Çeltik üreticisi bir yandan artan maliyetlerle mücadele ederken diğer yandan emeğinin karşılığını alabilmenin hesabını yapıyor. Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) 2026 yılı için açıkladığı çeltik alım fiyatları, üreticinin maliyetler karşısında yaşadığı sıkıntıyı yeniden gündeme taşıdı.

TMO; Baldo grubu çeltiği ton başına 45 bin, Cammeo grubunu 43 bin, Toros grubunu 41 bin, Osmancık grubunu 38 bin, Ronaldo grubunu 35 bin, diğer uzun çeşitleri ise 32 bin liradan alacağını duyurdu. Kilogram karşılığı 32 ile 45 lira arasında değişen bu fiyatlar, üreticinin maliyet hesabıyla birlikte değerlendirildiğinde önemli soruları beraberinde getiriyor.

Üreticilerin aktardığına göre çeltikte kilogram başına üretim maliyetleri, çeşide ve üretim koşullarına bağlı olarak 40-47 lira seviyelerine ulaşıyor. Üstelik mazot başta olmak üzere tarımsal girdilerdeki artış, üreticinin yükünü daha da ağırlaştırıyor. Çeltik ekim döneminde yaklaşık 60 lira olan mazot fiyatının 100 liraya kadar yükselmesi, tarladaki hesabı altüst eden gelişmelerden yalnızca biri.

Üretici, ortalama yüzde 35 seviyesinde gerçekleştiğini belirttiği maliyet artışına karşılık alım fiyatlarındaki artışın yüzde 12-13 düzeyinde kalmasının üretimi sürdürmeyi zorlaştırdığını savunuyor. Özellikle maliyetlerin yüksek seyrettiği işletmeler açısından açıklanan fiyatların yeterliliği tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Aslında çeltik üreticisinin çağrısı yeni değil. Samsun’un Bafra ilçesinde geçtiğimiz haftalarda yaklaşık 600 traktör ve biçerdöverin katıldığı konvoyla seslerini duyurmaya çalışan üreticiler, kilogram başına en az 55 lira fiyat talep etmişti. O gün yükselen ses, bugün açıklanan alım fiyatlarının ardından yeniden karşılık bulmayı bekliyor.

Elbette üretim maliyetleri; verim, kalite, randıman ve işletme koşullarına göre değişiyor. Ancak temel soru ortada: Üretici, ürününü sattığında maliyetini karşılayabilecek ve gelecek sezon yeniden tarlasına dönebilecek mi?

Çünkü mesele yalnızca bu yılın alım fiyatı değil, Türkiye’de çeltik üretiminin sürdürülebilirliği. Üreticinin emeğinin karşılığını alamadığı bir tabloda gelecek sezonun ekim kararları da risk altına girebilir.

TMO’nun açıkladığı fiyatların, üreticinin sahada karşılaştığı gerçek maliyetler ve piyasa koşulları çerçevesinde değerlendirilmesi büyük önem taşıyor. Üreticinin talebini dikkate almak, yalnızca bugünün sorununa değil, yarının üretimine de sahip çıkmak anlamına geliyor.

Unutulmamalı ki tarlada üretimin devam etmesi için yalnızca ürünün değil, üreticinin de ayakta kalması gerekiyor.