İslam geleneğinde çok önemli bir yere sahip olan ve Kâbe'nin doğu köşesine yerleştirilmiş kutsal bir taştır. Tarihi hakkında hem İslami rivayetler hem de tarihsel kayıtlar bulunmaktadır.
İslam inancına göre Hacerü’l-Esved, Hz. Âdem döneminden beri kutsal kabul edilir. Bir rivayete göre taş cennetten indirilmiş, ilk geldiğinde beyaz renkteyken insanların günahları nedeniyle zamanla siyaha dönmüştür.
Daha sonra Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail Kâbe'yi yeniden inşa ederken taşı bugünkü yerine yerleştirmişlerdir.
İslam'dan önce de Arap kabileleri Kâbe'ye saygı gösteriyor ve Hacerü’l-Esved'i kutsal kabul ediyordu. Kâbe'nin tamiri sırasında taşın yerine yerleştirilmesi konusunda kabileler arasında anlaşmazlık çıkmıştı.
Yaklaşık MS 605 yılında, henüz peygamber olmadan önce Muhammed bu anlaşmazlığı çözdü. Taşı bir örtü üzerine koydurdu, kabile temsilcileri örtüyü birlikte kaldırdı ve son olarak taşı kendi eliyle yerine yerleştirdi.
Peygamber Muhammed (s.a.v.) döneminde Müslümanlar tavaf sırasında Hacerü’l-Esved'i selamlamaya başladılar. Bu uygulama günümüzde de devam etmektedir.
Ömer bin Hattab'ın şu sözü meşhurdur:
"Ben senin ne fayda ne de zarar verebilen bir taş olduğunu biliyorum. Eğer Resûlullah'ın seni öptüğünü görmeseydim seni öpmezdim."
Bu söz, taşın kendisine değil Allah'ın emrine ve peygamberin uygulamasına saygı gösterildiğini vurgular.
Karmatîler Tarafından Çalınması (930)
Hacerü’l-Esved'in tarihindeki en önemli olaylardan biri, 930 yılında meydana geldi. Karmatîler Mekke'yi basarak çok sayıda hacıyı öldürdü ve taşı yerinden sökerek El-Ahsa bölgesine götürdü.
Taş yaklaşık 20–22 yıl boyunca yerinde bulunmadı. Daha sonra fidye ve siyasi görüşmeler sonucunda geri getirildi.
Tarih boyunca taş çeşitli nedenlerle zarar gördü:
Karmatîler tarafından sökülmesi sırasında parçalandı.
Daha sonraki dönemlerde yangınlar ve doğal aşınmalar meydana geldi.
Günümüzde taş, birkaç küçük parçadan oluşmaktadır.
Bu parçalar gümüş bir çerçeve içinde bir arada tutulmaktadır.
Hacerü’l-Esved bugün Mescid-i Haram içindeki Kâbe'nin doğu köşesinde bulunmaktadır.
Özellikleri:
Yerden yaklaşık 1,5 metre yüksekliktedir.
Koyu siyah-kırmızı renktedir.
Birkaç parçadan oluşur.
Gümüş bir muhafaza ile çevrilidir.
Hac ve umre sırasında milyonlarca kişi tarafından selamlanır veya uygun şartlarda öpülür.
Taşın kökeni hakkında farklı görüşler vardır:
İslam geleneği onun cennetten geldiğini kabul eder.
Bazı araştırmacılar bir göktaşı olabileceğini öne sürmüşlerdir.
Bazıları ise bazalt, akik veya başka bir doğal taş türü olduğunu düşünmektedir.
Ancak taşın bilimsel incelemesi yapılmadığı için kökeni kesin olarak bilinmemektedir.
Hz. Âdem dönemi: İslami rivayetlere göre cennetten indirildi.
Hz. İbrahim ve Hz. İsmail dönemi: Kâbe'nin inşasında yerine yerleştirildi.
MS 605: Muhammed (s.a.v.) tarafından kabile anlaşmazlığı çözüldü.
630: Mekke'nin fethi sonrası İslam'ın kutsal emanetlerinden biri olarak korundu.
930: Karmatîler taşı çaldı.
Yaklaşık 951–952: Taş Mekke'ye geri getirildi.
Günümüz: Kâbe'nin köşesinde muhafaza edilmektedir.
Hacerü’l-Esved'in erken dönem tarihi büyük ölçüde dini rivayetlere dayanırken, 7. yüzyıldan sonraki tarihi olaylar hem İslam kaynaklarında hem de çeşitli tarihî kayıtlarda yer almaktadır.