Tüm Süt Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneğinin (TÜSEDAD), Adana Sanayi Odası ev sahipliğinde düzenlediği “Üretici ve Sektör Temsilcileri Buluşmaları”nın altıncı bölgesel toplantısında hayvancılık sektörünün sorunları ve üretimin sürdürülebilirliği ele alındı. Toplantıda konuşan Adana Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yaşar Kahya, yem ve enerji maliyetlerindeki artışa, süt fiyatlarındaki sorunlara ve küçük aile işletmelerinin giderek azalmasına dikkat çekti. Kendi işletmesinde 30 baş hayvan bulunduğunu belirten Kahya, süt gelirinin bazı dönemlerde yem masrafını karşılamadığını, birliğin üye sayısının ise geçmişteki 3 bin 200 seviyesinden 244’e gerilediğini söyledi.

Kahya, Türkiye’nin geçmişteki hayvancılık yapısıyla bugünkü durumunu karşılaştırarak sektörde yaşanan dönüşümün nedenlerinin sorgulanması gerektiğini vurguladı. Küçük aile işletmelerinin yeniden hayata geçirilmesi için finansman desteği ve damızlık düve temininin önemine işaret eden Kahya, bankacılık sistemiyle ilişkisi zayıf olan üreticilere yönelik destek çağrısında bulundu.

“Eskiden yem Adana’dan ülkenin farklı yerlerine giderdi”

Türkiye’nin hayvancılıkta geçmişte sahip olduğu üretim kapasitesine değinen Kahya, yem üretiminde yaşanan değişime dikkat çekerek şunları söyledi:

“Eskiden yemler Adana’da üretilip ülkenin değişik yerlerine gidiyordu, şimdi Ukrayna’dan getiriliyor. Yol parasını bir düşünün. Böyle hayvancılık olmaz.”

2010 yılında Türkiye’de hayvan ithalatı yapılacağının gündeme gelmesi üzerine Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Merkez Birliği olarak tepki gösterdiklerini anlatan Kahya, o dönemde ithalata karşı çıkarak yerli üretimin artırılmasını savunduklarını belirtti.

Kahya, o günlerde Türkiye’nin yurt dışından besilik dana getirmediğini, yemin bir bölümünün de ithal edilmediğini ve ülkedeki hayvan varlığının bugünkünden oldukça fazla olduğunu ifade etti. Gelinen noktadaki değişimin nedenlerinin araştırılması gerektiğini belirten Kahya, “Ne oldu da bugünlere geldik? İşte ‘ne oldu’ sorusuna bir cevap bulduğumuz gün hayvancılıkta bir dönüşüm başlayabilir.” dedi.

“Küçük işletmeler para kazanmıyor diye sorunlarıyla ilgilenmedik”

Hayvancılığın yalnızca belirli bir işletme büyüklüğüne ulaşıldığında kazanç sağlayabileceği yönündeki değerlendirmelere katılmadığını belirten Kahya, büyük ölçekli işletmelerin sermayelerine oranla daha fazla gelir elde edebileceğini kabul etmekle birlikte küçük aile işletmelerinin de ekonomik ve sosyal açıdan önemli bir işlev gördüğünü dile getirdi.

Çocukluk dönemindeki köy yaşamından örnekler veren Kahya, geçmişte tarımla uğraşan ailelerin büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğini birlikte yürüttüğünü söyledi.

Kahya, o dönemde bazı ailelerin kapısında 30 büyükbaş hayvanın yanı sıra 30 koyun ve 30 keçi bulunduğunu belirterek, kışın çetin geçtiği dönemlerde çocuğun okula gitmesi, askere uğurlanması veya ailede bir hastanın bulunması gibi durumlarda hayvan satışından elde edilen gelirin kullanıldığını anlattı.

Kahya, “Baba diyordu ki o sarı ineğin danasını satın, oğlana verin. Bankaya gidin demiyordu, sadece ineğin danasını satın ve parasını verin, okula gitsin.” ifadelerini kullandı.

Köylerdeki bu yaşam biçiminin terk edildiğini belirten Kahya, bugün yalnızca büyükbaş hayvancılığın değil, evlerin önünde tavuk besleme alışkanlığının bile ortadan kalktığını söyledi. Küçük aile işletmelerinin azalmasıyla birlikte süt ve et üretiminin geleceğinin tartışılır hale geldiğini kaydeden Kahya, “Şimdi biz orayı bıraktık, köylerde yaşam biçimini bıraktık. Bırakın inek beslemeyi, tavuk bile beslenmiyor. Onların hepsini bıraktık ve bugün sütün ve etin geleceği ile ilgili burada tartışmalar yapıyoruz. Peki neden bıraktık?” diye konuştu.

Fabrika yemi 9 ayda 795 liradan 1.150 liraya çıkıyor

Hayvancılıkta üreticilerin karşı karşıya kaldığı maliyet baskısını rakamlarla anlatan Kahya, 2 Ocak 2026 tarihinde bir torba fabrika yeminin üreticiye 795 liradan ulaştığını belirtti. Aradan dokuz ay geçtiğini ifade eden Kahya, pazartesi günü yapılacak 50 liralık yeni zamla birlikte söz konusu yemin fiyatının 1.150 liraya çıkacağını söyledi.

Şap Alarmı İki İlde Hayvan Pazarlarını Kapattırdı
Şap Alarmı İki İlde Hayvan Pazarlarını Kapattırdı
İçeriği Görüntüle

Kendi işletmesinde 30 baş hayvan bulunduğunu belirten Kahya, süt veriminin düşük olduğu dönemlerde süt satışından elde ettiği gelirin satın aldığı yemin maliyetini dahi karşılamadığını dile getirdi.

Kahya, üreticilerin bu koşullar altında ne kadar süre faaliyetlerini sürdürebileceğini sorgulayarak yem fiyatlarındaki artışın işletmeler üzerindeki etkisine dikkat çekti.

Süt fiyatları tartışması: Üreticiye ödenen tutar ve nakliye maliyeti

Süt fiyatlarının belirlenmesi ve üreticinin eline geçen tutar hakkında da bilgi veren Kahya, Ulusal Süt Konseyinin (USK) 1 Ocak itibarıyla süt fiyatını 19,60 lira olarak açıkladığını hatırlattı.

Süt topladıkları farklı bölgeler bulunduğunu, bu süreçte mazot ve yol masraflarının ortaya çıktığını belirten Kahya, nakliye giderleri için destek talep ettiklerini söyledi. Kahya, Vedat Bey’e sattıkları sütün fiyatının 24,44 liraya ulaştığını, üreticiye ise 22,22 lira ödeme yaptıklarını ifade etti.

USK’nin son fiyat açıklamasının mayıs ayında yapıldığını belirten Kahya, bu dönemde sütün fiyatının 24,30 lira, nakliye bedelinin ise 1,80 lira olarak açıklandığını kaydetti. Nakliye bedelini zaten Vedat Bey’den aldıklarını belirten Kahya, bunun ardından sütü Vedat Bey’e 27,75 liradan satmaya başladıklarını, üreticiye ödedikleri tutarın da 24-26 lira bandında olduğunu söyledi.

Kahya, 1 Mayıs’tan bu yana USK’nin açıkladığı süt fiyatında yüzde 25 artış yaşandığını, Vedat Bey’e sattıkları sütün fiyatını ise ilave nakliye bedelleri nedeniyle yüzde 20 artırabildiklerini ifade etti.

Sanayicilerin de süt fiyatlarına zam yapılmasını istediğini aktaran Kahya, buna karşın fiyat güncellemesi konusunda Gıda Komitesinin tutumunun belirleyici olduğunu söyledi.

Kahya, konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Biz de diyoruz ama diyorlar ki yasa gereği Gıda Komitesi var ve o Gıda Komitesi bu konularda olumlu bir düşünce ifade etmediği sürece USK’nın bu fiyatı değiştirme şansı yok. Gıda Komitesi doğrudur, yanlıştır, onu tartışmak istemiyorum. Ama bugünlerde insanlar sütün fiyatı değişmiyor dedikleri zaman saldırdıkları yer USK. Hayır efendim, Gıda Komitesi müsaade etmediği müddetçe USK o fiyatı değiştiremez. Doğrudur, yanlıştır bilemeyiz.”

Kahya, süt fiyatlarına ilişkin tartışmalarda USK’nin tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek fiyat değişikliklerinde Gıda Komitesinin rolüne dikkat çekti.

“30 başlık işletmemde bu hafta 24 bin lira elektrik faturası ödedim”

Yem ve süt fiyatlarının yanı sıra enerji ve akaryakıt maliyetlerinin de üreticiyi zorladığını belirten Kahya, mazot fiyatının 102 liraya ulaştığını söyledi.

İşletmelerin büyüklüğü ne olursa olsun bu maliyetlerin üreticiler üzerinde baskı oluşturduğunu ifade eden Kahya, 30 baş hayvan bulunan kendi işletmesinde yalnızca bir haftada 24 bin liralık elektrik faturası ödediğini belirtti.

Kahya, “İster 100 başlık olsun, ister benim gibi 30 başlık olsun mazot zararınız var.” diyerek işletmelerin karşı karşıya kaldığı maliyet sorununa işaret etti.

Üretimin sürdürülebilirliğinin giderek zorlaştığını vurgulayan Kahya, artan giderler karşısında üreticilerin hayvan sayılarını azaltmak zorunda kaldığını, bazılarının ise Ziraat Bankasına giderek finansman desteği aldığını söyledi. Ancak sağlanan finansmanla bir süre daha üretime devam eden işletmelerin sonunda faaliyetlerini bırakabildiğini kaydetti.

Birliğin üye sayısı 3 bin 200’den 244’e geriledi

Küçük üreticilerin yaşadığı sorunların hayvancılık örgütlerine de yansıdığını belirten Kahya, Adana Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin geçmişte 3 bin 200 üyesi bulunduğunu, bugün ise bu sayının 244’e düştüğünü açıkladı.

Birliğe üye üreticilerin en az beşer ineği bulunduğunu ifade eden Kahya, bu kişilerin köylerde geleneksel yöntemlerle hayvancılık yapan aileler olduğunu söyledi.

Söz konusu üreticilerin bir kısmının fabrika yemi bile satın almadığını belirten Kahya, hayvanların çevredeki otlar ve döküntü buğday gibi kaynaklarla beslendiğini anlattı. Kahya, bu üretim biçimini “Buyurun sıfır maliyetli besi.” sözleriyle tanımladı.

Köylerdeki küçük ölçekli hayvancılığın ortadan kalkmasıyla birlikte bu üretim modelinin de kaybedildiğini belirten Kahya, küçük aile işletmelerinin öneminin yeterince anlaşılmadığını dile getirdi.

“İki dana satarak oğluna nişan yapıyor, düvesiyle kızını gelin ediyordu”

Köylerde tarımsal üretim ile hayvancılığın birbirini tamamlayan bir yaşam biçimi oluşturduğunu vurgulayan Kahya, geçmişte ailelerin kendi tarlalarında buğday ve mısır yetiştirirken evlerinin önünde de birkaç inek beslediğini söyledi.

Bu ailelerin ihtiyaç duyduklarında hayvanlarını satarak çocuklarının önemli yaşam giderlerini karşılayabildiğini belirten Kahya, küçük işletmelerin yalnızca süt ve et üretimi bakımından değerlendirilmesinin eksik olacağını ifade etti.

Kahya, “Köyde insanlar buğdayını ekecek, mısırını ekecek, kapısının önünde de 5 tane ineği olacak. Zamanı geldiğinde bunun iki tane danasını satarak oğluna nişan yapacak, düveyi yetiştirip kızını gelin edecek.” dedi.

Bu sistemin geçmişte ailelere ekonomik güvence sağladığını belirten Kahya, küçük işletmelerin yeterince kazanç sağlamadığı düşüncesiyle bu üreticilerin sorunlarıyla ilgilenilmediğini kaydetti.

Küçük aile işletmeleri için 5 damızlık düve desteği çağrısı

Toplantıda söz alan Kahya, küçük aile işletmelerinin yeniden faaliyete geçirilmesi amacıyla “Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Sebebim Var” büyükbaş hayvancılık projesinin hayata geçirilmesini istedi.

Adana’da yakın zamanda düzenlenen bir toplantıda söz konusu projeye Türkiye’den ilk imza atan birliğin kendileri olduğunu belirten Kahya, bölge başkanının kendileriyle görüşerek projenin hâlâ yürürlükte olduğunu ve hayata geçirilmesi gerektiğini söylediğini aktardı.

Ancak küçük işletmelerin bankacılık sistemiyle ilişkilerinin büyük işletmelerden farklı olduğuna dikkat çeken Kahya, bazı üreticilerin bankalarla düzenli ilişki kurmadığını, bankaya iki-üç ayda bir gittiğini veya çeşitli nedenlerle kredi notlarının C seviyesine düştüğünü ifade etti.

Kahya, bu durumdaki üreticilere en az beş damızlık düve sağlanmasının köylerde yok olmaya yüz tutan küçük aile işletmelerini yeniden canlandırabileceğini söyledi.

Kahya, konuyla ilgili mevzuatın neye izin verdiğini bilmediğini belirterek değerlendirmeyi yetkililere bıraktı ve bir gelişme yaşanması halinde hem üreticilerin duasının alınacağını hem de Türkiye hayvancılığına önemli katkı sağlanacağını dile getirdi.

“Bankacılık sistemiyle tanıştırırsak küçük aile işletmelerini ayağa kaldırabiliriz”

Büyük işletmelerin finansmana erişim konusunda daha avantajlı olabildiğini belirten Kahya, 30, 40 veya 50 hayvana sahip işletmelerin genellikle bankacılık işlemlerini yürütmek için daha fazla imkâna sahip olduğunu söyledi.

Bu işletmelerin tarla, ekipman ve ev gibi varlıklarını teminat göstererek bankalardan kredi alabildiğini ve sorunlarını bir şekilde çözebildiğini ifade eden Kahya, köylerde yaşayan gençlerin ve kadınların ise beş-altı inekle üretim yapabilmek için benzer imkânlara sahip olmadığını kaydetti.

Küçük üreticilerin bankacılık sistemiyle tanıştırılması ve uygun destek mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini vurgulayan Kahya, bu adımların zaman içinde küçük aile işletmelerinin yeniden güçlenmesini sağlayabileceğini belirtti.

Kahya, “Ama köyde yaşayan bahsettiğimiz gençler, kadınlar 5, 6 ineğe bakacak. Bu arkadaşlarımızı bankacılık sistemiyle tanıştırıp bazı destekler verirsek inanın yavaş yavaş da olsa o küçük aile işletmelerini bir şekilde ayağa kaldıracağız.” ifadelerini kullandı.

Kahya’nın açıklamaları, hayvancılıkta üretim maliyetlerinin yanı sıra küçük aile işletmelerinin finansmana erişimi, köy yaşamının devamlılığı ve yerli üretim kapasitesinin korunmasının da sektörün geleceği açısından önem taşıdığını ortaya koydu.