Gıda

Et Fiyatları Kontrol Altında Değil, Baskı Altında!

UKON raporu arz-talep dengesine vurgu yapsa da, 2025 sonunda kırmızı et fiyatları yıllık bazda yüzde 54,9 arttı. Bu tablo, yapısal sorunların ithalatla çözülemediğini ortaya koyuyor.

Abone Ol

Ulusal Kırmızı Et Konseyi (UKON), “2025 Yılının Kırmızı Et Sektörü Açısından Değerlendirme Raporu”nu yayımladı. Raporda hem Türkiye’de hem de küresel ölçekte kırmızı et piyasasına dair önemli veriler ve tespitler yer alırken, fiyat artışlarının “ılımlı bir seyir izlediği” vurgusu dikkat çekti. Ancak rapordaki yıllık ortalamalar ile yılsonu gerçekleşmeleri yan yana konulduğunda, kırmızı et piyasasında tablo göründüğünden daha sorunlu bir yapıya işaret ediyor.

UKON Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hacıince’nin paylaştığı verilere göre, bir önceki yıl ile 2025 yılına ait yıllık karkas satış fiyat ortalamaları karşılaştırıldığında sığır eti fiyatları yüzde 37,57, kuzu eti fiyatları ise yüzde 28,63 oranında arttı. Buna göre 2024 yılında kilogramı 328,49 TL olan sığır karkas fiyatı 2025’te 451,93 TL’ye yükselirken, kuzu karkas fiyatı 379,88 TL’den 488,64 TL’ye çıktı.

Raporda, Türkiye’de kırmızı et arz ve talep dengesinin bozulmadığı; özellikle Ramazan ayı ve Kurban Bayramı gibi talebin arttığı dönemlerde ciddi bir dengesizlik yaşanmadığı belirtiliyor. UKON’a göre piyasalardaki fiyat oluşumları da bu dengeli yapıyı yansıtıyor ve Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) yıl boyunca sürdürdüğü müdahaleler fiyat artışlarını sınırlayan temel unsur olarak öne çıkıyor.

Ancak yıllık ortalamalar üzerinden yapılan bu “ılımlı seyir” tespiti, yılsonu rakamlarıyla birlikte okunduğunda sorgulanmayı hak ediyor. Konseyin kendi verilerine göre kırmızı et fiyatları Aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 9,4 artarken, yıllık artış oranı yüzde 54,9’a ulaştı. Bu oran, aynı dönemdeki gıda enflasyonunun yaklaşık iki katına işaret ediyor.

Dahası, 2024 Haziran ayından itibaren gerileme eğilimine giren et fiyatları, Temmuz ayında ortaya çıkan şap hastalığıyla birlikte yeniden yükselişe geçti. Bu süreçte ESK Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Mücahid Taylan üzerinden yürüyen tartışmaların da piyasada belirsizlik yarattığı ve fiyatların yeniden tırmanmasına zemin hazırladığı görülüyor.

Bu noktada ortaya çıkan tablo net: Türkiye’de et fiyatları kontrol altında değil, yalnızca baskılanıyor.

Küresel Piyasada Fırtına, Türkiye’de Yapısal Sorunlar

UKON raporunda küresel gelişmelere de geniş yer ayrılıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2025 değerlendirmelerine göre dünyada domuz eti üretimi belirgin biçimde artarken, küçükbaş et üretiminde sınırlı bir yükseliş görülüyor. Buna karşılık sığır eti üretiminde ciddi bir düşüş dikkat çekiyor. Özellikle Brezilya ve ABD’de iklim koşulları ile birkaç yıl süren yüksek kesimlerin ardından sığır varlığının azalması bu gerilemenin temel nedeni olarak gösteriliyor.

ABD’deki arz yetersizliği nedeniyle artan talep, Brezilya’dan yüksek vergiler nedeniyle karşılanamayınca Avustralya devreye girmiş durumda. Brezilya ise üretimini alternatif pazarlara yönlendiriyor. Çin’de domuz eti arz fazlası ve talep daralması ithalatı aşağı çekerken, Avrupa’da kırmızı et üretimindeki düşüş dikkat çekici boyutlara ulaşmış durumda.

Bu gelişmelerin sonucu olarak 2025 yılında küresel karkas sığır ve küçükbaş et fiyatları tarihi zirvelere ulaştı. Avrupa genelinde karkas sığır eti fiyatları 2024’e kıyasla yüzde 25-30 artarak 100 kilogramda 670–700 avro seviyesine yükseldi.

Ancak karşılaştırmalı veriler Türkiye açısından daha çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor. Eurostat verilerine göre Kasım ayında Avrupa’da dana eti fiyatları yıllık bazda yüzde 14,2 artarken, Türkiye’de bu oran yüzde 37,3 oldu. Böylece Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında en yüksek fiyat artışına sahip ülke konumuna geldi.

Tüm ithalata rağmen fiyat artışında “lider” olmak, başarı göstergesi değil; aksine yapısal sorunların ithalatla çözülemediğini açık biçimde ortaya koyuyor.

Maliyetler, İthalat ve Şap Hastalığı Kıskacı

UKON raporu, yüksek et fiyatlarının iki temel nedenine işaret ediyor: besilik materyal maliyetleri ve yem fiyatları. Yem fiyatlarındaki artış “mutedil” olarak değerlendirilirken, maliyet artışının asıl kaynağının besilik sığır fiyatları olduğu vurgulanıyor.

Bu çerçevede 2025 yılı için ESK’ya tanımlanan 520 bin baş besilik sığır ithalat kotasının yaklaşık yüzde 80’inin teslim edildiği belirtiliyor. Bu ithalatın iç piyasada fiyatları baskıladığı ifade ediliyor. Açık konuşmak gerekirse, bu baskı mekanizması olmasaydı fiyatların hangi seviyelere çıkacağını tahmin etmek zor değil.

2025 yılına damga vuran bir diğer kritik gelişme ise SAT-1 serotipinin neden olduğu şap hastalığı salgını oldu. Rapora göre salgın; damızlık işletmelerde yavru atmalara, buzağı ölümlerine, süt verimi kayıplarına ve döl tutma sorunlarına yol açarken, besi işletmelerinde de hayvan ölümleri ve ciddi verim kayıpları yarattı. Hastalık endişesiyle yapılan erken kesimler ise üretici aleyhine fiyat oluşumlarını beraberinde getirdi.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kısa sürede aşı üretip hastalığı kontrol altına alması raporda önemli bir başarı olarak değerlendiriliyor. Ancak Kurban Bayramı döneminde hayvan pazarlarının kapatılması yönünde daha cesur bir karar alınabilseydi, bugün konuşulan zararların önemli bir bölümünün önlenebileceği de açık.

Çözüm İthalatta Değil, Planlamada

UKON raporunun genel değerlendirme bölümünde altı çizilen hedefler son derece net: üretimi artırmak, ithalatı minimize etmek ve dışa bağımlı olmadan ihracata yönelmek. Bu hedefler sektörde geniş bir mutabakat yaratıyor. Ancak bu noktaya ithalatla değil; planlama, biyogüvenlik ve maliyet yönetimiyle ulaşılabilir.

Hayvan işletmelerinin, tıpkı kanatlı sektöründe olduğu gibi dışa kapalı sistemler hâline getirilmesi; giriş-çıkışların kontrol altına alınması ve sıkı hijyen kurallarının uygulanması artık bir tercih değil, zorunluluk. Bu önlemler hastalıkları tamamen ortadan kaldırmayabilir, ancak yaratacağı ekonomik zararı ciddi ölçüde sınırlar.

{ "vars": { "account": "G-E7JE8FH3KL" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }