CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 2026 yılı buğday ve arpa alım fiyatlarını değerlendirdi. Sarıbal, açıklanan fiyatların artan üretim maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını belirterek, çiftçilerin desteklenmesi çağrısında bulundu.

Basın açıklamasının başında basın ve iletişim özgürlüğüne vurgu yapan Sarıbal, basın çalışanlarının ve medya kuruluşlarının görevlerini özgürce yerine getirebilmeleri gerektiğini ifade etti.

Türkiye’nin gıda güvenliği açısından stratejik öneme sahip ürünlerinden biri olan buğdayın yalnızca üreticileri değil, 86 milyon vatandaşı doğrudan ilgilendirdiğini belirten Sarıbal, Türkiye’nin kişi başına ekmek tüketiminde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer aldığını hatırlattı.

Türkiye’nin önemli tarım ülkelerinden biri olmasına rağmen buğday ekim alanlarında yıllar içinde ciddi bir daralma yaşandığını kaydeden Sarıbal, geçmişte yaklaşık 150 milyon dönüm olan buğday ekim alanlarının önce 95 milyon dönüme, günümüzde ise yaklaşık 65 milyon dönüme kadar gerilediğini söyledi.

Buna karşın 2026 üretim sezonunda olumlu iklim koşulları sayesinde buğday üretiminde önemli bir artış beklendiğini belirten Sarıbal, geçen yıl yaklaşık 17 milyon 950 bin ton olan üretimin bu yıl ilk tahminlere göre 22 milyon 750 bin tona ulaşmasının öngörüldüğünü ifade etti. Bu artışın en önemli nedeninin ilkbahar yağışlarının zamanında ve yeterli düzeyde gerçekleşmesi olduğunu dile getiren Sarıbal, Türkiye’de buğday üretiminin yüzde 75’ten fazlasının kuru tarım koşullarında yapıldığına dikkat çekti.

Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan 2026 yılı alım fiyatlarına göre makarnalık ve ekmeklik buğdayın ton başına 16 bin 500 liradan, arpanın ise ton başına 12 bin 750 liradan alınacağını hatırlatan Sarıbal, destekleme ödemeleriyle birlikte üreticinin eline geçen rakamların daha yüksek görünmesine rağmen maliyet artışları dikkate alındığında fiyatların yetersiz kaldığını savundu.

Son bir yılda mazot fiyatlarının yaklaşık yüzde 58, gübre fiyatlarının ise ürün çeşidine göre yüzde 57 ile yüzde 100’ün üzerinde arttığını belirten Sarıbal, resmi enflasyonun yüzde 32’nin üzerinde gerçekleştiğini söyledi. Buna karşılık buğday fiyatındaki artışın yaklaşık yüzde 22, arpa fiyatındaki artışın ise yüzde 16 seviyesinde kaldığını ifade eden Sarıbal, bu durumun çiftçinin maliyetlerini karşılamaktan uzak olduğunu dile getirdi.

Açıklanan fiyatların çiftçiler açısından bir destek değil, adeta cezalandırma anlamına geldiğini öne süren Sarıbal, Türkiye’de çiftçilerin toplam borcunun 1,3 trilyon lirayı aştığını belirtti. Üreticilerin yalnızca mazot, gübre ve tohum maliyetleriyle değil, işçilik, sulama, ekipman giderleri ve sosyal güvenlik primleri gibi birçok kalemle mücadele ettiğini kaydetti.

Özellikle verimliliğin düşük olduğu bölgelerde üretim yapan çiftçilerin mevcut fiyatlarla üretimlerini sürdürmekte zorlanacağını ifade eden Sarıbal, destekleme politikalarının bölgesel verimlilik farklılıkları dikkate alınarak yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

Buğday gibi stratejik ürünlerde düşük verimli bölgeler için ilave destekler verilmesi, üretim maliyetleri esas alınarak alım fiyatlarının yeniden gözden geçirilmesi, TMO alımlarında kota ve gecikme sorunlarının yaşanmaması ve çiftçinin özel sektör karşısında korunması gerektiğini belirten Sarıbal, tarımda yaşanan sorunların kaynak eksikliğinden değil, tercihlerden kaynaklandığını savundu.

Dervişoğlu: Tarım Ekonomik Sektör Değil, Millî Güvenliktir!
Dervişoğlu: Tarım Ekonomik Sektör Değil, Millî Güvenliktir!
İçeriği Görüntüle

Bütçeden faiz ödemelerine ayrılan kaynakların artırıldığını ancak çiftçinin yeterince desteklenmediğini ifade eden Sarıbal, “Çiftçiyi destekleyin, üretimi destekleyin, buğdayı destekleyin” çağrısında bulundu. Gıda güvenliğinin, kırsal kalkınmanın ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin çiftçinin ayakta kalmasına bağlı olduğunu belirten Sarıbal, üreticiyi koruyan politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.