Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 2026 yılı hububat alım fiyatları açıklandı. Ekmeklik ve makarnalık buğdayın ton fiyatı 16 bin 500 lira, arpanın ton fiyatı ise 13 bin 750 lira olarak belirlendi.

Açıklanan rakamlar ilk bakışta geçen yıla göre bir artış içeriyor gibi görünse de üreticinin tarladaki gerçekleriyle karşılaştırıldığında tablo pek de öyle değil. Öte yandan TÜİK’in açıkladığı yıllık enflasyon oranı yüzde 32,37 seviyesinde bulunurken, buğday alım fiyatındaki artış bunun altında kaldı. Arpadaki artış ise enflasyon oranının neredeyse yarısı düzeyinde gerçekleşti.

Çünkü tarım yalnızca hasat döneminde açıklanan alım fiyatlarından ibaret değil. Çiftçinin aylar boyunca katlandığı mazot, gübre, tohum, ilaç, sulama ve işçilik maliyetleri var. Bu maliyetler her geçen yıl daha da ağırlaşıyor. Mayıs ayı enflasyonu da yüzde 32’nin üzerinde gerçekleşti. Böylesine yüksek maliyet artışlarının yaşandığı bir dönemde buğday ve arpaya verilen fiyatların üreticiyi tatmin etmemesi şaşırtıcı değil.

Açıklanan rakamlara bakıldığında arpada yaklaşık yüzde 15, ekmeklik ve makarnalık buğdayda ise yüzde 12 seviyesinde bir artış görülüyor. Ancak aynı dönemde temel tarımsal girdilerdeki yükseliş bunun çok üzerinde gerçekleşmiş durumda. Yani üretici, kâğıt üzerinde zam almış görünse de gerçekte alım gücü açısından geriye gitmiş oluyor.

Daha da dikkat çekici olan nokta ise enflasyon karşısındaki tablo. TÜİK’in açıkladığı yıllık enflasyon oranı yüzde 32,37 seviyesinde bulunurken, buğday alım fiyatındaki artış bunun altında kaldı. Arpadaki artış ise enflasyon oranının neredeyse yarısı düzeyinde gerçekleşti. Bu durum, sık sık dile getirilen “çiftçiyi enflasyona ezdirmeyeceğiz” söylemiyle de çelişiyor. Eğer açıklanan resmi enflasyon verileri esas alınacaksa, hububat alım fiyatlarının en azından bu seviyelerin üzerinde belirlenmesi beklenirdi.

Ancak üreticinin tepkisi yalnızca fiyatlarla sınırlı değil. Bir başka önemli sorun da ödeme süresi. TMO’nun alım sonrası ödemeleri yaklaşık kırk beş gün içerisinde yapacak olması, zaten finansman sıkıntısı yaşayan çiftçiyi daha da zor durumda bırakacak. Çünkü üretici hasadını yaptıktan sonra bankalara, bayilere ve piyasaya olan borçlarını kapatmak zorunda. Kırk beş gün bekleme lüksü olmayan çiftçi, ürününü çoğu zaman tüccara daha düşük fiyatlarla satmak zorunda kalacak.

Bu durumun sonucunda açıklanan alım fiyatlarının da pratikte bir anlamı kalmayacak. Kâğıt üzerinde 16 bin 500 lira olan buğday fiyatı, üreticinin eline çok daha düşük bir rakam olarak geçecek. Arpa ve buğdayını borç baskısıyla erken elden çıkarmak zorunda kalan çiftçi, emeğinin gerçek karşılığını alamayacak.

Tarım sektörü sadece üretim rakamlarından ibaret değildir. Bir ülkenin gıda güvenliği, kırsal kalkınması ve geleceği doğrudan üreticinin ayakta kalmasına bağlıdır. Eğer çiftçi kazanmıyorsa, tarlada kalmıyorsa ve üretimden uzaklaşıyorsa bunun bedelini yalnızca üretici değil, toplumun tamamı öder.

Bugün açıklanan hububat alım fiyatlarına yönelik yükselen itirazların temelinde de işte bu gerçek yatıyor. Çiftçi daha fazla destek, daha adil fiyat ve daha hızlı ödeme bekliyor. Çünkü üretici için mesele yalnızca bu yılın hasadı değil; gelecek yıl yeniden ekim yapıp yapamayacağıdır.

Tarlada alın teri döken üretici, bir kez daha fiyat hesaplarının ötesinde, geçim mücadelesinin tam ortasında bırakılmış görünüyor.