Haber/Nevzat DEMİRKOL

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada fon vurgunu, ekonomi yönetimi, 2027 bütçesi ve Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin iktidara yönelik sert eleştirilerde bulundu. Fon mağdurlarının yaşadığı kayıplara dikkat çeken Dervişoğlu, denetleyici kurumların sorumluluğunu sorgulayarak, “Yıllarca göz göre göre büyüyen şeyin adı hata değil, düzendir. O düzenin mimarı da bekçisi de 25 yıllık Recep Tayyip Erdoğan iktidarıdır” dedi. İmralı’daki gelişmelere de tepki gösteren Dervişoğlu, terör örgütü elebaşının yeni yerleşkesine taşınmasına ilişkin, “Şehitlerimizin yeri aynı ama katilini müstakil bahçeli eve aldınız” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında fon vurgunu nedeniyle mağduriyet yaşayan vatandaşlardan ekonomik gelişmelere, 2027 bütçesinden Terörsüz Türkiye sürecine kadar birçok başlığı ele alan Dervişoğlu, iktidarın ekonomi ve güvenlik politikalarını eleştirdi.

Siyasi gelişmeler nedeniyle vatandaşların siyaset kurumuna duyduğu güvenin zedelendiğini belirten Dervişoğlu, İYİ Parti olarak dün hangi noktada duruyorlarsa bugün de aynı çizgide olduklarını söyledi. Terörle müzakereye ve teröristle mübadeleye karşı çıktıklarını ifade eden Dervişoğlu, Türkiye ve Türk milleti söz konusu olduğunda geri adım atmayacaklarını vurguladı.

Konuşmasında birlik ve bütünlük mesajı da veren Dervişoğlu, Edebali’nin Osman Bey’e nasihatlerini hatırlatarak, “Bundan sonra öfke başkalarına, hoşgörmek bana. Güceniklik başkalarına, gönül almak bana. Bölmek başkalarına, bütünlemek bana” dedi. Orhun Yazıtları’ndaki ifadeleri de hatırlatan Dervişoğlu, Türk milletinin birliğinin ve töresinin korunacağı mesajını verdi.

FON MAĞDURLARININ HAKLARINI SORACAĞIZ

Fon vurgununda mağdur olan vatandaşların yaşadıklarına değinen Dervişoğlu, emekli olmuş bir öğretmenle yaptığı görüşmeyi anlattı. Kırk yıl öğretmenlik yaptıktan sonra emekli olan bir vatandaşın ikramiyesini fona yatırdığını ve devlet denetimine güvenerek hareket ettiğini belirten Dervişoğlu, öğretmenin kendisine “Devlet beni kimlerin eline bıraktı?” diye sorduğunu aktardı.

Bu sorunun yalnızca bir öğretmenin değil, devletine güvenen milyonlarca vatandaşın ortak kaygısını yansıttığını dile getiren Dervişoğlu, “Seni de milyonlarca vatandaşımızı da kimseye bırakmayacağız. Haklarınızı son kuruşuna kadar soracağız” ifadelerini kullandı.

Yaşananların sıradan bir piyasa hareketi olarak değerlendirilemeyeceğini savunan Dervişoğlu, fonlardaki gelişmelerin yanı sıra borsada iki ayda 173 milyar dolarlık kayıp yaşandığını öne sürdü. Sigorta şirketlerinin karşılık ayırdığını, emeklilik fonlarının sarsıldığını belirten Dervişoğlu, “Hata bir kere olur. Yıllarca göz göre göre büyüyen şeyin adı hata değil, düzendir. Ve o düzenin mimarı da bekçisi de 25 yıllık Recep Tayyip Erdoğan iktidarıdır” diye konuştu.

Konuyla ilgili daha önce de uyarılarda bulunduğunu belirten Dervişoğlu, 22 Ekim 2025 ve 12 Kasım 2025 tarihlerinde yaptığı açıklamaları hatırlatarak, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) yönetimini uyardığını ancak çağrılarının karşılık bulmadığını söyledi.

DENETLEYİCİ KURUMLARA SORULAR YÖNELTTİ

Fon vurgununda SPK, Borsa İstanbul, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Takasbank ve Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) sorumluluklarını yerine getirmediğini savunan Dervişoğlu, kurumların yaşanan gelişmeler karşısındaki tutumunu sorguladı.

Fon fiyatlarının yükseldiği dönemde SPK’nın, offshore hesaplardan yabancı yatırımcı görünümüyle Türkiye’ye para girdiği iddiaları karşısında MASAK’ın nerede olduğunu soran Dervişoğlu, denetim süreçlerinin bütün ayrıntılarıyla açıklanmasını istedi.

“Denetim dosyalarını açın. Hangi tarihte hangi risk tespit edildi? Rapor kimin önüne kondu? Hangi işlem yapıldı, yapılmadıysa kim engelledi?” diye soran Dervişoğlu, bütün belgelerin ve kararların kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fon mağdurlarına yönelik ana para ödemelerinin ekim ayında başlayacağı yönündeki açıklamasını da eleştiren Dervişoğlu, ekim ayının sona ermesine rağmen ödemelerin açıklanan seviyeye ulaşmadığını savundu. En fazla 250 bin lira, ortalama ise 124 bin lira ödeme yapıldığını belirten Dervişoğlu, vatandaşların kendi birikimlerini alabilmek için mağdur edildiğini ifade etti.

“Bu para bir lütuf değildir; sizin göz yummanızla gasbedilen haktır. Bu hakkı teslim etmek de iktidarın namus borcudur” diyen Dervişoğlu, mağdurların kayıplarının karşılanması gerektiğini vurguladı.

“EKONOMİNİN ENKAZINI YÖNETİYORLAR”

Fon vurgununu ekonomik yönetimdeki sorunların bir yansıması olarak değerlendiren Dervişoğlu, Türkiye’de üretim yapan işletmelerin ve sanayicilerin giderek zorlandığını söyledi. İstanbul Ticaret Odası kayıtlarına işaret eden Dervişoğlu, aidatını ödeyemediği veya faaliyetini durdurduğu için askıya alınan işletmeler bulunduğunu belirterek, esnafın yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekti.

Zeytincilikten taşımacılığa, tekstilden küçük imalat sektörüne kadar birçok alanda üreticilerin zor durumda olduğunu ifade eden Dervişoğlu, zeytin fiyatlarının üreticiyi mağdur edecek seviyelere gerilediğini söyledi.

Bir zeytin üreticisiyle yaptığı görüşmeyi de aktaran Dervişoğlu, ürünün dalından toplanmasının dahi ekonomik açıdan anlamını yitirdiğine ilişkin değerlendirmeleri paylaştı. Bir kesimin fonlar üzerinden servet elde ettiğini, üreticilerin ise geçim mücadelesi verdiğini savunan Dervişoğlu, “Fon vurgunu bir kazanın değil, bir çöküşün adıdır. Bu iktidar artık ekonomiyi yönetmiyor, ekonominin enkazını yönetiyor” ifadelerini kullandı.

“GENÇLERİMİZ GELECEĞİNİ BAŞKA DİYARLARDA ARIYOR”

Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ticari ilişkileri ve üretim pazarındaki geleceğine de değinen Dervişoğlu, Türkiye’nin “Made in Europe” düzenlemelerinin dışında kalması durumunda otomotiv, çelik, alüminyum ve batarya sektörlerinde pazar kaybı yaşayabileceği uyarısında bulundu.

Ekonomi ve dış politika yönetimlerinin sorumluluğu birbirine yükleyerek bu tehlikeyi geçiştiremeyeceğini belirten Dervişoğlu, üretim ve yatırım zincirinin Türkiye’den uzaklaşma riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

Beyin göçüne de dikkat çeken Dervişoğlu, yetişmiş gençlerin geleceklerini başka ülkelerde aradığını ifade etti. Gençlerin Türkiye’yi sevmedikleri için değil, emeklerinin, liyakatlerinin ve dürüstlüklerinin karşılık bulmadığını düşündükleri için ülkeden ayrıldıklarını savunan Dervişoğlu, “Gençlerimizi kovan bu ülke değil, bu iktidarın kurduğu liyakatsizlik ve yağma düzenidir” dedi.

2027 BÜTÇESİNİ ELEŞTİRDİ

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşmeleri devam eden 2027 yılı bütçesine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, bütçenin ekonomik sorunlara çözüm üretmekten uzak olduğunu ileri sürdü.

Fon mağdurlarının parasını bulamayan, esnafın kredi sorunlarını çözemeyen ve emekli maaşlarını açlık sınırının altında bırakan bir yönetimin milletin bütçesini hazırlama konusunda itibarını kaybettiğini savunan Dervişoğlu, bütçenin bir avuç kesime servet, millete ise sefalet vaat ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni de eleştiren Dervişoğlu, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kuracağız dediniz, yağma düzeni kurdunuz” ifadelerini kullandı. Söz konusu düzenin ilk seçimde millet tarafından sona erdirileceğini öne sürdü.

İMRALI’DAKİ YENİ YERLEŞKEYE TEPKİ GÖSTERDİ

Konuşmasının son bölümünde Terörsüz Türkiye sürecine ve İmralı’daki gelişmelere değinen Dervişoğlu, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın adada kendisi için hazırlanan yeni yere taşındığı yönündeki haberleri eleştirdi.

Söz konusu gelişmeyi Adalet Bakanlığı’ndan değil, İmralı’dan haber taşıyan kişiler aracılığıyla öğrendiklerini savunan Dervişoğlu, bir hükümlünün nerede tutulduğuna ilişkin bilgilerin resmi makamlar yerine farklı kanallardan öğrenilmesini devlet yönetimi açısından sorun olarak değerlendirdi.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış bir hükümlünün cezasının nasıl infaz edileceğini kanunların belirlemesi gerektiğini söyleyen Dervişoğlu, yasal dayanağı bulunmayan uygulamaların sorumlularının hesap vermesi gerektiğini ifade etti.

Terörsüz Türkiye sürecinin kapalı kapılar ardında yürütüldüğünü savunan Dervişoğlu, süreçte önce “umut hakkı”, ardından Meclis’e gelme ve statü tartışmalarının gündeme getirildiğini, son olarak da yeni yerleşke konusunun ortaya çıktığını söyledi.

“Adına Terörsüz Türkiye dediler ama ortada terörsüz bir Türkiye yok, terörist başının siyasetin merkezine adım adım taşındığı onursuz bir pazarlık var” diyen Dervişoğlu, partisinin sürece yönelik itirazlarını yineledi.

ŞEHİT FOTOĞRAFLARIYLA TEPKİSİNİ SÜRDÜRDÜ

Dervişoğlu, konuşmasının bu bölümünde kürsüden şehit öğretmenler Neşe Alten ve Aybüke Yalçın’ın fotoğraflarını gösterdi. Şehit ailelerinin yaşadığı koşullarla İmralı’daki yeni yerleşke iddialarını karşılaştıran Dervişoğlu, şehit yakınlarının hâlâ zor şartlarda yaşam mücadelesi verdiğini söyledi.

Şehitlerin ailelerinin yaşadığı evlerin koşullarına dikkat çeken Dervişoğlu, terör örgütü elebaşına yeni bir yerleşke hazırlanmasına tepki göstererek, “Şehitlerimizin yeri aynı ama katilini müstakil bahçeli eve aldınız, öyle mi?” diye konuştu.

Özgür Özel: “2027 Yılı Çok Daha Kötü Olacak”
Özgür Özel: “2027 Yılı Çok Daha Kötü Olacak”
İçeriği Görüntüle

İktidarın yürüttüğü süreci sert sözlerle eleştiren Dervişoğlu, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı:

“Yer utanıyor, gök utanıyor, millet utanıyor ama siz zerre utanmıyorsunuz. Yazıklar olsun, yazıklar olsun, yazıklar olsun. Şunu bilin ki az kaldı. Bu millet sizi sandığa, o teröristi de İmralı’ya gömecektir.”