Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

5 Hes'ten Ekonomiye Bir Yılda 11,1 Milyar Liralık Katkı

Türkiye'de geçen yıl en fazla enerji üretimi yapan 5 baraj ve hidroelektrik santralinden (HES) ekonomiye yaklaşık 11,1 milyar liralık katkı geldi.

1992'de tamamlanarak elektrik enerjisi üretmeye başlayan Atatürk Barajı ve HES, enerji, tarım ve hizmet sektörlerinde Türkiye'ye önemli ekonomik katkılar sağladı.
Kurulduğundan bu yana yaklaşık 184 milyar kilovatsaat enerji üretimiyle ekonomiye yaklaşık 110 milyar lira katkı veren baraj, 932 bin hektar arazinin sulanmasını temin edecek suyu depoluyor. Atatürk Barajı her yıl yaklaşık 50 bin kişi tarafından ziyaret edilerek turizme de destek oluyor.

Tesiste geçen yıl 8 milyar 300 milyon kilovatsaat enerji üretimi gerçekleştirilerek, ekonomiye yaklaşık 3,3 milyar liralık gelir oluşturuldu. 

Keban Ve Karakaya'dan Ekonomiye Büyük Katkı

Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından inşa edilen Karakaya Barajı'ndan bugüne kadar 219 milyar kilovatsaat enerji üretilerek ekonomiye 88 milyar lira katkı verildi.

Geçen yıl barajda 7 milyar 700 milyon kilovatsaat enerji üretimi gerçekleştirildi. Böylece ekonomiye sağlanan destek yaklaşık 3 milyar lirayı buldu.
 
Hidroelektrik enerji açısından Türkiye'nin ilk dev yatırımlarından biri olan Keban Barajı'nın yapımı 1981'de tamamlandı. Enerji üretmeye başladığı tarihten bu yana 267 milyar kilovatsaat üretim yapılan Keban HES'in, ülke ekonomisine getirisi 106 milyar lirayı buldu. 

Söz konusu barajda 2019'da 7 milyar 15 milyon kilovatsaat enerji üretimi yapıldı ve ekonomiye yıllık yaklaşık 2,9 milyar lira katkı oluşturuldu. 

Birecik ve Berke Barajlarında Üretim

Birecik Barajı geçen yıl 2 milyar 600 milyon kilovatsaat enerji üretimiyle ekonomiye yaklaşık 1 milyar lira, Berke Barajı ise 2 milyar 200 milyon kilovatsaatlik üretimle 880 milyon lira katkı sağladı.
Böylece söz konusu 5 baraj ve HES'ten üretilen enerji miktarı 28 milyar kilovatsaate yaklaştı. Ekonomiye verilen katkı da 11,1 milyar lirayı buldu. 
 

Pakdemirli: Türkiye Un Ve Makarna İhracatında Dünya Birincisi

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Mersin'de tarım ve orman sektör temsilcileriyle bir araya geldi.

"Söz sizde" sloganıyla düzenlenen "Tarım Orman Buluşmaları"ndaki konuşmasında, kentin önemli bir tarım merkezi olduğunu söyleyen Bakan Pakdemirli, 15 yıl aradan sonra 7 binden fazla paydaşın katılımıyla 3. Tarım Orman Şurası'nın düzenlendiğini ifade etti.

Türkiye'nin coğrafi işaretli ürün potansiyelinin 2 bin 500 olduğunu ve bu ürünlerin tanıtımını çok önemli bulunduğunu belirten Pakdemirli "Coğrafi işaret ve ürünlere hikaye ekleme önemli. İngiliz kraliyet ailesi hep çok konuşuluyor. Kraliyet ailesinden bir hanımefendi, hamileyken bizim Bursa'nın siyah incirini yiyor. Bugün o siyah incir, düne göre avro bazında 2-3 katına satılıyor" diye konuştu.
Türkiye'nin, coğrafi konumunun da önemli bir avantaj olduğuna işaret eden Bakan Pakdemirli "1,9 trilyon dolarlık tarımsal ticaret hacminin tam ortasında bulunuyoruz. Hatta dünyanın tam merkezindeyiz. Türkiye'nin konumu, dünyadaki birçok ülkeden çok daha iyi" ifadesini kullandı.

Türkiye'nin 2002'de un ve makarna ihracatında dünya 11'inciliğinden, 2005'ten itibaren dünya birinciliğine yükseldiğini belirten Pakdemirli, tarımın, günlük hayatta ve siyasette speküle edilmemesi gereken bir konu olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:

"Hep, 'Buğdaya Türkiye'yi muhtaç ettiniz' derler. Halbuki Türkiye, kabaca son 15-20 senedir 20 milyon ton buğday üretir, 20 milyon ton da tüketir. Türkiye'nin buğday ithalatı var mıdır? Vardır. İşte var olmasının sebebi Türkiye'nin un ve makarna ihracatında dünyada ilk sırada yer alması. Ne zamandır bir 'Demirperde' ülkesi olduk da Türkiye ithalat yapmayacak? Mersin'e soruyorum. Rahmetli Özal zamanında bir yandan da koruyarak muz ithalatını serbest bırakmasaydı bugün muzda bu noktaya gelebilir miydik? Kontrollü olduğu sürece ithalat, buğday ithalatı yapılabilir. Bunu nerede kullanıyorsunuz? Un ve makarna ihracatında. Türkiye, 21. yüzyılda, kendi içine kapanıklıklarının ve akıl tutulmalarının hepsini kırıp çok daha büyük ihracat yapan, çok daha büyük potansiyeli olan bir ülke olmak durumunda. Şunu da müjdelemek istiyorum. Birkaç yıl içerisinde Mersin artık sadece Türkiye'ye değil dünyaya muz ihraç eder konuma gelmiştir, gelecektir."
Türkiye'nin son 17 yıldaki tarımsal rakamlarına da değinen Bakan Pakdemirli,  bitkisel üretimin yüzde 20 arttığını, kırsal kalkınma alanlarında 200 bin istihdamının sağlandığını, tohum üretiminin 7 kat, tohum ihracatının da 9 kat yükseldiğini söyledi.

1.700'e yakın ürün, 195 ülkeye satıldığını ifade eden Pakdemirli "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içerisindeki çok kısa bir dönemde yüzde 100 yerli ve milli, 45 dakika şarjla 7 saat çalışabilen bir elektrikli traktör prototipini de geliştirdik. Bunda eğer seri üretime geçebilirsek ki çalışmalar sürüyor, çiftçimizin ve üreticimizin en önemli girdi kalemlerinden biri olan mazotun maliyetini yüzde 90 düşürmemiz mümkün olacak. Bu da Türk üreticisine farklı bir yön vermiş olacak. Bu traktörün dünyaya ihraç potansiyelini de unutmamak gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Toplam desteklerin 2002 yılında 1,8 milyar lirayken 2019'da 9 kat artışla 16,1 milyar liraya çıkarıldığını kaydeden Pakdemirli, 2020'de tarımsal desteklerin tam yüzde 36 artışla 22 milyar liraya çıkarıldığını belirtti.

Mersinli çiftçilere son 17 yılda 1 milyar 760 milyon liralık tarımsal destek verildiğini belirten Pakdemirli, 2016-2018'de 582 projeye 17,5 milyon liralık destek sağlandığını dile getirerek, sulama konusunda önemli yatırımlar yapılan kentin, üretiminde birinci olduğu muz, limon, yeni dünya, çilek, erik gibi ürünlerin geliştirilmesi konusunda iş birliğini önemsediklerini belirtti.
Yurt genelinde yapılan "Geleceğe Nefes" kampanyasına da değinen Bakan Pakdemirli, şöyle konuştu:

"Biz orman teşkilatı olarak çalışkan bir teşkilatız. Zaten her yıl önemli ölçüde fidan dikiyoruz. Önemli olan bunu milletle, vatandaşla dikmekti. Bu konuda gerçekten çok önemli bir başarı elde ettik. Tabii ki bu başarı bizim değil, sizlerin başarısı. Millet bu projeye sahip çıktı. 11 milyon fidan programında 268 bin fidan dikimini Mersin'de yaptık. Bu o kadar güzel bir proje oldu ki bize de ilham verdi. Yeni yılda da bir tweet ile bu işi başlattım. Dedim ki 'Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı herkese birer fidan olmak kaydıyla 82 milyon fidan dikeceğiz.' Yine milletle, yine sizlerle beraber."
Yoğun çalışmaları neticesinde tarımsal kredi faizlerinin yüzde 12'den yüzde 9'a düştüğünü vurgulayan Bakan Pakdemirli "Yüzde 25 ile yüzde 100 oranında faiz sübvansiyonu sağladığımızı da hesap ettiğimizde bazı faiz oranları ortalama yüzde 5'e, 4,5'a, hatta sıfıra kadar inecek durumda." ifadesini kullandı.

Kentten, Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme kapsamında 23 proje başvurusunun geldiğini aktaran Pakdemirli, projelerin tamamına "kabul" verildiği bilgisini de paylaştı.
185 bin dekar araziyi sulayacak Pamukluk Barajı'nın inşaat çalışmalarının 2020'de tamamlanacağını da belirten Bakan Pakdemirli  "Anamur Alaköprü Sulaması'nın inşaat ihalesinin gelecek ay yapılacağını, Erdemli Karacaoğlan Göleti'nin inşaat çalışmalarına da bu yıl başlanacağını söyledi.
 

Türkiye’nin 13. Ramsar Alanı Kuyucuk Gölü’ne Can Suyu

Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü Kars’ta bulunan ve Türkiye’nin 13. Ramsar Alanı olan Kuyucuk Gölü’nün kurak geçen dönemlerde kuruma riskine karşı can suyu temin etmek maksadıyla su kuyusu açtı.

Başta Uzunbacak (Himantopus himantopus), Angıt (todorna ferruginea), Sakarmeke (Fulica atra), Karaboyunlu batağan (Podiceps nigricollis), Dikkuyruk (oxyura leucocephala), Sığıcık kuşları(Sturnus vulgaris) Bozkaz (Anser anser) olmak üzere göç eden birçok kuş türüne ev sahipliği yapan, Kuyucuk Gölü havaların kurak geçtiği dönemlerde kuruma riskiyle karşılaşabiliyordu.
Gölün karşılaştığı bu riski ortadan kaldırmak, kurumasını engellemek ve tekrar canlandırarak yüzbinlerce kuşu ağırlayabilmesini sağlamak için DSİ Genel Müdürlüğü, Kars Valiliği ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ortak bir çalışma başlattı.

Göle Günlük 2 Bin Metreküp Su Verilecek

Bu çalışma çerçevesinde DSİ, göle can suyu sağlamak için 140 metre derinlikte bir sondaj kuyusu açtı. Saniyede 24 litre suyun çekilebileceği kuyu ile gölün kuruması engellenecek. Böylece Kars ilinin önemli turistik bölgelerinden birisi olan ve Afrika-Avrasya kuş göçü yolu üzerinde yer alan, Türkiye'nin 13. Ramsar alanı ve Doğu Anadolu'nun 1. sıradaki önemli kuş cenneti olan Kuyucuk Gölü’nde doğal hayatın devam etmesine katkı sağlanmış olacak​
 

"Marka Geliştirme Ve Tanıtım Ajansı" kurulacak

Türkiye'de üretilen tarım ve gıda ürünlerinin markalaşması ve coğrafi işaretli ürünlerin Avrupa Birliği'nden (AB) de tescil alması için geliştirilen yeni stratejiler çerçevesinde, bu konudaki çalışmaları tek çatı altında toplayacak "Marka Geliştirme ve Tanıtım Ajansı" kurulması planlanıyor.

Tarım ürünlerinin markalaşmasına yönelik çalışmalara hız verilecek.
Bu kapsamda, ticari potansiyeli yüksek ürünler ile yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerin tanıtımına yönelik faaliyetler artırılacak. Üretici örgütleri pazarlama, tanıtım ve coğrafi işaret alanlarında güçlendirilecek. 

Gıda, tarım ve orman ürünlerinin ayrı ayrı kalite standartları belirlenecek ve bu standartlara göre üretilmeleri yönünde gerekli koordinasyon sağlanacak.
Standartlarına göre üretilen ürünlere yönelik kalite ve prestij geliştirme amaçlı marka çalışmaları gerçekleştirilecek. 
Faaliyetler kapsamında Tarım, Gıda ve Orman Ürünleri Marka Geliştirme ve Tanıtım Ajansı kurulacak. Bu ajansla marka, tescil, standardizasyon, reklam, tanıtım, izleme ve geliştirme çalışmaları tek çatı altında toplanacak. Yetki ve sorumluluğun tek bir kurumsal yapıda toplanmasını sağlayacak ajans, katılımcı, verimli, etkin ve sonuç odaklı çalışma prensibini benimseyecek. Bu ajansın kurulmasına yönelik yasal zemin araştırılacak. 

Yerel Ürünler AB'de Tescil Edilecek
Öte yandan, Tarım ve Orman Bakanlığı'nca yürütülen "Coğrafi İşaretlerde Farkındalığın Artırılması Projesi"nin de kapsamı genişletilecek. Yurt içinde tescilli ürünlerin artması ve uluslararası düzeyde coğrafi işaret tescili almaları yönünde çalışmalar başlatılacak. 

Türkiye'deki coğrafi işaretli ürünlerden AB düzeyinde tescil alma kapasitesi bulunanlar tespit edilecek. Bu ürünlerin AB düzeyinde tescili için ilgili kurum ve kuruluşlarla çalışmalar yürütülerek farkındalık çalışmaları düzenlenecek. 

Ekonomik değer taşıyan coğrafi işaretli ürünlerin yerelden ulusal pazar zincirine katılmalarını sağlamak amacıyla çalışmalar yapılacak. Coğrafi işaretlerin başvuru öncesi hazırlıklar ve tescil sonrası pazarlama ağının etkinleştirilmesi için ilgili taraflarla ihtiyaç analizi gerçekleştirilecek. Bu ürünlerin arz güvenliğiyle ilgili koordinasyon sağlanacak. 
Bu ürünlerde farkındalığı artırmak için medya iletişim araçlarından yararlanılacak, belirlenecek sektörler özelinde coğrafi işaretler çalıştayı ve "AB Yolunda Coğrafi İşaretler Çalıştayı"  düzenlenecek. 
Bakanlıkça, Türkiye-AB arasındaki iş birliği çerçevesinde öncelikli olarak tescil edilmesi uygun olacağı düşünülen coğrafi işaretli tarım ve gıda ürünlerinin tespiti amacıyla çalışmalara da başlandı.
 

Kalkan Balığı Kotasında En Büyük Pay Türkiye’ye

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Karadeniz'de aşırı avcılık nedeniyle stokları azalan kalkan balığıyla ilgili avcılıkta kota uygulamasına geçileceğini belirterek, "Bu kapsamda Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu tarafından Karadeniz'deki toplam avlanabilir kalkan balığı miktarı 857 ton olarak belirlendi ve bu miktar Karadeniz'e kıyısı olan ülkelere bölüştürüldü. Burada en büyük payı 497 ton ile Türkiye aldı." dedi.

Bakan Pakdemirli, Türkiye ve dünyada denizlere olan ilginin her geçen gün arttığını ve değerli bir hayvansal protein kaynağı olan balık stoklarından daha fazla pay elde etmek için ülkelerin birbiriyle yarışa girdiğini söyledi.

Bu mücadelelerden birinin geçen hafta Karadeniz'de kalkan balığı kota paylaşımında yaşandığını ifade eden Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin de üyesi bulunduğu Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM) geçen hafta Atina'da bir toplantı yaptı. Toplantıda, Karadeniz'deki kalkan balığı stoklarının aşırı avcılığa maruz kalması nedeniyle, türün korunması ve stoklarının iyileştirilmesi amacıyla bir takım düzenlemeler getirildi. Bu kapsamda Karadeniz'deki toplam avlanabilir kalkan balığı miktarı 857 ton olarak hesaplandı ve avcılığın kotayla yönetilmesine karar verildi. Belirlenen bu miktar da Karadeniz'e kıyısı olan ülkelere bölüştürüldü. Ülkemizin yoğun müzakereleri sonucunda en büyük pay yüzde 58 (497 ton) ile Türkiye'nin oldu. Bu kota, 2020 yılından itibaren üç yıl boyunca uygulanacak. Alınan bu kotanın, ülkemiz ve Karadeniz'de avcılık yapan balıkçılarımıza hayırlı olmasını diliyorum."
 
 

Çin’e gıda ihracatında yüzde 86’lık rekor artış

2018 yılının Ocak – Ekim döneminde Çin’e 110 milyon dolar olan gıda ihracatı, 2019 yılının 10 aylık döneminde yüzde 86 arttırarak 205 milyon dolara çıktı.

Ekonomi Servisi
Türkiye gıda ihracatçıları, 2019 yılının 10 aylık döneminde yüzde 86’lık ihracat artış hızı yakalayarak 205 milyon dolar ihracat yaptıkları, yıllık 2 trilyon doların üzerinde ithalat yapan Çin’e gıda ihracatını arttırmak için 5-10 Kasım 2019 tarihlerinde düzenlenen Çin Uluslararası İthalat Fuarı'na çıkartma yaptı. Ege İhracatçı Birlikleri (EİB)  Heyetine Başkanlık eden EİB Koordinatör Başkan Yardımcısı Birol Celep, Çin’in meyve tüketiminin çok fazla olduğunu, amaçlarının bu büyük pazara yaptıkları ihracatı katlanarak arttırmak olduğunu kaydetti.

Çin’e Gıda İhracatında Hedef 1 Milyar Dolar
Ege İhracatçı Birlikleri’nin yıllık 5 milyar dolarlık gıda ürünleri ihraç ettiğine dikkati çeken Celep; “Çin frutaryen bir yapıya sahip. Yani meyve kültürüyle beslenme alışkanlığını seven bir toplum. Biz bu potansiyeli kullanarak 2018 yılının Ocak – Ekim döneminde Çin’e 110 milyon dolar olan gıda ihracatımızı, 2019 yılının 10 aylık döneminde yüzde 86 arttırarak 205 milyon dolara çıkardık. Çin’e önümüzdeki 2-3 yılda yıllık 1 milyar dolar gıda ürünleri ihraç etmeyi hedefliyoruz” şeklinde konuştu. Celep, Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nın, dünyanın dört bir tarafından Çin'e ihracat yapmak isteyen ihracatçıları buluştuğunun altını çizdi
.
Çin'e Fındık İhracatı 2'ye Katlandı
EİB verilerinden, yapılan derlemeye göre Türkiye'den Çin'e 10 ayda 205 milyon dolarlık gıda ürünleri ihracatı gerçekleşti. Çin’e gıda ihracatında aslan payını yüzde 107 artarak 34 milyon 296 bin dolardan 71 milyon dolara çıkan fındık aldı. Kuru meyve sektörü de Çin pazarında yaptığı tanıtımların semeresini gördü. Geçen yılın 10 ayında Çin’e, 7 milyon 946 bin dolarlık ihracata imza atan kuru meyve sektörü rakamı bu yıl yüzde 131 artışla 18 milyon 427 bin dolarlık ihracat rakamına ulaştı. Meyve sebze mamulleri sektörü de aynı dönemde yüzde 70 artışla 24 milyon 914 bin doları Türkiye ekonomisine kazandırdı. Bu yıl kiraz ihracatına kapıların açılmasıyla da yaş meyve sebze ihracatı Çin'e 3 milyon 380 bin dolara yükseldi.
 
 

Çorum Dünya Rekorunu Kırdı

11.11.2019 tarihinde 'Geleceğe Nefes' Seferberliği kapsamında, 81 ilde 2023 noktada, yaklaşık 1 milyon kişi tarafından, 11 milyon fidan 3 saatte toprakla buluştu. Fidan dikim törenlerine, öğrencilerden askeri birliklere, sivil toplum örgütlerinden kamu kurum ve kuruluşlarına, esnafından işçisine, sanatçısından sporcusuna kısaca 7'den 77'ye toplumun bütün kesimlerinden vatandaşlar katıldı.

Türkiye, ağaç sevgisi ve orman bilinci konusunda dünyaya örnek olacak bir seferberlik hareketine imza atarken; 'Geleceğe Nefes' ilk dünya rekorunu da kırdı.
Gerçekleştirilen fidan dikme etkinliğinin önemli noktalarından biri Çorum oldu. Guinness Rekorlar kitabında da yer alan ve ''232.647 adet fidan ile Endonezya'ya ait olan '1 saatte en fazla fidan dikme' dünya rekoru, Çorum'da 3 bin kişinin katılımı ile dikilen 303 bin 150 fidan ile Türkiye adına tescil ettirildi.

Guinness resmi hakemi Şeyda Subaşı Gemici ile Guinness rekor danışmanı Aydın Türkgücü de düzenlenen basın toplantısı ile Çorum'un dünya rekoruna ilişkin tescil belgesini Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye verdi.

Bakan Pakdemirli, " Dün fidan diktiğimiz önemli noktalardan biri de Çorum'du. Çorum'da dün Guinness Dünya Rekoru denemesine hep beraber şahitlik ettik. Daha önce 232 bin 647 adet fidan ile Endonezya'ya ait olan '1 saatte en fazla fidan dikme' dünya rekoru, dün Çorum'da 3 bin kişinin katılımıyla dikilen fidanlarla Türkiye adına tescil ettirildi." dedi.

Geleceğe Nefes Seferberliği ile Türkiye adına tescil ettirilmesi hedeflenen diğer Guinness Dünya Rekoru ise, "Dünyanın en büyük online fidan diken insan fotoğrafı albümü" olacak. Bu rekor için, 11 Kasım'da fidan dikenlerin, fidan dikim süresi 3 saat içinde ve sonrasında fidan dikerken çektikleri fotoğraflarını www.gelecegenefesalbum.com sitesine girerek yüklemesi gerekiyor. Çekilen fotoğrafların Guinness tarafından onaylanabilmesi için gereken teknik koşullar da www.gelecegenefesalbum.com sitesinde yer alıyor. 
 

Tarım arazileri için Faizsiz finans sistemi güçlenecek

Cumhurbaşkanlığı Yıllık Proğram çerçevesinde faizsiz sistemin Türkiye ekonomisindeki yerini güçlendirmeye yönelik uygulamalar devreye alınırken, derecelendirme kuruluşu oluşturulacak.
"Faizsiz finans ürünlerine yönelik güçlü talep potansiyeline" dikkat çeken Başkan Recep Tayyip Erdoğan, faizsiz finans sisteminin Türkiye ekonomisindeki yerini güçlendirmeye yönelik 10 önemli adıma imza attı. Uygulama kapsamında faizsiz finans prensiplerine uygunluk adına derecelendirme kuruluşu oluşturulacak.
Faizsiz finans sistemine ilişkin ürün ve hizmet çeşitliliğini artırmaya yönelik düzenlemeler yapılacak.

Bu kapsamda kurumsal faizsiz borç uygulamalarının kurulması teşvik edilecek. Faizsiz finans alanında en iyi uygulama örneği olan sukuk ihracı yapılacak. Tarım arazileri gelirlerine yönelik Altyapı GYO kurulacak. İhracat finansmanı için ortak standart bir ürün oluşturulacak. Faizsiz finans prensiplerine uygunluk adına derecelendirme kuruluşu oluşturulacak. Faizsiz finans prensiplerine uygun pay tabanlı kitlesel fonlama platformu kurulacak.

Katılım sigortacılığı geliştirilecek
Emtia murabahası işlemlerinin yurt içinde gerçekleştirilebilmesi için kira sertifikasına, elektronik ürün senedine veya hisse senedi portföyüne dayalı platformların oluşturulması sağlanacak. Bu kapsamda Hazine ve Maliye Bakanlığı ve ilgili kurumlar tarafından kurulması öngörülen piyasanın/platformun işleyişine ilişkin iş akış süreçleri ve standartlar belirlenecek.
Faizsiz finans denetim standartları oluşturulacak. Bunun için faizsiz finans kuruluşlarına ilişkin altı denetim standardı mevzuata kazandırılacak.
Faizsiz finansa ilişkin araç ve kurumların terminolojisinin standardizasyonu sağlanacak. Kurumlar arası terminoloji birliğini sağlamak üzere Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) tarafından yayınlanan Terimler Sözlüğü yeni araçları da içerecek şekilde geliştirilecek. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından Kira Sertifikaları Tebliğinde değişiklik yapılarak sukuk terimi düzenleme kapsamına alınacak.

Türk Reasürans AŞ, katılım reasürans hizmeti verecek
Faizsiz finans kurumsal yönetişim sistemi tesis edilecek ve uluslararası uygulamalarla uyumlaştırılacak. Katılım Sigortacılığı Genel Görünüm ve Durum Tespit Raporu hazırlanarak katılım sigortacılığına ilişkin iyileştirme alanları tespit edilecek.
Katılım sigortacılığı faaliyetlerinin faizsiz finans prensipleriyle uyumlu olacak şekilde gelişimini teminen katılım sigortacılığı mevzuatında değişiklik çalışması yapılacak. Etkin denetim ve gözetimi sağlamak amacıyla Katılım Sigortacılığı Denetim ve Gözetim Rehberi hazırlanacak.
Ülke kaynaklarının yurt dışına akışının önüne geçilmesi için katılım reasürans fonu kurulacak. Bu kapsamda Türk Reasürans AŞ'nin katılım reasürans hizmeti vermesi sağlanacak.
Gerekli çalışmalar neticesinde katılım banka kredilerinin toplam krediler içindeki payının 2020'de yüzde 5,5'e hedefleniyor.
 

Hidroelektrik Üretiminde Rekor

2016’ya Ait Yıllık Üretim Rekoru, 2019’un İlk 10 Ayında 79.3 Milyar Kwh'lik Üretimle Geçildi
 
Temiz ve yenilenebilir enerji olan hidroelektrik santrallerinden (HES) üretilen enerjide yeni bir rekor kırıldığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 2016 yılına ait yıllık üretim rekorunun, 2019’unilk 10 ayı itibarıyla 79,3 milyar kWh’lık üretimle geride bırakıldığını söyledi.

 Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü ve özel sektör tarafından Türkiye’de işletmeye açılan hidroelektrik santrallerin ürettiği elektriğin 2019’un ilk 10 ayı itibariyle 79,3 milyar kWh’ye ulaştığının altını çizen Bakan Pakdemirli “2016’ya ait olan yıllık en fazla üretim olan 67,2 milyar kWh ise daha şimdiden geçilerek yeni bir rekora imza atıldı” dedi.


Hes’ler Enerji Üretiminde İkinci Sırada Geliyor
2019 yılı itibarıyla enerji üretim kaynakları arasında HES’lerin ikinci kaynak konumunda olduğunu da vurgulayan Pakdemirli “İlk 10 aylık süreçte elektrik üretimindeki kaynak payları, kömür % 36.3,  HES % 31.5,  doğal gaz % 17.3, Rüzgar enerji santralleri (RES) % 7.3, Güneş Enerji Santralleri (GES) % 3.4 ve Jeotermal enerji santralleri (JES) % 2.6 şeklinde gerçekleşti” diye konuştu.

Üretimin Ülke Ekonomisine Katkısı 19,8 Milyar TL
Boşa akan suların gücünü ülke ekonomisine kazandırmak için enerji sektörüne yatırım yaptıklarını da ifade eden Bakan Pakdemirli “ Bu yatırımlar ile bu senenin ilk 10 ayında 79,3 milyar kWh ile ülke ekonomisine 19,8 milyar liralık katkı sağlandığını belirtti.

79,3 Kwh İçin 3,5 Milyar Dolarlık Doğalgaz Gerekiyor
Temiz ve yenilenebilir enerji kaynağı olan HES projelerini hayata geçirmenin Türkiye açısından bir zaruret olduğunun altını çizen Pakdemirli “Türkiye enerji ithal eden bir ülke konumunda bulunuyor. Kendi kaynağımız olan bu enerjiyi değerlendirmek zorundayız. İlk 10 ayda bu kaynaktan üretilen 79,3 kWh’lik enerjiyi şayet ithal ettiğimiz doğalgazdan üretmiş olsaydık, 3,5 milyar dolarlık bir meblayı başka ülkelere ödemek zorunda kalacaktık. Dolayısıyla HES’lerin dış ticaret açığımıza da olumlu yönde bir katkısı var” değerlendirmesinde bulundu.


 

11 Ekim Dünya Yumurta Günü

Her yıl Ekim ayının ikinci cuma günü, dünyanın birçok ülkesinde 'Dünya Yumurta Günü' olarak çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.

Yumurta ihracatını yıllık 350 milyon dolara çıkarak dünyada ikinci sıraya  Türkiye yerleşiyor. Uluslararası Yumurta Komisyonu'nun (IEC) 1996'da ilan ettiği "Dünya Yumurta Günü", dünyanın birçok ülkesinde ve son beş yıldır da Türkiye'de kutlanıyor. Bu yıl 11 Ekim'de kutlanacak Dünya Yumurta Günü'nde, 2011 yılında 284 milyon dolarlık yumurta ihracatını 2012 sonunda 350 milyon dolara çıkaran Türk kanatlı sektörü, ihracatta Hollanda’dan sonra ikinci sıraya yerleşerek dikkat çekiyor. Son dört yıllık ihracat artışı değerlendirildiğinde yüzde 194 büyüme kaydeden sektör, dünyada en çok büyüme kaydeden ülke olarak da birinci sırada yer alıyor.

Hedef Türkiye'de de tüketimi arttırmak
Besin değeri açısından özellikle çocuklar için çok önemli bir protein kaynağı olan yumurtanın Türkiye'de kişi başı tüketimini, Avrupa Birliği ülkeleri ortalamasına çıkarmayı amaçlayan KTG ve YUM-BİR, Dünya Yumurta Günü'nde bu konuya özellikle dikkat çekmek istiyor. KTG Yönetim Kurulu Üyesi ve YUM-BİR Başkanı Pala, "Avrupa'da yıllık kişi başı tüketim ortalaması 225 adet, Japonya'da 328, Amerika'da 247. Türkiye'de ise bu rakam 185. Yumurta üretiminde ilk 10'da, ihracatta ise ikinci sırada olan Türkiye için bu rakam oldukça düşük. İçeriğinde özellikle çocukların zihin gelişimi için gerekli olan kolini de barındıran yumurta protein ve vitamin bakımından da çok değerli bir besin. 7'den 70'e herkesin tüketmesi gerekiyor. Sektör olarak bu konuda sosyal sorumluluk projelerini önemsiyor, son dört yıldır da Ankara'da LÖSEV ve Omurilik Felçlileri Derneği'nin haftalık taze yumurta ihtiyacını karşılıyoruz. Yıl içinde dönemsel olarak farklı yumurta yardımları da yapıyoruz. Hedefimiz ihracatımızı artırırken, ülkemizde de yumurta tüketimini artırabilmek ve sağlıklı nesiller yetişmesine yardımcı olabilmek." diyor.
KTG Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Aydemir ise sektörün dünyadaki ekonomik başarısına değinirken, hayvansal protein tüketimine de dikkat çekiyor, "Türkiye'de üretilen yumurta, piliç eti, damızlık kümes hayvanlarının kalitesini dünya çapında duyurarak Türkiye'nin dünya pazarındaki payını yükseltmek istiyoruz. Bu yıl hedefimiz, tavuk etinde 1.9 milyon ton, yumurtada 15 milyar adet üretim gerçekleştirmek. Ancak sağlıklı beslenme için ülkemizde de hayvansal protein tüketimini arttırmamız gerekiyor. Tüm dünyada ve ülkemizde de son beş yıldır kutlanan 'Dünya Yumurta Günü', hayvansal proteinin, özellikle yumurtanın vücut gelişimi ve sağlığı için önemini anlatmamız için bir araç."
 

'1000 Çiftçi 1000 Bereket’

Cargill, ülkemizin çiftçilerini sürdürülebilir tarım uygulamaları konusunda destekleyip verim ve kazançlarını artırmak hedefiyle başlattığı ‘1000 Çiftçi 1000 Bereket’ kurumsal sosyal sorumluluk programı kapsamında, mısır tarımında güvenli ve sağlıklı çalışma ortamının gelişmesine katkı sunmak amacıyla İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimleri’ne başladı.

 Bu yılın başında hayata geçirdiği “1000 Çiftçi 1000 Bereket” programıyla çiftçilerin verimliliklerini ve refahlarını artırmak için çalışmalar yapan Cargill, Türkiye’de mısır tarımında güvenli ve sağlıklı çalışma ortamının oluşturulmasına katkı sunmak için, Konya’nın Çumra, Karaman, Ereğli ve Karapınar ilçelerinde iki gün süren eğitim programları gerçekleştirdi.

Mersin, Adana, Konya, Karaman, Manisa ve İzmir’de mısır tarımı yapan 1000 çiftçi ile yürütülen program kapsamında üreticiler, iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarıyla bir araya geliyor. İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili farkındalık oluşturulması ve üretimde bu kültürün yerleşmesi amacıyla düzenlenen eğitimlere Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) uzmanları da katılıyor. Çiftçilerin yenilikçi dijital araçlara erişimini sağlayarak refah artıran tarım uygulamalarının yaygınlaşmasını hedefleyen program kapsamında üreticiler, alanında uzman ziraat mühendislerinden zirai ve teknik danışmanlık almaya ise devam ediyor.

2019 üretim sezonundan başlayan ve üç sezona yayılması planlanan “1000 Çiftçi 1000 Bereket” programı Mersin, Adana, Konya, Karaman, Manisa ve İzmir illerinde mısır tarımıyla uğraşan 1000 çiftçi ile yürütülüyor. İlk yıl program kapsamında 1000 çiftçi ekim öncesi ziyaret edildi ve tarlalarında dijital toprak analiz cihazı ile toprak analizleri yapıldı. 22 ziraat mühendisinin görev aldığı programda çiftçiler, ekimden hasada kadar doğru gübreleme, sulama yöntemleri ve hastalıklarla mücadele konusunda verilen danışmanlık hizmetinden yararlanıyor. Çiftçiler 444 5 175 numaralı telefon hattından ulaşabildikleri 1000 Çiftçi 1000 Bereket Danışma Hattı kanalıyla her türlü zirai problemlerini uzman ziraat mühendislerine danışabiliyor ve Çiftlik Yönetim Sistemi online portalı ile de tarlalarını bir işletme gibi yönetme imkânı buluyorlar.
 

Bursa Yenişehir Küçükbaş Hayvancılıkta Kalitesini Tescilledi

Bursa'nın Yenişehir ilçesinde yetiştirilen damızlık koyun ve koçlar Türkiye genelinde düzenlenen fuarlarda birinciliği kimseye kaptırmazken, ilçede son yıllarda Avrupa standartlarında hayvancılık yapılmaya başlandı.

Yenişehirli hayvan üreticileri Avrupa standartlarında tesislerinde yetiştirdikleri kaliteli koyun ırkları sayesinde başarılarını tescilleyerek Avrupa'daki sistemle hayvanların pedigrilerini de tutuyor. Damızlık koyun üreticisi Berkay Yıldız, "İşletmemizde çeşitli katıldığımız fuarlarda hayvanlarımızın kaliteli olduğunu söylemiş belgelerini hayvan üreticilerine göstermiştik. Katıldığımız fuarlarda da birincilik ödülleri alarak kalitemizi Türkiye çapında tescillemiş olduk. Bunun başarısı da hayvanlarımıza iyi bakarak, iyi rasyonla, doğru bir aşılama programı sayesindedir. İşletmemizde ile de france ve suffolk yetiştiriyoruz. İle de France konusunda Türkiye'de 81 ilde satış gerçekleştiriyoruz. Gelen taleplere yetişemiyoruz" diye konuştu.

Yıldız, "İşletmemiz Avrupa standartlarına uygun bir tesistir. Hayvanların zemini komple ızgara sistemiyle donatılmıştır. Avrupa'da pedigrili hayvan dedikleri konuyla alakalı bizde işletmemiz olarak kendimiz çalışma yapıyoruz. Kendi pedigrimizi kendimiz tutuyoruz" dedi.
 

Turuncu Bayrak ile İsrafa Dur Denilecek

Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA), ülkemizde son dönemde yaygınlaşan serpme kahvaltı kültürü nedeniyle yıllık 100 milyar liralık israf yaşandığını açıkladı. TİSVA, otellerde uygulanan ‘her şey dahil’ ve ‘ultra her şey dahil’ gibi sistemlerin de israfı arttırdığını vurguladı. Türkiye’nin gıda israfı tablosuna göre serpme kahvaltılar, yıllık 100 milyar liralık israfa neden oluyor.
Dünyada 67 ülkenin yer aldığı ‘gıda kaybı ve israf’ başlığı altında yapılan çalışmada Türkiye 65. sırada yer alıyor. Yılda 214 milyar liralık gıda israfı yapılan Türkiye’de bu miktar tam olarak 12 milyon tona denk geliyor.

Özellikle son dönemde giderek yaygınlaşan serpme kahvaltı kültürü 100 milyar liralık gıdanın israf edilmesine sebep oluyor. TİSVA Başkanı Prof. Dr. Aziz Akgül, kahvaltıda gelen zeytin, peynir, domates, tereyağı, reçel, yumurta ekmek gibi gıdaların birçoğunun tüketilmediği için çöpe gittiğini ifade etti.

İsrafının Önüne geçebilmek için Turuncu Bayrak Projesi devreye girecek.

Otel ve restoran işletmelerindeki gıda israfının önemli ölçüde azaltılması için hayata geçirilen Turuncu Bayrak projesi ile bu konuda 3 yıl içerisinde otellerdeki gıda israfını yüzde 30, 5 yıl içinde ise yüzde 70 azaltılması hedefleniyor.

Proje gıdaya saygılı, geri dönüşüm odaklı, çevre ve doğa dostu, hayvansever, işletme giderlerini azaltan, ülke ekonomisine katkı sağlayan otellere ekstra saygınlık katıyor.
 

Bakan Fakıbaba ‘Türkiye, tarımsal üretimde dünyada yedinci, Avrupa da birinci sıraya yükselmiştir’

Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesinin ev sahipliğinde Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi öncülüğünde başlayan ‘Türkiye’de Tarım Politikaları ve Ülke Ekonomisine Katkıları’ konulu uluslararası sempozyuma  katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba Şu açıklamalarda bulundu.  
“Türkiye tarımsal dış ticarette net ihracatçı bir ülke konumuna gelmiştir”
Bakan Fakıbaba, bakanlık olarak tarım alanında yaptıkları çalışmaları anlattı. Tarımı, stratejik ve iktisadi bir sektör olarak ele aldıklarını, çiftçiyi de bu stratejinin merkezine alarak projeler belirlediklerini dile getiren Bakan Fakıbaba, “AK Parti Hükumetlerimizin yapmış olduğu çalışmalar sonucu Türkiye, tarımsal üretimde dünyada yedinci, Avrupa da birinci sıraya yükselmiştir. Türk tarımına ve Türk çiftçisine hak ettiği değeri ve desteği biz verdik. 20 milyon insanımızın, tarımda istihdam edilen 5 buçuk milyon vatandaşımızın daha iyi şartlarda üretmesi ve daha çok kazanması için büyük reformlar yaptık. Tarım ve gıda ürünleri ihracatımız 2002-2016 döneminde 4 kat artmış 3.7 milyar dolardan 16.2 milyar dolara çıktı. Türkiye tarımsal dış ticarette net ihracatçı bir ülke konumuna gelmiştir” dedi.
 Son günlerin tartışma konusu olan et fiyatlarına da değinen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, hayvansal ürünler ithalatını bitireceklerini söyleyerek, “Her zaman ve her yerde söylüyorum, ana olmadan dana olmaz, dana olmadan da et olmaz. İşte bu bilinç ve şiarla 250 bin damızlık düve projesi, 300 damızlık koyun projesi. Birlikte yürüttüğümüz müşterek diğer proje ve çalışmalarımızla orta ve uzun vadede inanıyoruz ki hayvan ithal eden değil ihraç eden ülke konumuna geleceğiz” diye konuştu.

 
 

Peskov, Putin ve Erdoğan, Türk Tarım Ürünlerinin Sevkiyatını Konuştu

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ankara'daki görüşmeleri sırasında Türk tarım ürünleri sevkiyatını konuştuğunu söyledi.
Peskov, gazetecilerin Putin'le Erdoğan arasındaki görüşmede Türkiye'den domates sevkiyatının ele alınıp alınmadığı sorusuna 'liderlerin Türk tarım ürünleri sevkiyatını masaya yatırdığı' yanıtını verdi.
Peskov, "Liderler, tarım alanındaki ilişkiler de dahil hızla gelişen ikili ticari-ekonomik ilişkilerin farklı boyutlarını daha geniş bir bağlamda istişare etti" dedi.
Putin ve Erdoğan'ın görüşmesi sonrası Rusya Tarım Ürünleri Denetim Ajansı (Rosselhoznadzor), Rusya'ya domates ihracatı için bir Türk şirketine daha izin vermiş, Rusya'ya domates ihraç etme izni alan Türk şirketlerin sayısı 15'e çıkmıştı.
1 Ocak 2016'da Türkiye'den domates sevkiyatına yasak getiren Rusya, bu yasağı 1 Kasım 2017'de kaldırmıştı.
 

Türkiye ile Katar Arasındaki Ticaret Hacminde Artış Bekleniyor

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, "Katar, çok önemli bir devlettir. Biz de kendisiyle iş birliği yapmak ve halkı ile hükümetine yardım etmek için hazırız." dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye ile Katar arasındaki ticaret hacminin yakın gelecekte 5 milyar dolara ulaşmasını beklediğini söyledi.
6. Uluslararası Katar Tarım Fuarı "Agriteq 2018" etkinlikleri sırasında Katar resmi haber ajansı QNA'ya açıklamalarda bulunan Fakıbaba, kardeş iki ülke olan Türkiye ile Katar'ın şimdi olduğu gibi gelecekte de tüm alanlarda iş birliği yapmaya devam edeceğini belirtti.
Her iki ülkenin ortak yatırım ve projeleri hayata geçirme konusunda çalışmalar yürüteceğini, bunun sadece Türkiye ve Katar ile sınırlı kalmayacak şekilde farklı ülkeleri de kapsayacağını dile getiren Fakıbaba, "Katar, çok önemli bir devlettir. Biz de kendisiyle iş birliği yapmak ve halkı ile hükümetine yardım etmek için hazırız." dedi.
Türkiye ile Katar arasındaki ticaret hacminin yakın gelecekte 5 milyar dolara ulaşmasını beklediğini kaydeden Fakıbaba, iki ülkeyi farklı konularda birbirine bağlayan ilişkilerden de övgüyle söz etti.
Bugün açılışı yapılan ve üç gün sürecek fuara 36 ülkeden 313 şirket katılıyor.
Fuara Türkiye'den de yaklaşık 40 şirket katılırken, Türk Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı için özel bir köşe ayrıldı.
Bakan Fakıbaba, açılış öncesinde Türk iş adamlarıyla bir toplantı gerçekleştirmişti.
Fuarda tarıma ilişkin konuların görüşüleceği oturumlar, rapor sunumları, gelişmekte olan ülkelerde tarım sektörünü destekleyecek son teknikler ve imkanlara ilişkin sunumlar yapılacağı kaydedildi.
 

Rusya'ya İhracatta Türkiye'den Resmi Adım

Rusya’nın Türkiye’den biber, patlıcan, marul, nar ve kabak ithalatı yasağını kaldırmasının ardından, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca bu gün itibarıyla il müdürlüklerine bu kapsamda yapılması gerekenlere ilişkin talimat gönderildi.    
Rusya'nın Türkiye'den biber, patlıcan, marul, nar ve kabak ithalatı yasağını kaldırmasının ardından, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca bugün itibarıyla il müdürlüklerine bu kapsamda dikkat edilmesi gereken hususlara ilişkin bildirimde bulunuldu.
Rusya, Türk hava sahasını ihlal eden Rus savaş uçağının düşürülmesinin ardından, 1 Ocak 2016 itibarıyla bazı ekonomik yaptırımlara giderek, Türkiye'den domates, portakal, elma gibi ürünlerin yanı sıra biber, patlıcan, marul, nar, kabak ile tavuk ve hindi eti ithalatına da yasak getirmişti. İlişkilerin normalleşmesiyle ürünlerdeki ithalat yasağı kademeli olarak kaldırılmaya başlanmıştı.
İlk Adım Atıldı 
Geçen hafta Rus Gıda Güvenliği Kurumu Rosselkhoznadzor'un Basın Sözcüsü Yuliya Melano, 5 Mart'tan itibaren Türkiye’den biber, patlıcan, marul, nar ve kabak ithalatına izin verileceğini duyurmuştu. Resmi işlemlerin ardından Türkiye'de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından ilk adım bugün atıldı.
Rusya, bu süreçte herhangi bir olumsuzluk yaşanmamasını göz önünde bulundurarak, dün itibarıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının güvencesi altındaki tüm işletmelerden gelen nar ürünleri, patlıcan, biber, marul, bal kabağı ve kabak ithalatına izin verdi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca, il müdürlüklerine gönderilen yazı ile konuya ilişkin gerekli bildirimde bulunuldu. Ayrıca İhraç edilecek ürünlere ait Bitki Sağlık Sertifikası'nın (BSS) "İlave beyan" bölümüne ürünlerin üreticisinin belirtilmesi şartı konuldu.
Ürün Kontrolleri Sürecek
Bakanlıkça, il müdürlüklerine, konuya esas ürünlerin sevkiyatında gerekli işlemler ve ürün kontrolünün Rusya'nın kriterleri doğrultusunda hassasiyetle yürütülmesi ve BSS'nin ek beyan bölümünde ürüne ait ek deklarasyonların eksiksiz olarak belirtilmesi konusunda talimat verildi.
Rusya'ya ambargo öncesinde 2015 sonu itibarıyla biber ihracatı 11,2 milyon dolar, patlıcan ihracatı 4,6 milyon dolar, marul ihracatı 2,2 milyon dolar, nar ihracatı 35,3 milyon dolar, kabak ihracatı da 16,7 milyon dolar olarak gerçekleşmişti.
Türkiye bu kararla birlikte yaklaşık 70 milyon dolarlık pazarı yeniden kazanmış olacak.
 
 

Çam Fıstığında, Türkiye İspanya'dan Sonra İkinci Sırada

Fıstık çamı alanında Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre Türkiye 88 bin 443 hektar alan ile İspanya’dan sonra ikinci sırada yer alıyor.
Türkiye’nin her yerinde yetişmeyen Aydın, Mersin, Adana ve Hatay illerinin başı çektiği Fıstık çamı 15 yaşından sonra ekonomik olarak işlenmeye başlarken, 80-100 yaşına kadar fıstık üretimine devam edildiği öğrenildi.
Aydın İl Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Fuat Fikret Aktaş, Türkiye’nin İspanya’dan sonra en fazla fıstık çamı alanına sahip ülke konumunda yer aldığını belirterek, “Aydın’da pek çok ürün çeşidi rahatlıkla yetiştirilebilmekle birlikte bunlardan bazıları özel öneme sahip. Çam fıstığı da Aydın için özel öneme sahip olan ürünlerden bir tanesidir. Türkiye’de her yerde yetişmemekte olup, Aydın çamfıstığı üretimi ve işlemesinde ilk sırada yer almakta ve Aydın’daki işletmelerde Mersin, Adana ve Hatay başta olmak üzere diğer pek çok ilden gelen kozalaklar işlenmektedir. Fıstık çamı alanı açısından Türkiye, İspanya’dan sonra en fazla alana sahip ikinci ülkedir. Orman Genel Müdürlüğü rakamlarına göre 88 bin 443 hektar alanda saf olarak ya da kızılçam ile karışık halde bulunur. Aydın’da ise yaklaşık olarak 26 bin hektar orman alanında fıstık çamı bulunmakta olup, özel ağaçlandırmalarda da yaygın olarak kullanılan bir türdür. 15 yaşından sonra ekonomik olarak işletilmeye başlanmakta ve 80-100 yaşına kadar fıstık üretimine devam edilmektedir” dedi.
Fıstık çamının ekonomik değeri yüksek ve aynı zamanda ihracatı yapılan bir ürün olduğunu ifade eden Aktaş, “İlimizde çam fıstığı üretimi yoğun olarak Koçarlı ve Bozdoğan ilçelerinde yapılmakta olup Çine, Karpuzlu, Yenipazar ve Söke gibi diğer ilçelerimizde de üretim yapılmaktadır. Bazı köylerimizin ana geçim kaynağını çam fıstığı teşkil etmektedir. Aydın Ticaret Borsası tescil rakamlarına göre çam fıstığı 725 bin 316 kg ve 348 işlem ile kuru meyve ihracatında kuru incirden sonra ilimizde ikinci sırada yer almaktadır. Ancak son yıllarda fıstık çamlarında gözle görülür şekilde verim ve kalite düşüklüğü yaşandığına dair tespitlerde bulunulmuş olup üreticilerden gelen talep üzerine de İl Müdürlüğümüzce bu konuda toplantılar yapılması kararlaştırılmıştır” dedi.
Çam fıstığı üreticileri eğitiliyor
Aydın ekonomisinin önemli sektörlerinden biri olan Çam Fıstığında verim ve kalitenin arttırılmasına yönelik üreticileri eğitim toplantılarına devam ediliyor. Aydın ekonomisine önemli katkı sağlayan çam fıstığı ürününde karşılaşılan verim kaybı ve kalite problemlerinin giderilmesi için Aydın Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü tarafından Ege Ormancılık Araştırma Enstitüsü ile de irtibata geçildi. 2018 yılı içinde de fıstık çamı üretimi yapılan Koçarlı, Bozdoğan, Çine, Karpuzlu ve Yenipazar ilçelerine ait 29 mahallede eğitim toplantıları yapılması planlandı.
Toplantılar Mart ayı sonuna kadar devam edecek
Bozdoğan, Çine ve Koçarlı ilçelerinde enstitü personelinin katılımıyla birer toplantı düzenlenerek son olarak Koçarlı ilçesi Mersinbelen Mahallesinde toplantı düzenlendi. Mersinbelen Mahallesindeki toplantıya katılan Aydın Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Fuat Fikret Aktaş’ ta katılarak, çam fıstığının yöre ekonomisine katkısı ve önemine değinerek, üreticilerin her zaman yanlarında olduğunu belirtti. Koçarlı başta olmak üzere Bozdoğan, Söke, Karpuzlu, Çine ve Yenipazar ilçelerimizdeki fıstık çamı üretimi yapılan mahallelerde il müdürlüğünün Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şubesinde görevli teknik elemanlar tarafından eğitim toplantılarının Mart ayı sonuna kadar yapılmaya devam edileceği bildirildi.
 

Rusya, Türk Tarım Ürünlerine Kısıtlamayı Kaldırıyor

Rusya’nın, Türkiye'den biber, patlıcan, marul, nar ve kabak ithalatına yönelik kısıtlamayı 5 Mart itibarıyla kaldıracağı bildirildi.
Rusya Tarım Ürünleri Denetim Ajansı Rosselhoznadzor Basın Sözcüsü Yuliya Melano, 5 Mart'tan itibaren Türkiye'den patlıcan, nar, biber, kıvırcık, kabak ve balkabağı sevkiyatı önündeki yasağı kaldıracaklarını açıkladı.
Melano, "Rosselhoznadzor Türkiye'den nar, patlıcan, biber, kıvırcık, kabak, balkabağı ve diğer kabak türlerinin sevkiyatına izin verme kararı aldı" dedi.
Yasağın 5 Mart'tan itibaren kaldırılacağını belirtiliyor.
Rusya, 2016 yılında Türkiye'den domates, biber, nar, patlıcan, marul, göbek salata, kabak ve balkabağı sevkiyatına engellemeler getirmişti. Şimdi ise bu engellerin hepsinin kaldırılacağı belirtildi.
 

Putin: Türkiye'den mahsul ithalatımız tekrar başladı


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin  Rusya'nın Soçi kentinde bir araya geldi.  Soçi kentinde yapılan görüşmede tarım ürünleri konusu da gündemdeydi. Putin tarım ürünleri ile ilgili şu sözlere yer verdi.
"Bu toplantıyı ikili ilişkilerimizin bugünkü durumunu ele almak açısından önemli görüyorduk. İkili ilişkilerimizde, kriz öncesi seviyelere tekrar ulaşıldı."İnanıyoruz ki geçen yıl meydana gelen düşüşü, bu yılın sonuna kadar telefi edebiliriz."
"Sayın Erdoğan ile varmış olduğumuz anlaşma gereği, Türkiye'den mahsul ithalatımız tekrar başladı. Kalan sınırlandırmaların kaldırılmasına dair konuları bugün ele aldık." "Görüşmelerimiz, seri şekilde bürokrasiden uzak samimi olarak devam etmektedir."dedi.
 
 

Rusya Tarım Bakanından Flaş Açıklama

Rusya Tarım Bakanı Aleksander Tkaçev, Türkiye'nin Rusya'nın tarım ürünlerine uyguladığı yeni kısıtlamalara karşılık verileceğini aktardı.

Rus haber ajansı TASS'tan aktarılan habere göre Tkaçev, ''Bunu hiç beklemiyorduk, tam tersine gümrük rejiminin kolaylaştırılması gerek. Dolayısıyla bu tür gelişmeler olunca sebze, meyve, mandalina ve portakal gibi narenciye ithalatına uygun karşılığı vereceğiz'' dedi.

Anadolu Ajansı'nın haberine göre Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Ekonomi Bakanlığı'nın 9 Ekim itibariyle Rusya'dan ithal edilen yedi tarım ürünü için konsolosluk ya da ticari ateşe onay şartı aramaya başladığını söylemişti.

Bu ürünler arasında buğday, ham ayçiçek yağı, mısır, kuru bezelye, çeltik, ayçiçeği küspesi ve makarnalık buğday yer alıyor.

Rusya Tarım Bakanı Tkaçev, bu uygulamanın 'daha çok bürokratik' olduğunu ve ayrı bir yük getireceğini sözlerine ekledi.

Çilek Fideleri Çiftçilerin Yüzünü Güldürdü

Ordulu üreticilerin, fındık bahçelerinden ilave gelir sağlamaları için dağıtılan çilek fideleri yüzleri güldürdü.
 
Büyükşehir Belediyesinden yapılan yazılı açıklamada, kentte bitkisel üretimin çeşitlendirilmesi ve çiftçilere gelir getirici yeni kaynaklar sağlanması amacıyla çalışmaların sürdüğü belirtildi.
 
Büyükşehir Belediyesi ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü tarafından "Çilek üretimini geliştirme" projesinin yürütüldüğü aktarılan açıklamada, il genelinde bu sene 40 dekar alanda çilek üretimi için 240 bin sertifikalı çilek fidesi dağıtıldığı kaydedildi.
 
Proje doğrultusunda, istihdam ve ekonomik kazancın artırılmasının da amaçlandığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:
 
"Son yılların dikkat çeken tarımsal faaliyetlerinden çilek üretimi konusunda, Büyükşehir Belediyesinin yaptığı desteklemeler çiftçinin yüzünü güldürdü. Yapılan desteklemelerle küçük tarım işletmelerinde fındık haricinde alternatif ürün olarak çilek yetiştiriciliği teşvik edildi. Uygulanan modern tarım teknikleri ve fide destekleri sayesinde ilk hasattan itibaren ortalama 750-1200 kilogram ürün elde eden çiftçiler, il içi ve dışı toplu, perakende ürün satışı yaparak ekonomiye katkı sağladı. Çilek yetiştirilen alanlarda çalışan kişi sayısı da artarak istihdama ilave katkı sağlanmış oldu."
 
Açıklamada, 2015 yılında 60 dekar alan için 420 bin fide ve 2016 yılında 35 dekar alana 200 bin fide dağıtımının yapıldığına işaret edilerek, bu sene dağıtılan 240 bin fide ile üç yılda dağıtılan fide sayısının toplam 860 bine ulaştığına işaret edildi.
 
Açıklamada, destek kapsamında kurulan çilek bahçelerinde verimin beklenen düzeyde gerçekleştiği ve hava şartlarına bağlı olarak kasım ayına kadar ürün alınabildiği aktarıldı.
 

Rusya’dan Et İthal Edebiliriz

Türkiye ile Rusya’nın ilişkilerinin düzeldiğini belirten ekonomi bakanı Nihat Zeybekçi Rusya’dan et ithal edilebileceğinin sinyalini verdi.

Rusya Tarım Bakanın Aleksandr Tkaçev'in, bazı Rus tarım ürünlerinin Türkiye'ye gönderilmesinin sınırlanmasına ilişkin olarak, "Sırtımızdan bıçaklandık" ifadelerinin sorulması üzerine, "Referandumdan hemen sonra Pazar günü Rusya'ya gittik. Tarım Bakanı yoktu orada. Bu ziyaretten önceki noktadan çok daha iyi noktadayız. Pazartesi, Rus tarafından bir bakan yardımcısı başkanlığında bir heyet; tarım, ekonomi, ulaştırma ile ilgili bakanlıklardan üst düzey temsilcilerle beraber burada olacaklar. Başbakan yardımcıları ile birlikte 10 Mayıs'a kadar bir araya gelerek, şu andaki olduğumuz noktadan çok daha iyi bir noktaya gelmeyi hedefliyoruz. Biz Türkiye olarak bugüne kadar Rusya'ya hiçbir yasak koymadık. Hiçbir Rus ürününe engelleme ile ilgili bir kararımız olmadı. Bizim Rusya'dan toplam 7 milyar dolar civarında enerji dışı ithalatımız var. Bunun 1.9 milyar doları tarım ürünleri. Oraya domates satamayan Rusya'ya yaş üzüm, diğer tarım ürünlerini satamayan ihracatçılarımız ve aynı zamanda da diğer ithal eden sektörlerimiz dolayısıyla bu siyaseten de bizim üzerimizde yoğun baskı oluşturan bir durum. Bu durum sürdürülebilir değil. Rusya'nın bize karşı koymuş olduğu yasaklarda son dönemde iki ülke liderinin siyasi anlamdaki çok pozitif bir diyalog yakalanmış olmasına da uygun değil. Gelmiş noktayı olumlu olarak görüyorum. Rus bakanın yaptığı açıklamada 'sırtımızdan bıçaklandık' sözleri sanırım yanlış bir tercümedir" yanıtını verdi.

Et ithal eden bir ülke olarak Rusya’dan et alabiliriz

Bakan Zeybekci, Rusya'dan et ithalatının olabileceğini belirterek, "Türkiye olarak et ithal eden bir ülkeyiz neden bunu Rusya'dan da almayalım? Kriterleri tutmak kaydıyla, sağlık ve diğer hassasiyetlerimiz konusunda da bunlar da olduktan sonra bizim için hiçbir mahsuru yok" dedi. İthal edilmesi öngörülen et miktarına ilişkin ise Zeybekci, "Çok değil. Kendisi aynı zamanda et ithalatçısı bir ülke orada bildiğimiz kadarıyla bize teknik anlamda ihracat yapabilme kalite kabiliyetine sahip bir veya iki firma var. Onların da kapasitesi düşük" dedi.

Türk şirketlerin Rusya'da sera kurmaya başladığını söyleyen Bakan Zeybekçi sözlerini şöyle tamamladı:

"Böyle bir gelişme var. Bizim şirketlerimiz çok daha esnek çok daha aktif. Şu anda başladıklarını biliyorum ama rakamlar konusunda net bir bilgim yok. Rusya'da üretilen bir ürünse eğer bir Rusya'daki üretimi rahatsız edecek bir talep içinde değiliz."

Uzlaşma İki Hafta İçinde Netlik Kazanacak

Türkiye ile Rusya arasında günlerdir devam eden tarım ürünleri ile ilgili gerginlik, Rusya Tarım Aleksandr Tkaçev’in bu konu ile ilgili bir uzlaşmanın olacağını söylemesi ile olumlu bir havaya büründü.

Tkaçev, Türkiye ile Rusya'yı memnun edecek bir anlaşmanın içerisinde olduklarını belirtti. Bu anlaşmanın iki hafta sonra neticeleneceğini sözlerine ekledi.

Moskova'da gazetecilere açıklama yapan Tkaçev, “tarım ürünleri ile ilgili konuların Türk yetkililerle görüşüldü. İki hafta içerisinde bir sonuca ulaşılacağını umut ediyorum” dedi.

Türkiye'nin Rusya'dan ithal ettiği tarım ürünlerine yönelik kısıtlama koyduğu yeni vergi düzenlemesine ilişkin resmi bilginin Rusya Tarım Bakanlığı'nın elinde olduğu iddia edilmişti.

Bu bilgilere göre Türkiye'nin Rusya'dan ithal edilen Buğday ve mısıra yüzde 130, pirince yüzde 45, ayçiçeği yağına yüzde 36, ayçiçeği küpesine 13.5 ve bakliyat ürünlerine 9.7 vergi artışı öngören düzenlemeye geçtiğini öne sürmüştü.

Rus federal gümrük servisi verilerine göre 2016 yılında Türkiye'ye 4.7 milyon tarım ürünü ihraç edildi. Rusya'nın Türkiye'den tavuk eti, hindi eti, domates, salatalık, turşu, üzüm, elma, armut, Çilek gibi ihraç ettiği ürünlere ithalat yasağı sürüyor.

KAYNAK: AA
 

Bakan Çelik TÜRKTOB Heyetiyle Birlikte Arnavutluk'ta !

Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Yılmaz, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yıldıray Gençer, Yönetim Kurulu Üyeleri Gürsel Tanrıver ve Miktat Olgun'dan oluşan heyet ve TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik'in başkanlığında Tiran'da düzenlenen Türkiye - Arnavutluk Tarımsal İş Forumu'na katıldı.

Başkent Tiran'daki temasları kapsamında, Türkiye-Arnavutluk Tarım İş Forumu'na katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, burada yaptığı konuşmada, iki ülkenin yüzlerce yıllık ortak geçmişe, köklü ve güçlü ilişkilere sahip olduğunu söyledi.

Çelik, iki ülke arasındaki siyasi, askeri, ekonomik, ticari ve kültürel ilişkilerin her geçen gün geliştiğini belirterek, Arnavutluk doğumlu Sedefkar Mehmet Ağa'nın mimarlığını yaptığı İstanbul'daki Sultanahmet Camisi ile Türkiye Diyanet Vakfı tarafından Tiran'da yaptırılan Namazgah Camisi'nin Türk-Arnavut kardeşliğinin birer nişanesi olarak asırlar boyunca ayakta durmasını temenni etti.

Arnavutluk Cumhurbaşkanı Bujar Nishani'nin geçen aralık ayında Türkiye'ye yaptığı ziyareti anımsatan Çelik, "Cumhurbaşkanlarımızın Ankara'daki görüşmelerinde, tarım alanında iş birliğinin geliştirmesi talimatı bizlere verilmişti. Hemen teknik ekiplerimiz bir araya geldiler ve yoğun bir çalışma gerçekleştirerek bugün itibarıyla 2017-2018 yılları arasında yapacağımız çalışmaların yol haritasını belirlediler. Bu çalışmalar bir takvime bağlandı. Değerli mevkidaşım bakanla da bu sürecin takipçisi olacağız." diye konuştu.

Çelik, tarımın iki ülke arasındaki dış ticaret hacminde yüzde 11 seviyesinde olmasının yetersiz olduğunu kaydederek, iki ülke cumhurbaşkanlarının dış ticaret hacminin 1 milyar dolara çıkarılması hedefini ortaya koyduklarını hatırlattı.
Türkiye'nin bugün, 192 ülkeye bin 681 çeşit tarımsal ürün ihraç eden bir ülke olduğuna işaret eden Çelik, gelecek ay Antalya'da 54 Afrika ülkesinden tarım bakanları ve iş adamlarının da katılımıyla bakanlar toplantısı ve tarım iş forumu düzenleyeceklerini aktardı.

Bakan Çelik, bölgesinde adeta "güvenli bir liman" olan Türkiye'nin, 3 milyon tarımsal işletme, 5 milyon tarımda istihdam, 24 milyon hektar tarım arazisi, 60 milyar dolar tarımsal hasıla ve 17 milyar dolar tarımsal ihracat ile Avrupa'nın en büyük tarımsal gücü haline geldiğini vurgulayarak, şunları söyledi:

"Bir taraftan 80 milyon vatandaşımıza tarımsal ürünleri arz ediyoruz, bir taraftan 3 milyon sığınmacı var. Arnavutluk'un nüfusu kadar bizde şu an sığınmacı var. Diğer taraftan da 30 milyonları aşan turiste hizmet sunuyoruz. Biz ortak kültürümüz gereği hep mazlumun yanında olmuşuz, mazlumla soframızı, yemeğimizi paylaşmışız. Bu vesileyle, sözde medeni olan Avrupa Birliği ülkeleri sığınmacılara kapıları kapatırken, aciz, çaresiz ve sularda boğulma ile karşı karşıya olan insanlara kapıları kapatırken, teröristlere sonuna kadar kapılarını aralamışlardır."

Bakan Faruk Çelik "Dış Ticareti Kazan-Kazan İlkesi Temelinde Geliştirmeyi Amaçlıyoruz"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, bakanlıkta Çekya Tarım Bakanı Marian Jureçka ile ortak basın toplantısı düzenledi. 

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulunun (DEİK) Ankara'da düzenlediği Türkiye-Çekya Tarım İş Forumu'nun açılışında konuşan Çelik, dünyada en fazla istihdam sağlayan sektörün tarım olduğuna dikkati çekerek, günümüzde tarım arazilerinin yok edildiği, doğal kaynakların kirletildiği ve hızla tüketildiği bir dönemde bulunulduğunu belirtti.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Çekya ile son yıllarda canlı hayvan ticaretinin arttığını, ihracatta ise işlenmiş gıda, yaş meyve-sebze, kuru meyve ve su ürünleri gibi kalemlerin öne çıktığını belirterek "Gürcistan, İran ve Ukrayna ile düzenlenen tarım iş forumlarını yaygınlaştırarak dış ticareti kazan-kazan ilkesi temelinde geliştirmeyi amaçlıyoruz" dedi.

Çelik, Türkiye-Çekya Tarım Komitesinin 5. Dönem Toplantısını gerçekleştirdiklerinin altını çizerek, şunları kaydetti:

"Rusya ile yaşadığımız ve kısmen geride kalan süreç bize tarımsal ticarette piyasa çeşitlendirmesinin önemini gösterdi. Benzer bir tecrübeyi, AB üyesi olması hasebiyle Çekya'nın da yaşadığını biliyoruz. Bu nedenle önümüzdeki süreçte Gümrük Birliğini daha iyi değerlendirerek tarımsal ticaretimizi geliştirebileceğimizi düşünüyorum

Turizm Sektöründe Korkutan Tablo !

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2016 yılına ilişkin turizm istatistiklerini açıkladı. 

Buna göre, turizm geliri, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 29,7 azalarak 22 milyar 107 milyon 440 bin dolar oldu. Söz konusu gelirin (cep telefonu dolaşım ve marina hizmet harcamaları hariç) yüzde 72,8’i yabancı ziyaretçilerden, yüzde 27,2’si ise yurt dışında ikamet eden vatandaş ziyaretçilerden elde edildi.

Geçen yılki gelirin 18 milyar 495 milyon 978 bin dolarını kişisel harcamalar, 3 milyar 611 milyon 462 bin dolarını ise paket tur harcamaları oluşturdu. Bu dönemde kişi başına ortalama harcama 705 dolar, yabancıların ortalama harcaması 633 dolar, yurt dışında ikamet eden vatandaşların ortalama harcaması ise 978 dolar oldu.

Türkiye'den çıkış yapan ziyaretçi sayısı, 2016'da bir önceki yıla göre yüzde 24,6 azalarak 31 milyon 365 bin 330 kişiye düştü. Bunların yüzde 80,6’sını (25 milyon 265 bin 406 kişi) yabancılar, yüzde 19,4’ünü (6 milyon 99 bin 924 kişi) ise yurt dışında ikamet eden vatandaşlar oluşturdu.

Türkiye'nin Nüfusu Yükseldi ! Peki Yeni Nüfus Sayısı Kaç?

Türkiye'nin nüfus sayısı açıklandı. Buna göre;

Türkiye’de ikamet eden nüfus 2016 yılında, bir önceki yıla göre 1 milyon 73 bin 818 kişi arttı. Erkek nüfus 40 milyon 43 bin 650 kişi olurken, kadın nüfus 39 milyon 771 bin 221 kişi oldu. Buna göre toplam nüfusun %50,2’sini erkekler, %49,8’ini ise kadınlar oluşturdu.

Yıllık nüfus artış hızı 2015 yılında ‰13,4 iken, 2016 yılında ‰13,5 oldu.

İl ve ilçe merkezlerinde ikamet edenlerin oranı 2015 yılında %92,1 iken, bu oran 2016 yılında %92,3’e yükseldi. Belde ve köylerde yaşayanların oranı ise %7,7 olarak gerçekleşti.

İstanbul’da ikamet eden nüfus bir önceki yıla göre %1 artış gösterdi

Türkiye nüfusunun %18,5’inin ikamet ettiği İstanbul, 14 milyon 804 bin 116 kişi ile en çok nüfusa sahip olan il oldu. Bunu sırasıyla 5 milyon 346 bin 518 kişi ile Ankara, 4 milyon 223 bin 545 kişi ile İzmir, 2 milyon 901 bin 396 kişi ile Bursa ve 2 milyon 328 bin 555 kişi ile Antalya takip etti. Tunceli ise 82 bin 193 kişi ile en az nüfusa sahip olan il oldu.

Ülkemizde 2015 yılında 31 olan ortanca yaş, 2016 yılında önceki yıla göre artış göstererek 31,4 oldu. Ortanca yaş erkeklerde 30,8 iken, kadınlarda 32 olarak gerçekleşti. Ortanca yaşın en yüksek olduğu iller sırasıyla 39,6 ile Sinop, 39,1 ile Balıkesir ve 38,8 ile Edirne oldu. Ortanca yaşın en düşük olduğu iller ise sırasıyla 19,5 ile Şanlıurfa ve Şırnak, 20,5 ile Ağrı ve 20,8 ile Siirt oldu.