Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verdiği "mutlak butlan" kararı sonrası kurulan Yeni Parti’nin sosyal demokrat çizgide hareket edeceği belirtiliyor.

Kuruluşu Lozan Antlaşması'nın yıl dönümü olan 24 Temmuz 2026 tarihine denk getirilen partinin öncesinde neler olmuştu, kısaca hatırlayalım:

Özel ve ekibinin delegelerden ıslak imza toplayarak olağanüstü kurultay talebinde bulunduğunu, ancak hukuki engeller ile tedbir kararları nedeniyle CHP yönetimini yeniden devralamadığını, bunun üzerine Yeni Parti’nin CHP’den ayrılan 91 milletvekili tarafından kurulduğunu biliyoruz.

Bana göre pek de başarılı sayılabilecek bir başlangıç yapmadılar.

Partinin isminde bir iddia yok. Siyasi gelecek vaad eden bir program ve iktidar hedefi deklare edilmedi.

Üstelik alkol ile ilişkilendirilen parti tabelasını kim tasarladı, gerçekten merak ediyorum. Amiyane tabirle “dakka bir, gol bir.” Potansiyel muhafazakâr seçmenin kafasında soru işareti oluştu bile.

Partinin ismi de problemli. Sanki hiç düşünülemeden, öneri toplanmadan, ne amaca hizmet edeceği tartışılmadan, telaşla belirlenmiş bir isim.

Siyaset defterine yeni yazılacak bir partiye neden Yeni Parti ismi konulur, anlamak zor? Neyin yenisi? CHP’nin mi? CHP’nin yenisiyse hangi tabandan oy istenecek? Tabanın yarısı eski partiye, yarısı da yenisine mi oy verecek? İktidarı hedefleyen bir siyasi partinin ismi böyle mi olur!?

Siz hiç bugüne kadar benzerlerinden tek farkı ‘yeni’ ifadesi olan bir ürün gördünüz mü? En basit pazarlama yöntemlerinden biri olan ürün farklılaştırma modellerinde bile ürüne farklı bir dizi fonkiyon eklenir. Böylece “yeni ürünün” rakiplerinden sıyrılması beklenir. Örneğin markete gidiyorsunuz, pirinç alacaksınız. Paketinde sadece ‘Yeni’ yazan bir ürün mü alırsınız yoksa benzerlerinden kalite ve fiyat performansı açısından daha iyi olan bir marka mı tercih edersiniz? Uzatmayalım; isim bile kendi tabanında hayal kırıklığı yaratığından eminim.

Öte yandan bu olay sol siyaset yelpazede bir hareketlilik ve canlanma olarak da algılanmamalı.

CHP’nin öncülük ettiği Atatürkçü sol siyasetin tarihi böyle başladı. İç politikayı takip edenler ilgililer ve meraklılar, bu cenahtaki benzer hareketliliği iyi bilirler. İki örnekle ne demek istediğimi anlatayım.

Partinin kurulduğu saatlerde kızım bana WhatsApp’tan 22 Kasım 1995 Çarşamba tarihli bir gazete küpürü attı. “CHP’de Yaprak Dökümü” başlığını taşıyan bir haber. Haberde Mümtaz Soysal’a atfen, “Soysal önce kendisine ‘DSP’ye geçiyormuşsun, doğru mu?’ diye soran Baykal’a, ‘4 yıldır aynı şeyi yazıyorlar, yok öyle bir şey’ yanıtını verdi, sonra da grup toplantısında istifasını açıklayıp Baykal ve arkadaşlarını şaşırttı” diye yazıyordu.

İkinci örnek bizzat meslek hayatımdan. Rahmetli Deniz Baykal ile bir seçim seyahatinde Kastamonu yolundaydık. Seçim otobüsü bugünkü tünelin olduğu bölgenin dar ve kavisli yolunu tırmanırken, Baykal, çalıştığım gazetenin durumunu sormuştu bana. Basın dünyasının durumu ekonomik ve idari açıdan iyi değildi o günlerde. Ben de duruma istinaden “Kurumun yapısal sorunları var” dediğimi hatırlıyorum. Baykal, verdiğim cevap üzerine gülümseyerek, “Bizim CHP gibisiniz desene” demişti.

Baykal hayatta olsaydı sanırım bugünkü olayları aynı gülümseme ve benzer ifadelerle yorumlardı.

CHP’den kendisinden büyük ikinci bir parti çıktmış oldu. Aynı kulvarda yarışacak iki parti. İki kesim arasında bölünmeyle başlayan gerginlik, ayrılık sonrasında sinir harbi şeklinde devam ediyor.

Özgür Özel’in partisi, geçtiğimiz hafta TBMM Genel Kurulu’ndaki oturma düzenini beğenmedi. Sayısal çoğunluk kendilerinde olduğu için AK Parti ile MHP arasındaki bölümde oturmaları, CHP’nin bir yan tarafa kaydırılması gerektiğini savundular. Ondan önce grup toplantısı günü ve salonu tartışması vardı. Ana muhalefet partisi oldukları için salı günü toplantı yapmak istiyorlar. CHP’nin ise daha küçük partilerin toplantılarını yaptıkları çarşambaya kaydırılması gerekiyormuş onlara göre.

Yeni Parti’nin toplumsal bir karşılığı olacak mı, bekleyip göreceğiz.

Özgür Özel, sonbaharda büyük kongreyi toplamayı hedeflediklerini ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekrem İmamoğlu'nu destekleme çizgisini koruyacaklarını açıklamıştı.

Bu kongrede partinin ismi değiştirilip umut vaadeden bir program ortaya konur ve ikna edici bir siyasi söylem geliştirilirse belki bir şeyler olur.

Siyasi partiler, ülkeye hizmet için kurulur. Kimisi iktidara gelmek için çalışır, kimisi iktidara talip olduğunu ifade etse de muhalefet ve denetime odaklanır. Yani etkin muhalefet için kurulan ve çalışan partiler de var. Mantık budur. Çünkü etkin muhalefet de ülkeye iyi bir hizmet yoludur.

Yeni Partililer, ana muhalefet partisi konumuna yükselmiş olmaktan ziyadesiyle memnun. Bu pozisyonu yeterli görüyorlar sanki.

Özgür Özel’in partisi, iktidar olmak için değil; “CHP’den daha etkin bir muhalefet” ortaya koymak için kurulmuş gibi hareket ediyor biraz.