Haber/Nevzat DEMİRKOL
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada iç ve dış politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Terörsüz Türkiye sürecinin tarihî önemine dikkat çeken Bahçeli, Türk Devletleri Teşkilatı bünyesindeki iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Avrupa’daki toplumsal hareketlerden İsrail’in siyasi geleceğine, Türkiye-Libya ilişkilerinden bölgesel savunma iş birliklerine kadar birçok başlıkta mesaj veren Bahçeli, “Terör bitecek, kardeşlik yükselecek” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet’in 103’üncü yıl dönümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak konuşmasına başlayan Bahçeli, Cumhuriyet’in Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin ve millî iradesinin en önemli kazanımlarından biri olduğunu belirtti. Cumhuriyet’in yalnızca geçmişten kalan bir miras değil, gelecek nesillerin sorumluluğunda yaşatılması gereken bir emanet olduğunu ifade eden Bahçeli, gençlere hitaben Cumhuriyet’in akıl, ahlak, azim ve fedakârlıkla korunması gerektiğini dile getirdi.
Cumhuriyet’in temel kazanımlarının demokrasi, hukuk, adalet, kalkınma ve toplumsal refah olduğunu kaydeden Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi’nin millî ve manevi değerleri koruyan, dayanışmayı esas alan bir siyaset anlayışını benimsediğini söyledi.
“Terör bitecek, kardeşlik yükselecek”
Türkiye’nin ve bölgenin huzurunu tehdit eden unsurlardan arındırılmasının önemine değinen Bahçeli, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerinin bütünüyle hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Bu sürecin yalnızca Türkiye’nin güvenliği açısından değil, bölgesel barış ve istikrar bakımından da tarihî bir önem taşıdığını ifade etti.
Siyasi tartışmalara rağmen milletin kararını verdiğini savunan Bahçeli, terörün sona ermesiyle birlikte kardeşlik, güven ve refahın güçleneceğini söyledi. Bahçeli, “Terör bitecek, kardeşlik yükselecek, bölgemizde barış ve huzur inşallah sökün edecektir” dedi.
Türk Devletleri arasında daha güçlü iş birliği çağrısı
Türk Devletleri Teşkilatı’nın küresel etkinliğinin artırılması gerektiğini belirten Bahçeli, üye ülkeler arasındaki ekonomik, teknolojik, kültürel, askerî ve siyasi ilişkilerin geliştirilmesinin önemine işaret etti.
Ankara’da gerçekleştirilen Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi’nde ortaya konulan ortak iradeden memnuniyet duyduklarını kaydeden Bahçeli, 167 maddelik sonuç bildirisinin Türk devletlerinin ortak geleceğine katkı sağlayacağını ifade etti.
Türk dünyasında birlik ve dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, ortak gelişme stratejileriyle bağımsız ve egemen Türk devletlerinin kendi geleceklerini şekillendirmesi gerektiğini söyledi.
Avrupa’ya göçmen karşıtlığı ve İslamofobi eleştirisi
Avrupa’da yaşanan toplumsal hareketleri de değerlendiren Bahçeli, Fransa’da başlayan ve farklı Avrupa ülkelerine yayılan gösterilerin kamu düzenini ve toplumsal huzuru bozduğunu belirtti.
Avrupa’da uzun süredir göçmen karşıtlığı, İslamofobi ve Türkofobi üzerinden siyasi çıkar elde edilmeye çalışıldığını savunan Bahçeli, ekonomik sıkıntılar, artan maliyetler ve azalan sosyal refahın toplumsal öfkeyi büyüttüğünü dile getirdi.
Avrupa’nın küresel rekabette güç kaybettiğini ifade eden Bahçeli, “Avrupa bisiklet gibidir, ilerlemek zorundadır, durursa düşer” sözünü hatırlatarak, “Avrupa’nın pedal çevirecek dermanı da kalmamış görünmektedir” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin jeopolitik konumu, üretim kapasitesi, genç nüfusu ve güçlü devlet tecrübesiyle Avrupa açısından önemli bir ülke olduğunu belirten Bahçeli, Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin egemenlik haklarına ilişkin eleştiriler yerine kendi ekonomik ve sosyal sorunlarına odaklanması gerektiğini söyledi.
Türkiye-Libya mutabakatının onaylanmasını memnuniyetle karşıladı
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki egemenlik hakları ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin Mutabakat Muhtırası’nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmasını memnuniyet verici bir gelişme olarak nitelendirdi.
Türkiye’nin Akdeniz’de ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenlik sahasında herhangi bir oldubittiye izin vermeyeceğini vurgulayan Bahçeli, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail’in Türkiye-Libya ilişkilerindeki gelişmeden rahatsızlık duyduğunu ifade etti.
Avrupa Birliği’nin de Türkiye aleyhindeki Rum-Yunan tezlerine yakın bir tutum sergilediğini savunan Bahçeli, AB Komisyonu ve AB Konseyi başkanlarının ortak açıklamasını eleştirdi.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na destek
Türkiye’nin çok taraflı diplomasi girişimlerine de değinen Bahçeli, 23 Ekim 2026’da İstanbul’da Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa ve İtalya dışişleri bakanlarının katılımıyla gerçekleştirilen toplantının bölgesel barış ve istikrar açısından önemli mesajlar içerdiğini belirtti.
Filistin başta olmak üzere Yemen ve bölgesel güvenlik meselelerinin ele alındığı toplantının Türkiye’nin diplomatik kapasitesini ortaya koyduğunu ifade eden Bahçeli, 7 Ağustos 2026’da Mekke’de Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasının da önemine dikkat çekti.
Söz konusu anlaşmanın taraf ülkeler arasındaki dayanışmayı artıracağını belirten Bahçeli, anlaşma hükümleri kapsamında gerekli imkânların harekete geçirilmesi gerektiğini söyledi.
İsrail’de Arap partilerinin de yer aldığı hükümet önerisi
İsrail’deki seçim sonuçlarını da değerlendiren Bahçeli, hiçbir siyasi partinin hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamadığını ve siyasi tablonun ülkeyi ikiye böldüğünü savundu. Arap partilerinin seçim sonrasında elde ettiği konumun dikkat çekici olduğunu belirten Bahçeli, sonuçların Netanyahu hükümetinin Gazze ve Filistin politikalarına yönelik toplumsal tutumun değerlendirilmesi gerektiğine işaret ettiğini söyledi.
İsrail’de Arap partilerinin de temsil edildiği bir hükümet kurulmasının toplumsal uzlaşma ve bölgesel barış açısından yeni imkânlar oluşturabileceğini ifade eden Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump’ın ve uluslararası Yahudilik kuruluşlarının kapsayıcı bir hükümet oluşumunu desteklemesi gerektiğini dile getirdi.
Bahçeli, Filistin meselesinde barış çabalarının yeni bir aşamaya taşınabileceğini belirterek “Kudüs İttifakı” çağrısında bulundu.
Kalkınma Yolu Projesi’ne dikkat çekti
Irak ve Suriye’deki gelişmeleri de değerlendiren Bahçeli, Irak Başbakanı’nın silahların devlet kontrolünde toplanmasına yönelik açıklamasını Terörsüz Bölge hedefi açısından olumlu bir gelişme olarak nitelendirdi.
Irak’ın tamamında devlet otoritesinin tesis edilmesinin bölgesel güvenlik açısından önem taşıdığını belirten Bahçeli, Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinin Kalkınma Yolu Projesi’yle yeni bir boyut kazanacağını ifade etti.
Projenin hayata geçirilmesiyle ticaretin, ekonomik büyümenin ve insani temasların artacağını kaydeden Bahçeli, Türkiye’nin uluslararası toplantılara ev sahipliği yaparak diplomatik alanda önemli bir konum elde ettiğini söyledi.
Siyasette arınma ve aklanma çağrısı
Konuşmasının son bölümünde iç siyasete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, siyasi rekabetin ülkenin birliğine, milletin huzuruna ve hukukun üstünlüğüne zarar vermemesi gerektiğini vurguladı.
Millî meselelerin siyasi kazanç uğruna istismar edilmesini eleştiren Bahçeli, siyasetin görevinin toplumu kutuplaştırmak değil, birleştirmek olduğunu ifade etti. Sokakların gerilim ve çatışma alanına dönüştürülmesine karşı çıkan Bahçeli, sağduyu, demokratik zemin ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Siyasette yolsuzluk ve kirliliğin geride bırakılması gerektiğini belirten Bahçeli, kişisel hesapların ve parti çekişmelerinin siyaset üzerindeki etkisinin sona ermesi çağrısında bulundu.
Cumhur İttifakı çatısı altında yürütülen dayanışma ve kardeşlik iklimine zarar verilmemesi gerektiğini kaydeden Bahçeli, konuşmasını siyasette arınma ve aklanmanın ertelenemez bir gereklilik olduğunu vurgulayarak tamamladı.





