Bir Ramazan’a daha kavuşmanın huzurunu yaşarken, gönlümüzün bir köşesinde hüzün var. Çünkü bu mübarek ayın bereketine hazırlanırken, dünyanın farklı köşelerinde kardeşlerimiz aynı sevinci özgürce yaşayamıyor. Özellikle Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur Müslümanları, yıllardır ağır baskılar ve kısıtlamalar altında hayat mücadelesi veriyor.

Doğu Türkistan olarak bilinen ve resmi adıyla Sincan Uygur Özerk Bölgesi, zengin tarihi ve kültürel mirasıyla İslam medeniyetinin önemli merkezlerinden biri olmuştur. Ancak bugün, bu topraklarda Ramazan’ı yaşamak birçok insan için sessiz bir direnişe dönüşmüş durumda.

Ramazan; sabrı, paylaşmayı ve kardeşliği hatırlatır. Açlığın ne demek olduğunu anlayarak mazlumun halinden anlamayı öğretir. İşte tam da bu yüzden Ramazan, Doğu Türkistan’ı daha fazla hatırlamamız gereken bir zamandır. Dualarımızda onların adını anmak, kalbimizde yer açmak ve imkânlarımız ölçüsünde farkındalık oluşturmak, en azından manevi bir omuz vermektir.

Unutmamalıyız ki bir ümmeti ayakta tutan şey yalnızca coğrafi sınırlar değildir; ortak acı, ortak dua ve ortak umuttur. Doğu Türkistan’daki kardeşlerimiz belki seslerini dünyaya duyurmakta zorlanıyor olabilirler. Fakat bizler, onların sesi olabilir; en azından onları unutmadığımızı gösterebiliriz.

Bu Ramazan arefesinde niyet edelim: Sofralarımızda bir lokmayı paylaşırken onları hatırlamaya,

Ellerimizi semaya açtığımızda onlar için de dua etmeye,

Çocuklarımıza adalet ve merhametin ne demek olduğunu anlatmaya…

Çünkü bazen bir dua, binlerce kilometrelik mesafeyi aşar.

Bazen bir hatırlayış, bir halkın yalnız olmadığını hissettirir.

Ramazan, sadece bireysel arınma değil; ümmet bilincini tazeleme zamanıdır. Gelin bu Ramazan’da Doğu Türkistan’ı unutmayalım.

Dualarımız bir olsun.

Kalplerimiz bir olsun.

Umudumuz diri olsun.

Bu vesileyle Türk İslam Aleminin Ramazan ayı Mübarek olsun