Bana Çok Güvenmeyin; Çünkü ben, herkessiz olabilirim. Kendime bile yabancılaştığım zamanlar oldu; ne hissettiğimi bilemediğim, aynaya bakıp da kim olduğunu çıkaramadığım günler…

İnsanız nihayetinde. Duygularımız devrilir, niyetlerimiz bulanır, kalbimiz yorgun düşer.

Bir ara kendimsiz bile kaldım.

Ne istediğimi ne sevdiğimi, kim olduğumu… unuttum.

Kalabalıklar arasında yalnız kalmanın ne demek olduğunu öğrendim.

Gülümseyip “iyiyim” demenin aslında ne kadar yorduğunu da…

Ve güvenin ne kadar ağır bir sorumluluk olduğunu…

Bazen bir sözle kırıldım, bazen bir suskunlukla unuttum insanları.

Kimi zaman da kırıldığım yerden bir başkasına sapladım aynısını, fark etmeden.

İçimde nice benlik savaşı verdim; merhametle öfke, sabırla isyan, sevgiyle mesafe hep boğuştu birbirleriyle.

İşte bu yüzden...

Bana çok güvenmeyin.

Çünkü ben de şaşırabilirim, vazgeçebilirim, geri çekilebilirim.

Tıpkı siz gibi…

Ama yine de şunu bilin:

Kimseye zarar vermemek için kendimi pek çok kez geri çektim.

Sustum, sineye çektim, unutur gibi yaptım.

Bazen bu sessizlik sandığınızdan daha çok şey anlattı.

Ve bazen en büyük iyiliği, "olmamakla" yaptım.

İnsan denen varlık tek düze değildir.

Dünüyle bugünü, kalbiyle aklı, hayaliyle gerçeği aynı çizgide yürüyemez.

O yüzden kimseyi tek bir hâliyle yargılamayın.

Ve güveni verirken, karşınızdakini insan olduğunu unutmadan verin.

Sonuçta hepimiz biraz yorgun, biraz eksik, biraz da maskeliyiz.

Ama en önemlisi:

Hepimiz, bir ara kendimizsiz kalmış olabiliriz.