2026 yılında tarımsal üretimde verim ve rekoltede artış yaşanmasına rağmen çiftçinin kazancı aynı ölçüde yükselmedi. Üzümden limona, fındıktan buğdaya, mercimekten çaya, nohuttan domatese kadar birçok üründe üreticinin beklediği geliri elde edememesi, borç yükünü daha da ağırlaştırdı.
Üretici, artan maliyetler karşısında tarlasını ekmeye ve üretime devam etmeye çalışırken, elde edilen gelir geçmiş yıllardan kalan borçların kapatılmasına yetmedi. Böylece çiftçinin borcunu kapatmak için yeniden borçlanmak zorunda kaldığı bir tablo ortaya çıktı.
Gübre, ilaç, mazot, tohum, elektrik ve sulama başta olmak üzere temel üretim giderleri her yıl artarken; traktör ve tarım ekipmanlarının bakım ve işletme maliyetleri de üreticinin yükünü artırıyor. İşçilikten sulama suyuna kadar pek çok kalemde yükselen maliyetlere karşılık ürün gelirlerinin aynı oranda artmaması, tarımsal üretimde gelir-gider dengesini bozuyor.
ÇİFTÇİNİN BANKALARA BORCU 1,5 TRİLYON LİRAYA YAKLAŞTI
Çiftçinin bankacılık sektörüne olan borcunun yıllar içinde katlanarak arttığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2006 yılında 6 milyar 475 milyon lira seviyesinde bulunan tarım sektörünün bankalara kredi borcunun, 2026 yılı Temmuz ayında 1 trilyon 492 milyar 28 milyon liraya yükseldiğini söyledi.
Gürer, “2006 yılında 6 milyar 475 milyon lira seviyesinde olan tarım sektörünün bankacılık sektörüne kredi borcu, 2026 yılının Temmuz ayında 1 trilyon 492 milyar 28 milyon liraya kadar yükseldi. Bu, yaklaşık 20 yılda 230 katlık bir artış olduğunu gösteriyor” dedi.
Borç artışının son yıllarda hızlandığı görülürken, 2022 yılının Temmuz ayında 233 milyar 33 milyon lira olan tarım sektörünün bankalara borcu, 2023’te 487 milyar 45 milyon liraya, 2024’te 714 milyar 981 milyon liraya, 2025’te ise 1 trilyon 81 milyar 39 milyon liraya yükseldi. Temmuz 2026 itibarıyla borç 1 trilyon 492 milyar 28 milyon liraya ulaştı.
Bu rakamlar, çiftçinin finansman ihtiyacının ve borçluluğunun son yıllarda ne ölçüde arttığını ortaya koyuyor.
TAKİPTEKİ ÇİFTÇİ BORÇLARI DA ARTIYOR
Borç yükündeki artış, ödenemeyen kredilerin miktarına da yansıyor. 2006 yılının Temmuz ayında 211 milyon 792 bin lira olan takipteki borç miktarı, 2021’de 4 milyar 738 milyon liraya, 2025’te 8 milyar 597 milyon liraya, 2026 yılının Temmuz ayında ise 26 milyar 602 milyon liraya yükseldi.
Böylece takipteki çiftçi borçları yaklaşık 20 yıllık dönemde 125 kat arttı.
Üreticinin borçlarını ödemekte zorlanması, yalnızca finansal yükü değil, üretimin devamlılığı açısından da önemli riskleri beraberinde getiriyor. Borç nedeniyle tarla, traktör, tarım ekipmanları ve hayvanlar üzerindeki haciz ve icra işlemleri, üreticinin gelecek dönemde yeniden üretim yapabilmesini de güçleştirebiliyor.
ÇİFTÇİNİN BİR YILDAKİ BORÇ ARTIŞI 411 MİLYAR LİRAYI BULDU
2025 Temmuz ile 2026 Temmuz arasındaki dönemde çiftçinin bankalara olan borcu 411 milyar 249 milyon lira arttı. Bu artış, yaklaşık yüzde 38’lik yükselişe karşılık geliyor.
Aynı dönemde 2026 yılı için açıklanan toplam tarımsal destek bütçesi ise 168 milyar lira seviyesinde kaldı. Kanunda öngörülen tarımsal destek tutarı ile açıklanan destek bütçesi arasındaki fark da üreticinin finansman sorununu daha belirgin hale getiriyor.
Çiftçinin yalnızca bir yıl içinde artan banka borcunun, bir yıllık tarımsal destek bütçesinin yaklaşık 2,5 katına ulaşması, tarım sektöründeki borç yükünün boyutunu ortaya koyuyor.
ÜRETİCİ BORCUNU KAPATMAK İÇİN YENİDEN BORÇLANIYOR
Tarımsal üretimin sürdürülebilmesi için çiftçinin her sezon yeniden girdi satın alması gerekiyor. Ancak üretim maliyetleri yükselirken ürünün satışından elde edilen gelirin aynı hızda artmaması, üreticinin finansman ihtiyacını büyütüyor.
Çiftçi bir yandan önceki dönemlerden kalan borçlarını ödemeye çalışırken diğer yandan yeni üretim sezonunun masraflarını karşılamak zorunda kalıyor. Bu durum, borcun kapanmak yerine bir sonraki üretim dönemine taşınmasına neden oluyor.
ÇÖZÜM İÇİN BORÇ YAPILANDIRMASI VE MALİYETLERİN DÜŞÜRÜLMESİ GÜNDEMDE
Çiftçinin üzerindeki finansal yükün azaltılması için kamu ve özel bankalar ile Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçların yeniden yapılandırılması öneriliyor.
Üreticinin faiz yükünün hafifletilmesi, borçların uzun vadeye yayılması ve ödeme koşullarının üretim takvimine uygun hale getirilmesi, çiftçinin yeniden üretime odaklanabilmesi açısından önem taşıyor.
Bunun yanında mazot, gübre, tohum, elektrik ve sulama gibi temel girdilerdeki maliyetlerin düşürülmesi gerekiyor. Üreticinin ürününü maliyetinin altında satmak zorunda kalmaması için alım politikalarının da üreticiyi koruyacak şekilde oluşturulması, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor.
Tarımda kooperatifçiliğin güçlendirilmesi ve üreticinin pazarlık gücünün artırılması da çiftçinin ürününden daha fazla gelir elde etmesinin yollarından biri olarak öne çıkıyor.
Artan borç, yükselen girdi maliyetleri ve ürün fiyatlarındaki yetersiz artış birlikte değerlendirildiğinde, çiftçinin yalnızca bugünkü borcunu değil, gelecek üretim dönemini de borçlanarak finanse ettiği bir tablo ortaya çıkıyor. Üretimin sürdürülebilmesi için borç yükünün azaltılması ve üreticinin gelir-gider dengesinin yeniden kurulması gerekiyor.





