CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin kırmızı et politikası ve hayvan ithalatına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Bakanlığın 2026 yılı için açıkladığı besilik sığır ithalat kotasının daha yılın ilk altı ayında büyük ölçüde kullanıldığını belirten Gürer, yıllardır uygulanan ithalat politikalarının hayvancılıktaki temel sorunları çözmediğini savundu.

Hayvan ve et ithalatının 2010 yılında başladığını hatırlatan Gürer, her değişen Tarım ve Orman Bakanı’nın “üç yılda ithalatı bitireceğiz” söylemini kullandığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“İthalat bitme yerine artarak devam ediyor. Canlı hayvan ithalatı ile hayvancılıkta sorun azalmadı arttı, yerli besici desteklenmedi, yerli ırk geliştirerek çözümü yerli kaynaklarda aranmadı. Mera hayvancılığı yerine 12 ay kapalı ve pahalı yem ile beslenen hayvancılıkta sorunlar katladı.”

Avrupa’da Küçük Çiftlikler Tarihe  Karışıyor!
Avrupa’da Küçük Çiftlikler Tarihe Karışıyor!
İçeriği Görüntüle

“Yıllık ithalat kotasının büyük bölümü ilk altı ayda kullanıldı”

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yıl başında yaptığı açıklamada 2026 yılı boyunca toplam 500 bin baş besilik sığır ithal edileceğini duyurduğunu anımsatan Gürer, ilk altı aylık ithalat rakamlarının bu hedefi büyük ölçüde doldurduğunu söyledi.

Gürer, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Tarım ve Orman Bakanlığı yılbaşında bir duyuru yaptı. ‘2026 yılı boyunca toplam 500 bin baş besilik sığır ithal edeceğiz’ dediler. Daha yılın ilk 6 ayında ithal edilen sığır sayısı 412 bin 343’e ulaştı! Bakanlığın koca bir yıl için koyduğu hedefin %80’inden fazlasını daha ilk altı ayda tüketti. Yabancı besicilerle, yabancı ülkelerin hayvancılığına sadece 6 ayda tam 736 milyon 951 bin dolar ödeme ile destek sağlandı. Yani gemiler dolusu hayvan getiriyoruz, servet harcıyoruz ama vatandaşın et yemeği için tabağı yine boş.”

En fazla ithalat Brezilya ve Uruguay’dan

Gürer, 2026 yılının ilk altı ayında gerçekleştirilen besilik sığır ithalatının ülkelere göre dağılımını da paylaştı.

Brezilya: 250.983 baş
Uruguay: 147.866 baş
Avustralya: 8.572 baş
Azerbaycan: 2.633 baş
Estonya: 1.280 baş
Letonya: 609 baş
Polonya: 400 baş

“Antrikot, bonfile ve pirzola lüks haline geldi”

İthalata rağmen et fiyatlarının düşmediğini savunan Gürer, dar gelirli vatandaşların kırmızı ete ulaşmakta zorlandığını belirtti.

Gürer açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Okyanusları aşıp Brezilya’dan 250 bin, Uruguay’dan 147 bin sığır getiriyorsunuz. Yetmiyor; Avustralya’dan, Estonya’dan, Polonya’dan hayvan taşıyorsunuz. Bu kadar hayvan neden sektör için soruna çözüm olmuyor? Vatandaş uygun fiyata et yiyebiliyor mu? Dar gelirli, emekli, asgari ücretli et almakta zorlanıyor. Yerli besici ahır gideri, artan yem fiyatı ile bir yıl baktığımız hayvanı satışa götürdüğümüzde yaptığımız masrafı çıkaramıyoruz diye dert yandığı bir dönemdeyiz. Bu gidişle yeni nesil antrikot, bonfile, pirzola tadamadan büyüyecek! Kendi yerli besicimizi yem maliyetleri altında ezdirip desteklemeyenler, elin memleketindeki besiciyi ihya ediyor.”

Et fiyatlarındaki artışa dikkat çekti

Gürer, yılbaşından bu yana kırmızı et fiyatlarında yaşanan yükselişe de dikkat çekti.

Buna göre;

Dana kıyma 690 TL’den 850 TL’ye,
Dana kuşbaşı 740 TL’den 920 TL’ye,
Dana antrikot 950 TL’den 1.495 TL’ye,
Dana bonfile 1.050 TL’den 1.950 TL’ye,
Kuzu pirzola 1.050 TL’den 1.950 TL’ye,
Kuzu kuşbaşı ise 930 TL’den 1.320 TL’ye yükseldi.

Artan üretim maliyetlerinin hem üreticiyi hem de tüketiciyi zor durumda bıraktığını ifade eden Gürer, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu fiyatlar artan giderlerle oluşan fiyatlar. Besici yem ve ahır giderlerinden dertli, kasap kira, işçilik, elektrik, mazot zammı ile artan nakliye giderinden dert yansa da kazanan ithalatçı ile aracı olmaya devam ediyor. İthal çözüm değil, ülke hayvancılığı geliştirilmeli ve mera hayvancılığını geliştirecek düzenlemeler sağlanmalıdır.”