Zamanla anladım ki, insanı hayatta tutan şey sahip oldukları değil; vazgeçmedikleridir. Birileri “bitti” dediğinde sen hâlâ “devam” diyebiliyorsan, o yürek senden hiçbir şey almamış demektir.

Ve kaybettiğin onca şey arasında hâlâ insan kalabilmişsen… işte asıl zafer budur.

Benim zaferim de böyleydi.

Ne manşetlere taşınacak bir başarı,

Ne alkışlanacak bir hikâye...

Sadece sessizce verilen bir mücadele.

Kendimle, içimdeki korkularla, yıkılan umutlarımla, suskun dualarımla...

Bazen sustum, bazen dua ettim.

Kimi zaman herkesin unuttuğu bir köşede, içimle konuşup yeniden doğdum.

Bir tebessümün ardında sakladım yıkımlarımı.

Bir "iyiyim"le örttüm tüm dağılmalarımı...

Ve her düşüşten sonra yavaşça doğruldum.

Kimsenin fark etmediği bir cesaretle.

Kimsenin alkışlamadığı bir sabırla...

O yüzden bana “her şeyini kaybetti” diyenlere gülümseyerek bakabiliyorum şimdi.

Çünkü ben kalbimi kaybetmedim.

İnandığım değerlere sımsıkı tutundum.

Ve insanlığımı, en çok da başkasının unuttuğu o yerde hatırladım.

Bugün dimdiksem,

Sebebi hâlâ merhamet edebilmem,

Hâlâ affedebilmem,

Hâlâ “elhamdülillah” diyebilmemdir.

Çünkü kalbini koruyabilenler, yıkılmayanlardır.

Ve hayat, her şeye rağmen yıkılmayanların hikâyesini bir gün fısıldar herkese...