Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulu’nda kamuoyunda geniş yer bulan fon soruşturmasına ilişkin kapsamlı bir bilgilendirme konuşması yaptı. Finans piyasalarında sistemik bir risk bulunmadığını belirten Yılmaz, sorunlu fonların tasfiye sürecinde vatandaşların haklarının korunacağını ve gerekli düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirileceğini söyledi.

Süreçte oluşan özel zararların karşılanmasında Hazine kaynağının kullanılmayacağını açıklayan Yılmaz, yüksek risk taşıyan serbest fonlar başta olmak üzere fon piyasalarında bankacılık sistemindeki devlet garantisinin bulunmadığını ifade etti. Tasfiye sürecindeki fonlarda yatırımcı haklarının öncelikle ilgili fonların kendi kaynaklarından karşılanacağını belirten Yılmaz, 17 fonda ilk ödemelerin yarın başlayacağını bildirdi.
“Ekonominin temelleri sağlam”
TBMM İçtüzüğü’nün 59. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında Meclis’i ve kamuoyunu bilgilendirmek üzere söz alan Yılmaz, konuşmasının başında milletvekillerini ve vatandaşları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve kendi adına selamladı.
Sermaye piyasalarında yaşanan sorunların piyasanın genel durumunu yansıtmadığını belirten Yılmaz, finans piyasalarında sistemik bir risk bulunmadığını söyledi. Sermaye piyasalarının sağlam bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Yılmaz, sorunlu fonların tasfiyesinin piyasaları zayıflatmayacağını, potansiyel risklerin giderilmesiyle daha güçlü bir yapının ortaya çıkacağını ifade etti.

Yanlışların üzerine kararlılıkla gidileceğini belirten Yılmaz, sermaye piyasalarının çok yönlü tedbirlerle desteklenmeye devam edeceğini kaydetti. Yaşanan sorunlarla ilgisi bulunmayan finansal kurumların ve araçların korunması konusunda iktidar ve muhalefet dahil tüm kesimlerin hassasiyet taşıdığına inandığını dile getirdi.
Medya ve sosyal medyaya “sağlıklı bilgi” çağrısı
Medya ve sosyal medyada yapılan değerlendirmelere de değinen Yılmaz, yaşanan sorunun olduğundan büyük ya da küçük gösterilmemesi gerektiğini söyledi.
Yorumların gerçekçi ve sağlıklı bilgilere dayanmasının önemine dikkat çeken Yılmaz, aksi yaklaşımların sorunlarla bağlantısı bulunmayan ve faaliyetlerini düzgün şekilde sürdüren fonlara ve yatırımcılara zarar verebileceğini ifade etti.
Sorunlu unsurlar giderilirken piyasanın bütününün zarar görmemesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, gelişmelerden dolaylı olarak etkilenen şirketler ve milyonlarca yatırımcı karşısında ortak sorumluluk bulunduğunu söyledi.
Sermaye piyasalarında büyüme hedefi sürecek
Türkiye’nin sermaye piyasalarını büyütme ve derinleştirme hedefinden geri adım atmayacağını belirten Yılmaz, sermaye piyasalarının kalkınma sürecinin temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti.
Tasarrufları üretime ve yatırıma yönlendiren, yatırımcıya güven veren ve finansman imkanlarını çeşitlendiren daha güçlü bir yapı için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini kaydetti.
Vatandaşların haklarının süreç boyunca korunacağını belirten Yılmaz, piyasaların güven içinde işlemesi için gerekli adımların atılacağını ve ihtiyaç duyulan düzenlemelerin gecikmeksizin hayata geçirileceğini bildirdi.
131 fon tasfiye sürecinde
Tasfiye sürecindeki 131 fonun toplam fon sayısı içindeki payının yüzde 4,6, toplam portföy değerindeki payının ise yüzde 7,7 olduğunu açıklayan Yılmaz, sorunun sınırlı bir alanda ortaya çıkmasının yaşananların önemini azaltmadığını söyledi.
Vatandaşların tasarruflarını etkileyen, piyasalara duyulan güveni zedeleyen ve haksız kazanç sağlayan işlemlerin üzerine hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla gidildiğini belirten Yılmaz, olumsuz etkilenenlerin hakları için adımlar atıldığını ifade etti.
Benzer sorunların tekrarlanmaması amacıyla gerekli idari ve hukuki tedbirlerin de değerlendirildiğini kaydetti.
“Zararlar için Hazine kaynağı kullanılmayacak”
Süreçte oluşan özel zararların karşılanmasında Hazine kaynağı kullanılmayacağını açıklayan Yılmaz, yüksek risk taşıyan serbest fonlar başta olmak üzere fon piyasalarında, bankacılık sistemindeki devlet garantisinin bulunmadığını söyledi.
Serbest fonlara katılanların profesyonel müşteri ve nitelikli yatırımcı talep formu sözleşmesini imzaladığını belirten Yılmaz, sisteme en az 10 milyon liralık finansal varlıkla girildiğini ifade etti. Yatırımcıların yüksek kazanç beklentisinin yanında buna karşılık gelen yüksek kayıp riskini de üstlendiğini dile getirdi.
Yatırımcı hakları fonların kendi kaynaklarından karşılanacak
Tasfiye sürecinde her fonun yatırımcılarına ilişkin hakların ilgili fonun kaynaklarıyla karşılanmasının esas olduğunu belirten Yılmaz, öncelikle fonların mevcut kaynaklarının kullanılacağını söyledi.
Fahiş veya haksız gelir elde edenlerden geri alınacak tutarların da süreçte değerlendirileceğini kaydeden Yılmaz, sistem dışına çıkarılan malların satışından sağlanacak kaynakların da kullanılacağını açıkladı.
Fon Koordinasyon Kurulu çalışmalarını sürdürüyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından oluşturulan ve başkanlığını kendisinin yürüttüğü Fon Koordinasyon Kurulu’nun yoğun biçimde çalıştığını belirten Yılmaz, yol haritasının ve temel ilkelerin belirlendiğini söyledi.
İlgili kurumların koordinasyon içinde, kendi yetki alanlarında somut adımlar atmaya başladığını ifade eden Yılmaz, bu kurumların büyük bölümünün bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoriteler olduğuna dikkat çekti.
Kurumların kanunlarla tanınan yetkilerini kullanarak kendi kararlarını aldığını ve bu kararları usulüne uygun şekilde kamuoyuyla paylaştığını kaydetti.
1 milyon liraya kadar ana para için ara ödeme planı
Tasfiye sürecinde Hazine kaynağı kullanılmayacağını yineleyen Yılmaz, her fonun kendi kaynakları ile açılan hesaplara yatırılan kaynakların değerlendirileceğini belirtti.
Yatırımcılara payları oranında dağıtım yapılmasının genel ve kanuni ilke olduğunu söyleyen Yılmaz, olağanüstü tasfiye şartlarına tabi olacak fonlarda ara ödeme yoluyla 1 milyon liraya kadar ana paraların geri ödenmesinin planlandığını açıkladı.
Ödemelerde küçük yatırımcılara ve para piyasası fonlarına öncelik verileceğini bildirdi.
Kurumlar arası çalışmalar koordine ediliyor
Fon Koordinasyon Kurulu’nun kurumlar arasındaki eş güdümü sağladığını ve ortak çalışmaları hızlandırdığını belirten Yılmaz, temel yaklaşımların ortak akılla oluşturulduğunu ifade etti.
Kanuni düzenleme gerektiren konularda ilgili kurumların teknik desteğiyle Meclis grubuyla ortak çalışmalar yürütüldüğünü kaydetti.
Devlet Denetleme Kurulu 10 müfettişle sahada
İlgili kurumlar ile bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoritelerin sorumluluklarının, Devlet Denetleme Kurulu tarafından başlatılan kapsamlı incelemelerle netleştirileceğini söyleyen Yılmaz, çalışmaların Meclis’in çıkardığı kanunlarda belirlenen usuller çerçevesinde yürütüleceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Devlet Denetleme Kurulu’nu görevlendirdiğini açıklayan Yılmaz, şu anda sahada 10 müfettişin çalıştığını bildirdi. İhtiyaç duyulması halinde müfettiş sayısının artırılabileceğini belirten Yılmaz, idari ve kişisel sorumlulukların bu süreçte ortaya çıkarılacağını ifade etti.
Rapor sistemdeki açıkları da ortaya koyacak
Devlet Denetleme Kurulu’nun inceleme ve soruşturmalarının, benzer sorunların tekrar yaşanmaması için alınacak ek tedbirlere yol göstereceğini belirten Yılmaz, hazırlanacak raporun yalnızca sorumlulukların belirlenmesiyle sınırlı kalmayacağını söyledi.
Raporda sistemde tespit edilen açıkların da ortaya konulmasının ve bu açıkların giderilmesine yönelik tedbirlerin belirlenmesine rehberlik edilmesinin beklendiğini kaydetti.
Uluslararası fon krizlerini örnek gösterdi
Finans piyasalarında farklı dönemlerde ve nedenlerle sorunlar yaşanabildiğini belirten Yılmaz, 2008’de ABD’de yaşanan Madoff şirketi krizini, 2018’de Endonezya’daki Jiwasraya krizini ve 2019’da Güney Kore’deki Lime krizini örnek gösterdi.
Söz konusu olayların, güçlü denetim ve gözetim mekanizmalarına sahip gelişmiş ekonomilerde de piyasa bozucu faaliyetlerin görülebildiğini ortaya koyduğunu ifade eden Yılmaz, önemli olanın piyasa bozucu yapıların kısa sürede tespit edilmesi ve etkili biçimde tasfiye edilmesi olduğunu vurguladı.
Fon piyasasında daha önce atılan adımları anlattı
Sürecin öncesinde yeterli adım atılıp atılmadığına yönelik eleştirilerin kamuoyunda, Meclis’te ve siyasi çevrelerde dile getirildiğini belirten Yılmaz, sorunlar ortaya çıkmadan önce yapılan düzenlemeleri anlattı.
21 Kasım 2024’te Finansal İstikrar Komitesi’nde alınan kararın ardından para piyasası fonlarının portföylerinin en az yüzde 10’unu Hazine tahvil ve bonosunda tutmasının zorunlu hale getirildiğini söyleyen Yılmaz, bu düzenleme sayesinde fonlarda nakde çevrilebilir tahvil ve bonolar bulunduğunu ve söz konusu kaynakların yatırımcılar için değerlendirileceğini ifade etti.
2 Aralık 2025’te Finansal İstikrar Komitesi’nin hisse senetlerindeki manipülasyon ve serbest fonlardaki risklere karşı tedbir alınmasını değerlendirdiğini ve harekete geçtiğini belirten Yılmaz, 18 Aralık 2025’te alınan kararla serbest fonlara giriş eşiğinin 1 milyon liradan 10 milyon liraya yükseltildiğini hatırlattı.
TEFAŞ altyapısı yenilendi, BDDK düzenleme yaptı
SPK’nın 17 Haziran 2026’da serbest fonlara uygulanacak yeni düzenlemeler için TEFAŞ uygulama esaslarını onayladığını belirten Yılmaz, 20 Temmuz 2026’da ise TEFAŞ’ın fon alım-satım altyapısının yenilendiğini bildirdi.
BDDK’nın da 30 Temmuz 2026’da, 1 Ekim’den itibaren uygulanmak üzere tasarruf finansman şirketlerinin topladıkları kaynakları hangi yatırım araçlarında değerlendirebileceğine ilişkin düzenleme yaptığını söyledi.
220 kişi hakkında işlem yapıldı
Devam eden adli süreçlere ilişkin Anayasa ve İçtüzük’te belirlenen sınırlar çerçevesinde bilgi veren Yılmaz, sorunlu fon şirketlerinin yönetim kurulu üyelerinin de aralarında bulunduğu 220 kişi hakkında işlem yapıldığını açıkladı.
Bu kişilerden 85’inin tutuklu olduğunu belirten Yılmaz, 23 şüpheli hakkında yakalama kararı bulunduğunu, 81 kişiye ise yurt dışına çıkış yasağı uygulandığını söyledi.
Mal varlıklarına el konuldu
Yatırımcı mağduriyetlerinin giderilmesi ve suç gelirlerinin kaçırılmasının önlenmesi amacıyla 15 Eylül-2 Ekim döneminde 21 el koyma kararı verildiğini bildiren Yılmaz, kararların 63 gerçek kişi ile 12 tüzel kişiye ait taşınır ve taşınmazları kapsadığını ifade etti.
Ayrıca 67 kişi ve şirketin banka, kripto ve kiralık kasa varlıklarına, 27 kişi ve şirketin de ortaklık paylarına el konulduğunu kaydetti.
7 şirkete ait 131 fon tasfiye edilecek
SPK’nın sistemik riski azaltmak amacıyla 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdiğini belirten Yılmaz, bu şirketlerin diğer fonlarının da TEFAŞ’ta işleme kapatıldığını söyledi.
Sorunlu ve sorun oluşturabilecek fonların bu adımlarla karantinaya alındığını ifade eden Yılmaz, finansal sistemin etkilenmesini önlemeye yönelik tedbirlerin uygulandığını vurguladı.
Üç banka ve iki faktoring şirketi TMSF’ye devredildi
BDDK kararıyla sorunlu gruplara ait Tera Yatırım, Destek Yatırım ve Hedef Yatırım olmak üzere üç banka ile Destek Finans Faktoring ve Tera Finans Faktoring’in TMSF’ye devredildiğini açıklayan Yılmaz, Emlak Katılım Bankası tarafından Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankası’nın devralınmasına ilişkin sürecin de başlatıldığını bildirdi.
İşlem yasakları ve lisans iptalleri uygulandı
16 Eylül 2026’da belirli kişiler ve portföy yönetim şirketleri hakkında iki yıl süreyle borsada işlem yasağı getirildiğini hatırlatan Yılmaz, bazı kişilerin tüm lisanslarının iptal edildiğini söyledi.
17 Eylül 2026’da toplanan Finansal İstikrar Komitesi’nde sorunun diğer fonlara ve finansal sisteme yayılmasını önlemek amacıyla önemli kararlar alındığını belirten Yılmaz, bu süreçte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın piyasaya ilave likidite sağladığını kaydetti.
SPK rehberiyle fonlardaki sorunlar görünür hale geldi
SPK’nın yatırım fonlarına ilişkin rehberini 28 Ağustos 2026’da yayımladığını ve rehberin 1 Eylül 2026’da yürürlüğe girdiğini belirten Yılmaz, fon işlemlerine önemli kurallar getiren rehberin uygulanmasıyla sisteme giren sıcak paraya bel bağlayan bazı fonlardaki sorunların görünür hale geldiğini söyledi.
Bu adımlar atılmasaydı sorunlu fonların büyümeye devam edeceğini ve daha büyük bir sorunla karşılaşılacağını belirten Yılmaz, sorunlu yapıların ortaya çıkarılmasının diğer fonlarda daha güvenli bir yapının oluşmasını sağladığını ifade etti.
Fonların değerleme yöntemi değiştirildi
Fon portföylerinde bulunan, borsada işlem gören gayrimenkul ve girişim sermayesi yatırım fonlarının değerleme yönteminin 30 Temmuz 2026’da değiştirildiğini hatırlatan Yılmaz, söz konusu varlıkların borsa fiyatı yerine son açıklanan birim net aktif değer üzerinden değerlendirilmesine karar verildiğini söyledi.
Kurumsal ve kişisel sorumlulukların Devlet Denetleme Kurulu’nun yürüttüğü süreç sonunda netleşeceğini belirten Yılmaz, tespitlerin gereğinin yapılacağını ifade etti.




