Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ermenistan’ın başkenti Erivan’da düzenlenen Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 17. Taraflar Konferansı’na (COP17) katılarak Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmalarını ve gelecek döneme ilişkin hedeflerini anlattı. Türkiye’nin zengin biyolojik çeşitliliğinin gelecek nesillere aktarılmasının önemli bir sorumluluk olduğunu belirten Yumaklı, Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı’nın Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi ile uyumlu şekilde güncellendiğini bildirdi.

COP17 Liderler Zirvesi ve konferans kapsamında düzenlenen yuvarlak masa toplantısında katılımcı ülkelere ve uluslararası kuruluşların temsilcilerine hitap eden Yumaklı, biyolojik çeşitliliğin korunması, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma konularında uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“ZENGİN BİYOÇEŞİTLİLİĞİMİZİ KORUYOR VE GELİŞTİRİYORUZ”
Konuşmasına, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) öncülüğünde “Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle!” temasıyla kutlanan Dünya Gıda Günü’nü tebrik ederek başlayan Bakan Yumaklı, Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi’nin kabulünün üzerinden dört yıl geçtiğini hatırlattı.
Söz konusu çerçevenin biyolojik çeşitlilik kaybının durdurulması ve doğanın korunması için ortak bir yol haritası sunduğunu belirten Yumaklı, artık bu hedeflerin somut uygulamalara ve kalıcı sonuçlara dönüştürülmesi gerektiğine dikkat çekti. Bu doğrultuda finansmana ve teknolojiye erişimin kolaylaştırılması, kapasite geliştirme imkânlarının artırılması, bilimsel ve teknik iş birliğinin güçlendirilmesinin önem taşıdığını ifade etti.

Gelişmekte olan ülkelerin hedeflerine ulaşabilmesi için uluslararası desteğin artırılması gerektiğini kaydeden Yumaklı, ülkelerin farklı koşullarının ve kalkınma önceliklerinin gözetilmesi gerektiğini belirtti.
Türkiye’nin üç biyocoğrafik bölgenin kesişiminde yer alan, zengin biyolojik çeşitliliğe sahip bir ülke olduğunu vurgulayan Yumaklı, şu ifadeleri kullandı:
“Bu zenginliği korumayı gelecek nesillere karşı sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Bu anlayışla, Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planımızı, Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi ile uyumlu şekilde güncelliyoruz. İnanıyoruz ki doğanın korunması ile sürdürülebilir kalkınma birbirine alternatif değil, birbirini tamamlayan hedeflerdir. Bu nedenle, biyolojik çeşitliliğin korunmasını yalnızca çevre politikalarının değil, kalkınma politikalarımızın da ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyoruz.”
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE BİYOÇEŞİTLİLİK KAYBI BİRLİKTE ELE ALINACAK
İklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve arazi bozulumunun birbiriyle bağlantılı küresel sorunlar olduğunu belirten Yumaklı, iklim değişikliğinin ekosistemler üzerindeki baskıyı artırdığını, ekosistemlerin bozulmasının da iklim değişikliğinin etkilerini ağırlaştırdığını ifade etti.
Arazi bozulumunun gıda güvenliğini, su kaynaklarını ve kırsal geçim kaynaklarını doğrudan etkilediğine işaret eden Yumaklı, Rio Sözleşmeleri arasındaki iş birliği ve sinerjinin güçlendirilmesinin dönüştürücü bir değişim açısından kritik önem taşıdığını kaydetti.
Türkiye’nin bu alanlardaki uluslararası çalışmaların birbirini tamamlamasına önem verdiğini belirten Yumaklı, biyolojik çeşitliliğin korunmasıyla iklim değişikliğiyle mücadele ve gıda güvenliğinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
TÜRKİYE’DEN COP31 İÇİN “UYGULAMA COP’U” HEDEFİ
Bu yılın üç Rio Sözleşmesi kapsamında düzenlenen taraflar konferansları açısından önemli bir dönem olduğunu belirten Yumaklı, Ulanbator ve Erivan’daki toplantıların ardından gelecek ay Antalya’da COP31 kapsamında yeniden bir araya gelineceğini ifade etti.
Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacağını hatırlatan Yumaklı, iklim taahhütlerinin somut uygulamalara dönüştürülmesini hedeflediklerini belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ulanbator ve Erivan’ın ardından, gelecek ay Antalya’da COP31 vesilesiyle yeniden bir araya geleceğiz. Türkiye olarak COP31’i, iklim taahhütlerinin somut eyleme dönüştüğü bir ‘Uygulama COP’u’ olarak gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu çerçevede, iklim değişikliğiyle mücadele ile biyolojik çeşitliliğin korunması, arazi ve gıda güvenliği gibi alanlar arasındaki sinerjiyi güçlendirmek istiyoruz. Bugün vermek istediğimiz mesaj açıktır: Artık taahhütleri somut sonuçlara dönüştürme zamanıdır. Türkiye, bu doğrultuda uluslararası iş birliğini güçlendirmeye, deneyimlerini paylaşmaya ve ortak çözümlere katkı sunmaya kararlıdır. Bu bağlamda ikili iş birliği platformlarına da büyük önem atfetmektedir.”
“DOĞANIN KORUNMASI SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMANIN TEMEL GEREĞİ”
Bakan Yumaklı, COP17 kapsamında gerçekleştirilen yuvarlak masa toplantısında da biyolojik çeşitliliğin korunmasının toplumsal refah, dayanıklılık ve sürdürülebilir kalkınma açısından taşıdığı öneme değindi.
Gıda güvenliği, su kaynakları, sağlık ve ekonomik refahın sağlıklı ekosistemlere bağlı olduğunu belirten Yumaklı, biyolojik çeşitlilik kaybının geçim kaynaklarını tehdit ettiğini ve mevcut kırılganlıkları derinleştirdiğini ifade etti.
Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi’nin ortak sorumlulukların yerine getirilmesi için önemli bir yol haritası sunduğunu dile getiren Yumaklı, 2030 hedeflerine ulaşmak için taahhütlerin somut sonuçlara dönüştürülmesi ve uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Yumaklı, başarıyı yalnızca verilen sözlerle değil, doğada ve insanların yaşamında meydana getirilen somut ve kalıcı sonuçlarla ölçmek gerektiğini belirtti.
SULAK ALANLARIN RESTORASYONU VE SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM VURGUSU
Türkiye’nin 12. Kalkınma Planı’nın doğal ekosistemlerin korunmasını, bozulan alanların iyileştirilmesini ve biyolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımını kalkınma politikalarıyla bütünleştirdiğini belirten Yumaklı, sulak alanların restorasyonu, erozyonla mücadele, ormanların korunması ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının bu çalışmaların önemli unsurları arasında yer aldığını bildirdi.
Biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik politikaların ülkelerin farklı koşullarını, ihtiyaçlarını ve kalkınma önceliklerini dikkate alması gerektiğini ifade eden Yumaklı, sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi, toplumsal refahın artırılması ve eşitsizliklerin azaltılmasının barış, istikrar ve güvenliğin güçlendirilmesine de katkı sağlayacağını belirtti.
“AFRİKA’NIN BÜYÜK YEŞİL DUVAR GİRİŞİMİ ÖNEMLİ BİR ÖRNEK”
Doğanın korunmasına yönelik çalışmaların sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu biçimde yürütülmesine önem verdiklerini kaydeden Yumaklı, Türkiye’nin ortaklık geliştirdiği “Afrika’nın Büyük Yeşil Duvar Girişimi”ni bu yaklaşımın önemli örneklerinden biri olarak gösterdi.
Yumaklı, girişimin bozulan arazilerin iyileştirilmesi, yerel geçim kaynaklarının desteklenmesi ve toplumsal dayanıklılığın güçlendirilmesi açısından uluslararası dayanışma ve gönüllü iş birliğinin sağlayabileceği katkıyı ortaya koyduğunu ifade etti.
Konuşmasının sonunda Türkiye’nin gelecek ay Antalya’da COP31 toplantısına ev sahipliği yapacağını yineleyen Yumaklı, Erivan’dan Antalya’ya taşımak istedikleri mesajın taahhütleri somut sonuçlara dönüştürmek olduğunu belirtti. Türkiye’nin uluslararası ortaklarıyla iş birliği yapmaya ve deneyimlerini paylaşmaya hazır olduğunu sözlerine ekledi.



