisi ise Avrupa Parlamentosu’nda, “Baklavanın ince hamur katmanlarının eski Yunan tarihinden kalma bir teknik olduğunu” belirterek, Baklavanın kendilerine ait bir ürün olduğunu iddia etti. Hatta, Avrupa Parlamentosu’nun sitesinde makale bile yayınlattı.
Ancak Baklavanın, “Fikri mülkiyet hakkı”, Türkiye’ye ait olduğu için makale kaldırıldı.
Kaldırılan makalenin ekran görüntüsü:
Tescilin, yerel üretime ve satışa katkısı
AB’nin bir ürünü tescil etmesi, üretimi teşvik etmekle kalmıyor, satışları da kuvvetlendiriyor.
13 milyon 180 bin zeytin ağacına sahip Muğla’nın Milas ilçesi, AB'nin Türkiye'de iki ürününü coğrafi işaret ile tescil ettiren ilk ilçe olma özelliğini taşıyor.
AB Türkiye Delegasyonu Başkanı, Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, coğrafi işaretin önemini ve uluslararası çerçevede tanınırlığa katkısını şöyle hatırlatıyor:
“Coğrafi işaret çok önemlidir, çünkü tüketiciler coğrafi işaret logosunu gördüklerinde, orijinal bir ürün aldıklarını anlarlar. AB tarafından tescil edilmesi Milas ürünlerini, üreticilerini ve tüketicilerini koruyacak ve ürünün Türkiye dışında da tanınırlığını arttıracaktır"
Milas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Reşit Özer de tescil sonrası bölgede başlayan hareketliliğin getirdiği bereketten memnun olduklarını vurguladı.
“Milas zeytinyağı 2020 yılında AB coğrafi işaretini aldıktan sonra ilçemizde büyük hareketlilik başladı. Zeytinyağı fabrikaları çoğaldı. Dünya çapında tanınmaya ve zeytinyağı ihraç etmeye başladık. Milas yağlı zeytininin de AB coğrafi işaretinden sonra benzer şekilde Milas markasına ve bölgeye ekonomik katkı sağlayacağına inanıyorum."
Milas’da yaşanan bu durum verilen emeklerinin karşılığını almasına dayanıyor.
Türkiye’nin AB tescilli ilk balı olma özelliğini taşıyan Bingöl Balının ise tescil sonrası üretim ve yurt dışı satışlarının artması da bunun güzel bir örneği.
Bu artışların gösterdiği en net sonuç ise üretici ürününü koruma altına aldığında, ulusal ve uluslararası tüketici seviyesinde de güven artıyor.
Bu ürünlerimizin tescil edilmesi aynı zamanda milli değerlerimizin korunması anlamına gelmektedir.