Liyakat ifadesi, literatürde bir kişinin yetkinlik ve bilgiye dayalı olarak belirli görevlerde en uygun aday olup olmadığının belirlemesi olarak tanımlanır.

Bu ilke hesap verebilirliğin ve adaletin sağlanmasında kritik bir role sahip. Sadece bireylerin değil; aynı zamanda kurumların etkinliğini ve güvenilirliğini de doğrudan etikileyen liyakat, bir ulusun yönetim ve sosyal yapılarına yansıyan en önemli değer olarak öne çıkar.

Bu uzun girişi giderek derinleşen bir soruna işaret etmek için yaptım. Bu sorun, gerek siyaset gerekse bürokrasi yönetiminde artık gizlenemez duruma gelmiş olan liyakat sorunudur.

Her türlü çürümeye, itibar erozyonuna, yozlaşmaya, kurumsal tahribata, ekonomik verimsizliğe, beyin göçüne, düşük üretime, kalitesiz üretime ve toplumsal adaletsizliğe neden olan bu sorun ne yazık ki her yerde.

Bürokraside son yıllarda önemli görevlere getirilen kişilerde aranmayan tek özellik liyakat. Bazı yerlere sınavsız olarak getirilmiş epey insan tanıyorum. Aralarında kıymetli insanlar var. Ancak önemli bir kısmının birilerinin sekreterliğini yapmış ya da yakını olmak dışında bir nitelikleri yok malesef.

TBMM’de oğul milletvekilleri, ülke ekonomisinin bel kemiği bir kurumda lise mezunu daire başkanı, önemli bir kurumda bir taşra üniversitesinde takı tasarım eğitimi almış başkan yardımcısı, ‘Sayın’ların oğlu genel müdür ve yardımcıları, sekreterlik yapmış çok sayıda yönetici… Liyakat, kavram olmaktan çıkıp ete kemiğe bürünseydi göz yaşlarına boğulurdu.

Liyakat konusunun çarpıcı bir örneğini geçen hafta Meclis’te dinledim. Genel Kurulu’da söz alan Yeni Yol Partisi Grup Başkanı ve Mersin Milletvekili M. Emin Ekmen, ülkemizin liyakatsizlik konusunda düştüğü trajikomik durumu bir örnekle anlattı.

Tutanaklara da yansıyan olay şöyle olmuş: “TRT için yapılan bir dizide Tozkoparan İskender dizisinde bir menzil taşını, döneminde mermer ya da taştan yontulan bir taşı ahşap olarak resmetmişler ve muhtemelen bunu çekimlerin yapıldığı açık alanda unutmuşlar. Daha sonra bu, bir kişi tarafından keşfedilmiş. Bu kişi Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna başvurmuş. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından, Tuzla Belediyesinden bir temsilci, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulundan bir arkadaş...

İslam Eserleri Müze Müdürlüğünden bir heyet gitmiş, bu ahşabı incelemiş, bunun yüz yıllar sonra varlığını korumasını hayretle tespit etmiş; niçin taş değil de ahşap olduğunu anlamlandıramamış, oraya da nasıl sürüklendiğini bulamamış, DergiPark'ta yayınlanan bir makale olarak yayınlamış ve tescilli bir eser olarak müzeye kaldırmış.”

Sayın vekilin de ifadesiyle, “Gerçekten ehliyetin, liyakatin nasıl ortadan kaybolduğuna, iş bilmezliğin nasıl ortaya çıktığına dair trajikomik bir vaka. Bu ahşabı tescilleyerek müzeye kaldıran bu arkadaşlar, gerçek bir tarihi eserle karşılaştıklarında ne yaparlar acaba?”

1 Nisan şakası gibi gerçekten.

58. Hükümet yıllarında görev yapmış Bayındırlık ve İskan Bakanı (rahmetli) Zeki Ergezen’in bir isyanına tanık olmuştum. Kritik bir pozisyona işinin ehli iyi bir mühendis arıyormuş. Neredeyse her gün kendisine birileri tavsiye ediliyormuş. “Kim bu, tanıyor musun” diye sorunca da, her defasında, “Çocuğu tanımıyorum ama babası bizim cami cemaatinden” cevabını alıyormuş. “Cami cemaatinden birinin oğlunu değil, bir mühendis arıyorum kardeşim” diye isyanını dile getirmişti.

Liyakat, İslamın adalet anlayışı çerçevesinde en çok vurgulanan değerin başında gelir. İlahiyat camiasında bu konu gündeme gelince, henüz yeni müslüman olması bakımında inancı tartışmalı olarak değerlendirilen Halid Bin Veli’in Hz. Muhammed tarafından askeri yetenekleri nedeniyle komutan olarak ataması örneği verilir ve “Peygamber onun inancına değil, yeteneğine baktı” denir.

Neredeyse tüm yanlışlıklara kapı açan bu gidişata birileri “dur” desin artık lütfen. Zira liyakatsiz adam sadece niteliksiz adam değildir.

İşe aldığı genç kızla otel odasında basılan ahlaki deformasyon şampiyonu belediye başkanı, yönettiği kuruma “ürün satarak” soygunculuk yapan bürokrat, belediyenin sosyal yardım paralarını zimmetine geçiren satın almacı, film çekim alanında unutulan ahşap objeyi tarihi eser envanterine kaydeden kültür uzmanı ve daha nice acınası haberleri okumak istemiyoruz artık.